Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Kanal 78′e Verdiği Mülakat-3 Şubat 2011
CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Kanal 78’e Verdiği Mülakat
3 Şubat 2011
Örgütünüz çok iyi çalışıyor. Başarılı çalışmalar yapıyor. Karabük yönetimimizi ziyaret ettik. Sonra Safranbolu’daki ilçe yönetimimizle görüştük. Ticaret odasını ziyaret ettik Karabük’te. Safranbolu’da ADD’yi ziyaret ettik. Çok yoğun gündem oldu, arkadaşlarımız başarılı şekilde çalışıyorlar. Umuyorum ki seçimlerde de çok başarılı olacak CHP, Karabük’te de diğer ilçelerde de.
Aslında Karabük Türkiye açısından son derece önemli bir kentimiz. Sanayinin başlangıcının olduğu illerimizden biri. Demir – çelik sanayinin kalbi. Türkiye’de daha sonraki demir-çelik sanayilerine baktığımız zaman hepsi Karabük’ten yetişen uzmanlarımızla, mühendislerimizle, uzman işçilerimizle geliştirilmiş. Karabük o açıdan son derece önemli. Haddehaneler. Sadece Kardemir yok çok sayıda haddehaneler var. Şimdi burada gördüğümüz birkaç tane temel sorun var. Bir kere nüfus azalıyor. Haddehanelerin ve iş sahasının azalması bunun en önemli nedenlerinden biri. İşsizlik çok fazla. Yani yatırım henüz çözülmemiş. Daha demiryolu bağlantıları her tarafa tam konulamamış. CHP iktidar olunca ne yapacak? Ülke çapında ne yapacağımız belli. Programımız var, ilkelerimiz var ama il bazında ilçe bazında ne yapacağız? Burası gerçekten hem sanayi merkezi, hem Safranbolu gibi turistik açıdan çok değerli, tarihi açıdan, kültür açısından çok değerli mirasımız var burada. Bunu değerlendirmek için alt yapı yeterli değil. Çaycuma’da havaalanı var ama jet uçakları inemiyor, uygun değil. Eksik yapılmış. Üstelik kış aylarında hiç çalışmıyor bildiğim kadarıyla. Geçenlerde Bartın’a da gittik. Havaalanını da gördük. Bu gibi eksikleri gidermek lazım. Deniz ulaşımı zayıf. Karabük üzerinden limanlara ulaştığınız zaman, bu yol zayıf. Özellikle yolcu ulaşımı yok. Osmanlı İmparatorluğu’ndan bu yana ilk defa bu hükümet zamanında Karadeniz’e yolcu seferleri durduruldu. Bunu bir eksiklik olarak görüyorum. Karayolu daha tam bitmemiş. İstanbul- Ankara yolu bağlantısı. Bir bölümü güzel ama bir bölümü hala yapım halinde. Onların bitirilmesi lazım. Üniversite sorunu var. Üniversitenin genişlemesi projeleri çok güzel, olumlu. Ama bunun çok zaman alacağı anlaşılıyor. Yurt sorunu var gençlerin. HES’ler var. Burada bazı HES’lerin çevreyi zarara uğratacağı yolunda endişeler var. Yenilenebilir enerji alanında Karabük’te fazla bir faaliyet görmedik. Varsa da ben fazla bir bilgi edinemedim. Türkiye’nin birçok yerinde rüzgar enerjisi türbinleri var. Çiftlikleri var. Bu bölgede yok. Yani yapılacak çok şey var. Karayolu bağlantısı, İstanbul ile sahil yolu henüz yapılmamış. Doğusunda yapılmış ama batısında yapılmamış. Ama en önemlisi işsizlik, yoksulluk, emeklilerin durumu, çalışanların durumu, tarım ve hayvancılıkta destekler yetersiz, teşvikler açısından Karabük hak ettiği desteği alamıyor devletten. Bunu da anlıyoruz. Komşu illere daha fazla destek verilmesi sanayinin oralara kaymasına yol açıyor. Karabük’ten çıkan önemli iş adamları var fakat onların da bölgeye yatırımı yeterli değil, teşvik edilmesi lazım. Tüm bunlar birbirine bağlı. Alt yapı yatırımları, havaalanı, demiryolu bağlantıları, hızlı metro gibi projeler gerçekleşirse yatırımcı daha çok gelir. Turist daha çok gelir. Esnafın durumu iyiye gider. Esnafın çok sıkıntılı olduğunu görüyoruz. Ama hiçbir zaman umudumuzu kaybetmemek lazım. Türkiye çok daha zor koşullarda önemli işler yaptı geçmişte. Bu seçimler bizim için çok önemli, ülke için önemli. İnanıyoruz ki seçimlerden sonra CHP iktidara geçince bu meselelerin hepsini makul bir süre içinde çare bulmak için elinden geleni yapacaktır.
Ölenlere Allahtan rahmet diliyorum, yaralılara acil şifalar. Ailelerine de başsağlığı diliyoruz, geçmiş olsun diyoruz. Tabi Ankara Valisi’nin söyledikleri doğrudur. Şu anda hayatını kurtarmamız gereken insanlar var. Birinci önceliği ona vermemiz gerekiyor. Bu operasyon bittikten sonra değerlendirme mutlaka yapılacaktır. Güvenlik tedbirleri yeterli miydi, ihmal var mıydı? Çünkü can kaybının bu kadar yüksek olduğu yerlerde bir ihmal aramak gerekiyor.
Ticaret odasının çok iyi çalıştığını görüyorum. Orada birkaç temel sorun var bir tanesi bu haddehanelerin sayısında azalma olduğunu görüyorum. İkincisi Kardemir’de çalışanların sayısında özelleştirmelerden sonra çok büyük bir azalma var. Üçüncüsü nakliye sorunu var. Demir-çelik ürünlerinin Türkiye ve dünya pazarlarına ulaştırılması için yeni demiryolu bağlantılarının yapılması lazım. İş adamlarımız da bunu bekliyor. Denizyolu bağlantıları, Zonguldak ya da Bartın üzerinden daha etkin şekilde yapılabilir. Avrupa’da böyle ağır malların taşımacılığının en ekonomik yolu nehir taşımacılığı. Tuna’ya çok yakınız. Tuna üzerinden Avrupa’daki sistemler birbirine bağlıdır. Bu bağlantı kurulabildiği takdirde, bizim demir-çelik sanayi ürünlerimizi Avrupa’daki pazarlara çok daha kolay taşıma şansımız olacak. Tekstil sanayinin de maalesef çok gerilediğini öğrendik. Tekstil hem büyük bir potansiyeldi, hem istihdam yaratıyordu, iş sahası yaratıyordu. O yüzden tekstil alanındaki gerilemelerin sebeplerini de bulup çıkartmak lazım, çözüm bulmak lazım. HES’ler, enerji problemleri, taşımacılık, demir-çelik cevheri buraya Sivas’ın Divriği ilçesinden geliyor, fakat bu gelen cevheri taşıyacak alt yapı yetersiz, demiryolu, vagon sayısı yetersiz. Sivas’ta bir demiryolu fabrikası var eskisi kadar vagonları inşa edemiyorlar. Sorunlar biraz birbirine bağlı. Bir sorun çözülse başka bir sorunun çözülmesinde yardımcı olacak. İş adamlarımız dünya pazarıyla çok ilgililer. Yabancı ülkeleri ziyaret etmişler. İhracatımız pek çok ülkeye Karabük’ten yapılıyor. Devletin daha fazla destek olması lazım, teşvik vermesi lazım, burayı ayağa kaldırmak için gayret etmesi lazım. Düşünün ki 3 milletvekili çıkarırken evvelce Karabük, şimdi 2 çıkaracak. Çünkü nüfus azalıyor. Niye nüfus azalıyor? İstihdam yeterince yapılamıyor. Niye yapılamıyor? Yatırım yeterince gelmiyor. Niye gelmiyor? Yeterince alt yapı yok. Hepsi birbirine bağlı sorunların. Bu bölgeye bir bütünlük içinde bakmak lazım. Filyos Projesi öteden beri düşünülen, tasarlanan bir proje. Bu proje geliştirilse bütün bu bölge kalkınacak. Civardaki bütün illere katkısı olacak. Niçin bu projeyi hala hayata geçiremedik? Yani bunun üzerinde çalışmamız lazım, yapacak çok şey var.
Bu sorunlar bölgesel çekişmeler çerçevesinde değil de bölgenin tamamının menfaatleri açısından değerlendirmek lazım. Bölgesel kalkınma projeleri var. Mesela eski Doğu Almanya ile Çek Cumhuriyeti ve Polonya arasında böyle bir gelişme, kalkınma bölgesi projesi var. Buna benzer bir çalışmayı biz en azından kendi ülkemiz için bu bölgede gerçekleştirebiliriz. Karadeniz’in doğusuna daha fazla alt yapı yapıldığını görüyoruz. Batısına oradaki hataları tekrarlamadan, çevreyi bozmadan, şehirlerle denizin bağlantısını kesmeden bağlantılar yapabiliriz. Sinop ile İstanbul arasında sahili bozmadan bir yol projesi mutlaka yapmak lazım. Ama bu Filyos Projesi gerçekleşirse sanıyorum ki bütün bölgenin kalkınması için adım olacaktır.
Avrupa ülkelerinde özelleştirme belli kurallara bağlıdır. Yani biz devlete ait bir tesisi özel sektöre verelim o nasıl çalıştırırsa çalıştırsın denilmiyor. Özelleştirmeden önce yatırım yapacak firma, ne kadar yatırım yapacak, hangi teknolojiyi getirecek, ne kadar istihdam yaratacak tespit ediliyor önceden, öyle getiriliyor. Bizde bu işler biraz sanki devlete gelir sağlamak için yapılıyormuş gibi yapılıyor. O yüzden Avrupa’daki gibi başarılı olamıyoruz özelleştirmelerde. Bazı tesisler çalışamıyor, düşük kapasite ile çalışıyor, fason çalışıyor. Benim kanaatimce bu Batı Karadeniz bölgesi hak ettiği gelişmişlik düzeyinde değil. Ülkemizin birçok bölgesi, Denizli, Gaziantep, Kahramanmaraş, vs. ciddi bir kalkınma süreci var. O süreç denize bu kadar yakın olan, insanları iyi yetişmiş olan, iyi eğitimli olan bir bölgede, ne yazık ki olamıyor. Anadolu kaplanları niçin buradan çıkmıyor mesela? Burası da Anadolu değil mi? Maraş’a nazaran burası coğrafi açıdan daha iyi, eğitim düzeyi çok yüksek, Karabük’te çocuklarımız Türkiye’de ilk 10.000 içine giriyorlar. Bu bölgeyi öncelikli bir proje olarak devlet düşünmemiş uzunca bir zamandan beri. Yeterince düşünmediği kanaatindeyim.
Grevler. Bir kere grev işçinin hakkı. Bütün demokratik ülkelerde grev hakkı var. Grev oldu diye bir hükümet bir tesise, işçilere veya bölgeye küsemez buna hakkı yok. O bölgenin gelişmesine mani olmaz bu durum. Yani siz işçinin haklarını verirseniz onlar durup dururken niye grev yapsınlar? İkincisi bir takım hukuki süreçlerden geçildiği doğru. Sürece bakmak lazım. Karabük eski bir tesis, tamam ama zamanında yeterli yatırım yapılmış mı buraya? Bu tesisin modernleşmesi için yeterli yatırım yapıldı mı? Sizin de dediğiniz gibi buradaki istihdam yarıya düşmüşse sorun var demektir. Burası daha iyi işleyen, işçi başına üretim miktarı yükselen bir yer mi? İşçi sayısı azalan bir yer mi? İşçi sayısı azalmış burada. Bu konulardan hükümet sorumludur. Dünyanın hiçbir ülkesinde bir bölgenin kalkınmamasından muhalefet sorumlu tutulamaz. Muhalefetin görüşleri vardır, fikirleri vardır. Esas sorumluluk hükümete aittir. Şimdi moda oldu Türkiye’de, hükümetin bir konuda başarısızlığı ortaya çıkınca aman muhalefet de ne yapıyor, oldu. Ne yapacak? İşte şimdi yaptığımız gibi gerçekleri tespit ediyor. Çare gösteriyor size. Doğu ile Batı Almanya birleştirildiği zaman Doğu’da kalan tesisler vardı. O tesislerin bazıları 1000 marka özelleştirildi. Ama öyle koşullar getirdiler ki alanlara, o tesisi bir anda ayağa kaldırdılar. Yapamazsanız geri alırız dediler ve aldılar. Koşulları yerine getirmediler diye. Burada üzerinde duracağımız konu, bu bölgeyi nasıl kalkındırırız? Suçlayarak bir çare olmaz. Siyasi partilerinin somut proje hazırlamaları lazım. Bizim Türkiye çapında projelerimiz var. Parti programını okursanız ülke çapında ne yapacağımız belli. Ama her ilimizde, ilçemizde, bölgemizde, ne yapacağımızı somut projelerle ortaya koymalıyız. Karabüklü vatandaşlarımız bilmeli ki CHP, iktidara geldiğinde Karabük’te şunları yapacak. Demiryolu, demir-çelik, tekstil. İl ve ilçe örgütlerimizin bu çalışmayı yapıp partiye proje taslağı gibi öneride bulunmaları gerekir. Burası büyük bir servet Türkiye hesabına, tarihiyle, doğasıyla, kültürüyle, alt yapısıyla, coğrafi yakınlığıyla büyük merkezlere.
Üretimi artıracaksınız. Demir-çelikte ölçü şudur, kişi başına ton-yıl. 1 yılda kaç ton? Dünyada bu konuda standartlar var. En ileri standartlar Japonya’da. Biz bunun neresindeyiz? Eğitimimiz mi, teknolojimiz mi, tedbirlerimiz mi eksik? Bu gibi konuları bazen Türkiye’de partiler arası çekişme konusu gibi yansıtıyor bazıları. Doğrusu aslında ülkenin çıkarı neyi gerektiriyor? Birbirimize destek olmalıyız. Biz sizden daha iyisini yapacağız dediğimiz zaman nasıl yapacağız? İşin bir de yoksulluk boyutu var. İnsanlar işsiz kalmışsa sorumlusu işsiz kalan insanlar değil. O zaman devlet nasıl destek olacak? Aile sigortası sistemimiz var mesela. Aç kalmasın aileler diye. Ayda 600 civarında maaş alıyor, nasıl geçinecek? Ulus ilçesi, Bartın’ın, orada dediler ki fabrikalar zor ayakta duruyor. İşçiler zaten askeri ücretle çalışıyor, bu ücretten her ay aldığı paranın 200 lirasını geri alıyormuş firma. Yoksa kapatacaklar. Adam buna bile razı. Adıyaman’da da aynı şeyi söylediler. Bunlar sosyal devlet için olmaması gereken şeyler.
Kayıt dışı istihdamda Türkiye Avrupa’da 1 numaradır. Bu ekonomi için ciddi bir hastalıktır. Bizden sonra Yunanistan geliyor. Yunanistan’ın ne hale geldiğini gördünüz. O zaman kayıt dışı ekonomiyi kayıt içine alacaksınız. Belki sıfır yapamayacaksınız ama büyük ölçüde kayıt içine alacaksınız. Başka ülkeler nasıl çözmüşse siz de öyle çözeceksiniz. Türkiye’nin sorunu bence iki kelimedir, “kötü yönetim”. Ülke iyi yönetilmiyor. Türkiye bugün dünyanın 16. büyük ekonomisidir. Toplam GSMH’da biz dünyada 16, Avrupa’da 6. sıradayız. İngiltere, Fransa, Almanya, İtalya, İspanya, Türkiye geliyor. Ama kişi başına gelirde birkaç sene önce dünyada 63. sıradaydık şimdi 80. sıraya düştük. Zengin bir ülkenin fakir çocuklarıyız. Yoksulların bir kusuru yok. Bu kadar zengin bir ülke daha iyi yönetilse bu kadar yoksul insan olmaz. Gelir dağılımı bozuk. Türkiye’de GSMH’nın yaklaşık %50’si nüfusun en zengin %20‘sine gidiyor, nüfusun en fakir %20‘sine sadece %5’i kalıyor. Halkın 15 milyonu İspanya’nın ortalama hayat düzeyinde yaşıyor. En fakir 15 milyon insanımız da Kırgızistan’ın, Fas’ın hayat düzeyinde yaşıyor. Gelir dağılımı sisteminin düzeltilmesi lazım. Sosyal devlet politikası lazım. Anayasamızın değişmez maddelerinden bir tanesidir. Sosyal Hukuk devletinin gereği gelir dağılımını daha adil hale getirmektir.
Sosyal barışı sağlamanın iki tane yolu var. Bir tanesi pastayı büyüteceksiniz. Devletin üretimini, sanayinin üretimini büyüteceksiniz. İkincisi de kayıt dışı ekonomiyi azaltıp, vergi sistemini düzenleyeceksiniz. En çok kazanandan en çok vergiyi, en az kazanandan en az vergiyi alacaksınız. Bütün dünya ülkelerinde kabaca uygulanan sistem budur. Bunun dışında genel ekonomik politika var. İstihdamı artırıcı önlemler, teşvik politikaları, istihdamı artıcı sektörlere ağırlık vereceksiniz. Biz programımızda da bunları yazdık. Hem ülke genelinde bu çareyi ararken hem de yerel düzeyde bu çareyi arayacaksınız. Bunu yapmak için bu işi en iyi yapacak insanları en önemli yerlere getireceksiniz. Biz muhalefet olarak hükümeti eleştiririz ama başarılı oldukları yerleri de kabul etmek lazım. Mesela THY’de daha büyük bir filomuz var, daha çok insan taşıyoruz, daha çok yere uçuyoruz. Demek ki yapılabiliyor. Aynı uzmanlığa sahip başka sektörler yok mu? Uzmanlarımız, personelimiz sadece hava yollarında mı var? Başka sektörlerde yok mu? Var. Onları kullanacaksınız. Sadece benim görüşümdeki insanları belli yerlere getirmeyeceksiniz, en yetenekli insanları getireceksiniz.
İradi işsizlik var, çalışacak adam yok. Almanya’da II. Dünya Savaşı’ndan sonra yaşanmıştı mesela. Adamlar maden gibi sektörlerde çalışmak istemediler. Ağır işlerde yok. Türkiye’de ise durum farklı. Çalışmaya hazır olduğu halde iş bulamayan insanlar çok. Yetişkinler arasında ve gençler arasında çok yüksek. Üniversiteyi bitirmiş, iş yok. İtfaiye personeli arıyorsunuz üniversite mezunları müracaat ediyor.
Ailede hiç kimsenin işi yok, o aileye sosyal yardımı yapacaksınız. Ama o ailede insanlar iş bulmaya başladıkça yardımı azaltacak ve böyle düzenleyeceksiniz. Şimdi somut olarak bakacak olursak bu bölgede mesela gemi yapım sanayi var, bu işte yetişmiş insanlar var, çok kaliteli iş yapabiliyorlar. Ben gittim yaptıkları yeri gördüm. Hiçbir teşvik tedbiri yok. Diyorlar ki devlet bir parça destek olsa, kooperatif yoluyla, başka yollarla, burada çok geniş bir çalışma alanı yaratılabilir. Ama şu anda topu topu 3-4 motor imal ediliyor.
Sadece il bazında değil, sektör bazında düşünmek lazım. Siz Türkiye’de hangi sektörleri geliştirmek istiyorsunuz? Elektronik mi? Ona yönelik teşvikleri o zaman her yere ileteceksiniz. Bursa Türkiye’nin ikinci büyük sanayi kenti ama hiç teşvik alamıyor. Adam buraya yatırım yapmasın mı? Kütahya’da var, Bursa’da yok. Kütahya ile Bursa sınırında bir fabrika vardı 100 metre daha Kütahya’dan yana olsa alacak, alamadı teşvik kapattı fabrikayı. Siz devlet olarak mantıksız kurallar uygularsanız herkes zarara uğrar. Biz iktidara gelince teşvikleri sektörel olarak uygulayacağız. Her yerde yatırım yapmış insanın bu teşviklerden bir şekilde yararlanmasını sağlayacağız. Özel sektör bölgeye gitmiyorsa, Güney Doğu’da fabrika yapmayacağım diye, olmaz bu yanlış. Özel sektör gitmiyorsa siz devlet olarak yapacaksınız. Başbakan diyor ki ben burada fabrika yapmayacağım, yapmazsanız bu hale gelir. Gidin bakın Hakkari’nin haline. Bir tane fabrika, bir tane tesis yok.
İhracat boyutunu da düşünmek lazım tabi ama özel sektörün girmediği yere devle olarak siz gireceksiniz. Bu insanları kaderiyle baş başa bırakmak yok. Birçok yerde KİT’ler vardı. Et-Balık Kurumu var. Doğu Anadolu’da hayvancılık önemi. Siz bunu kapattığınızda tesisi de kapatıyorsunuz. Devlet teşvik olsun diye bu KİT’leri kurmuş. Özel sektör yapabiliyorsa ne ala. Ama yapmıyorsa başka sebepleri varsa devlet yapacak. Hakkari Türkiye’nin en fakir yerlerinden biri, en zengin nikel yatakları orada. İran sınırı ile Şırnak arasındaki bölgede 16 tane çok zengin nikel yatağı var. 1 tanesi çalıştırılıyor. Özel sektör gitmiyorsa sen gideceksin. Petrol var. Hakkari Van yolunda petrol bulunmuş, bölgedeki koşullar falan diye kapatmışlar üstünü betonla.
Güvenlik koşulları onun için biz de diyoruz ki her konu birbirine bağlı. Niçin Güneydoğu’ya gitmiyor özel sektör, ilgilenmediği için mi? Hayır. Güvenlik koşullarını kim yerine getirecek? Devlet. Nasıl? Terörün kaynağı olan Kuzey Irak’taki terör kaynağını bertaraf edeceksiniz. Önce diplomasi yoluyla. Suriye’de nasıl yaptık? Öcalan’ı nasıl çıkarttık? Asker mi soktuk Suriye’ye? Terör kamplarını nasıl kapattık? Etkin strateji uyguladık. Ben Dışişleri Müsteşarı idim o sırada, Suriye’ye şimdiye kadar görmediği bir nota yazdık önce, gayet sert. Üst düzey bütün temasları kestik. Kara Kuvvetleri komutanı sert bir demeç verdi sınıra yakın bir bölgede. Ondan sonra tüm terör merkezlerini kapattılar, Öcalan’ı çıkardılar ülkeden. Suriye ile tüm ilişkilerimiz düzeldi. Niye yapamıyorsunuz Irak’a bugün? Demek ki Irak ve ABD’yi ikna edemiyorsunuz diplomasi yoluyla. Zoru görünce bir anda değiştiler. Alttan alıcı politikalar yerine devlet olarak ağırlığınızı koyacaksınız. Kuzey Irak’ın benzeri dünyanın hiçbir yerinde yoktur. Dünyanın neresinde varsa o terör örgütü ile ilgili mücadele eden bir güvenlik gücü var. Kuzey Irak hariç. Ne Irak, ne ABD hükümeti, ne Barzani ne de Talabani mücadele ediyor. Serbest bir bölge gibi. Siz oradan terörü bertafar edeceksiniz ki ülkeniz rahat etsin, Güneydoğu rahat etsin. Terörle müzakere edilmez mücadele edilir. Adamın elinde silah olacak, parmağı tetikte olacak, her şeyi ayrı olacak, böyle olur mu? Devlet içinde devlet istiyor. Yapmazsan silah elimde, Türkiye’yi tekrar kana boğarım diyor. Siz devlet olarak tehdit altında icraat yapabilir misiniz? O teröristlerin merkezi neresi ise o hükümetin o terörü bertaraf etmesini sağlayacaksınız. Diplomasi ile beceremediyseniz sizden önceki hükümetler nasıl yapmışsa siz de öyle yapacaksınız. AKP iktidara geldiğinde biz yılda 6 şehit veriyorduk. 2010 yılında bunun 20 mislini verdik. Niçin? Çünkü siz daha önceki hükümetler kadar bu konuda kararlı gidemediniz. Meclisten yetki istediniz yetki verdik size daha ne istiyorsunuz? Hukuk sizden yana. Askeri gücünüz var. Daha ne? 8 yılda 1 kere kara operasyonu yapabildiniz 7 gün. 8. günde Amerikan Savunma Bakanı Robert Gates açıklama yaptı, derhal askerlerinizi geri çekin yoksa hava istihbaratınızı keseriz dedi. Buna karşı ne tepki gösteriyorsunuz devlet olarak?
Bu belge Belgeler arşivinde bulunmaktadır.