CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in RTÜK Kanun Tasarısı Madde 7 İle İlgili Genel Kurul Konuşması-15 Şubat 2011

Bursa Milletvekili Onur Öymen’in RTÜK Kanun Tasarısı Madde 7 ile ilgili Genel Kurul Konuşması
15 Şubat 2011

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; geçici 7’nci maddeyle Türkiye’nin Avrupa Birliğine üye olmasına bağlantılı olarak 15’inci ve 19’uncu maddelerin yürürlüğe konulması önerilmektedir.
Değerli arkadaşlarım, keşke Avrupa Birliğine tam üye olsaydık da buna benzer maddeleri görüşseydik ama Sayın Başbakan bile söylüyor, “Türkiye’yi üye yapacak mısınız, yapmayacak mısınız, artık kararınızı verin.” diyor. Ne yazık ki şu anda Türkiye’nin üyeliği yakın bir ihtimal olarak gözükmüyor. Onun için biz bu maddenin geri çekilmesini öneriyoruz ama bir şey bizi memnun etti. Bu metnin içinde Avrupa Birliğinden söz edildiğine göre demek ki Hükûmet Avrupa Birliği ilkelerine ilgi duyuyor. Şimdi, metne bakıyoruz. Acaba metin Avrupa Birliği ilkeleri doğrultusunda mı hazırlanmıştır? Size bir örnek vereceğim. Mesela esas 7’nci maddeye bakıyoruz. 7’nci maddenin başında o kadar özgürlükçü hükümler var ki “Savaş da olsa, terörist saldırı da olsa ifade hürriyeti, basın hürriyeti kısıtlanamaz; haber alma hürriyeti, ifade hürriyeti kısıtlanamaz.” diyor. Çok güzel. Altına bir madde koyuyor: “Ama kamu düzeninin tehlikeye düşebileceği yolunda şüpheler olursa Başbakan veya tayin edeceği bakan yayın yasağı koyabilir.” diyor.
Şimdi, değerli arkadaşlarım, bu yöntem maalesef demokrasi adı altında yaşayan fakat demokrasiden rahatsız olan hükûmetlerin başvurduğu yöntemdir. Önce bir özgürlük vadedeceksiniz, arkadan kısıtlama maddesi getireceksiniz. İşte, bu metinde yapılanlar bunlardır. Yani siz takdir edeceksiniz, siz hüküm vereceksiniz, siz uygulayacaksınız. Metin bunu söylüyor.
Şimdi, maalesef, son yıllarda, son aylarda, son günlerde basın üzerinde, yayın organları üzerinde büyük bir baskı olduğunu görüyoruz.
Değerli arkadaşlarım, son zamanlarda Hükûmete muhalif yayın yapan 4 televizyonun kurucusu veya yöneticisi, sahibi gözaltına alınmıştır. Üç televizyon kapanmak zorunda bırakılmıştır, üçü de muhalif, bir tanesi satılmak zorunda bırakılmıştır. Son olarak, önümüzdeki günlerde yeni bir kanal açmak üzere olan bir İnternet programı yöneticisi, İnternet gazetesi yöneticisi olan değerli gazeteci Soner Yalçın ve arkadaşları dün gözaltına alınmıştır.
Değerli arkadaşlarım, bütün bunlar tesadüf olabilir mi? Diyelim ki bunlar tesadüf, peki, dünya nasıl görüyor bizim basın özgürlüğümüzü? Freedom House, ünlü Freedom House örgütüne göre, değerli arkadaşlarım, basın özgürlüğünde dünyada 106’ncı sıradayız, Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü’ne göre dünyada tam 122’nci sıradayız. Dünya bizi böyle görüyor. Acaba, bu örgütlerin, bu uluslararası örgütlerin yöneticileri, sahipleri, sakın onlar da Ergenekon örgütüne üye olmasınlar veya bir darbe hazırlığı içinde olmasınlar? Nasıl oluyor Türkiye’yi bu kadar geride görüyor bütün dünya basın özgürlüğünde? Biz basın özgürlüğüne saygılıyız ama kimse farkında değil, böyle mi diyeceğiz?
Değerli arkadaşlarım, başka ülkelerde de benzeri durumlar oldu, yargı hataları oldu, bu yargı hatalarına karşı çıkanlar oldu. Ünlü Dreyfus Davası’nı hatırlayınız. Hükûmetin, belli çevrelerin baskısı altında mahkeme Dreyfus’u mahkûm ediyor, ama orada cesaretli insanlar var. Emile Zola diye bir insan çıkıyor ve yıllarca mücadele ediyor, sonunda bağımsız bir mahkeme bunun hata olduğunu kabul ediyor, beraatına karar veriyor yıllarca hapis yatırdıktan sonra.
Bugün Dreyfus’u mahkûm eden hâkimlerin ismini hatırlıyor musunuz? Ama Dreyfus’un adı ve aynı zamanda Emile Zola’nın ismi unutulmazlar arasındadır.
Siz şu tesadüfe bakın ki 6 Şubat günü Soner Yalçın’ın yazdığı yazının başlığı şöyle: “Türkiye’de Bir Emile Zola Yok.”
Değerli arkadaşlarım, huzurunuzda ifade ediyorum, haksızlıklara karşı, baskılara karşı, özgürlükleri sınırlayacak girişimlere karşı bütün Cumhuriyet Halk Partililer birer Emile Zola’dır. Herkesin bundan haberi olsun.
Değerli arkadaşlarım, sizi uyarmak istiyoruz: Tuttuğunuz yol yanlıştır. Size muhalif olanları ülke düşmanı gibi görmekten vazgeçiniz, demokrasiyi tahrip etme yoluna gitmeyiniz ve şunu unutmayınız ki, karanlığın en yoğun olduğu an sabahın en yakın olduğu andır.
Yüce Meclisi saygılarla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.