CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Seçim Çalışmaları Kapsamında Gittiği Bartın-Amasra’da Basına Verdiği Mülakat- 21/22 Ocak 2011

CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Seçim Çalışmaları Kapsamında Gittiği Bartın-Amasra’da Basın İle Yaptığı Mülakat

21-22 Ocak 2011

Şimdi bu Lübnan, Tunus ve Irak ile ilgili sorular sordular arkadaşlarımız. O konuda kısaca birkaç cümle söyleyeyim. Biz Orta Doğu’da Türkiye olarak öteden beri barışın ve istikrarın hüküm sürmesini isteriz. Dikkat ettiğimiz konulardan biri nasıl biz Türkiye olarak diğer ülkelerin bizim iç işlerimize karışmalarını istemezsek biz de başka ülkelerin iç işlerine karışmayız. Şimdiye kadar hiç karışmadık. Ama şimdi maalesef Sayın Dışileri bakanının Beyrut’ta yaptığı temaslar, doğrudan doğruya bire bir Lübnan’da hükümet kurma çalışmalarına müdahale etmektir. Bu bizim hiç yapmamamız gereken bir şeydir. Aksi takdirde başka bir ülke sizin hükümet kurma çalışmalarınıza müdahil olursa ne diyeceksiniz? Üstelik Lübnan’ın özellikleri var. Lübnan’da mecliste grubu olan bir siyasi parti aynı zamanda bir milis gücüne sahiptir. Ellerinde roketler var. Zaman zaman İsrail’e, sivil yerleşim merkezlerine saldırılar düzenliyorlar. Bu parti hükümette temsil ediliyordu. Oradan bakanlarını çekti kriz oradan çıktı.

Şimdi Türkiye’nin hangi ülke olursa olsun başka bir ülkenin  iç politikasına hükümet oluşturma çabalarına müdahale etmesini biz son derece sakıncalı buluyoruz. Bugün bazı insanlar bundan memnun olabilir ama yarın pek çok insan ve parti bundan şikayetçi olur. Onun için biz bunu çok yanlış bir atılım bir adım olarak görüyoruz.

İkincisi Tunus’taki gelişmeler. Değerli arkadaşlarım dünyada demokrasi son 20-25 yılda pek çok yerde gelişti. Doğu Avrupa’da gelişti, Latin Amerika’da gelişti,  Afrika’da gelişti, Uzak Doğu’da gelişti. Bir tek Orta Doğu’da gelişemedi acaba neden? Bu sorunun cevabını bizim çok iyi düşünmemiz lazım. Çünkü bazı büyük devletler maalesef Orta Doğu’da yerin altındaki servetle daha çok meşguller yerin üstündeki insanların özgürlüklerine nazaran. O bakımdan bunun çok uzun bir tarhi var İran’da Musadık’ın ölümünden bu yana. Bizim temennimiz Orta Doğu’ya da demokrasinin gelmesi ve yerleşmesidir. Tunus halkı kaderine sahip çıkmıştır ve otoriter bir rejimi devirmiştir. Bundan sonra bunun başka ülkelere yansıması olur mu olmaz mı? Nasıl olur? Bunu zaman içinde göreceğiz.

Irak’taki duruma gelince değerli arkadaşlarım,  Irak’taki durum dünyanın hiçbir yerinde örneği olmayan bir durumdur. Kuzey Irak’ta bir terör örgütü var, terör örgütünün karargahı var, liderleri var, eğitim kampları var, her şeyi var. Fakat bu terör örgütü ile mücadele etmekle görevli bir güvenlik gücü yok. Dünyada bunun hiçbir yerde örneği yok. Dünyanın neresinde bir terör örgütü varsa onunla mücadele etmekle görevli bir güvenlik gücü vardır. Irak’ta ne Irak hükümeti bunu yapıyor ne Amerikalılar yaptı, ne Kuzey Irak’taki yerel yönetim yapıyor, ne de Türkiye’nin yapmasına izin veriyorlar. İşte sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Eğer Kuzey Irak’tan terör bertaraf edilebilirse, Türkiye’de de bugün yaşadığımız terör sıkıntılarını büyük ölçüde aşma imkanımız olacaktır. Nitekim biz bunu bitme noktasına getirmiştir 2002 yılında, bir yılda toplam 6 sehit veriyorduk. Şimdi yılda verdiğimiz şehit bunun  20 mislidir. Türkmenler, oradaki soydaşlarımız çok büyük sıkıntı içindedirler. Gerek Kerkük’te gerek Telafer’de çok büyük taaruzlara uğradılar. Çok sayıda insan kaybettiler. Can güvenliklerinden yoksun olarak yaşıyorlar ve orada, Irak’ta çok uzun yıllardan beri sahip oldukları hakları birer birer kaybediyorlar. Irak anayasasına göre orada bir seçim yapılacak, sayım yapılacak önce, sonra yerel seçim yapılacak. Neticede Kerkük’ün belli bir etnik grubun denetimi altına girmesi hedefleniyor. Bunu açıkça da ifade ettiler bazı yerel yöneticiler. Biz orada Türkmenlerin haklarını, çıkarlarını korumak zorundayız. En mütevazi hesaba göre bizim Kuzey Irak’taki soydaşlarımızın sayısı Kuzey Kıbrıs’taki soydaşlarımızın sayısının 15 katıdır. Onun için biz nasıl Kıbrıs’ta yaşayan soydaşlarımızın haklarına, çıkarlarına, menfaatlerine sahip çıkıyorsak, onalara yardımcı oluyorsak, destek oluyorsak, başka ülkelerdeki soydaşlarımızı da görmezden gelemeyiz,   o ülkenin iç işlerine karışmadan, insan hakları çerçevesinde, onların da haklarının korunması için elimizden geleni yaparız. Şimdi kilit kelime iç işlerine karışmaktır. Hiçbir ülkenin iç işlerine karışmayacaksınız, topraklarında gözünüz olmayacak ama insan hakları açısından bu konuyu değerlendireceksiniz. Nasıl başka ülkeler Türkiye’deki insan hakları meseleleri ile ilgileniyorlarsa, biz de başka ülkelerde yalnız bizim soydaşlarımızın değil başka insanların insan hakları ile ilgilenmeliyiz. Unutmayınız ki halkı müslüman olan 54 ülke içinde bir tek Türkiye gerçekten laik ve demokratik bir ülkedir. Bu özelliğimizin değerini bilmemiz lazım.


Bu belge Belgeler arşivinde bulunmaktadır.