Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Star TV’ye Füze Kalkanı İle İlgili Verdiği Mülakat

BURSA MİLLETVEKİLİ ONUR ÖYMEN’İN STAR TV’YE FÜZE KALKANI İLE İLGİLİ VERDİĞİ MÜLAKAT

İşte İran’ın adı bildiriye girmedi böylelikle bir zafer kazandık. Şimdi burada neresinden tutturalım? Madde 1: bundan önceki NATO zirvesi yapılırken; Washington’da 1999’da bundan önceki Stratejik Konsept kabul edildiğinde İran’ın elinde yine bu füzeler vardı. Yine bir tehdit unsuruydu ama o zaman da ismi zikredilmemişti. İkincisi, 2008–2009 NATO Bakanlar Konseyi bildirilerinde de, füze tehdidi zikrediliyor, İran ismi zikredilmiyor. Yani ismen zikredilmemesi yeni bir şey değil. Şimdi bunu mukabil, gerek başkan Obama, gerek NATO Genel Sekreteri Rasmussen, defalarca bu füze tehdidinin İran’dan kaynaklandığını söylediler. Başkan Obama geçen sene de söyledi, bu senenin başında da söyledi. Rasmussen bu sene Mart ayında söyledi, 17 Eylül’de söyledi, yani bu konuda bir tereddüt yok kimsenin kafasında. Amerika’nın eski Dışişleri Bakanı Albright’ın başkanlığında bir komite kuruldu. Akil adamlar grubu. Bu grup Stratejik Konsept ile ilgili temel düşünceleri hazırladı. İçinde bir değerli emekli büyükelçimiz de vardı Ümit Pamir. Şimdi bunların raporunda açıkça bu füze tehdidinin İran’dan kaynaklandığını yazıyor. Ortak belgelerde ve açıklamalarda bir ülkeyi düşman olarak zikretmek pek adet değil Soğuk Savaş bittikten sonra. Ama onun dışında bu belgelerde açıkça yer aldığı yazıyor. Şimdi burada şu hususları bilmek lazım. Bir kere temel ilke şu, eğer komşularınızda diğer ülkelerde saldırı silahları varsa, sizde de savunma silahları olacak. Bunun ideali sizin kendi milli savunma sistemlerinizin olmasıdır. Karar size ait olacak bu sistemleri kullanmakta ve tehdidi giderecek güçte olacak bu sistemler.

Türkiye bu düşünceyle 2007 yılında, bir milli füzesavar sistemi kurmak için ihale açtı. Çeşitli ülkelerle görüştüler, epey çalışma da yapıldı. Sonra nedense askıya alındı. Belki hükümetin işine geldi bu işi NATO’ya havale etmek. Ama bunun siyasi ve stratejik açıdan maliyetleri büyük olur, eğer bu bir milli sistem değilse. Şimdi bölgeye baktığımızda, İran’ın elinde saldırı füzeleri var.  Bu füzeler 2500 km menzilli yaklaşık olarak. Bunlara Şahap 3 füzeleri diyorlar. Bu menzile sahip füzeler, NATO ülkeleri arasında bir tek Türkiye’yi vurabilir. Türkiye’nin dışındaki NATO ülkelerine pek ulaşamıyor. İsrail’e gidebilir, İtalya’ya gidemez, Fransa’ya gidemez, Almanya ‘ya gidemez. Belki pek az Yunanistan’ın Bulgaristan’ın hududunda 30–40 km’lik bir yere ulaşabilir ama esas itibariyle Türkiye’dir. İsrail olabilir, Orta Doğu ülkeleri olabilir, Orta Asya’dan da Türkmenistan gibi bir iki ülke olabilir. Ama bu füzelerin menzili ile diğer NATO ülkelerini vuramaz. Onun için hükümetin bütün NATO ülkelerini kapsasın lafı içeriksiz boş bir laf. Suriye’de de var füzeler, Yunanistan’da da var. Kıbrıs Rumları Rusya’dan S300 füzeleri alacağı zaman biz müthiş bir tepki göstermiştik. Bu füzelerin bir kısmı Kıbrıs’a gelmişti. Oradan çıkarttık. Sonunda bu füzelerin hepsini Yunanistan satın aldı. Şu anda S300 füzeleri Yunanistan’da da var. Bizim düşünmemiz gereken unsurlardan biri bu, bunlar hiç tartışılmıyor. Yunanistan bir NATO ülkesi, NATO’ya karşı mı kendimizi savunacağız diye düşünenler olabilir. Ama Yunanistan Türkiye’yi bir tehdit unsuru olarak görüyor. Daha Soğuk Savaş zamanında bile bize tehdit kuzeyden değil, doğudan diyordu. Yunanistan’ın bu kadar silahlanmasının sebebi de Türkiye’dir. Bu füzeleri kime karşı kullanmak için aldı Yunanistan? İtalya’ya mı? Türkiye’den başka hangi ülke var Yunanistan’ın tehdit listesinde bu bölgede? Şimdi bizim bütün bunları düşünmemiz lazım. İsrail’in elinde de var füzeler, 1500 km menzilli. Ayrıca İsrail uzun menzilli yerleri bombardıman edecek çok yeni amerikan uçaklarından satın alıyor. 35 uçakları var radara yakalanmayan cinsten, tanesi 80 milyon dolar. Bu uçaklardan alıyor. F22 uçakları çıkıyor şimdi, onların da tanesi 150 milyon dolar. Yani bu son derece ciddi bir şey. İsrail gibi bir ülke bu kadar çok parayı niye harcasın? Belli ki hedefleri var. Geçmişte İsrail benzer durumdaki ülkeleri bombardıman etti. 1982 yılında Irak’ta nükleer santral inşa ediliyordu Fransızların yardımıyla.  Bu santrali tahrip ettiler. Ondan sonra, 4800 km uzakta Tunus’ta Arafat’ın karargâhı vardı oraya hava saldırısı yaptılar. 2007 yılında Suriye’de yine bir nükleer tesis inşa edildiği haberleri vardı, orayı bombardıman yaptılar. Bu silahları süs olarak tutmuyor, kullanıyor da. Bu da çok ciddi itilaflara yol açabilir.

En kuvvetli ihtimal İsrail ile İran arasında bir çatışma olması. İsrail’in İran’daki nükleer tesisleri bombardıman etmesi ki; ederse ne olacak? İran elindeki füzelerle İsrail’i vuracak. İşte İran’ın İsrail’i vurmaması için İran füzelerinin havada imha edilmesi lazım. Kim yapacak bunu? İsrail’in kendi milli füzesavar sistemi var, Arrow diyorlar. Şimdi bu sistemle karşı koyabilir ama bunun kapasitesi sınırlı. Aynı şekilde İran da Rusya’dan S300leri aldı. Radar sistemi var ve aynı anda karşı taraftan gelen 10 füzeyi birden tespit edebiliyor. o yüzden bu son derece karmaşık, siyasi yönü, askeri yönü, stratejik yönü olan bir konudur.

Şimdi Türkiye ne yapmalı? NATO bir değerlendirme yapıyor diyor ki; füzeler bir tehdittir, NATO civarında bu füzelere karşı kendimizi koruyacak bir füze savunma sistemi kuralım. Bu daha önce Amerikan sistemiydi. Bunu Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne yerleştirmeye kalktılar. Sonra bunu NATO sistemine dönüştürdüler. Rusya buna çok itiraz etti. Dedi ki Polonya ve Çek Cumhuriyeti’ne siz bu sistemleri Rusya’yı vurmak için koyuyorsunuz. Büyük bir kriz çıktı. Baskı yaptı. Polonyalılar da istemediler. Çekler de istemediler ve bu sistemler orada kurulmadı. Şimdi bu olmayınca dediler ki yeni bir formül bulalım ne yapalım? Radarları bir ülkede konuşlandıralım, füzeleri denizde konuşlandıralım. IAGIS diye bir sistemi var Amerikalıların, savaş gemilerine füzeleri yüklüyorlar, radar tespit ediyor. Uydudan füzelere bildiriyor, füzeler ateşleniyor gidiyor, vuruyor. Bu işin teknik yanı aşağı yukarı böyle. Çek cumhuriyetine bu radarlar yerleştirileceği zaman Rusya bize karşı falan deyince Amerika hayır dedi. Size karşı değil, İran’a karşı. Demek ki Çek Cumhuriyeti’ne konulan bir füze ile İran’ı izleyebiliyorsunuz. Açıkça bunu ifade etti Obama. Zaten buna benzer radarlar Alaska’da var. Rusya’ya karşı, bunların menzili 3000 mil. yani 4500 km radarın menzili. Demek ki bu radarları Türkiye’ye yerleştirme mecburiyeti yok. Türkiye’ye niçin yerleştireceksiniz o zaman? Üstelik Türkiye’ye yerleştirdiğiniz zaman bu İran füzelerinin menzili içine giriyor. İran isterse bunları tahrip edecek ve Türkiye bir hedef ülke haline gelecek. Bunun her cins yan etkisi var. İran’ın ulaşamayacağı bir ülkeye neden yerleştirmiyorsunuz da bunları, Türkiye’ye yerleştiriyorsunuz? Başbakan yavaş yavaş işin ciddiyetine varıyor sanıyorum, dedi ki; Türkiye’ye yerleştirilmesi konusunda daha karar almadık. Karar almadıysanız o zaman bunu bir kere daha düşüneceksiniz. Türkiye’ye yerleştirilmesine itiraz etmek lazım, başka bir ülkeye yerleştirin demek lazım. Belki de amaç, komplo teorisi gibi düşünenler çıkabilir, Türkiye ve İran ilişkilerini bozmak. Çünkü İran daha şimdiden diyor ki hangi ülkeye bu sistem yerleştirilirse bizim düşmanımız olur. Çünkü bu sistemin böyle kontağını kapatmıyorsunuz normal zamanda. Bu radarlar sürekli olarak izliyor İran’ı. Bütün oradaki testleri izliyor, füze çalışmalarını izliyor, diğer başka benzeri faaliyetleri izliyor. Vaktiyle Kıbrıs’ta İngiliz üslerinde böyle radarlar vardı. Rusya’nın içindeki füze denemelerini falan izlerlerdi. Ufuk ötesi radar diyorlar bunlara. Şimdi yani

1.    İran ile ilişkilerimizi bozabilir.
2.     İran için bir hedef olabilir. Çünkü bir çatışma halinde bu radarlardan bilgi topladığımıza göre ilk vuracağı bu radarlardır. Bütün bu boyutlarıyla düşünüldüğü zaman bundan sonraki teknik çalışmalarda diyeceksiniz ki; “ niçin biz bu radarları İran’ın menzili içindeki bir ülkeye koyalım?” gidip başka bir ülkeye koyun. Türkiye’nin bundan sonraki bence savunması gereken şey budur.

Daha önemlisi milli füze savunma sisteminiz olacak. Başka bir programda bir emekli korgeneral cuma akşamı dedi ki; bizim en çok tehdit olarak gördüğümüz ülke Yunanistan’dır. Yunanistan’ın da elinde füzeler var. Yunanistan’dan bir tehdit gelirse NATO Türkiye’yi koruyacak mı dedi Yunanistan’a karşı. Bakın ben size bir örnek olay anlatayım, I. körfez savaşı sırasında biz Irak’tan gelecek saldırılara karşı NATO’dan Patriot füzesavar füzelerini istedik. Geçici olarak, aldık. İkinci Körfez Savaşı’nda aynı füzeleri istedik bazı ülkeler itiraz ettiler hayır dediler. Veremeyiz, bir çatışma çıkar, diğer NATO ülkelerine de sirayet eder. Bir ülke sonuna kadar direndi ve NATO Konseyinden karar aldırmadı biliyor musunuz? Biz NATO’ya güvenmek zorundayız, NATO üyesiyiz, ortak savunma, bir ülke itiraz etti, karar alınmadı. Onun üzerine o ülkenin üye olmadığı askeri kanattan karar alarak biz o füzeleri getirebildik.

Geçmişte, Küba füzelerinin Küba’ya yerleştirilmemesi karşılığında Amerika NATO çerçevesinde Türkiye’ye yerleştirilen Jüpiter füzelerini Türkiye’den çekti. İsmet Paşa diyor ki o sırada başbakan, benim haberim bile olmadı diyor. Gizli görüşmelerde bu kararlaştırılıyor bizim haberimiz bile yok. Şimdi bu geçmiş tecrübelerin ışığında Türkiye, NATO ülkesidir, NATO üyesi olmasının gereğini yapacaktır. Ama aynı zamanda da kendi milli hedeflerini, stratejisini düşünmek zorundadır. Milli füzesavar füze sistemini mutlaka kurmak zorundadır. Buna başladınız niye yarın bıraktınız? Efendim, kaça mal olacak? O zamanki hesaba göre 1 milyar dolardı. Tüm komşularınızı kapsayacak bir sistem kurarsanız 3 milyar dolardır. Bir bilgi daha vereyim size ilginçtir. Bazı şeyler basına ve diğer TV kanallarına da yansımıyor.

İsrail ile Yunanistan arasında bu “one minute” olayından sonra yakınlaşma oldu. Bir ay içinde iki defa başbakanları birbirini ziyaret etti ve askeri işbirliğine başladılar. Geçenlerde 100 tane İsrail uçağı Girit Adası üzerinde tatbikat yaptı, havada ikmal yaparak ve bazı batılı kaynaklara göre Girit Adası’nda bulunan Rusya’dan alınan S300 füzeleri ile kombine bir şekilde bu tatbikatı yürüttüler. Bu demektir ki bu sistem ile Yunanistan üzerinden bile İran’ı izlemek kabil, bu konuda İran çok sert tepki gösterdi Yunanistan’a nasıl yaparsınız bunu diye. Yunanistan dedi ki biz o sırada S300‘lerin kontağını kapatmıştık. İnanırsanız. Yani diyeceğim bu konular bir güvenlik meselesidir. Bu konuları mecliste görüşülmemiş olması eksikliktir. Bu Lizbon Zirvesi öncesi konuşulmalıydı. Türkiye şimdi bir taraftan İran tehdit değildir diyor, bir taraftan da NATO’nun bu konudaki kararına evet diyor. Bu tehdit nereden geliyor diyeceksiniz, İran’dan gelmediğine göre veya diğer ülkelere de kabul ettireceksiniz İran’ın tehdit olmadığını. Yapabiliyor musunuz? Neticede yapılması gereken şey bir milli füze sistemi kurmaktır ve radarların Türkiye’ye yerleşmesine izin vermemek gerekmektedir. Ama bu hükümetin de ömrünü aşacak ve uzun yıllara varacak bir projedir onun için milli bir mutabakatla gerçekleştirilmesi lazımdır. Ve kararların mecliste mutlaka görüşülmesi lazımdır.


Bu belge Belgeler arşivinde bulunmaktadır.