Flash TV – 1 Mart Tezkeresi Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
Flash TV’ye verdiği mülakat
2 Mart 2006

Sunucu: 1 Mart tezkeresiyle ortaya çıkan tablo ile birlikte Hükümet’in ve Türkiye’nin o noktadaki tavrı doğru muydu değil miydi?

Onur Öymen: 1 Mart tezkeresinin TBMM’de reddedilmesi Meclis’in tarihinde yaptığı en doğru işlerden biridir. Aksi takdirde Türkiye büyük bir savaş batağına girecekti. Bizim Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana en büyük başarımız ülkeyi barış içinde yaşatmaktı. 1923’ten bu yana Orta Doğu ülkeleri arasında barış içinde yaşayan tek ülke Türkiye’dir. Bu da bizim Atatürk’ten beri izlediğimiz barış politikasının bir soncudur. Bazı arkadaşlar bilmeyebilir ama BM kurallarına göre topraklarınızı komşu bir ülkeye yönelik bir askeri harekât için kullandırdığınız anda siz de o savaşın bir parçası olursunuz. Bazıları “biz müdahale etmeyiz, Amerika Irak’a yalnız girer” diyordu ama bu mümkün olmazdı. Bu yüzden yaptığımız en doğru iş odur. Türkiye o sayede pek çok şehit vermekten kurtulmuştur.

Şimdi 1 Mart sonrasındaki gelişmelere bakmak gerekir. Daha sonra bazı çok büyük yanlışlar yapıldı Irak’ta. Amerika müdahalesinden sonra hemen bir silahsızlandırma yapılması gerekiyordu. Herkesten silahını alacaktınız ve ülkeyi gerçek bir demokrasiye götürecektiniz. Bu olmadı. Bazı grupların silahları elinden alındı fakat bazılarının alınmadı. PKK için yapmadılar. Irak sonunda silahlı dini ve etnik grupların bir koalisyonu gibi yönetilmeye çalışıldı. En büyük hata buydu. Bir taraftan demokrasi yapacağız diyorsunuz bir taraftan da farklı silahlı etnik ve dini grupların varlığını kabul ediyorsunuz. Bu olamaz ve olmadı patladı. Biz bunu Amerika’ya 1 Mart öncesinde söyledik bunu yaparsanız Irak 2.Filistin olur dedik. Ama onlar Irak halkının kendilerini çiçeklerle karşılayacaklarını söylediler. Neticede Irak bir iç savaşın eşiğine geldi. Amerika’nın kayıplarının 2.000 ve Irak’ın kayıplarının da 100.000 civarında olduğu söyleniyor. Büyük bir felaket yaşanıyor komşumuzda. Seyirci gibi kalamayız.

Sunucu: Peki ne yapılabilirdi Türkiye tarafından Irak konusunda?

Onur Öymen: Birinci işiniz Türkiye’nin güvenliğini koruyacaksınız. Sınır bölgesine asker gönderip sınırınızı koruyacaksınız. Ama şimdi koruyamıyorsunuz çünkü Irak sınırı öyle bir yerden çizilmiş ki 2500 metre yüksekliğinde dağlar geçiyor. Bunu sadece Türk tarafından korumak kabil değil. Karşıdan Irak tarafından koruyacak askeri güç yok. Irak ordusu yok. Amerikan ordusu yok. PKK var. Her türlü eylemi yapıyor. Ve orayı lojistik üs olarak kullanıyor. Türkiye hiçbir şey yapamıyor. Bugün 12.000 Türk vatandaşı Türk pasaportu taşıyan insan Musul civarında Mahmur bölgesinde dikenli tellerin arkasında yaşıyor PKK kontrolünde. Bu olay maalesef yeterince basında yer almıyor. BM gıda yardımı yapıyor bölgeye ama bu yardımlar PKK’ya gidiyor. Türkiye bunu önleyebilecek hiçbir şey yapamıyor. Hükümet Amerika’ya söylemiş durumu ama onlar da “biz yapamayız” demiş. Şehirlerdeki PKK bürolarını kapattıramıyoruz bile. Musul’da, Bağdat’ta, Kerkük’te PKK büroları var. Meclisin teskereyi reddetmesi çok iyi bir işti çünkü Türkiye’nin bölgeye girmesi büyük bir yıkıma yol açabilirdi. Fakat yapılan eksik bir işti. 7 Ekim 2003’te Kuzey Irak sınır bölgesine asker göndermek için Hükümet Meclis’ten yetki aldı ancak kullanamadı.

Sunucu: Irak’tan mezhep çatışması sesleri geliyor ayrıca İran konusu gündemde. Türkiye Orta Doğu ile ilgili neler yapmalı nasıl bir yol izlemeli?

Onur Öymen: Bizim kanaatimizce Türkiye doğru çözümler önermelidir. Türkiye bölgenin en büyük, en güçlü ve tek NATO üyesi ülkesidir. Amerikalıların tek müttefiki ve Irak’a komşu olan ülkeyiz. O bakımdan tecrübelerimizi, bölge hakkındaki düşüncelerimizi onlara anlatmalıyız. Şimdi biz muhalefet olarak başından beri Amerikalılara başından beri anlatıyoruz. Dediğimiz şudur; Irak’ta çözüm demokrasidir. Ama gerçek bir demokrasidir. Bu demokrasi etnik, dini ve silahlı grupların koalisyonuyla sağlanamaz. Madde 2: Halkı Müslüman olan bir ülkede laiklik olmadan demokrasi olamaz. Irak’ta gerçek bir demokrasi kurulursa bu işin çözümü olur. Ve bütün bölgeye demokrasi yayılırsa Ortadoğu’da çözüm olur. Çünkü şimdiye kadar hiçbir zaman demokrasiler arasında savaş olmadı. İkincisi, Amerika’nın oradaki askeri mevcudiyeti barışa hiçbir katkı sağlamıyor. Bu koalisyon gücü dedikleri gücün yerine BM şemsiyesi altında ve Irakla doğrudan çıkar ilişkisi olmayan ülkelerin askeri birliklerinden oluşan bir barış gücü yerleştireceksiniz. Yapacağınız iş budur. Üçüncü olarak da Irakla ilgili olarak yaşanan bütün bunların altında petrol yatıyor. Hiç kimse kendini aldatmasın. Ne nükleer silahlar ne de diğer açıklamalar inandırıcı değil. Esas mesele petroldür. Irak dünyanın ikinci petrol üreticisidir. Bu petrolün % 40’ı Kerkük bölgesindedir. O bakımdan o konuyu açıklığa kavuşturmak lazım. Bu ülkede petrol çıkıyorsa bu ülkenin malı olmalıdır. Başka ülkeler askeri güç kullanarak bu petrolü etki altına almaya çalışmamalıdırlar. Biz daha harekat başlamadan önce sınır bölgesinin kontrolü için asker geçirilmesini söyledik çünkü “sınırı tutamazsınız” dedik. Hiçbir ülke kendi sınırının güvenliğini korumak için başka ülkelerden icazet almaz. Sınır güvenliği ülkenin genel güvenliğinin can alıcı noktasıdır. Bundan önceki hükümetler terörle mücadelede başarılı olmuşlardır, teröristleri asgari seviyeye indirmişlerdir. Bunun en önemli unsurlarından biri de Kuzey Irak’ta sınır bölgesinde gerektiğinde müdahale yapma cesaretini göstermiştir ve sonuç almıştır. Şu anda Kuzey Irak’taki PKK dünyanın herhangi bir ülkesinde herhangi bir güvenlik gücünün takibatına maruz kalmadan serbestçe faaliyet gösteren tek terör örgütüdür. Amerikalıları onlara karşı tedbir almaya ikna edememişsiniz. Diplomaside koz kullanacaksınız. Amerika dostumuzsa bize PKK konusunda yardımcı olmalıdır. PKK bürolarının kapatılması gereklidir. Eğer Amerika o bölgede kontrolün elinde olduğunu iddia ediyorsa oradaki terörist faaliyetleri durdurmak için çaba göstermelidir. Irak’ta bir iç savaş Türkiye’ye yüz binlerce insanın göç etmesi demektir. Bu bir vatan meselesidir. Muhalefet gereken yardımı yapmaya hazırdır.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.