TV8 – Erkan Tan’la Başkentten Programı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in TV 8  “Erkan Tan’la Başkentten” Programına Verdiği Mülakat
7 Ekim 2008
Erkan Tan: Merhaba sevgili izleyiciler. Bugünkü stüdyo konuğumuz CHP Genel Başkan Yardımcısı ve Bursa Milletvekili Onur Öymen. Günaydın Sayın Öymen. Hoş geldiniz.

Onur Öymen: Günaydın efendim. Hoş bulduk.

Erkan Tan: İktidarı dinledik, onları dinleyince her şey yolundaymış gibi görünüyor. Bakın sizin de yüzünüz gülüyor.

Onur Öymen: Doğrusunu isterseniz biz biraz da İktidarın haline gülüyoruz. Memleketin gülünecek bir hali yok. Memleket çok büyük bir sıkıntı ve perişanlık içindedir. İşin tuhaf tarafı, İktidarın bunu normal bir durum gibi ortaya koymaya çalışmasıdır. Yani neredeyse bunu içimize sindirmeye çalışmasıdır. “Hükümet görevini yapıyor, daha ne yapsın. Böyle şeyler olur. Terörle mücadele zaten zordur, kolay kolay da bitmez. Hükümet askerin her istediğini yapıyor” şeklindeki söylemlerle halkı teskin etmeye ve yatıştırmaya çalışıyorlar. Ateş düştüğü yeri yakıyor.

Bakın bu İktidar iş başına geldiğinde, 2002 yılında Türkiye’nin verdiği şehit sayısı 6’dır. Şimdi ise bir tek saldırıda verdiğimiz şehit sayısı 17’dir. Son bir buçuk aylık dönem içerisinde 37 şehit verdik. Düşünebiliyor musunuz? Bu olay bu kadar ciddidir. Niçin o zaman etkili olabiliyorduk da şimdi olamıyoruz? İşte bu soruları sormak lazım.

Erkan Tan: “Kökü dışarıda, yeri de bellidir. Hükümet içeride yapabileceği her şeyi zaten yapmaktadır” diyenler var.

Onur Öymen: Kökü dışarıda ise dışarıda çare arayacaksınız. Ama aramıyorlar. Irak Anayasası’nın 7. maddesine göre Irak’ta teröristlerin bulunması halinde Irak topraklarının geçit alanı olarak kullanılması ve Irak’tan başka bir ülkeye saldırıda bulunulmasını engellemek, Irak Hükümetinin görevidir. Irak Anayasası, Irak Hükümetine böyle bir yükümlülük yüklüyor. Peki siz Irak Hükümetinin bu yükümlülüğünü yerine getirmesi için hangi baskıyı uyguluyorsunuz? Ne yapıyorsunuz ve hangi tavrı koyuyorsunuz?

Erkan Tan: İktidar Irak Hükümetine nota verdiklerini söylüyor.

Onur Öymen: Nota vermekle oluyor mu bu iş? Niçin bundan önceki Cumhurbaşkanı Sayın Ahmet Necdet Sezer, Irak Cumhurbaşkanını Türkiye’ye davet etmemişti? Niçin siz davet ettiniz? Niçin o size davette bulununca, en kısa zamanda Bağdat’a gelirim diye yumuşak bir tavır sergilediniz? Irak Hükümetinin bu konudaki sorumluluğunun farkında değil misiniz? Niçin Irak Hükümetinin kendi Anayasasından ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerini yerine getirmesi için baskı yapmıyorsunuz? “Efendim ticari menfaatlerimiz var” diyorlar. Ticari menfaatleriniz insan hayatından daha mı önemlidir? Gayet tabi ki ticari menfaatlerinizi de düşüneceksiniz ama insanlarımız, sivillerimiz ölüyor. İstanbul’da, İzmir’de, başka şehirlerde bombalı saldırılarda ölen insanlarımızın hayatının ticari ilişkilerimiz kadar değeri yok mudur? Ölen askerlerimizin hayatının değeri ticari ilişkilerimizden daha mı azdır? Burada devlet olarak bir ağırlık koyacaksınız.

Irak’ta üç tane ordu vardır: Irak ordusu, Barzani’nin ordusu ve Talabani’nin ordusu. Başka hangi ülkede üç ordu vardır? Üç ordu olduğu için biz her ordunun başındaki siyasi birimle mi muhatap olacağız? Her biriyle ayrıca mı müzakere edeceğiz? Eskiden yapıyorduk çünkü 1. Körfez Harekatı’ndan sonra Irak Hükümeti’nin 32. paralelin kuzeyinde hiçbir yetkisi kalmamıştı. O yüzden orada askeri bir mevcudiyeti de yoktu. Tek varlık Barzani ve Talabani idi. O zamanki Hükümet Barzani ve Talabani’yi öyle ‘ikna etmişti’ ki Barzani ve Talabani PKK ile savaşıyordu. O Hükümetin yaptığını bu Hükümet neden yapamıyor? Üstelik şimdi artık o 32. paralel ve 36. paralel engelleri kalmadı. Şimdi Irak Hükümeti bütün Irak’ta sorumludur ve yetkilidir. Niçin Irak Hükümeti ülkedeki bütün terör örgütleriyle mücadele ediyor da bir tek PKK ile etmiyor? Bunun hesabı sorulmaz mı, bir tavır konulmaz mı? Diplomasi sadece gülücükler göndermek, bütün komşularla iyi geçinmek midir? O komşu ülke size yönelik bir terörün odağı da olsa iyi geçinmek uğruna bunu sineye mi çekeceğiz?

Hükümetin burada çok büyük bir zaafı olduğunu düşünüyoruz. Dördüncü Cenevre Sözleşmesi’ne göre başka bir ülkede askeri birlik bulunduran ülke, o ülkedeki güvenliği sağlamakla görevlidir. Yani Amerika’nın da orada güvenliği sağlama görevi vardır. Onu da hatırlatmalısınız. Amerika Irak’ta fiilen bütün terör örgütleriyle savaşıyor, PKK hariç. Acaba neden? PKK’yı terör örgütü saymıyor mu? Sayıyor. PKK, Amerika’nın terör örgütleri listesinde açıkça yer alıyor. Peki o zaman onunla neden mücadele etmiyorsunuz? “ Türkiye’ye istihbarat veriyoruz” diyorlar. Sadece istihbaratla, terörle mücadele edilebilse idi  El Kaide ile de istihbarat sahibi olduğunuza göre mücadele edebilirdiniz. Neden edemiyorsunuz? Demek ki istihbarat yetmiyor. Fiilen birtakım tedbirler alacaksınız ve Irak sınırını koruyacaksınız. Bunu hiç kimse yapmıyor.

Dünyanın hiçbir ülkesinde Kuzey Irak’taki durum yoktur. Çünkü dünyanın neresinde bir terör örgütü varsa o ülkede o terör örgütü ile mücadele etmekle görevli bir güvenlik gücü vardır. Bu güç, ordu veya polis olabilir ama mutlaka bir güvenlik gücü vardır. Bir tek Kuzey Irak’ta yoktur. Orada konuşlanmış, beyni ve teşkilatı orada olan bir terör örgütü var ve onunla mücadele etmekle görevli hiçbir güvenlik birimi yok.

Erkan Tan: Peki ne yapalım? Amerika’ya veya Irak’a savaş mı ilan edelim?

Onur Öymen: Diplomasinin çeşitli yöntemleri vardır. Biz Suriye’ye savaş ilan ederek mi Abdullah Öcalan’ı oradan çıkarttırdık? Devlet tavır koymalıdır. CHP’nin ve Sayın Baykal’ın iktidarda olduğu dönemde Suriye ile üst düzeydeki bütün siyasi ilişkileri kestik ve sadece tek bir konuyu, terör ve PKK konusunu konuşacağımızı söyledik. Üst düzeydeki tüm davetleri reddettik ve biz de onları davet etmedik. Ardından Orgeneral Attila Ateş’in konuşması geldi. Mesajı aldılar ve Suriye o ana kadar oradaki mevcudiyetini inkar ettiği Öcalan’ı Suriye’den çıkartmak zorunda kaldı. Bunu sağlamak için Suriye’ye savaş mı ilan ettik? Hayır. Diplomasi budur. Bizimkiler zannediyorlar ki diplomasi, herkesle iyi geçinmek, güler yüz göstermek, çiçek atmaktır. Uluslararası ilişkiler bu yöntemlerle yürütülebilse idi herkes birbirine çiçek atardı.

Irak Hükümeti ve Amerika terörle mücadele etmiyorsa o zaman siz edeceksiniz. Senelerce Türkiye’nin bir sınır ötesi operasyon yapmasına karşı çıktılar. İzin verdikleri zaman da çok sınırlı bir hava harekatına, sonra da çok sınırlı bir kara harekatına müsaade ettiler. Belli ki bu hava ve kara harekatı PKK’yı Irak üzerinden Türkiye’ye saldırmaktan caydırmıyor. Demek ki başka tedbirler almak lazım.

Erkan Tan: Hükümet başka tedbirler almıyor mu?

Onur Öymen: Almadığı ortadadır. Geçen sene yapılan müdahaleden bu yana tek bir sınır ötesi operasyon yapamadık. Evvelce 32 tane yapmıştık.

Erkan Tan: Sizden önce programımıza katılan AKP’li sözcü “Orada uçaklar şu anda bile hava operasyonu yapıyorlar” dedi.

Onur Öymen: Acaba dünyanın neresinde sadece hava kuvvetiyle bir terör örgütü bertaraf edilmiştir? Bildiğiniz bir örnek var mıdır? Bu yüzden kara harekatı da yaptık. Ordumuz son derece başarılı işler yapıyor. Askerlik açısından Türkiye yapılabilecek her şeyi yapıyor. Silahlı Kuvvetlere sorumsuzluk yüklemek insafsızlık olur. Ama Hükümet için aynı şeyi söyleyemeyiz.

Erkan Tan: Sayın Baykal da “Türkiye’de terörle mücadele konusunda zafiyet var” dedi. Bu kimin zafiyetidir?

Onur Öymen: Zafiyet Hükümetin zafiyetidir. Hükümet yıllarca bizim çeşitli uyarılarımıza rağmen Meclisten yetki bile istemedi. 2003 yılında Meclisten  yetki aldığı halde bu yetkinin gereğini yapamadı ve Kuzey Irak’a operasyon yapamadı. 2004 yılının Ekim ayından geçen yılın sonuna kadar Meclisten yetki bile istemedi. Yetki aldıktan sonra da öyle anlaşılıyor ki askerlere sınırlı bir yetki vermişler. Türkiye’nin Kuzey Irak’taki terörü tasfiye edecek gücü yok mudur? Silahlı Kuvvetlerin gücü buna yetmez mi? Elimizde silah, teçhizat, asker veya tecrübe mi yoktur? Eksiğimiz nedir? Eksik olan tek şey Hükümetin siyasi iradesidir. Çünkü Hükümet Amerikalılara bunu kabul ettiremiyor.

Erkan Tan: Kuzey Irak’taki yetkililer “ Terör sizin topraklarınızda da var. Siz kendi topraklarınızdaki terörü önleyemediğiniz gibi biz de bizim topraklarımızdakini engelleyemiyoruz” diyorlar.

Onur Öymen: Terör sizden kaynaklanıyor çünkü beyni sizdedir. Öyleyse neden daha önce PKK ile savaştığınız halde şimdi savaşmıyorsunuz? Terörün beyni sizin topraklarınızdadır. Bunu çok açıkça söylemek gerekir.

Ayrıca biz sivil halkımızı hangi etnik kökenden gelirse gelsin hiçbir zaman teröristlerle beraber düşünemeyiz. Yani sivil halk başkadır, terörist başkadır. Bu yüzden Kürk kökenli vatandaşlarınıza sahip çıkmalı ve onları hasım gibi görmemelisiniz. Altınova’da ve Adana’da çıkan bazı gerilimleri büyük bir kaygıyla karşılıyoruz. Terörden en çok sıkıntı çekenler Kürt kökenli vatandaşlarımızdır.  Onları terörün sorumlusu olarak göremezsiniz.

Erkan Tan: Bir izleyicimiz “Turgut Özal yirmi sene önce Kuzey Irak’a girelim dediğinde CHP milleti maceraya sürüklemeyin diyerek karşı çıkmıştı” şeklinde bir mesaj göndermiş.

Onur Öymen: CHP’nin yıllardan beri ne yaptığı bellidir. Bu Hükümet iş başına geldiği anda Sayın Genel Başkanımız “Hemen Kuzey Irak’a bir birlik gönderin ve orada güvenli bir bölge oluşturun” dedi. CHP işte bunu yapmıştır ve yapmaktadır.

İşin bir de şu boyutu var; PKK’nın bir terör örgütü olduğuna dair bütün dünyayı, Amerikalıları ve Avrupalıları ikna etmişiz ama acaba Mecliste bütün milletvekillerini ikna edebildik mi? Mecliste hala PKK’yı bir terör örgütü olarak saymayanlar var. Böyle bir olay ortaya çıktığında hala demokratik bir çözüm olmasını savunanlar var. Demokratik çözüm eksikliği dolayısıyla mı bizim askerlerimiz öldürülmüştür? Herkes ölçüsünü bilmeli ve Anayasa çerçevesinde  sorumluluklarının bilincinde olmalıdır.

Erkan Tan: Halk bunun sorumluluğunu siz milletvekillerine yüklüyor. Teröristlerin Mecliste de uzantıları olduğunu ve hem AKP’li, hem CHP’li, hem de MHP’li vekillere “Onları Meclisten uzaklaştırın” diyor.

Onur Öymen: Terörü mazur görmek olacak şey değildir. Genel Başkanımızın da söylediği gibi Türkiye, neredeyse bir şamar oğlanı haline geldi. İçeriden vuranlar var, dışarıdan vuranlar var. Avrupa’dan vuranlar, Amerika’dan vuranlar. Gazeteler “ Avrupa’dan, Amerika’dan kuvvetli tepki geldi” diye manşetler atıyor. Avrupa’dan ve Amerika’dan tepki geldiği için seviniyoruz. Şu düştüğümüz duruma bakın. Teröre tepki gösterenler “Görevini yerine getirmediği ve PKK ile mücadele etmediği için Irak Hükümetini kınıyoruz” diyorlar mı? Hayır. Bütün yabancı basının çok üzüldüğü ve tepki gösterdiği söyleniyor. Halkı kandırmayalım.

Dün  CNN International’da yayınlanan bir programda izledik; Amerikan CNN televizyonu bir gazeteciyi PKK’nın içine sokmuş ve o gazeteci orada PKK’lılarla görüşüyor. Teröristleri öyle takdim ediyor ki sanki onlar terörist değilmiş de Türkiye onlara terörist diyormuş. Teröristlerin, Türkiye’deki Türkler ve Kürtler arasında eşitlik olması ve kadın haklarının korunması halinde silahı bırakacaklarını söylüyor. Uluslararası yayın yapan dünyanın en ünlü  televizyonu bunu anlatıyor. Biz de herkes terörü lanetliyor diye seviniyoruz. İşte buyurunuz CNN International’ın programına bakınız. Kendimizi bu kadar küçültüp böyle zavallı bir hale getirmeyelim. Bize yöneltilmiş bir terörist saldırıda 15 askerimiz ölmüş, Avrupalı, Amerikalı devlet adamları kınamayacak da ne yapacak? “İyi olmuş, ellerine sağlık” mı diyecekler? Kınamaya mecburlar. Ama ona mukabil PKK’yı ve Avrupa’daki uzantılarını engellemek için ne yapıyorlar? PKK’yı destekleyen bir televizyon istasyonunu bile kapatamayanların tavrını hiç eleştiremeyecek miyiz?

Erkan Tan: Son dakika gelişmesi olarak TSK’nın Kuzey Irak’taki 21 ayrı hedefi vurduğuna dair haberler geliyor.

Onur Öymen: Vuruyorlar ama sonuç alınamıyor. Şimdiye kadar birçok defa vurduk ama bu saldırılar devam ediyor. Demek ki bu yetmiyor. Kuzey Irak’ta gerek Irak Hükümetinin, gerek Amerika’nın gerekse oradaki yerel yönetimlerin PKK ile mücadele etmesi gerekiyor. İşin özü budur. Türkiye’nin bütün diplomatik yeteneklerini ve gücünü bunu sağlamaya yönlendirmesi gerekir. Bunların yapmadığı noktada da bu mücadeleyi Türkiye yapacaktır. Başka çaresi yoktur. Yani siz Kuzey Irak’ta örgütün beynini ortadan kaldırmadan bu mücadeleyi bitiremezsiniz.

Hükümet terörle mücadele konusunda ekonomik ve sosyal tedbirler alacağını söylüyor. Gayet tabi ki alınmalıdır. Terör olsa da olmasa da bu tedbirleri almak zorundayız. Oradaki vatandaşlarımızın durumları çok kötüdür. Bu tedbirler tabi ki alınmalıdır ama sadece bu yetmiyor. Mesela İspanya’da Bask Bölgesi İspanya’nın en zengin bölgesi olmasına rağmen terörün kaynağı olan bir bölgedir. Yani terör sadece ekonomik yoksulluk meselesi değildir. Terör bir siyasi projedir. Sizin topraklarınızdan bir parça kopartmak istiyorlar ve orada ayrı bir devlet kurmak istiyorlar. Bunu biz göremiyor muyuz?

Sadece ekonomik ve sosyal sıkıntılar olduğu için mi bunu yapıyorlar. Türkiye’nin başka bir yerinde ekonomik ve sosyal sıkıntı yok mudur? Neden orada terör yoktur. Demek ki bu, büyük ve yıllardır devam eden bir projedir. Devlet olarak gücünüzü kullanarak bununla mücadele edeceksiniz. Bazıları insan hakları açısından sakıncalı olduğunu söylüyorlar. Gayet tabi ki insan haklarına uyacaksınız. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne tarafız ve bu Sözleşmenin 1. maddesinde der ki; en önemli hak yaşama hakkıdır. Şehit olan askerlerimizin ve bombalı saldırılar sonucu öldürülen sivil vatandaşlarımızın insan hakları ve yaşama hakları yok muydu?

Erkan Tan: Bir izleyicimiz “Siz Kuzey Irak’a girelim diyorsunuz ama bu, Amerika’ya savaş ilan etmek anlamına gelmez mi?” diye soruyor.

Onur Öymen: Hayır gelmez. Müttefik bir ülke kendine yönelik saldırıları defetmek için askeri bir harekat yaptı diye Amerika bize savaş mı açacak? 11 Eylül saldırılarından sonra Amerika terörle mücadele konusunda yeni bir birim kurmuştur. Bu iç güvenlik biriminin terörle mücadele stratejisi, teröristleri henüz Amerika topraklarına ayak basmadan bertaraf etmektir. Yani şu anda Amerika’nın resmi stratejisi, Amerika topraklarının dışında teröristlerle mücadele ederek bunların Amerika’ya girmesini önlemektir. Böyle bir stratejisi olan bir müttefik ülke Türkiye’ye savaş açabilir mi? Bu kadar zaaf ve korkaklık olur mu? İnsanlarımız ölüyor ve bu kanı durdurmak zorundayız. Bunun için de Hükümet olarak ve devlet olarak ağırlığımızı koymalıyız. Herkesle iyi geçinelim politikası yürüterek, bize soykırım bahanesiyle yedi ceddimize hakaret edenlerle, soydaşlarımızın topraklarını işgal edenlerle, topraklarından Türkiye’ye terörist saldırılar yapılmasına müsaade edenlerle de iyi geçinelim politikası olur mu? Dünyanın neresinde böyle bir politika vardır?

Barzani’nin temsilcisi altı aydır Türk Hükümeti ile çok iyi geçindiklerini söylüyor. Demek ki Türk Hükümeti 6 aydır onları hiç zorlamıyor ve terörle mücadele edilmesi konusunda hiç baskı yapmıyor. Başka türlü nasıl iyi geçineceksiniz? Zannediyorlar ki diplomasi, yumuşak sözler söylemek ve güler yüzle konuşmaktır. Türkiye’de basına ve muhalefete gösterdikleri tepkinin onda birini yurt dışında aleyhimizde faaliyetlerin yoğun olduğu ülkelere gösterseler her şey daha farklı olurdu. Geçmişte bunu Suriye ile nasıl yaptığımızı anlattım size. Suriye’yi çiçek atarak veya gülücükler yollayarak mı ikna ettik? Devlet olarak ağırlığınızı koyacaksınız.

Erkan Tan: Sayın Öymen çok teşekkürler değerli yorumlarınızla programımıza katıldığınız için.

Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.