Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

BBC – Irak Politikası ve Kerkük Meselesi Hakkında
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’nin BBC’ye verdiği mülakat
15 Ocak 2007
Konferans oldukça ilginçti. Sabah oturumunda cumhurbaşkanı yardımcısının danışmanı konuştu; diyalog cephesi başkanı, Fazilet partisinden bir milletvekili, bir Irak İslam Partisi dış ilişkiler sorumlusu. Yani ortak noktası şu ki; herkes bu yabancı işgaline karşı ve anayasanın aceleye getirildiğini söylüyorlar. Anayasanın Kerkük’le ilgili hükmü de dahil olmak üzere pek çok hükmünün değiştirilmesi gerektiğini söylüyorlar. Bütün gruplar arasında uyum sağlanması görüşünü ve Iraklılık bilincinin yerleşmesi gerektiğini savunuyorlar. Bugünkü durumdan da herkes şikayetçi açıkçası. Onların temsilcileri şu ana kadar konuşmadı, listede de onlar yok ama genellikle çeşitli partilerin temsilcileri, çeşitli görüşlerin temsilcileri söz aldılar. Öğleden sonra da devam edeceğiz toplantıya. Fakat genel hava Kerkük’ün Irak’ın bir şehri olduğu, herhangi bir bölgeye mal edilemeyeceği, herhangi bir gruba mal edilemeyeceği, Kerkük’teki petrol kaynaklarının da aslında bütün Irak halkının malı olduğu, bütün Iraklıların bundan yararlanması gerektiği, hiç kimsenin Kerkük petrollerine el koymasına izin verilmeyeceği görüşleri hakim oldu. Irak’ın bir ulus devlet olması görüşü ağır bastı. Ben de zaten başlangıçta onu söylemiştim. Yani Irak’ın çeşitli etnik ve dini gruplar arasında bir koalisyon şeklinde yönetilmesinden ziyade bir ulus devlet olarak, bir insan bir oy anlayışlıyla yönetilmesinin uygun olacağını söylemiştim. Gerçek bir demokrasi olmasını bizim de desteklediğimizi, dünyada demokrasiler arasında şimdiye kadar hiç savaş çıkmadığını, bölgeye demokrasi yayılırsa, bunun barışın ve istikrarın bir teminatı olacağını söylemiştim. Aynı zamanda halkı Müslüman olan ülkelerde laiklik unsurunun vazgeçilmez bir koşul olduğunu ve laiklik olmazsa demokrasi de olamayacağını söylemiştim. Laikliğe pek değinmediler diğer konuşmacılar ama ulus devlet anlayışının desteklendiği izlenimini aldım. Belli ki onlar da bugünkü durumdan, anayasanın alelacele hazırlanmış olmasından, anayasadaki bazı hükümlerin adeta dayatma ile kabul edilmiş olmasından rahatsızlık duyuyorlar ve anayasanın değiştirilebileceğini söylüyorlar, buna dair hükümler var anayasada malum, bunların işletilebileceğini söylüyorlar. Genel havası budur.
Kürtlerden de yazılı görüş istenmiş; KDP ve KYB’den. KYB’den bir görüş gelmiş, okunacak yazılı olarak onların görüşleri konferansa sunulacak. KDP’den bir görüş gelmemiş şimdiye kadar. ‘Irak’ın % kaçını kim temsil eder’ zor bir sorudur ve cevabı yoktur. Çünkü doğru dürüst nüfus sayımı bile yapılmamıştır. Kerküklülerin orada sahip oldukları nüfustan daha fazla bir siyasi etkinliğe kavuştukları biliniyor. ABD müdahalesinden sonra onlarla işbirliği halinde Irak’ın merkezi ve bölgesel yönetimde daha fazla güç sahibi oldukları görülüyor. Şurası da belli ki; eğer bir ülkede birden fazla ordu varsa, o ülke demokratik bir ülke sayılamaz. Demokrasilerde bir ordu olur bir devlette. Irak’ta maalesef Irak ordusuna ilaveten Kürtlerin iki ayrı ordusu var ve silahlı güç kullanarak bazı siyasi beklentilerini dile getirmeye çalışıyorlar. Bunun da tabii doğal bir durum olmadığını ben de ifade ettim, başkaları da bu görüşü dile getirdiler. Eğer bir insan- bir oy anlayışıyla hareket edilirse bütün Irak çapında, herkesin bugünkünden daha farklı bir tablo göreceği muhakkak. Nitekim bütün konuşmacılar da Irak halkının tamamının söz sahibi olması gerektiğini, Kerkük’ün bir Irak şehri olduğunu, o bakımdan yalnız Kerkük’te yapılacak bir referandumun fazla bir anlam taşımayacağını, eğer illa ki bir referandum yapılacaksa bütün Iraklıların Kerkük için referanduma katılmaları gerektiğini söylediler.
Kuzey Irak’taki Kürt yönetimi elindeki silahlı gücü kullanarak kendi iradesini kabul ettirmeye kalkışırsa, gayet tabii ki karşısındaki gruplar da buna tepki gösterecektir. Dış güçlere dayanarak ve elindeki belli silahlı kuvvetlere dayanarak bütün Irak’ın iradesine siz hakim olmaya kalkışırsanız, sizin karşınızdaki gruplar da size tepki gösterir. Yani böyle orada fiili durum yaratarak Irak’a yön vermek kolay bir iş değil. Unutmayın ki Irak’ta 30 milyona yakın insan yaşıyor ve Kürtlerin nüfusu da yaklaşık olarak 4,5 milyondan ibarettir. O bakımdan, bizim Kürtlere bir husumetimiz, bir itirazımız yok. Herkesin Irak’ta mutlaka haklarına sahip olması lazım. Kürtlere bir haksızlık yapılsa biz ona da karşı çıkarız. Ama 4,5 milyonun 30 milyona, elindeki askeri güce dayanarak hükmetmeye kalkışmasını da kimse makul karşılamaz. Bu işgal güçlerinin de onu dikkate alması lazım. Irak halkını karşısına almadan çözüm araması lazım. Böyle zorlayarak, dayatarak, demokrasi ile bağdaşmayan anayasalar yaparak, Irak’ı bir demokrasi haline getiremezsiniz ve Irak’ta huzur, uyum ve güvenlik sağlayamazsınız ve nitekim bugüne kadar sağlayamamışlardır.
Onların katılmasını engelleyecek bir durum yok, konferans herkese açık. İsteyen gelir katılır, görüşünü açıklar. Bir sürü insan konuşmacı olarak davet edilmediği halde geliyor ve görüşünü açıklıyor. KDP veya KYB’nin konuşmasını kimse yasaklamıyor. Eğer söyleyecekleri bir şey varsa, gelirler söylerler. Basına her vesile ile konuşuyorlar ama buraya gelip konuşmadılar. Ayrıca yazılı olarak da görüşleri istenmiş, bir tanesi vermiş görüşünü kısaca bir tanesi vermemiş. Verilen görüş de okunacak birazdan. Onlara dayanarak Irak politikası yapmak mümkün değil. Kürtlere büyük saygımız var, Kürtlerin bütün hakları sonuna kadar korunmalıdır ama işgal güçlerine destek oluyorlar diye bütün Irak’ı onların egemenliği altına sokmak da akla aykırıdır ve demokrasi ile bağdaşmaz. Herkes de bunu böyle bilsin. 4,5 milyon Kürt var fakat 3 milyon da Türkmen var. Türkmenleri yok farz edeceksiniz, çünkü silahlı güce başvurmadılar. Yapıcı ve demokratik yöntemleri benimsediler diye Türkmenleri yok sayacağız ama onlardan bir milyon daha fazla olan bir etnik grubu Irak’ın egemen gücü sayacağız. Bu da doğru değil. Kürtlere bütün hakları verilmelidir ama onların da Irak’ın geri kalan kısmı üzerinde istedikleri iradeyi zorla kabul ettirmeye çalışmalarını da biz makul karşılamayız.
Türkiye mutlaka ağırlığını hissettirmeli, Türkiye büyük bir bölgesel güçtür. Türkiye’nin iradesini, ağırlığını hiçkimse göz ardı edemez. Göz ardı etmeye çalışırlarsa bölgede dengeler başka türlü oluşur.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.