Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

TRT2, Yerel Seçimler Hakkında Demeç
TRT 2 YEREL SEÇİMLER
29.03.2003
SORU: CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen stüdyo konuğumuz ,hoş geldiniz efendim. Şimdi CHP’ye karşı AKP’nin yükselen oyunu nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir AKP sürprizi yaşandı mı siz göre? CHP’nin bu konudaki görüşleri nedir efendim?
ÖYMEN: Bu bir yerel seçim bunu unutmamak lazım.Yerel seçimi kendi boyutları dışında değerlendirmemek lazım. Geçmişe baktığımız zaman bir siyasi parti genel seçimlerde büyük başarı kazandığı zaman Türkiye’de , tek başına iktidara geldiği zaman ondan sonraki ilk yerel seçimlerde de kendi gücünden daha fazla oy alıyor, bunu biliyoruz. Geçmiş seçimlere baktığımız zaman %10-%15 daha fazla olabilir. Yani sürpriz saymamak gerekir Türkiye’deki genel izlenime baktığımız zaman.Bu bir yerel seçim. İkincisi gördüğümüz tablo şudur: Bazı CHP’nin kuvvetli olduğu yerlerde kaybetmiştir seçimi Antalya, Kocaeli, Hatay , Gaziantep gibi.
SORU: Bunun nedenleri neler olabilir?
ÖYMEN: Bunun nedenleri neler olabilir? Bazı yerlerde de eskiden kazanamadığı yerleri kazanmıştır. Çok başarılı olduğu yerler var. Mesela İzmir , İstanbul’un bazı ilçeleri gibi,Trabzon gibi çok başarılı olduğumuz yerlerde var. Bunun sebeplerini şöyle değerlendiriyorum ben ilk bakışta, bu seçimler maalesef iktidar ve muhalefet partilerinin eşit şartlarda yarıştığı seçimler olmamıştır. Bir çok bakımdan diğer seçimlerden farklı yönleri bulunmaktadır. Açıkça söylemek gerekirse geçmişte basının bir iktidar partisini bu kadar desteklediği bir seçim dönemini ben hatırlamıyorum. Çok yoğun bir şekilde medyanın büyük bir bölümü iktidardan yana tavır almıştır, ağırlığını koymuştur. Genelde iktidarlar eleştirilirken muhalefet hedef tahtası haline getirilmiştir. Boy hedefi haline getirilmiştir. Bunu üzüntüyle karşılıyoruz ve kınıyoruz. Bazı kanallar, TRT’de istisna olmuyor, maalesef, yaşadığımız önemli dış politika konularında haftada iki üç kez bizden görüş isterken seçim döneminde fiilen, bir aydan beri fişi çekmişlerdir. Bizi hiçbir şekilde çağırıp da görüş almamışlardır. Biz ne zaman bir görüş ifade etmek istesek , seçim yasağı var sizin görüşünüzü yayınlayamayız demişlerdir. Ama iktidar o dönemde hükümet olmanın avantajından yararlanarak görüşlerini açıklamıştır. Şimdi bu eşitsizliği görüyoruz. İkincisi büyük sermaye açık bir şekilde iktidardan yana tavır koymuştur. Üçüncüsü büyük bir para faktörü var. Ben Anadolu’da 13 ile gittim ve çalıştım. İstanbul’da buna dahil, her ilde örgütümüzün bize söylediği AKP’nin bizim 20,30 mislimiz mali kaynağa sahip olduğudur. Bu nerden geliyor bu para bunları bilmiyoruz. Ama genel olarak bakıldığında Türkiye’ye bu yeşil sermayenin rolü gözüküyor. Bir başka faktör dış politikadaki tavizkar yaklaşımları nedeniyle hükümetin yabancı ülkelerden aldıkları desteğin basın yoluyla iç politikaya yansımasıdır.Bir başka faktör ise anket faktörü. Her gittiğimiz yerde örgütümüz bundan çok ciddi şikayet etti. Bu anketlerin ne kadar yanıltıcı olduğu seçim sonuçlarından sonra çıktı ortaya. Mesela İstanbul’un üç hafta önceki durumu yansıtan anketlere göre bizim partimiz %70-%80 daha iyi. Hangi parti üç haftada gücünü %70-80 artırabilir? Demek ki yanıltıcı ,yanlış bir anket yapılmıştır. Diğer merkez sağ partileri için %200-300 hata yapılmıştır.Bu olacak şey mi?
SORU: Bununla anket sonuçlarının başka partiye oy verecek seçmeni AKP açık ara önde olunca CHP’ye yönlendirdiği. Bu bir yorum tabii.
ÖYMEN: Bu bir yorum ama bizdeki yorum şu: Nasıl olsa bizim parti kazanamayacak diye oy vermeye gitmeyenlerin oranı da çok yüksek. Hangi yönde olursa olsun halkı yanıltmıştır. Bu anket yapan şirketlerinde durumu iyi değerlendirmesi lazım. Çünkü anketlerde hata payı %3’dür. %70-80 hatta 200 hata payı yapmışsanız bunu hem sizin hem de halkın iyi değerlendirmesi lazım.
SORU: Size göre nedenler böyle ,Peki CHP sonucu nasıl okuyor.
ÖYMEN: Şimdi sonucu şöyle okuyoruz. Bu yerel seçimlerde herkesin çıkartması gereken dersler var. Bizim başarılı olduğumuz yerlerde nasıl başarılı olduk? Bunu araştırmamız lazım. Nasıl oldu da İstanbul’da AKP kazanmışken büyük şehirde, biz İstanbul’un önemli bir ilçesinde %60 oy alabildik? Şişli’de Mustafa Sarıgül . Kadıköy’de % 50 civarında oy alabildik. Nasıl oldu bunlar? Şimdi bu başarı nedenlerini araştırmak lazım. İzmir’de Piriştina’nın başarısı öyle. Mersin tabii ki. Trabzon’da nasıl oluyor da yıllardan beri alamadığımız bir seçimi aldı. Bunun örnekleri çok. 430 yerde seçimleri kazandı. AKP’nin başarısı falan diyorlar .Bütün bu olumsuz koşullara rağmen bir parti 430 yerde birinci parti oluyorsa, o partiye hemen başarısız parti damgasını vurmakta acele etmemek lazım.
SORU: Sizden önce konuğumuz gazeteci- yazar Fikret Bila idi. Aslında CHP az bir oy almamıştır. Ancak muhalefetteki bir partinin daha fazla bir oy alması beklenirdi. Bu nedenle CHP daha sık konuşuluyor dedi.
ÖYMEN: Şimdi söylediğim gibi. Daha önceki seçim sonuçlarına bakarsanız bir partinin tek başına iktidara geldiği dönemden sonraki yerel seçimlerde o parti oylarını sürekli olarak arttırmış. Yani bu ilk defa olmuyor Türkiye’de. Bir de tabii olumsuz olarak bakalım .Bazı yerlerde olumsuz olamadıysak neden olamadık? Bunu tahlil edeceğiz.Bizim aday göstermede mi yanlışımız oldu? İletişimi mi iyi kuramadık? Örgüt mü iyi çalışmadı? Gayet tabii ki bunları iyi değerlendireceğiz. Yani biz de gerekli özeleştiriyi yapacağız.
SORU: Bardağın yarısı dolu diyerek devam etmeyeceksiniz.
ÖYMEN: Gayet tabii ki. Ama şurasını çok açık söyleyelim ki iktidar bu yerel seçim sonuçlarına bakarak şimdiye kadar yaptığı tüm politikaların halk tarafından desteklendiği gibi bir izlenim almamalıdır. Özellikle Irak politikasında halkın %84’ü kamu oyu yoklamalarında hükümetin izlediği politikalara karşı çıkmışken ,1 Mart Tezkeresiyle çıkmıştır ortaya, kalkıp ta halk bizi desteklemiştir, demesin. Kıbrıs konusunda ben her gittiğim yerde bilhassa konuştum. Sadece partililerle değil, partisizlerle AKP’liler ile, bir çok vatandaş ile konuştum. Bir kişi, inanmazsınız, bu 13 vilayette bir kişi bana hükümetin Kıbrıs Politikasını destekliyoruz demedi. Bir vatandaş dedi ki benim kardeşim Kıbrıs’ta oturuyor, o AB ile bütünleşmek için destekliyor ama ben karşıyım dedi. Şimdi hükümet bu sonuçlara bakarak halk Kıbrıs’ta bizi destekliyor, yok efendim YÖK konusunda , ormanlar konusunda bizi destekliyor, gibi bir yanılgıya düşmemesi için hükümeti uyarmayı bir görev sayıyorum.
SORU: Dış politikaya gelince siz Kıbrıs konusu Meclis Genel kurulunda görüşülürken siz hükümete yönelik ağır eleştirilerinizle dikkati çekmiştiniz. CHP kanadından siz üstlenmiştiniz bu görevi. Dış politikayı seçmen dikkate alındı mı? Alındıysa bu sonuca nasıl varıldı?
ÖYMEN: Şimdi seçmenin bu seçimde esas itibariyle yerel konuları ön plana çıkardığını görüyoruz. Zaten adaylarda genelde yerel konuları işlemişlerdir. Bu bir genel seçimle karşılaştıramayız. Ama ben ziyaret ettiğim illerde,ilçelerde fırsat buldukça konferanslar verdim.Kıbrıs konusunda vatandaşın sorularını yanıtladım. Ben de sorular sordum, nasıl görüyor vatandaş diye. Şunu bir kere daha ifade edeyim. Benim gittiğim yerlerde bir tek kişi daha hükümetin Kıbrıs konusundaki tavrını destekliyoruz demedi. Bir tek kişi bana Kıbrıs’ın özünde taviz verelim demedi. Kofi Annan Planı iyidir diyen bir tek kişiye rastlamadım. Çok kişiyle konuştum,kahvelere gittim, çeşitli partilere mensup kişilerle konuştum.Yani hükümet bu sonuçlara bakarak Kıbrıs Politikamızı halk destekliyor gibi bir değerlendire yaparsa bence çok yanıltıcı olur. Kütahya’nın Dumlupınar ilçesinde ki biz kazanmadık, başka bir parti kazandı, bir vatandaşımız dedi ki : Kıbrıs’ı vermek şehitlerimizi vermektir, dedi. Yani vatandaştaki duygu ve düşünce bu. O bakımdan biz hükümetin bu seçim sonuçlarının sarhoşluğuna kapılmadan bu ulusal çıkarları ilgilendiren dış politika meselelerini çok dikkatli olmalarını temenni ediyoruz. Uyarı yapma görevimize devam ediyoruz. Özellikle içinde bulunduğumuz aşamada çok tehlikeli bir dönemece girmekte olduğumuz u görüyoruz.
SORU: Kıbrıs konusunda halk hükümeti desteklemiyordu diye izlenimleriniz olduğunu söylediniz . Bir değerlenmede Kıbrıs konusunda hükümete yapılan eleştiriler DYP ve MHP’nin işine yaradı yönünde. Oy DYP ve MHP’ye mi yaradı size göre?
ÖYMEN: Şimdi biz dış politika konularını hiçbir zaman iç politika malzemesi yapmadık. Eğer biz böyle bir politika benimsemiş olsaydık bu seçim kampanyasında bambaşka şeyler söylerdik. Hükümeti çok zor duruma da düşürebilirdik. Bunu hiç yapmadık. Çünkü biz inanıyoruz ki muhalefet de dış politika konularında sorumlu bir politika izlemelidir. Biz CHP olarak bu geleneği sürdürüyoruz. Atatürk ve İsmet Paşa döneminden bu yana bizim partimiz daima milli konuları parti menfaatinin önünde düşünür. Biz bu şekilde hareket ettik. Ancak şunu görüyoruz ki şimdi içinde bulunduğumuz aşama çok kritik bir aşamadır. Burada hükümetin hata yapmamasını temenni ediyoruz. Şu anda yapacağımız hata ilerde bir daha düzeltemeyeceğimiz sonuçlar verebilir. Çok ciddi sıkıntılar yaratabilir. O bakımdan hükümeti bir defa daha uyarıyoruz. Bilhassa İsviçre’de yapılamakta olan görüşmelerde Türkiye’nin temel beklentileri , Kıbrıslı Türklerin temel beklentilerinden verilecek önemli tavizler bizi sıkıntıya düşürür. Şimdi bir konuyu bu vesileyle izleyicilerimize aktarmış olalım, bu son derece hayatidir. Bu yapılacak anlaşma eğer yapılırsa halk oyuna sunulursa AB Hukukuna uymayacağı için bu AB Hukukuna nazaran bir istisna getirecektir. Bunun da bir teminat altına alalım ki anlaşmadan sonra Rumlar gidip AB Adalet Divanında bunu bozdurmasınlar. Sağladığımız çok küçük avantajları bile anlamsız kılmasınlar. Burada çok büyük bir yanılgı var, bunu da bu vesile ile söyleyeyim. Çünkü bu konuda yetkili olan iki hukuk sistemi var Avrupa’ da: Bir tanesi AB’nin hukuk sistemidir, bir tanesi de Avrupa Konseyi çerçevesinde İnsan Hakları Sözleşmesine göre karar veren Strazburg’daki AİHM’dir. Şimdi bizi rahatsız eden daha önceki kararlar Loizidu kararı gibi, bu AİHM’den çıktı. AB’nin aldığı karar ne olduğu karar bu mahkemeyi bağlamıyor. Örneği var mı? Var. Mesela Cebelitarık ile ilgili bir konuda Cebelitarık’ta AB Parlamentosu seçimi yapılmasın diye İngiltere AB’de bir Delegasyon kararı çıkardı. Birincil hukuk olarak her yere tescil ettirmiş, fakat daha sonra bir İngiliz vatandaşı Cebelitarık’tan AİHM’sine gidince mahkeme İngiltere’nin bu kararını reddetmiştir. Delegasyon rağmen bu kararı bozmuş ve böyle bir kara alamazsınız , seçim yapmak zorundasınız demiştir. Yani bu delegasyon kararını sağladık diye hükümet bunu bir zafer gibi kamu oyuna açıklayacak olursa bunu biz şimdiden uyarıyoruz ki bu doğru değildir. Bu yola gitmesinler ve bütün hukuk kanallarının geçerli olabileceğini ,bizim aleyhimize işleyebileceğini görsünler. Tabii şimdi bir de işin esası var, yani olmazsa olmaz dediğimiz konular. Bu konular da çok açık ve net bir tavır alması gerekir hükümetin. Yani ne olmazsa biz bu işi durdururuz, ne olmazsa referanduma gitmeyiz,ne olmazsa gidilirse nelere hayır deriz, bunları açıklamak lazım halka. İki kesimlilikten ne anlıyoruz? En çok kaç Rum’u alabiliriz içimize? Sınırları Türk askeri koruyacak mı? İçimize barış Gücü alacak mıyız? Türkiye’ni garantörlük hakları ne olacak? Bütün bunları şunun için söylüyorum , geçen seçim döneminde bunları söyleme imkanı pek bulamadık. İktidar kendi görüşlerini televizyonlardan, basında yansıttı, fakat biz görüşlerimizi yansıtmak istediğimiz zaman seçim yasağı var, siz söyleyemezsiniz dediler. Onun için söylüyorum bunları. Biz bunları bir aydır söylüyoruz. Bir şey daha söylüyoruz. Hükümet bütün bunları Avrupa’nın kapıları açılacak diye yapıyorsa halkımızı bilgilendirmek istiyoruz. Bazı Avrupa hükümetleri, muhalefet demiyoruz başbakanları, Türkiye ne yaparsa yapsın Kıbrıs’ta biz üyelik müzakerelerinin başlamasına karşıyız diyorlar. Başta Avusturya olmak üzere. Bunu da bu vesileyle halkımıza açıklayalım ki Sayın Başbakan bu sorun hallolursa herkes hazır bize tarih vermeye diye bir demeç verdi, bunu doğru olmadığını halkımıza duyuralım.
SORU: Anlaşılan o ki sizin Kıbrıs konusundaki politikanız hiç hız kaybetmeden devam edecek. En çok merak edilen konu CHP yoluna nasıl devam edecek? Bardağın yarısı doludur diye mi devam edecek? Yoksa dillendirildiği gibi yeni bir lider arayışına mı girecek?
ÖYMEN: Şimdi CHP kuşkusuz yoluna devam edecektir. Bu yol bizim ulusal çıkarları savunma yolumuzdur. Bu yol Atatürk’ün gösterdiği yoldur.Bu yol sosyal demokrasi yoludur. Biz bu yoldan sapma yapmayı kırılma yapmayı hiç düşünmüyoruz. Çünkü izlediğimiz politikaların yanlış olduğuna hiç inanmıyoruz. Doğru olduğuna inanıyoruz. Bir seçim düşünün ki muhalefet partisi bir önceki seçimlerde aldığı belediye başkanlığı sayısını yüz arttırmış.Demin arkadaşımız da söyledi 330’dan 430’a çıkarmışız. Bu o kadar başarısız bir partidir ki her şey bu partide allak pulluk olmalıdır diyor bazıları. Bunda bir anlam olabilir mi? Gayet tabii ki bazı yerde oy oranı yükselir bazı yerde düşer. En düşük olduğumuz bazı illerde o ilerlerin ilçelerini kazandık mesela. Şimdi o bakımdan CHP’nin yolundan sapacağını düşünmek büyük bir yanılgıdır. Ama yerel seçimlerde başarılı olamadığımız yerler için bir öz eleştiri kuşkusuz yapacağız. Daha iyisini nasıl yaparız onu da düşüneceğiz. Halka en iyisini nasıl yaparız onu da düşüneceğiz. Şunu unutmayalım bizim iyi bir sonuç almamızı engelleyen en etkili faktörlerden biri iletişimdir. Ben gittiğim her yerde vatandaş ile konuşurken şunu gördüm ki partimizin görüşleri ulaşmıyor. Bize herkesin söylediği niçin basın bizim görüşlerimiz yansıtmıyor? sorusudur. Hem yansıtmıyor ham de bazen çarpıtarak yansıtıyor. Şimdi bizim örgütümüzün, vatandaşlarımızın tarafsız insanların Anadolu’da bize ilettikleri şikayet budur. Şimdi bunu nasıl çözeceğiz? Doğal olarak bunu çözmenin yolu basın hürriyetidir. Atatürk’ün dediği gibi basın hürriyetinden kaynaklanan sorunları çözmenin en etkin yolu yine basın hürriyetidir. Şimdi basının da kendisine bir öz eleştiri yapması lazım. Yani biz bu kadar yanlı bir politika izleyerek Türkiye’ye hizmet mi ettik? Bir iktidarı bu kadar destekleyerek ülkemizin çıkarlarına mı hizmet ettik? Bir muhalefet partisini boy hedefi haline getirerek Türkiye’ye ne kazandırdık? Bunların da basının kendi kendisine sorması lazım. Yani Antalya’nın, Kocaeli’nin, Hatay’ın ve Gaziantep’in CHP tarafından kaybedilmesinde Türkiye ne kazandı acaba? Bunu da insanlar kendi kendilerine sormalıdırlar. Bir partinin de basın hedefi haline getirilip getirilmemesini de gazeteci arkadaşlarımız değerlendirmelidirler.
SORU: Sayın Öymen gazeteci arkadaşlarımız demişken sizden bir önceki konuğumun Sayın Fikret Bila idi demiştik, kendisine de aynı soruyu yönelttik. Dedi ki kulislerden gelen haberler de CHP’de bazı hareketlenmelerin başladığı yönünde siz yetkili biri olarak son gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz? Bir gazete haberine göre 25 kadar milletvekili Baykal ve Parti meclisinin geri çekilmesini istiyor diye.
ÖYMEN: Şimdi böyle rivayetler zaman zaman basında yer alıyor. Ben partimin genel başkan yardımcısı olarak , merkez yönetim kurulu , parti meclisi üyesi olarak size şunu söyleyebilirim, basında yapılan tartışmalardan her hangi biri partimin yetkili kurumlarında gündeme getirilmiş değildir. Partimin izlediği temel politikaların yanlış olduğu yolunda bir görüş ifade edilmediği gibi, partimin temel politikalarını oluşturan temel sorunlar, temel çözümler belgesi var. Bu belge kuruldaki 81 üyenin katılımıyla hazırlanmıştır. Bu belge kurultayda oy birliği ile kabul edilmiştir. Bir tek üyemiz bile kalkıp aleyhte oy kullanmamıştır. Hal böyle iken partinin patikalarını tartışmaya açmak bence rivayettir. Ancak tartışılacak konular varsa bunun yeri partinin organlarıdır. Partililer birbirleriyle basın aracılığı ile tartışmazlar. Partinin merkez yönetim kurulu var, partinin parti meclisi var, partinin meclis grubu var. Bütün buralarda tartışılır, eksiklerimiz varsa ki vardır olmaz olur mu,hangi partinin hangi şahsın eksiği olmaz? Gayet tabii ki bizim de yanlışlarımız olmuştur, yanlış aday saptamışızdır, başak bir yerde başka bir eksiğimiz olmuştur. Ama bunlara bakarak partinin top yekun bir değişikliğe sahne olması gerekmez. Bütün politikalarını değiştirmesi gerekli değil. CHP’nin izlediği politika Atatürk’ün bize gösterdiği çağdaş, laik, uygar, cumhuriyeti yükseltme politikasıdır. Sosyal demokrasidir bizim ana ilkemiz. Bu temel ilkeler çerçevesinde CHP yoluna devam edecektir. Ama hiç mi iyileştirme yapamayız. Bunu hiçbir parti söyleyemez, söylerse kendimizi durgunluğa mahkum etmiş oluruz. Değişim hayatın bir gereğidir. Hepimiz her gün değişiriz,yalnız partiler değil, insanlar da .Hepimiz bir gün içinde dahi bir değişime uğrarız , yeni şeyler öğreniriz. O bakımda CHP’yi hiç kimse değişime kapalı bir parti olarak görmesin. En önemlisi bize ait olmayan fikirleri bize aitmiş gibi kamu oyuna yansıtmasın. Kalkıp da CHP AB üyeliğine karşıdır, Kıbrıs’ta çözüme karşıdır gibi bizim tamamen tersini savunduğumuz görüşleri kalkıp da CHP böyle düşünüyor gibi atfetmesin. Şimdi CHP yeni bir kurul yaptı, Sayın Hasan Pulur’un bahsettiği IMF konusu dahil olmak üzere. Bütün bu konularda partinin görüşlerini yansıttı. İlginç bir şey söyleyeyim CHP’nin bu görüşleri hiçbir gazetede yer almamıştır. Birkaç gazete bir iki cümle almıştır. Hiçbir gazete bu kadar eleştirilen CHP’nin kurultayda ne kadar aldığını yayınlamamıştır. Halk nerden bilecek? Yani halk CHP’yi nasıl değerlendirecek?Basın hürriyeti aynı zamanda halkın haber alma hürriyetidir. Yani bu gibi konularda önce halka bilgi vereceksiniz, sonra köşelerinizde istediğiniz gibi yazın. Ama halk bilsin. Biz Kıbrıs konusunda , eğitim konusunda , İşçi konusunda , sosyal konularda , IMF konusunda , tarım konusunda ne düşünüyoruz bilsin. Ben Türkiye’nin hiçbir siyasi tarihinde basının iktidarı bu kadar fazla körü körüne iktidar destekçiliği yaptığını hatırlamıyorum.
SORU: Sayın Öymen tüm faturayı basına mı çıkartıyorsunuz?
ÖYMEN: Hayır, olur mu öyle şey. Gayet tabii ki herkesin kendi kendine yapması gereken değerlendirmeler var. Biz de parti içinde ilçe ilçe değerlendireceğiz. Nerde başarılı olduk, nerde olamadık, nerede hata yaptık? İletişimde biz bir şeyler yapabilirdik. Bir çok yerde vatandaş diyor ki gazete çıkarsaydınız, bir televizyon istasyonu kursaydınız. Artık Türkiye’de basından ve televizyondan ümidi kesmişler.Nereye gitsek siz partinin televizyonunu çıkartın,gazetesini kurun, bazılarının yaptığı gibi. Biz de diyoruz ki çağdaş ülkelerde basın tarafsızdır, basın bütün bilgileri halka anlatır, partilerin görevi değildir, gazete çıkarmak, televizyon istasyonu kurmak. Ama halk o kadar bezmiş ve usanmış ki bize açıkça bunu söylüyorlar. Ben 13 ilde çalıştım bu seçimlerde. Bir tek il yok ki istisnasız .Bazı illerde soruyorlar : televizyon istasyonu kuracak paranız yok mu diye. Bizi eleştiriyorlar bu yüzden. Biz de diyoruz ki basın özgürlüğüne inanan bir medyanın bütün düşünceleri yansıtması asli görevidir. Şunu da belirtelim ki bazı basın organları açıkça taraf tutmuşlardır. Bazıları Türkiye’nin savaşa girmesine engel olduk diye bizi hasım gibi görmüştür.Yani savaştan medet umanlar , savaşı destekleyenler, Türkiye’den cephe açılmasını isteyenler adeta CHP’nin düşmanı kesilmişlerdir. Kıbrıs’ta Türkiye2nin çıkarlarını savunduk diye bizi hasım ilan edenler var. Yani bizim yaptığımız orada temel çıkarlardan fedakarlıkta bulunmayalım diyoruz, orada ki insanlarımızın can güvenliklerinden fedakarlık etmeyelim, anlaşmalarla sahip olduğumuz hakları arayalım ve bu çerçevede çözüm arayalım diyoruz. Bunu dediğimiz için CHP’yi boy hedefi yapanlar var. Bunlar normal mi? Hangi demokratik ülkelerde böyle manzaralarla karşılaşıyorsunuz? CHP isteyenin istediği gibi eleştireceği ama kendini savunamayacak bir parti değildir. Biz Türkiye’nin en eski partisiyiz. Biz Atatürk’ün partisiyiz. Biz Atatürk’ün yolunda yürüyeceğiz ve onun çağdaş çözümlerini Türkiye’ye getireceğiz. Ama bugün getiremedik , yarın getireceğiz. Başka ülkelerde de oluyor. İspanya’da da 3-4 seçimdir kazanamıyorlardı, bu seçimlerde kazandılar. Biz de inanıyoruz ki gelecek seçimlerde kazanacağız. Bunun için ne gerekiyorsa yapacağız, eksiğiz varsa gidereceğiz. Ama biz de bir şey isteyeceğiz. Bütün demokratik ülkelerde basın ne yapıyorsa lütfen Türkiye’de de basın onu yapsın. Biz hasım gibi halka sunmaya kalkışmasın. Bizim vatan sevgimiz iktidar partisinin vatan sevgisinden hiç az değildir. Biz laik devleti ve cumhuriyeti savunuyoruz. Türkiye’yi savunuyoruz ve bunun için de halkın bizi cezalandırdığına inanmıyoruz.
SORU: Sayın Öymen teşekkürler konuğumuz oldunuz. Kendimize bakacağız, eleştirileri değerlendireceğiz, teşekkürler efendim.
ÖYMEN: Ben teşekkür ederim efendim.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.