TBMM Genel Kurulu, Pasaport Harçlarının Artırımına İlişkin

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN’İN TBMM AB UYUM KOMİSYONUNDAKİ KONUŞMASI
25 OCAK 2006

Değerli Arkadaşlar,

Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın pasaport harçlarına yapılan zamlarla ilgili olarak görüşlerimi açıklamak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.

Sözlerime başlamadan, geçtiğimiz Pazartesi günü elim bir trafik kazası sonucunda hayatlarını kaybeden Dışişleri Bakanlığımızın değerli mensuplarına Allahtan rahmet, yakınlarına ve Dışişleri Bakanlığı camiasına başsağlığı diliyorum. Kazadan çok bir cinayete benzeyen bu olayda Belediyenin sorumluluğu altında çalışan bir halk otobüsü trafik kurallarını hiçe sayarak kaygan yolda aşırı hız yapmış ve 9 kişinin ölümüne sebep olmuştur. Kuşkusuz yargı bu olayın sorumlusuna gerekli cezayı verecektir. Ama  buradan sormak istiyorum: Belediyeler halkın can güvenliğini ilgilendiren toplu taşımacılık gibi konularda görevlerini ve sorumluluklarını bizzat üstlenmek yerine bu işi bazı şirketlere devretmekle doğru bir iş mi yapmışlardır? Bu onları sorumluluktan kurtarır mı? Bu otobüslerin şöförlerinin eğitiminde ve denetiminde belediyeler sorumluluk taşımıyorlar mı?

Bu kazada hayatlarını kaybeden Dışişleri Bakanlığı mensupları kendi olanaklarıyla tuttukları bir minibüsle görevlerine gidiyorlardı. Acaba Dışişleri Bakanlığı bunlara niçin bir servis otobüsü tahsis edememişti? Niçin bir çok kuruluşumuzun servis otobüsü varken Maliye Bakanlığı Dışişleri Bakanlığına bu olanağı sağlamamıştır?

Umuyoruz ki, Hükümet bu görev şehidi arkadaşlarımızın ailelerine gerekli tazminatı ödeyecektir. Bu konunun takipçisi olacağız.

Değerli arkadaşlar,

Birkaç gün önce Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri hakkında bu kürsüde yaptığım konuşmada AB Komisyonunun İlerleme Raporunda yer alan hükümetimize yönelik bazı eleştirilere değinmiştim. Bu eleştirilerin bir bölümü de ekonomi ve maliye politikasıyla ilgiliydi. Vergi konusunda AB Komisyonu raporunda yer alan ve bu kürsüden okuduğum eleştiriyi bir kere daha hatırlatmak istiyorum. Raporda aynen şöyle deniliyor:

‘Vergi mevzuatındaki hem müktesebata, hem de Gümrük Birliği ile Dünya Ticaret Örgütü’nün temel kurallarına aykırı olan mevcut ayrımcı unsurlar kaldırılmalıdır.’

Ayırımcı unsurlar nasıl kaldırılır? Vergide adalet sağlanarak. Yani doğrudan vergilerin oranı arttırılıp vasıtalı vergilerin oranı düşürülerek sağlanır.

İşte Komisyon bize bunu öneriyor. Hükümet ne yapıyor?
Bunun tam tersini yapıyor. Bunun son örneği pasaport harçlarına yapılan aşırı zamlarla ilgilidir. Basına da intikal ettiği gibi yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın pasaport harçlarına hükümet 2006 yılı başından itibaren geçerli olmak üzere yaklaşık yüzde 50 zam yapmıştır. Bunun gerekçesi nedir? Mantığı nedir? Anlamak kabil değil.

Avrupa ülkelerinde enflasyon yüzde 50 düzeyine mi çıktı? Hayır. Avrupa ortalaması yüzde 2 civarındadır. Türkiye’nin yurtdışındaki başkonsolosluklarının masrafı yüzde 50 mi arttı? Hayır, o da değil. Masraflarda bariz bir artış yok. Yurtdışındaki memurlarımızın maaşlarında kaydadeğer bir artış yok. Peki vatandaşlarımızın refah düzeyi bir anda olağanüstü artış mı gösterdi? O da değil, tam tersine yurtdışındaki vatandaşlarımız eskisine nazaran daha büyük bir sıkıntı içinde bulunmaktadırlar. Avrupadaki Türkler arasındaki işsizlik Avrupa ortalamasının iki mislini aşmıştır.

Almanaya gibi bazı AB ülkelerinde devletin sosyal harcamalara ve sağlık harcamalarına katkısı önemli ölçüde azalmış; bu da, bu ülkedeki vatandaşlarımızın üzerine ilave bir mali yük bindirmiştir.

Böyle bir ortamda Türk hükümeti vatandaşlarımızın pasaport harçlarını yüzde 50 artırıyor. Bu, son derece yanlış ve insafsız bir karardır.

Avrupa’da yaşayan vatandaşlarımızın durumuyla ilgili olarak bir-iki şey daha söylemek istiyorum. Önce Cumhuriyet Halk Partili sonra da AKP’li milletvekillerinin önerisiyle 2003 yılında Yüce Meclis yurtdışında yaşayan vatandaşlarımızın durumunu incelemek üzere bir araştırma komisyonu kurdu. Bu komisyon çok kapsamlı bir çalışma yaparak, bütün ilgili kuruluşlarımızla görüşerek, üyelerini yurt dışına gönderip oradaki vatandaşlarımızla temas ederek çok kapsamlı bir rapor hazırladı. Bu raporu aranızda gören oldu mu? Bu rapor bastırıldı mı? Yurtdışındaki temsilciliklerimize dağıtıldı mı? Yurtdışındaki Türk kuruluşlarına ve deneklerine dağıtıldı mı? Ne yazık ki hayır. Sık sık yaptığımız uyarılara rağmen bu rapor maalesef raflarda tozlanmaya terk edilmiştir ve Meclisin bu değerli çalışmasını bilmesi gereken yetkililer bu bilgilere sahip olamamışlardır.

Raporu okursanız, yurt dışındaki vatanadaşlarımızın ne kadar büyük sıkıntılar içinde olduğunu göreceksiniz. Avrupa’daki ortalama ücretin Türkiye’den yüksek olması sizi yanıltmasın. Vatandaşlarımızın yurtdışındaki harcamaları da Türkiye’dekinden yüksektir. Kaldı ki, biraz önce de değindim, vatandaşlarımız arasında işsizlik oranı çok yüksektir. Yüzbinlerce vatandaşımız işsizlik sigortasıyla hayatını sürdürüyor ve ailesini geçindiriyor.

İşsizlik sigortası bile alamayan çok sayıda vatandaşımız bulunmaktadır. Onlar da devletin sosyal yardımlarıyla hayatlarını sürdürüyorlar. İşte yüzde 50 zam yaparak   ilave bir mali külfet yüklediğiniz vatandaşlarımız bunlardır.

Denilebilir ki yurt içindeki pasaport harçlarının miktarı daha da yüksek, o yüzden yurt dışındaki pasaport harçlarına da böyle bir zam yaptık.. Bu bir gerekçe olabilir mi? Bir yanlış başka bir yanlışı haklı gösterebilir mi? Yurtiçindeki vatandaşlarımızın pasaport harcı yüksekse, yapılacak iş bunu makul düzeye indirmektir.

Bakınız, size bir örnek vereyim: Türkiye’de 2006 yılı başında yapılan zamlarla birlikte 3 yıllık bir pasaportun bedeli bugünkü kura göre yaklaşık 227 eurodur. Peki Almanya’da bu kaç paradır? Bir Alman vatandaşı pasaport almak isterse kaç para ödeyecektir? Eğer 26 yaşından büyükse 59 euro ödeyecektir. 26 yaşından küçükse ödeyeceği para 37,5 eurodan ibarettir. Yani Türkiye’de 3 yıllık pasaport alan bir vatandaşımız bir Alman vatandaşının ödediğinin 4 misli para ödüyor. 26 yaşından küçük bir Alman vatandaşının ödediğinin yaklaşık 6 mislini ödüyor. Üstelik bizde gençler için pasaport harçlarının daha düşük olması akla bile gelmemiş.

Nereden bakarsanız bakın, yurt içinde pasaport harçları Avrupa’dan çok yüksektir.

İş burada bitmiyor. Eğer 4 kişilik bir aileyseniz, Türkiye’den alacağınız  3 yıllık pasaportun size maliyeti 908 euro olacaktır. Yurtdışına çıkmak için fiilen ödeyeceğiniz para bundan da fazladır çünkü Avrupa ülkelerinde örneğine rastlanmayan bir de çıkış vergisi ödeyeceksiniz.  Onun bedeli de kişi başına 70 YTL yani yaklaşık 43 euro’dur.

Özetle, 4 kişilik bir ailenin 3 yıllık pasaport alarak yurtdışına çıkmak için 1000 eurodan fazla para ödemesi gerekiyor. Yani 1 milyar 600 milyon liradan fazla para ödeyecektir. Vatandaşlarımız bu parayı ödeyince kurtuluyorlar mı? Hayır, kurtulmuyorlar. Bir de vize bedeli var.  Örneğin Fransa’ya gitmek istiyorsa adam başına 35 euro da vize bedeli ödeyecek. 4 kişilik bir aile için bu da 140 euro yapar. Yani bunun toplamı 1200 euroya ulaşıyor.

Bu para asgari ücret alan bir vatandaşımızın yaklaşık 5 aylık kazancına eşittir.

Değerli arkadaşlarım,

Biz ne yapmak istiyoruz? Vatandaşlarımızı Avrupa’yla bütünleştirmek mi istiyoruz; yoksa Avrupayla ilişkilerini, dünyayla temaslarını engellemek mi istiyoruz? Bütün ülkeler vatandaşlarının yurt dışına seyahatlerini teşvik edecek, dünyayı, başka ülkeleri, başka kültürleri tanımalarını kolaylaştıracak; biz ise bunu engellemek, güçleştirmek, pahalılaştırmak için her türlü çareye başvuracağız. Devlet hazinenin açıklarını gidermek için yurtdışındaki vatandaşlarımızın veya Türkiye’den yurtdışına seyahat edecek insanlarımızın cüzdanından başka kaynak bulamadı mı?

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’den yurtdışına çıkacak vatandaşların pasaport harcı ve çıkış vergisiyle ilgili karar alan hükümet yetkilileri dış seyahatlerin sadece gezme ve eğlenme için yapıldığını düşünüyorlar. Unutmayınız ki yurt dışında yaşayan yaklaşık 4 milyon vatandaşımızın Türkiye’de akrabaları var, yakınları var. Bunlar iyi günlerinde, kötü günlerinde yurtdışındaki yakınlarını ziyaret etmek zorundadırlar. İşte bu vatandaşlarımız bir taraftan vize engeliyle karşılaşmakta, aşırı sıcakta, dondurucu soğukta konsoloslukların önünde çile çekmekte, gelirlerini, varlıklarını kanıtlamak için bazen incitici, onur kırıcı davranışlara maruz kalmakta bir taraftan da aşırı bir mali yük altına girmektedirler. Vatandaşlarımıza bu kadar büyük eziyet yapılması reva mıdır? Hükümeti süratle bu konuya eğilmeye davet ediyoruz. Lütfen yapılan hatadan dönünüz. Yurtdışındaki aşırı harç artışından vaz geçiniz ve yurt içi pasaport harçlarını da makul düzeye indiriniz.

Bu, çok hazin bir tablodur ve derhal düzeltilmelidir. Hükümetin pasaport harcı politikası çağdaş bir devlete yakışmayan, AB üyeliğine aday bir ülkeye ise hiç yakışmayan bir durumdur.

Değerli arkadaşlar,
Meselenin bir de başka yönü var: Acaba bir Bulgar vatandaşı veya bir Romen vatandaşı Almanya’ya, Fransa’ya gitmek için vize harcı ödüyor mu? Hayır, ödemiyor. Çünkü AB’de geçerli kural, üyelik müzakerelerine başlamış ülkelerin Schengen anlaşmasını imzalamış bulunan AB üyesi ülkelere vizesiz seyahat etmesini öngörmektedir.
Türkiye’yle üyelik müzakereleri kararı alındığına göre bu kural Türk vatandaşları için de geçerli olacak mıdır? Hayır, olmayacaktır. Hatta AB belgelerine bakarsanız, tam üyelikten sonra bile bunun mümkün olabileceği kuşkuludur. Hükümet Türk vatandaşlarının da müzakereler başladıktan sonra Schengen anlaşmasını imzalayan ülkelere vizesiz seyahat edebilmelerini sağlamak için bir girişim yaptı mı? Yaptıysa ne sonuç aldı? Hiç duymadık. Diğer aday ülkelerin vatandaşlarına vizesiz seyahat hakkı veren AB Türk vatandaşlarına niçin bu hakkı tanımıyor? Niçin ayırımcılık yapıyor? Hükümet bu haksızlığa karşı niçin mücadele edemiyor? Vatandaşlarımızın hakkını niçin koruyamıyor.

Değerli arkadaşlar,

Daha dün, İstanbul’da donduurucu soğukta bazı AB ülkelerinin Konsolosluklarının önünde vize kuyruğunda titreyerek bekleyen vatandaşlarımızı gördüm. Bu duruma son verici girişimler yapmak Hükümetin görevi değil midir? Ne yazık ki, basınımızın önemli bir bölümü de bu gibi sorunlara ver vermiyor. Vatandaşımızın çektiği bu sıkıntı ne yazık ki, kanıksanmıştır. Hazin olan durum budur.

Şimdi bu sıkıntılar yetmiyormuş gibi Hükümet bir de vatandaşlarımızın üzerindeki harç yükünü insafsızca artırıyor. Bu hatadan derhal geri dönmek gerekmektedir.

Geçmişte hükümetin bu gibi hatalardan geri adım attığını hatırlıyoruz. Örneğin yurt dışında yaşayan vatandaşlarımızın günlük emeklilik primini bu hükümet 2 dolardan yüzde 150 artış yaparak 5 dolara yükseltmiş, daha sonra bizim uyarılarımızı ve vatandaşın tepkisini dikkate alarak bunu 3,5 dolara indirmişti. O bile eskisine nazaran yüzde 75’lik bir artıştı. O bile vatandaşlarımıza ölçüsüz ve insafsız bir yük yüklemişti. Ama hükümet bir ölçüde de olsa geri adım atmayı kabul etmişti. İşte şimdi yapılması gereken budur. Yurt dışındaki vatandaşlarımız şu anda bu yüksek harç artışına karşı tepki içindedir, infial içindedir.

Türkiye’ye gönderdikleri tasarruflarla ülkemize büyük katkıda bulunan bu insanlarımıza sahip çıkmanın zamanıdır. Hükümeti bu konuda acilen yeni bir değerlendirme yapmaya davet ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım,

Bu tablo, Türkiye’nin dünyayla ilişkilerinde daha ne kadar büyük bir mesafe alması gerektiğini ortaya koymaktadır. Avrupalılar bize çeşitli konularda reform yapmamızı tavsiye ediyorlar. Oysa ilk yapmamız gereken reform, zihniyet reformudur. Açık söyleyelim: Türkiye’yi yönetenler bu zihniyete sahip oldukça, Türkiye’nin AB’ye girme şansı yüksek değildir.

Yice Meclisi  bu vesileyle saygılarımla selamlıyorum.


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.