TBMM Genel Kurulu, T.C. İle Polonya Arasında Örgütlü Suçlar, Terörizm ve Diğer Suçlarla Mücadele Anlaşmasının Onaylanması Hakkında

- TBMM Genel Kurul Tutanağıdır -
CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ONUR ÖYMEN’İN TÜRKİYE CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ İLE POLONYA CUMHURİYETİ HÜKÜMETİ ARASINDA ÖRGÜTLÜ SUÇLAR, TERÖRİZM VE DİĞER SUÇLARLA MÜCADELEDE İŞBİRLİĞİ ANLAŞMASININ ONAYLANMASININ UYGUN BULUNDUĞUNA DAİR TBMM GENEL KURULUNDA YAPTIĞI KONUŞMA METNİ
15.01.2004

Tasarının tümü üzerinde Cumhuriyet Halk Partisi Grubu adına, İstanbul Milletvekili Onur Öymen; buyurun.
Konuşma süreniz 20 dakikadır.
CHP GRUBU ADINA ONUR ÖYMEN (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; Türkiye Cumhuriyeti ile Polonya Cumhuriyeti Arasında Örgütlü Suçlar, Terörizm ve Diğer Suçlarla Mücadelede İşbirliği Anlaşmasının Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Değerli arkadaşlar, terörizmle ve örgütlü suçlarla mücadele alanında Polonya’nın çok özel bir durumu vardır; coğrafî konumu itibariyle, Batı Avrupa ile Doğu Avrupa arasında önemli bir geçit noktası durumundadır. O bakımdan, Polonya ile terörle mücadele konusunda ve diğer örgütlü suçlarla ilgili olarak yapacağımız işbirliğinin de Türkiye açısından çok büyük yarar taşıyacağını düşünüyoruz. Bu nedenle, Cumhuriyet Halk Partisi olarak, biz bu sözleşmeyi destekliyoruz ve olumlu oy vereceğimizi Yüce Heyetinize bildirmek istiyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu vesileyle terörizm ve insan kaçakçılığı bağlantısı konusuna değinmek istiyorum; çünkü, pek çok vatandaşımız, Polonya üzerinden, Almanya’ya ve diğer Batı Avrupa ülkelerine terör örgütleri tarafından kaçırılmaktadır. Bu konunun -kamuoyumuzda zaman zaman yer almakla birlikte- gerçek boyutunu Yüce Meclisin bilgisine bir kere daha sunmakta yarar görüyoruz.

Başta Almanya olmak üzere, bazı Avrupa ülkelerinin, 1980′li yılların başında Türk vatandaşlarına vize uygulamaya başlamalarından sonra, bu ülkelere çalışmak için gitmek isteyenler, siyasî mülteci sıfatıyla bu yola başvurmaya başlamışlardır ve çok kısa zamanda, terör örgütleri bu imkânı kendi açılarından değerlendirerek, vatandaşlarımızı para karşılığında Batı Avrupa ülkelerine “siyasî mülteci” adı altında kaçırma yoluna gitmişlerdir. Bizdeki bilgilere göre, vatandaş başına 2 500 ilâ 3 000 euro ödemek suretiyle, sahte belgeler düzenlenmekte ve bu insanlarımız Doğu Avrupa ülkeleri üzerinden, Polonya üzerinden Almanya’ya ve diğer Batı Avrupa ülkelerine kaçırılmaktadır.
Yine bizdeki bilgiye göre, terör örgütlerinin, bu insan kaçakçılığından yılda sağladıkları para, yaklaşık 50 000 000 eurodur ve yurt dışında ülkemiz aleyhinde faaliyet gösteren bu terör örgütlerinin başlıca gelir kaynaklarından biri budur. O bakımdan, hükümeti, bu konuda çok dikkatli olmaya davet ediyoruz; özellikle, insan kaçakçılığı ve terörizm bağlantısı konusunda elimizdeki bilgileri çok iyi değerlendirmeye, ilgili ülkelerle işbirliği yapmaya ve gerekli önlemleri almaya çağırıyoruz.
Bazı gazetecilerimiz bu konuyu derinlemesine araştırmışlardır. Bu konuda yayımlanmış kitaplar vardır. Bu konuda gizli kamera yöntemleriyle çekilmiş filmler vardır, bu filmler Avrupa televizyonlarında gösterilmiştir.
Şimdi, bu konuyu, bizim, görüştüğümüz Batı Avrupa ülkeleriyle çok öncelikli bir mesele olarak ele almamız gerekiyor; çünkü, ülkemizin itibarını zedeleyenler de büyük ölçüde bunlardır.
Ne yazık ki “siyasî mülteci” adı altında Batı Avrupa ülkelerine gidenler, burada terör örgütlerinin esiri olmakta, en kötü koşullar altında yaşamaktadırlar. Bizim Avrupa’da yaşayan en sıkıntılı durumdaki vatandaşlarımız, terör örgütlerine alet olarak insan kaçakçılığı yöntemleriyle Avrupa’ya kaçırılan vatandaşlarımızdır.
Değerli arkadaşlar, bunların iltica taleplerinin büyük bir bölümü mahkemeler tarafından reddedilmektedir; ama, bazı kilise örgütleri ve bazı sivil toplum örgütlerinin o ülkelerdeki himayesiyle, iltica talebi reddedilenler bile, o ülkede kalma imkânına kavuşmaktadırlar ve bunlar, orada, terör örgütünün sürekli bir destekçisi konumuna getirilmektedir. Bunların bir bölümü, büyükelçiliklerimize, başkonsolosluklarımıza başvurarak, kendilerinin siyasî ilticayla hiçbir ilgilerinin olmadığını, sadece ekonomik amaçlı olarak oraya geldiklerini söylemektedirler ve bizden pasaport talebinde bulunmaktadırlar. Bu yolla, kendilerine pasaport verdiğimiz insanların sayısı, çoğu yıllar, yılda 5 000′e ulaşmaktadır. Bu, son derece ciddî bir sorundur ve ümit ediyoruz ki, bu sorun, gerek bu gibi anlaşmalar çerçevesinde ele alınacaktır gerek ikili ilişkilerimiz çerçevesinde mütalaa edilecektir ve Türkiye’nin bu şekilde istismar edilmesi önlenecektir.
Değerli arkadaşlarım, bu insanların siyasî mülteci olarak kabul edilmesi için, Avrupa ülkelerinin mahkemelerine sahte belgeler sunulmaktadır. Türkiye’de, devlet güvenlik mahkemesi olmayan illerden, sözde alınmış devlet güvenlik mahkemesi raporlarına dayanılarak, Alman mahkemelerinde, başka ülkelerin mahkemelerinde, bu insanlar, siyasî mülteci olarak kabul ettirilmek istenmektedirler. Bunların geri iadesi için, Türkiye ile Almanya arasında, başka Avrupa ülkeleri arasında imzalanan anlaşmaların hayata geçirilmesi mümkün olamamaktadır. Türkiye’ye gönderilmek üzere uçağa bindirildikleri halde, çeşitli baskı gruplarının etkisiyle uçaktan geri indirilen vatandaşlarımız vardır.
Hükümetin, bu konunun üzerine gitmesini önemle tavsiye ediyoruz; çünkü, bunlar, ülkemiz aleyhindeki propagandaların başlıca kaynaklarından birini oluşturmaktadırlar. Bu terör örgütleri, bu siyasî mültecileri kabul ettirebilmek için, Türkiye’nin kapkaranlık bir resmini çizmektedirler. Ülkemiz hakkında, gerçeklerle hiç bağdaşmayan bilgileri, orada, kamuoyuna yaymaya çalışmaktadırlar. İşte, gündemimizde olan bu konu, bu kadar önemli bir konudur.
Biz, Polonya’yla, bu konuların, olumlu bir anlayışla hayata geçirileceğine inanıyoruz; çünkü, bu gibi anlaşmaları imzalamaktan daha önemli olan, uygulamaktır. Başka ülkelerle de anlaşmalarımız vardır, yeterince uygulanamamıştır. Evvelce diyorlardı ki, efendim, Türkiye’de idam cezası var; biz, bunları iade edersek, siz idam edeceksiniz; bu bahaneyle göndermiyorlardı. Şimdi, idam cezasını kaldırdık, nedir bahaneleri? Şu anda, niçin, Türkiye’de adi suç işledikleri halde, insanlarımızı, işadamlarımızı, masum vatandaşlarımızı öldürüp, Batı Avrupa’ya kaçtıkları halde, yakalanan insanlar Türkiye’ye geri gönderilmiyor? Bunun hesabını sormak lazımdır. Türkiye, böyle ikinci sınıf bir muameleye tabi olacak ülke değildir arkadaşlar.
Hangi ülkeler bunları göndermiyor, hangi gerekçeyle göndermiyor, hükümetten bilgi istiyoruz; gelsinler, Meclise izahat versinler, biz de hükümete destek olalım ve ülkemizi bu duruma düşmekten kurtaralım.
Değerli arkadaşlar, sözlerimi bitirirken, Polonya’nın bir özelliğini Yüksek Heyetinize arz etmek istiyorum.
Polonya Türkiye ilişkilerine, Polonyalılar nasıl bakıyor? Bu, ülkemizin Avrupa Birliğine üyelik sürecinde de son derece önemlidir. Bakınız, Polonya Dışişleri Eski Bakanı Wladyslaw Bartoszewski, Die Welt Gazetesinde, bir süre önce yayımlanan bir mülakatında Polonyalıların Türkiye’ye bakışını nasıl anlatıyor -hep olumsuz şeylerden söz etmeyelim bu kürsüden, biraz da övünülecek şeylerden söz edelim- bakın ne diyor Polonya’nın Dışişleri Eski Bakanı Türkiye hakkında: “Bir Polonyalıya Türkiye’yi sormak tehlikelidir. Türkiye Polonya ilişkileri, bizim bütün diğer ülkelerle sağladığımız ilişkiler içinde en iyilerinden biridir. Türkiye, Polonya’nın bölünmesini tanımayan tek devletti. İkinci Dünya Savaşında, Almanya’yla çok dürüst bir ilişkiye sahip olan Türkiye, aynı zamanda Polonya yanlısıydı. Kızılordu Weischel Nehrinin sağ kıyısına vardığında ve top sesleri kentte duyulurken, sadece iki diplomat Varşova’yı terk etmemişti; Papalığın elçisi ve Türk Büyükelçisi. Türkiye’nin inatçı sempatisine ilişkin bu delilleri unutamayız.
Türkiye, Avrupa Birliğinin şartlarını yerine getirdiği müddetçe, bir Polonyalı politikacının, Türkiye’nin Avrupa planlarını eleştirmeye hakkı yoktur.”
İşte, değerli arkadaşlarım, Polonya böyle bir ülkedir. Biz, böyle bir ülkeyle, bu kadar önemli bir anlaşmayı imzaladığımız için mutluluk duyuyoruz.
Bir kere daha söylüyorum; bu sözleşmeyi destekliyoruz.
Yüce Meclise, bu vesileyle saygılar sunuyorum. (Alkışlar)
BAŞKAN – Teşekkür ediyorum Sayın Öymen.


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.