Habertürk, canlı telefon bağlantısı

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAYIN ONUR ÖYMEN’İN HABER TÜRK KANALINA CANLI TELEFON BAĞLANTISI İLE VERDİĞİ MÜLAKAT

8 Mayıs 2006

Öymen : Şimdi böyle fazla iyimser olmak için bir durum yok maalesef. Bu yasa tasarısının geçme şansı az değildir. Fransız sistemine göre önce Mecliste görüşülecek, sonra Senatoya havale edilecek. Biraz zaman alabilir ama bu tasarının  geçme şansı vardır. Bu bakımdan bizim, bunu hiç hafife almadan tepkimizi çok açık bir şekilde dile getirmemiz lazım. İşte böyle ekonomik tedbirler falan tabii ki önemlidir fakat daha da önemlisi eğer Fransız Parlamentosu 250 bin Ermeni seçmenin oyunu almak için 70 milyon Türk milletinin dostluğunu feda etmeyi göze aldıysa sonunda kaybeden Fransa olur.

Sunucu : Bunu net olarak söyleyecek misiniz efendim?

Öymen: Aynen bu kelimelerle söyleyeceğiz hiç kuşkunuz olmasın. Çünkü bu belli ki bir iç politika işidir. Kalkıp da Fransa’nın siyasi geleneklere aykırı olarak böyle bir karar alması gerçekten aklın alacağı iş değildir. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine Fransa’da taraftır.  Orada ifade özgürlüğü de var. Fransa ifade özgürlüğünün altına imzasını koymuştur. Fransız İhtilali’nin mimarı onlar. Fransız İhtilali’nin temel unsurlarından biri de ifade özgürlüğü ve siz kalkacaksınız Fransız ihtilalinden şu kadar yıl sonra diyeceksiniz ki filanca düşünceyi savunmak suçtur. Böyle şey olur mu? Siz bir de diyorsunuz ki Türkiye’de düşünce özgürlüğü eksiktir. Biz böyle bir şey yapıyor muyuz? Biz Türkiye’de şunu söylemek suçtur diyor muyuz? Bu yaptıkları olacak iş değil. Üstelik bu Fransa’nın yaptığı tek iş de değil. Bakın sırf Türkiye için Anayasalarını değiştirdiler bu sene. Türkiye’nin AB üyeliğini zorlaştırmak için bu üyelik için bir halk oylamasının düzenleneceğini öngören bir madde koymak için Anayasayı değiştirdiler. Ne oluyoruz, nereye gidiyoruz? Türkler Fransızlara ne yaptılar? Biz size ne kötülük yaptık? Nedir bu Türkiye’ye yönelik bu tepki nereden geliyor? Cumhurbaşkanı adaylarından biri her Allah’ın günü ‘Türkiye hiçbir zaman AB üyesi olamamalıdır’ diye demeç veriyor. Bu nasıl bir husumettir, nereden kaynaklanıyor?  Bunun hesabını sormak lazım. Biraz şu izlenim var bizde efendim iç politika dolayısıyla bir şey yapmak zorunda kaldıkları zaman veya böyle bir şey yapma mecburiyetinde hissettikleri zaman Türkiye buna ne tepki gösterir, Türk Hükümetinin buna tepkisi ne olur gibi bir endişe içinde değiller.   Çünkü başka deneylerden biliyorlar ki Türk Hükümeti hiçbir ciddi tepki gösteremeyecek. Türkiye’nin bir süreden beri tepkisiz bir toplum görüntüsü sergilemesi bunlara cesaret veriyor.

Sunucu: Sayın Öymen siz tabii ki son derce deneyimli bir diplomatımızsınız. Son derece önemli görevlerde bulundunuz. Diplomatik lisanı en iyi siz tercüme edersiniz. Şimdi Ottowa Büyükelçisi ve Paris Büyükelçisi istişareler için Ankara’ya çağrıldı. Bu daha sonrası için ne ifade eder. Bu daha sonrası için Paris için bu uyarı mıdır? Kısaca bunu da alabilir miyiz? Şu andaki adımı nasıl değerlendiriyorsunuz?

Öymen : İstişare için Büyükelçilerin çağrılması doğaldır. Böyle bir sorun çıkınca Büyükelçiler çağrılır ama bu büyükelçinin geri çekilmesi anlamına gelmiyor. Büyükelçi çekilmesi, rahmetli Büyükelçi Hasan Işık Esat zamanında olduğu gibi bir jest olarak büyükelçiyi çekerseniz. Uzun bir süre Büyükelçi göndermezseniz bu diplomatik açıdan diplomatik açıdan anlamlı bir harekettir. Amam iki günlük konuşma için çağırmışsınız bunun hiçbir anlamı, karşı tarafı etkileyecek bir boyutu yoktur.

Sunucu: Efendim kısaca, yasa meclisten geçerse son derece sert önlemlerin alınması gerektiğini düşünüyorsunuz ve anladığım kadarıyla da geçebileceği konusunda derin endişeleriz var ve yarın son derece net mesajlar vereceksiniz.

Öymen : Evet. Şimdi yapılacak işler gayet açık. Bunu basın toplantısında da açıkladık. Orada mesela Fransız devletini Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine şikayet edebilirsiniz, dava açabilirsiniz bu yasanın iptali için. Bu yasa demin söylediğim gibi doğrudan doğruya Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine aykırıdır. Bunu yapan bir ülke sözleşmeyi ihlal ediyor demektir. Dava açarsınız ve muhtemelen Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu konunu iptal eder. Bu yollarımız var. Ama  Türkiye kendisine ne kötülük yapılırsa yapılsın, hiçbir tepki gösteremeyecek bir ülke görüntüsü sergiler ise, o zaman tabii başka ülkeler de her vesile ile Türkiye’ye karşı bu gibi tatsız, yakışıksız girişimlerde bulunabilirler. Bizim ümidimiz Hükümetin hiç değilse bu defa daha ciddi bir tavır içine girmesidir.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.