Business TV – Terör Sorunu Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur ÖYMEN’in
Business TV’ye verdiği mülakat
21 Ağustos 2006

Sunucu: Somut adım bu kez örgütü Türkiye’yle muhatap etmek mi?

Öymen: Özel temsilci atanması bunu düşündürüyor. Aslında eğer PKK’yla arazide mücadeleyi öngörmüş olsaydı Amerika veya  Türk askerlerinin orada böyle bir mücadele yapmasına yeşil ışık yakmaya karar verseydi atanacak irtibat subayı olurdu. Türk birlikleriyle Amerikan birlikleri arasında koordinasyonu sağlamak, yanlış anlamaları önlemek, dost ülkelerin bir birini vurmasına mani olmak için irtibat subayları atanır. Özel temsilci siyasi görev yapar. Siyasi görevin de burada tek bir amacı olabilir: PKK’yla dolaylı müzakereler. Yani Bağdat hükümeti üzerinden veya Barzani veya Talabani kuvvetleri üzerinden PKK’yla dolaylı müzakereler. Şimdi bu Türkiye’nin düşürüle bileneceği en kötü durumdur.

Sunucu: Eğer ki Lübnan’a asker gönderilecekse asker gönderilmesinden önce bu sorunun çözülmesi gerekir mi?

Öymen: Gayet tabii. Asker göndermek başlı başına yanlış olur. Onu baştan beri söyledik. Türk ordusunu mayınlı tarlaya sürmüş olursunuz. İki ateş arasında kalırsınız. “Ben Hizbullah’la savaşmaya gitmiyorum” diyorsunuz üzerinize ateş açılırsa ne yapacaksınız? Her nabza göre şerbet verme politikasıdır bu. Bazı ülkeler sizden neyi duymak istiyorlarsa onu söyleyeceksiniz ama bunun bedeli ne olur bunu düşünmeyeceksiniz.

Sunucu: Sizin söylediklerinizden anlıyorum ki Lübnan’da terör hedefi olma tehlikesi mevcut.

Öymen: Bakın yaklaşık 30 senedir BM barış gücü Lübnan’da görev yapıyor. Türkiye bu birlikte görev almıyor. Kimse bizi eleştirdi mi “niçin orda askeriniz yok” diye? Şimdi bunu niye yapıyorlar? Çünkü tehlikeli bir durum var. Çatışma riski var. Ve orda gönüllü arıyorlar. Yani Türk askerinin oraya gitmesi hem askerlerimizin can güvenliği açısından tehlikelidir hem siyasi açıdan tehlikelidir. Orada Türkiye’nin kazanacağı tek şey düşmandır. Ne yaparsanız yapın orda taraflardan en az biriyle, muhtemelen ikisiyle birden, düşman olursunuz. Daha önce BM barış gücü orda 30 yıldan beri kimsenin dostluğunu kazanamadı, kimsenin itimadını kazanamadı, herkes onları suçladı. Şimdi Türkiye de orda bir hedef haline gelecektir. Hem siyasi hedef hem askeri hedef. Bunları iyi düşünmek lazım. Sonra geri çekilebilecek misiniz? O birlikleri korumak için başka birlik göndereceksiniz. Onları korumak için başka birlik göndereceksiniz ve bir batağa saplanacaksınız. Unutmayın ki Amerikalılar orda Lübnan’da Hizbullah’ın saldırıları sonucunda bir günde 241 asker kaybettiler. 241Amerikan askeri öldü, 58 Fransız paraşütçü öldü bir günde. Yani orası sizin bildiğiniz gibi bir yer değil. şimdi oraya niçin asker göndereceksiniz? Bunun Türkiye’ye sağlayacağı fayda nedir? Bölge güvenliğine, dünya barışına sağlayacağı fayda nedir? Taraflar arası bir uzlaşma olur, bir barış havası oluşur, kalıcı bir ateşkes olur ve siz bunu gözetlemek için asker gönderirsiniz.

Sunucu: Beyaz Saray’la Ankara arasında Lübnan’a askere gönderilmesi ve Kuzey Irak’ta sorunun çözümü bir pazarlık konusu olmuş halde midir? Veya olur mu?

Öymen: Şimdi Türkiye ne yazık ki pazarlık gücünü baştan kaybetmiş. Başbakanın baş danışmanı gidiyor Amerika’ya ve diyor ki “bizi şöyle iktidarda tutun, bunun için biziz delikten aşağı süpürmeyin, Başbakanımızı kullanın.” İşte onlarda böyle kullanırlar. Yani Başbakanı şahsen kullanmazda Başbakanın ülkesini ve ordusunu kullanmaya çalışırlar. İnsan “bizi kullanın “der mi? işte derseniz bu sonuç çıkar ortaya. Bunu dediğiniz andan itibaren müzakere kabiliyetinizi kaybetmişiniz. Yani “ben iktidarda kalmak için sana muhtacım onun için senin her türlü emrine amadeyim” demektir bu. Son derece yanlış. Amerika bütün ülkeler gibi kendi çıkarını kollar. Karşısında da kendi çıkarını kollayan ülke olursa onlarla uluslararası alanda müzakere edilir, pazarlık edilir. Ama karşı tarafta teslim olmaya hazır bir hükümet görürseniz o zaman tabii hiçbir bedel ödemeden her istediğinizi elde edersiniz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.