Kanal B – CHP’nin Dış Politikası Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen’in
Kanal B’ye Verdiği Mülakat
14 Temmuz 2007

Sunucu: Bu haftaki programımıza siyasi partilerin milletvekili adaylarını davet ettik, kendileri teşrif ettiler. Onlarla kendi partilerinin dış politika programlarını olabildiğince ele almaya çalışacağız. Ben önce stüdyo konuklarımı sizlere takdim etmek istiyorum. Solumda Sayın Doç. Dr Oya Akyönüç- Saadet Partisi Ankara Birinci Bölge Adayı-, sağımda Sayın Gündüz Aktan-emekli büyükelçi ve MHP İstanbul Birinci Bölge Adayı-. Bu arada telefonla Sayın Onur Öymen burada olacak. O da CHP Bursa milletvekili adayı. Bağımsızlar adına da Hulki Ceviz oğlu birazdan bize katılacak. O da gelmek üzere stüdyomuza. Bu arada belki programın başında söylemek lazım, AKP’ni faks ve telefon yoluyla yakaladık. Ona da söz hakkı verelim. Onur Bey telefonla programımıza katılacak.

Öymen: Stüdyodaki herkese saygı ve sevgilerimi iletiyorum.

Sunucu: Sayın Öymen hoş geldiniz. Maalesef AKP’liler katılmadılar programımıza. Neden cesaret edemediklerine dair burada pek çok değerlendirme yaptık ama esas sizden Türk Dış Politikasına dair CHP’nin görüşlerini almak istiyoruz. Üç ana konu var  burada ele aldığımız. Birincisi IMF konusunda neler düşünüyor CHP. Bu politikaları aynan devam ettiririm, biraz gözden geçirerek devam ettiririm mi yoksa IMF konusunda yeter bu IMF ile bir yere varılmıyor, biz kendi istikrar programlarımızla devam edeceğiz, IMF’yi devre dışı bırakacağız mı diyor? AB konusunda gene benzeri sorular ve talepler var. Bu ABD ile Ortadoğu’da yürütülen ve şu anda patron taşeron ilişkisine benzeyen ilişkilerde CHP ne yapacak 23 Temmuz’dan sonra iktidar geldiğinde?

Öymen: IMF Bir milletlerarası kuruluş. Türkiye de üye buna. Bir ülke krize düştüğü zaman IMF’den yardım istiyor, IMF çoğu zaman acı bir reçete vererek, acı bir reçete vererek, bu ülkenin krizden kurtulmasına yardımcı oluyor. Ama girdiği ülkedeki sosyal dengeleri gözetmediği için, meşhur ünlü Nobel Ödülü sahibi Steglich’in yazdığı gibi IMF’nin girdiği her ülkede sosyal dengeler altüst oluyor. Gelir dağılımı bozuluyor, halk çok büyük ızdırap çekiyor. Onun için bütün ülkeler mümkün olduğu kadar kısa zamanda kriz dönemlerde IMF ile ilişkilerini sonuçlandırmayı arzu ediyorlar, böyle çalışıyorlar. IMF bir itfaiye teşkilatı gibi. Eviniz yanıyorsa, itfaiyeyi çağırırsınız, s tutar yangını söndürür. Ama yangın söndükten sonra günlerce haftalarca su sıkmaya devam ederse bir daha  o evde oturamazsınız. Bu iktidarın yaptığı budur. Kriz geçtikten sonra kriz döneminin politikalarını uygulamayı sürdürdüğü için, memlekette ki bütün sosyal dengeler altüst olmuştur. Ben size Bursa’dan bir örnek  vereyim, gerisini anlatmama gerek yok. Resmen aldığım bilgiye göre AKP döneminde Bursa’da 169 bin kişi işten çıkarılmış. Sadece 20 bin kişiye yeni iş bulabilmiş, 149 bin kişi işinden olmuş. İşte IMF Politikasını bu şekilde uygularsanız sonucu budur. Bugün uygulanan kur politikası sonucunda aha dün Türkiye’nin en ünlü 3 4 iş adamından biriyle konuştum. Diyor ki sadece son bir iki aydaki kur değişikliklerinin sonucunda 190 bin kişi işini kaybetmiştir. Bunun esnaf üzerindeki etkisini düşündüğünüz zaman 250 bin vatandaşımız işini kaybetmiştir.

Sunucu: Peki siz bu tür politikasını realize edecek misiniz Sayın Öymen?

Öymen: Tabii ki de. Zaten bitiyor zaten 2008 yılının şubatında IMF ile. Bir daha da böyle %6 buçuk faiz gibi bir yanlışın içine hiçbir zaman Türkiye’yi sokmayacağız. Bakınız dünyada IMF’nin antlaşma yaptığı hiçbir ülke böyle uzun süreli %6 buçuk faiz dışı fazlayı kabul etmemiştir. Bu ne demektir? Yani diyorsunuz ki ben GSMH’nın yıllık gelirinin %6 buçuğu kadar borç ödeyeceğim. Kaç para yapıyor bugünkü rakamlarla? 24 milyar dolar. 24 milyar dolar borç ödemeyi kabul etmek demek, bu kadar parayı yatırımdan çekmek demek, eğitimden sağlıktan çekmek demek. Başka ülkeler çok daha makul geri ödemelerle anlaşmışlar, Türkiye anlaşamamış. Türkiye, bütün dünya ülkeleri içinde 5. en borçlu ülkedir, borç geri ödemesinde 7. sıradadır. Utanç verici bir tablodur. O bakımdan CHP iktidarında bütün bunlar gözden geçirilecektir. Aynı politikayı devam ettirecek olduktan sonra ne ihtiyaç var bize iktidarda? Biz bunları değiştirmek, gözden geçirmek, Türkiye’nin çıkarlarına uygun hale getirmek için iş başına geliyoruz. AB ne tam üyeliği öngören ilk  antlaşma 1963 yılında. O zamanki Başbakan ve CHP Başkanı İsmet İnönü tarafından imzalanmıştır. Biz o tarihten bu yana tam üyelik hedefini benimsedik,ama bir şartla. Eşit koşulları ne olacak? İkinci sınıf bir üyelik kabul etmiyoruz, özel statüyü kesinlikle reddediyoruz. Bu konuda bütün söylediklerimizi bir kitap halinde yayınladık, başlığı”Tam Üyeliğe Evet Özel Statüye Hayır”.Tam üyelikten Türkiye’yi caydırmak isteyen engellemek isteyen bize çifte standardımız olmak isteyen, bize baskı yapmak isteyenlerle mücadele ediyoruz. Biz bunlarla mücadele edince, bazı AB borazanları Türkiye’de görüyor musunuz bunlar AB:’ye karşı diye bizi adımıza propaganda yapıyor. Yani çıkacak Fransa Cumhurbaşkanı diyecek ki Türkiye Asya’dadır hiçbir zaman AB2ye üye olmamalıdır diyecek, ben ona cevap verince AB2ye karşı çıkacağım. Sen niçin cevap vermiyorsun hükümet olarak? Başbakan bunları basının önünde söylemiyor, yani bunlara tepki gösteremiyor. Bunu düşünsen de kabulüm diyor ama halk duymasın o yeter. Niye tepki gösteremiyorsun? Sharek bundan önceki Cumhurbaşkanı çıktı Erivan’da Türkiye Ermeni Soykırımını kabul etmeden, AB’ye giremez dedi. Hiçbir tepki yok Türkiye’den, ne başbakandan ne dışişleri Bakanından. Yani bunların Kasımpaşalıkları Meriç Nehrine kadar gidiyor. Meriç i geçtiğiniz anda hiçbir cesaret yoktur. Yabancıların karşısına oturdukları zaman dizleri titriyor, ben size açık söyleyeyim. Herhangi bir haksızlığa tepki gösterecek cesaretleri yoktur. Kuzey Irak’taki Amerika ile ilişkiler rezalettir. Dünyanın hiçbir yerinde bunun örneği yoktur. Dünyanın neresinde bir terör örgütü varsa, o terör örgütüyle mücadele etmekle görevle bir güvenlik gücü vardır, bunun tek istisnası Kuzey Iraktır. Orada 3000 5000 terörist olacak, terörün beyni olacak, karargahı olacak, cephane deposu olacak ve hiçbir güç Irak’ta bununla mücadele etmeyecek. Irak Hükümeti terörist demiyor zaten mücadele etmiyor, Amerika oraya asker tesis etmiyor.

Sunucu: Oradaki Kürt oluşumuyla da mücadele edecek misiniz siz?

Öymen: Tabii canım, Irak’ın toprak bütünlüğü esastır demedik mi? Bütün dünya bunu ilan etmedi mi, laf olsun diye mi söyledik? Bizim bölgemizde ben size açık söyleyeyim siyasi coğrafyayı değiştirmek istediğiniz zaman kimse bunun altından kalkamaz ve ortaya çıkacak ihtiyatların nerede duracağını kimse kestiremez. Kimse tayin edemez. Irak’ta yapılacak iş ulus-devlet anlayışını hakim kılmak, gerçek bir demokrasi kurmak ve bunun temel şartı olan din ve devlet işlerini ayırt etmektir. Biz bunu Amerikalılara anlatıyoruz, biz söyleyince anlıyorlar ama uygulamaya gelince maalesef bu yönde adım atamıyorlar ve bir din devleti kurdurdular Irak’ta. Irak Anayasası bir din devleti anayasası. Hiçbir kanunumuz diyor kurala aykırı olamaz. Böyle demokrasi olur mu? Bunun adı demokrasi olur mu? 57 devlet var dünyada halkı Müslüman olan bir tek Türkiye demokratik. Neden, çünkü din ve devlet işlerini birbirinden ayırt etmiş. Irak2ta bunu beceremediler. Bütün mesele budur. Ama Kuzey Irak’taki durum yüz karasıdır. Bir taraftan kendileri PKK ile mücadele için hiçbir tedbir almayacaklar, bir taraftan da Türkiye’nin oraya müdahalesine engel olacaklar. Bunu izah etmek, kabul etmek mümkün değildir. Bakın ben 40 yıl Amerikalılarla çalıştım meslek hayatımda. Anlaştığımız konular oldu, anlaşmadığımız konular oldu. İlk defa Amerikanın Politikasını anlayamıyoruz, okuyamıyoruz, ne yapmak istediklerini anlayamıyoruz. Çünkü bir mantık temeli yok.

Sunucu: Çok açık adamlar orada bir Kürdistan kurmak istiyorlar, o Kürdistan vasıtasıyla Türkiye’nin içerisine bir ur gibi sızmak istiyorlar. Bu arada da Türkiye’yi idare edip, demokrasi hakları AB süreci, sıcak para tehdidi..vs.. Bunlar açık değil mi Amerikanın ne yapmak istedikleri?

Öymen: Bunlar Türkiye eğer ciddi bir devlet olursa, kimse bunları aklının ucundan geçiremez. Bakın ben size teminat veriyorum halkın önünde. CHP’nin iktidarında buna benzer Türkiye karşıtı kelimeleri hiç kimse telaffuz bile edemeyecektir. Önce kendimize saygımız olacak devlet olarak, sonra dünyada saygınlık kazanacaksınız. Bizim iktidarımızda hiç kimse bunu ağzına bile alamaz. Niçin Türkiye’nin bölünmesiyle ilgili haritalar dolaştırılıyor da Yunanistan’ın bölünmesi için dolaştırılmıyor? Portekiz’in bölünmesi için dolaştırılmıyor? Çünkü her devlet kendi birliğini bütünlüğünü kıskançlıkla koruyor. Sizde cesaret yok kardeşim, sizin hükümetinizde maalesef cesaret yok kararlılık yok ulusal çıkarları koruma refleksi yok. Petrol Kanunundan milli menfaatler korunacaktır cümlelerini çıkaran bir hükümetten ne beklersiniz? Adam ilan ediyor dünyaya ben milli menfaatimi korumayacağım diye. Milli menfaatini korumayan bir hükümetten hangi konuda ne bekleyebilirdiniz? Onun için bu seçimde bu iktidar mutlaka gitmelidir. Böyle bir iktidar bir kere daha başa gelirse, Türkiye’nin geleceğinden ben şahsen çok endişe ederim.

Sunucu: Katıldığınız için çok teşekkürler.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.