Habertürk – Seçim Sonrası Gelişmeler Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
Habertürk’e verdiği mülakat
26 Temmuz 2007

Sunucu: CHP’nin örgütsel yapısının yeniden yapılandırılması gerektiğini ve ardından daha seçmene doğrudan ulaşan belki d bir siyasi programla Kamuoyu karşısına çıkması gereğini savundu. Ve tabii ki CHP’nin kişilerin ötesinde bir marka, bir değer olduğunu da hatırlattı. Ve işte telefon hattımızda CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen var. Sayın Onur Öymen Hoş geldiniz efendim. Böyle bir süreç gelişiyor, tabii bunda şaşacak bir şey yok herhalde siz de şaşkınlıkla izlemiyorsunuz, zira CHP’nin seçimlerden 2.parti olarak çıkması, seçmen açısından, CHP açısından hem kırgınlık, hem kızgınlık, hem de şaşkınlık yarattı. Böyle bir sürecin yaşanması herhalde sizin açınızdan da şaşırtıcı değil. Bu gelişen süreç içinde sizin rahatsız olduğunuz şeyler var mı, siz bu süreci partiniz adına nasıl yapılandırmayı düşünüyorsunuz Sayın Öymen?

Öymen: Gayet tabii ki bu süreci çok iyi değerlendirmek lazım. Biz parti dışından uzmanların da katılacağı komisyonlar kurarak, bütün ayrıntılarıyla değerlendireceğiz. Ayrıca çeşitli illerimize yörelerimize heyetler göndererek, oradaki durumu yerinde tespit edeceğiz. Görülen tablo şu, yeterli olmasa da CHP birçok yerde oylarını artırmış, bazı yerlerde hissedilir derecede artırmış bazı yerlerde düşüşler yaşanmış. Parti programı aynı, halk aynı, halk nasıl olmuştu bazı yerde başarılı olmuş bazı yerde o kadar başarılı olunamamış bunları irdelemek, araştırmak gerekiyor. Mesele Bursa’dan örnek vereyim size. Bursa’da Sağın Kalesidir. CHP oyları %38 arttı.

Sunucu: Ama benzer şekilde Antalya’da sizin kalenizdi orada da AKP artırdı.

Öymen: Bu oylar niçin arttı, niçin azaldı? Yani burada adaylardan kaynaklanan sorunlar mı var, örgütten kaynaklanan sorunlar mı var, bizim bilmediğimiz CHP İle hiç ilgisi olmayan yöresel bazı özellikler mi var? AKP’nin seçim rüşveti adı altında dağıttığı gıdalar, kömürler..vs..bazı yerlerde çok mu etkili oldu, bütün bunları göreceğiz araştıracağız. Ama tabloya bir bütünlük içinde bakarsanız şunu görüyorsunuz, birçok yerde halk çok aşırı derecede tepkiliydi hükümete. Mesela fındık üreticileri sokaklara döküldüler, 80 bin üretici hükümete protesto etti. Şimdi bakıyorsunuz aynı yörelerde açık farkla AKP kazanmış. Şimdi bunu nasıl izah edeceksiniz? Din faktörünü aşırı derecede kullandıklarını görüyoruz. Yani böyle din istismarı, din Ticareti dediğimiz, dinin siyasete bulaştırılması dediğimiz konularda çok ileri bir çizgiye varmışlar.

Sunucu: Siz de benzer şekilde Laiklik kavramını oldukça güçlü olarak vurguladınız. Yani o zaman bu %46’yı Anti-Laik olarak değerlendirmiyorsunuz herhalde değil mi?

Öymen: CHP olarak biz Laikliği çok fazla vurguladık ama iktidarın din faktörünü siyasete bu kadar fazla sokması, birçok yerde inancı zaten fazla kuvvetli olan vatandaşımızı etkilemiştir. Kişisel durumu, ekonomik durumu, çiftçi ise ürününün para etmemesi unsurları bir yana, bunları kendilerine dini açıdan daha yakın görüp, onlara oy verdiklerinin örneği de çok. Din ve seçim rüşvetlerini üst üste koyduğunuz zaman, bu puzzlen tamamını bir bölümünü tamamlıyor. Bir de Merkez Sağın çökmesi var bunu da göz ardı edemeyiz. Çünkü Merkez Sağ Türkiye’de demokrasinin iki temel kayalarından biri idi. Merkez Sağ ve Merkez Sol arasında çok uzun yıllar Türkiye’de demokrasi yönetildi ve hiçbir zaman rejim tartışması yoktu. Bakıyoruz şimdi Merkez Sağın yerini Dinci Sağ veya Laiklik karşıtı, Cumhuriyetin temel değerlerine saygı göstermeyen bir Sağ oluyor. Bu tabii çok düşündürücüdür. Merkez Sağın çöküşü, oylarını AKP’ye kayışını da hızlandırmıştır, o unsuru da göz ardı edemeyiz.

Sunucu: Peki, CHP’ye düşen sorumluluk ne efendim bu süreçte?

Öymen: CHP’ye düşen sorumluluk, çok esaslı bir değerlendirme yapmaktır. Komisyonlar da kurduk. Ayrıca bölgelere heyetler de göndereceğiz, bir yenilenme ihtiyacındı d dile getirdik bütün bunların hepsi doğru. Ama bu çıkan tabloyu sadece CHP’nin şu veya bu eksikliğine bağlamak bence pek isabetli olmaz. CHP daha iyi örgütlenseydi, daha iyi propaganda yapsaydı…vs..Tabii ki temel söylemimizi değiştirmemizi kimse bekleyemez. Yani CHP Atatürk’ün kurduğu bir parti olarak Atatürkçü çizgiden kopamazdı daha fazla oy alalım diye. Bu çizgi çerçevesinde, daha iyi propaganda, daha iyi parti içi eğitim..vs..unsurları halletseydik, CHP %46 AKP %21 alırdı diyen çıkıyor mu, çıkmıyor. Demek ki başka faktörler de var. AKP’yi destekleyen unsurları da göz ardı etmemek lazım. Hiçbir seçimde biz bu kadar açık bir şekilde Türkiye’deki bir siyasi partiyi desteklediğini görmedik. Türkiye’deki büyük sermayenin çok açık bir şekilde iktidardan yana bu kadar aleni bir şekilde ye aldığını görmedik. Basının bu kadar açık bir şekilde iktidarı desteklediğini görmedik. Bütün bu unsurları üst üste eklediğiniz zaman tabloyu daha kolay anlayabilirsiniz.

Sunucu: Sayın Öymen son bir soru. Bugün CHP’nin durumu, içinden geçtiği süreç kamuoyunda, basında, CHP’nin seçmeni arasında ve tarafınızca tartışılırken, hep şurada bir tıkanma yaşanıyor. Az önce Emin Çöl aşan ile, Tufan ile telefon bağlantıları yaptık, her ikisinin de söylediği ikinci bir ismin liderlik koltuğuna oturtmak üzere kimsenin aklına gelmemesi. Bu can sıkıcı değil mi sizin açınızdan da.

Öymen: Geçmişte CHP’nin çok lideri oldu. 1950’den beri İsmet İnönü’den bu yana CHP çok lider değiştirdi, yani 50 yılı aşkın zamandan beri. Fakat hiçbir zaman tek başına iktidar olamadı. Benzeri durum başka ülkelerde de yaşandı. Mesela İtalya’da 46 yıl üst üste ..demokratlar iktidar oldu, sosyalistlere hiçbir fırsat tanınmadı. Bir tek Türkiye’de olmuyor. Japonya’da aynı şekilde 1958’den beri sosyalistler hiç iktidara geçemediler. CHP zaman zaman koalisyon ortağı oldu ama tek başına iktidar olamadı, defalarca lider değiştirmesine rağmen. Bütün bu yaşanan sıkıntıları bir lidere bağlamak, şu durumda mümkün olamaz. Liderin söylemi yanlıştı, izlediği politika yanlıştır, yeterince dürüst değildir vs. Baykal için bunların hiç birini söylemek insaf ile bağdaşmaz. Sayın Baykal’ın çizgisine, dürüstlüğüne, izlediği politikaların doğruluğuna doğrusunu isterseniz kimse farklı bir şey söyleyemez. Ne yapsaydı Sayın Baykal bugün söylediklerinin hangisini söylemeyip de onun yerine ne deseydi? Partiyi eleştiren bir takım eski partililer var şu anda üye olmayan ve ya şu anda parti içi muhalefet denilen. Şimdi bu arkadaşlardan hangisi şunu söyleyebiliyor: 1 Mart Teskeresi’ni reddetmemiz yanlıştı. Bunu diyebiliyor musunuz? Veya Kıbrıs’ta izlediğimiz çizgi yanlıştı diyen çıkıyor mu? AB Politikamız yanlıştı. Bunlar önemsiz şeyler değil. Ve ya devlet desteği iki misline çıkarma politikanız yanlıştı diyen var mı? Açlıkla mücadele politikanız yanlıştı diyen var mı? O zaman ne söylüyorsunuz? Niçin itiraz ediyorsunuz. Onlar gitsin biz gelelim mi mesajınız? CHP’nin şu veya bu teklif konuda, örgütün eğitimi konusunda filan bir takım eksiklikleri olabilir, bunu da biz makul karşılıyoruz. Ma özü itibarı ile Sayın Baykal’ın izlediği politikalar yanlıştı, CHP bambaşka şeyler söylemeliydi, mesela dinci politikalar izleseydi daha çok oy alırdı diyecek bir insan çıkıyor mu? Çıkmıyor, peki neden o kadar çok eleştiriyorsunuz? O gitsin biz gelelim dediğiniz zaman, bu istemezlik politikasına benziyor Yeniçeri Ocağındaki. Siz neyi niçin istemediğinizi söyleyeceksiniz. Hangi politikası yanlış? Eleştirinin özü, politika olacak, bu gibi politikalar bu gibi eleştiriler 5 senedir devem ediyor. Ve bunlardan bazıları yazı yazıyorlar, 20 yıl yazı yazsa bir tanesinde iktidarı eleştirmiyor, iktidarın eleştirilecek hiçbir şeyi yok, bütün oklar CHP’ye. Bu kadar insafsızlık olur mu?

Sunucu: Peki efendim, son bir soru. Zülfü Livaneli’nin sizin partinizin resmi İnternet sitesindeki bir fotoğrafın üzerinde bir çarpı var, bununla ilgili bir değerlendirmeniz olacak mı Sayın Öymen?

Öymen: Bunu görmedim doğrusunu isterseniz. Görmediğim bir şey üzerine yorum yapamam bizde öyle bir adet yoktur, kimseye çarpı koymayız biz. Eğer konulursa bir yanlışlık olacaktır, onu bilemem ilk defa sizden duyuyorum ben. Biz bizim gibi düşünmeyen insanlara da saygı gösteririz. İnsanların kişiliğini küçültücü davranışlarda bulunmayız biz.

Sunucu: Teşekkürler Sayın Öymen.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.