Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

TV8 – Erkan Tan’la Başkentten Programı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
TV 8’de yaptığı konuşma
23 Ocak 2008
Erkan Tan: Ben bir mesajla başlama istiyorum: başörtüsünü siyasi simge olarak görenler asıl CHP’lilerdir. Karşı tarafın simgesi olarak gördükleri için türban takan herkesi karşı taraftan görüyorlar. Doğru mu?
Onur Öymen: Yanlış. Bir kere başörtüsüyle türbanı karıştırmamak lazım. Başörtüsü, Anadolu kadınlarının yüzyıllardan beri kullandıkları geleneksel bir giysidir. Türban ise son 30 yıl önce Lübnan’da kişilerin icat ettikleri bir giyim biçimidir. Yani dinimizin gereği türbandır diye düşünenler varsa din adamlarımız bunun böyle olmadığını açıklıkla ifade ettiler. 30 yıl önce Lübnan’da Şiilerle Filistinliler arasındaki çatışmalara sırasında Şiilerin kendilerini koruması için ayrımcılıklarını belirtmek için bir Şii din adamı tarafından tespit edilen bir örtünme biçimi. Basında da çıktı bu. Televizyonlarda da söylediler. O bakımdan, türbanı bizim yüzyıllarca kullanılan bir örtünme biçimi gibi tanımlamamız doğru değil. Türban ayrı başörtüsü ayrı. Türban, Sayın Başbakanın da ifade ettiği gibi bir siyasi simge olarak kullanılıyor. Sıkıntı da buradan çıkıyor. O zaman konuyu dini bir mesele olmaktan çıkarıp veya dinde tartışılan bir mesele olmaktan çıkarıp bir siyasi tartışma konusu yapıyorsunuz.
Erkan Tan: Serbest bırakın kardeşim. Böyle demokrasi mi olur? İsteyen istediğini giyer demiş bir seyircimiz. Siz isteyen istediğini giymesin mi diyorsunuz?
Onur Öymen: Türkiye bir hukuk devleti ve Türkiye’de yasalar var. Giyim kuşamın tamamen serbest olduğunu düşünmek mümkün değil. Daha Atatürk devrinde yapılan şapka devrimi var. Çeşitli giyimle ilgili kurallar var. Ve en önemlisi anayasa mahkemesinin ve danıştayın bu konuda aldığı karalar var ve AHİM’in kararı var. Türkiye bir hukuk devletiyse bu mahkeme kararlarına uyacaksınız. Ama derseniz ki, ben hukuk tanımam. Hukuk benim peşimden gelsin. Mademki mahkemeler benim istemediğim gibi karar veriyor o zaman ben hukuku değiştiririm ve mahkemeler de mecbur olurlar benim istediğim gibi karar vermeye. O zaman hukuk devleti olmaktan çıkarsınız.
Erkan Tan: %47’lik oy aldık. Bize %47 oy vererek çalışmalarımızı takdir ettiğini halk onayladı. Dolayısıyla hukuku da değiştirebiliriz diyemezler mi?
Onur Öymen: Şimdi orada durun çünkü %47 konusu çok tartışmalıdır. Çünkü 22 Temmuz’da kaç seçmen vardı oy veren? 42 milyon 900 bin. Şimdi Devlet İstatistik Enstitüsünün dün açıkladığı rakamlar ne diyor? Seçmen sayısının 47 milyon 500 bin olması lazım. Nereye gitti 4,5 milyon seçmenimiz? Bunlar demek ki seçimlere katılamamışlar. Bu demokrasimiz için ciddi bir sorun yaratmıyor mu? Siz neyin %47’sini aldınız? 4,5 milyon insanın nereye oy vereceğini siz tayin edebilir misiniz? Siz bu kadar insanı oy verme hakkından mahrum ettikten sonra şimdi “biz efendim çok rahat, demokratik bir seçim yaptık. İşte halkın yarısına yakını bizi destekledi” diyebiliyor musunuz? Ben size hemen rakamını vereyim, eğer 47 milyon 500 bin seçmen varsa, tabii ne kadarı oy verirdi ne kadarı vermezdi o ayrı ama AKP’nin aldığı oy bu kadar. Seçmenin oylarının %34,4’üdür.
Erkan Tan: Efendim, CHP böyle din karşıtlığı yapmaya devam ederse bir sonraki seçimlerde barajı bile aşamayacak. En iyisi toplumsal mutabakata katılın halkın türbanla sorunu yok. Sizin sorununuz var. Vazgeçin. Çorum’dan bir seyircimiz.
Onur Öymen: Bir kere CHP’nin dine karşı bir tavır içinde olduğu iddiası son derece haksızdır. İnsafsızdır. CHP’nin ne Genel Başkanı ne de herhangi bir sözcüsü herhangi bir yerde dine saygıyla bağdaşmayan bir cümle söylememiştir. Bizim söylediğimiz şu: dine büyük bir saygı gösteriyoruz, din kutsal bir unsurdur. Allah’la kul arasındaki bir bağdır. Yanlış olan dini siyasete karıştırmaktır. Biz dine hiçbir şekilde karşı bir tavır içinde değiliz. Dinin siyasete karıştırılmasına karşıyız. Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetinin temel direklerinden biri dinle devlet işlerinin birbirinden ayırt edilmesidir. Laiklik budur. Yoksa hiçbir şekilde bunu söyleyen insanları din karşıtı gibi takdim etmemek lazım. Daha önceki uygulamalardan anladığımız iktidar partisinin toplumsal mutabakat dedikleri Sayın Başbakanın iktidar partinsin tespit ettiği fikirleri, görüşleri, uygulamaları diğerlerinin kabul etmesi. Ne dedi Sayın Başbakan? “Cumhurbaşkanını toplumsal mutabakatla seçeceğiz” dedi. Ne manaya geldiğini gördük. Bizim dayattığımız adayı seçeceksiniz diyor. Onunla mutabık olacaksınız diyor. Toplumsal mutabakat ona göre öyle. Hâlbuki toplumsal mutabakat uzlaşma demek. Uzlaşma neyin etrafında olacak? Anayasanın.
Erkan Tan: Ben türbanlıyım kardeşim de açık bir genç kız. İki kız kardeşten bahsediyoruz. Türban siyasi simge olsa aynı aileden iki farklı yaşam nasıl çıkar? Ben dinim için örtünüyorum diyorum. Örtünmeyenlere de saygım sonsuz. İstanbul’dan bu mesaj.
Onur Öymen: Evet, tabii bizim her görüşe saygımız var ama şurası muhakkak ki, bu konu din adamları arasında tartışılacak bir konudur. Siyasette tartışılacak bir konu değildir. Yani başörtüsü, türban, efendim kadınların saçını göstermemesi dinin bir icabı mıdır, dinde böyle bir şey yok mudur… Daha dün akşam bir televizyon programında bir ilahiyat doçenti Kuran’ın hiçbir yerinde örtüyle saç ve baş bir arada geçmiyor diyor. E şimdi biz ona mı inanacağız yoksa Sayın Başbakana mı inanacağız? Başbakan orta derecede bir din tahsili görmüş. İmam Hatip Okulunda okumuş. Tebrik ederiz. Fakat Türkiye’nin en büyük din âlimi değil. Bakıyoruz her Allah’ın günü kalkıyor fetva veriyor. Sanki böyle dinimizin gereği budur. Daha önce de kalktı dinimizin gereği olarak dedi zinayı suç sayacağız. Sonra Avrupa’dan tepki gelince hemen geri adım attı. Yani din mi değişti bu arada? Nasıl geri adım atıyorsunuz?
Erkan Tan: Başbakan bu ulemanın konusu dedi buna da kızdı millet.
Onur Öymen: Gayet tabii. Şimdi mahkemenin aldığı bir kararı beğenmezseniz Başbakanın yaptığı gibi “efendim hâkimler bu işten anlamaz. Ulemaya soralım” derseniz siz hukuka saygılı olur musunuz? Mahkemeye intikal eden bir konuda hâkimlerin kararına bakılır. Ama din bunu nasıl düşünüyor, nasıl ön görüyor diye merak ediyorsanız soracağınız insan Başbakan değildir. Bir de şu var: Başbakan dinin gereklerini tam olarak yapmaya o kadar meraklıysa ilk önce faizi kaldıracak çünkü dinimizde faiz haram. Öyle dimi? Kendisi madem bu işleri çok iyi biliyor söylesin bakalım faiz haram mıdır değil midir?
Erkan Tan: Lütfen bir şeyler yapın! Bugün üniversitelere sokacaklar yarın kamuda her alana. Öbür günde ilköğretime. Türkiye karanlığa gidiyor. Giderek geriliyor. Adana’dan bu mesajımız.
Onur Öymen: Çok doğrudur. Şimdi bakınız bir insan üniversitede türban takarsa üniversiteyi bitirip devlet memuru olduğu zaman ona nasıl diyeceksiniz ki sen mademki inancın gereği takıyorsun vazgeç inancından. Şimdi devlet memuru oldun aç başını mı diyeceğiz? Üniversitede taktıracaksın lise de niye taktırmıyorsunuz? Dimi? Efendim hizmet alan takar hizmet veren takamaz dediğiniz zaman bu ayrımı neye dayanarak yapıyorsunuz?
Erkan Tan: Bugün hizmet alan yarın hizmet vermek isteyince ne diyeceksiniz?
Onur Öymen: Yani bunun sonu yok. Belli ki, açık konuşalım, amaçları adım adım Türkiye’yi böyle bir din devleti haline getirmektir. Laik cumhuriyeti eritip, yozlaştırıp bir din devletine getirmekti. Din devleti olursa ne olur? Bakın size bir tane örnek vereyim, bunu istiyorsa vatandaşlarımız onu da açıkça söylesinler. Mesela İran. İran’da bir ceza yasası var. Ceza yasası diyor ki bugün türban takmamak 10 gün ile 2 ay hapis cezasını gerektirir. 50 bin ila 500 bin Riyal para cezasını gerektirir. Bunu mu istiyorsunuz? Vatandaşa soruyorum? Vatandaşa bunu söyleyin. Gideceği yol bu. İran da vaktiyle böyle değildi. Ben İslam devriminden sonra İran’a gittim ve orada gördüm ki başı açık insanlar var. Kravat takan erkekler var. Şimdi yasak. Yani adım adım oraya gidiyor. Şimdi ilk attığınız adım efendim çok masum gözükebilir size. Ne var bunda filan. Ama ikinci adım ne olacak? Bir de arkadan gelen bir daha koyu aşırı dinci dalga bu hükümetin de üstünden aşar. Hep böyle olmuştur. Şah zamanında İran böyle miydi? Müslüman değil miydi İranlılar. Müslüman’dı ama böyle bir uygulama yoktu. Bu daha sonra gelen bir dalganın sonucu. Şimdi Türkiye’de siz bu yolu açarsınız arkadan gelen dalga bir tusunami gibi sizi de aşar ve sizin de hiç tahmin etmediğiniz bir yere götürür.
Erkan Tan: Bunlar milli görüşçüler. Tarihten ders almazlarsa aldırırlar. Erbakan’ın Başbakanlıktaki sarıklı cüppeli mollaları unutulmasın. Başı açık olan her yere rahatça girerken başını kapatana yasak varsa burada demokrasiden bahsedebilir miyiz? CHP bu kafayla barajın da altına iner denmiş.
Onur Öymen: Bütün mesele şu, şunu içimize sindireceğiz, eğer Türkiye’de bir anayasa varsa, bir hukuk devletiyse mahkemelerin aldığı karalara uyacaksınız. Bunlara Başbakan da dâhildir Hükümet de dâhildir. “Efendim ben mahkeme tanımam. Ben hukuk tanımam. Ben milletten oy aldığımı göre ne istersem onu yaparım.” Nitekim bunu yaptılar. Bakın, şimdi anayasa mahkemesi seçimlerden önce cumhurbaşkanı seçimiyle ilgili olarak 367 milletvekilinin hazır bulunması gerektiğine karar verdi. Ne yaptı Hükümet? Derhal 4 maddelik bir anayasa değişikliği yaptı. Bir tanesi bununla ilgili. 367’yi 184’e indirdi. Sen misin benim istemediğim gibi karar veren? Ben seni bir daha böyle bir karar veremeyecek duruma getiririm anayasayı da değiştiririm. Bu ne anlama geliyor? Hukuka saygısızlık. İşte mesaj bu.
Erkan Tan: Ama halk böyle bir düzenlemem yapmamı istiyor diyor.
Onur Öymen: Halkın her istediğini yaparsanız, halk yarın dese ki biz fes giymek istiyoruz ne yapacaksınız? Yani niçin anayasamızda bazı değiştirilemeyecek maddeler var? Başbakan ne demişti vaktiyle? Demişti ki, “Halk laikliği istemezse tabii ki laiklik de gidecektir” demişti. Demedi mi? Bu Başbakanın sözü değil mi? Demek ki halk isterse laikliği de çıkarır. Menderes ne demişti Demokrat Parti Grubunda? “Siz isterseniz hilafeti de getirisiniz.” Halk isterse hilafeti de mi getirelim?
Erkan Tan: CHP türbana verdiği mücadelenin yarısını teröre karşı verseydi terör biterdi demiş bir seyircimiz.
Onur Öymen: Teröre karşı bizim verdiğimiz mücadeleyi Hükümet verseydi terör çoktan biterdi. 5 yıl önce söylediklerimizi Hükümet yapsaydı bugün bu hale gelmeyecekti.
Erkan Tan: CHP’nin her olaydan siyasi rant çıkarma peşinde olduğuna inanıyorum. Laf üreteceklerine iş üretsinler. AKP’yi eleştirmek dışında yaptıkları bir tane iyi bir şey var mı? Edremit’ten bu mesaj.
Onur Öymen: Bütün vatandaşların görüşüne saygılıyız ama insaf ölçülerini kaçırmamak kaydıyla. Eğer CHP olmasaydı bugün bir savaş ülkesiydi. Bunu da hatırlatmak isterim. 1 Mart teskeresinin engellenmesine biz öncülük yapmasaydık bugün ülkemizde 65 bin Amerikan askeri vardı ve Türkiye Amerikan askerleriyle birlikte sınırlarını açtığı için bir savaş harekâtını bir savaş ülkesi olacaktı. Bir cephe ülkesi olacaktı. Bunu ister miydiniz? Bunu CHP önledi. Efendim CHP ne yapıyor? CHP’nin anayasaya aykırı olduğu için anayasa mahkemesine başvurup iptal ettirdiği kaç tane yasa var biliyor musunuz?
Erkan Tan: Efendim, CHP ülkeyi germekten başak ne yapıyor diyor bir seyircimiz. Bu ülkede R.T Erdoğan’ın neler yaptığını Türk milleti iyi biliyor. Siz iktidara gelemezsiniz bu kafayla demiş.
Onur Öymen: Biz gerenlere mani oluyoruz. Türban konusunu tartışmaya açan biz miyiz? Biz ne dedik? Mahkeme karar vermiştir ve mahkeme kararına saygılıyız. Sokakta türban takan, efendim çarşıda pazarda türban takan birisine bizim bir tepkimiz oldu mu bugüne kadar? Bu konuyu biz gündeme biz hiç getirdik mi? Ama iktidar getiriyor diye çünkü adaletin verdiği karara saygılı değil. Tartışmayı onlar açıyor. Biz böyle bir tartışma açmıyoruz. Mahkeme kararına, hukuka uymak kaydıyla Türkiye’nin bütün eğitim kurumları herkese açık. Ama derseniz ki ben hem mahkeme kararını tanımayacağım hem de efendim hukuk devletiyle çatışacağım. Fransa’da da mesela liselere hiçbir dini kıyafetle giremiyorsunuz. Oradaki insan diyor mu size nasıl mani olursunuz? Burada özgürlük yok mu demiyor mu? Fransa’da özgürlük yok mu? Demek ki bir sınırlamam, yasaklama getirilebiliyor muş. İşin özü budur. Efendim başka ülkelerde Türkiye’deki gibi bir şeriat tehlikesi, bir din devleti kurulması tehlikesi var mı bu ülkelerde? Onlar bu meseleyi 300 sene önce halletmişler. 30 yıl savaşarak halletmişler. Din savaşları yapılmış. Bunu mu istiyorsunuz? Türkiye’de biz bunu istemiyoruz. Türkiye’de yasalar çerçevesinde, anayasa çerçevesinde makul uzlaşmalar arıyoruz. Uzlaşma budur. Uzlaşma yargıya saygı göstermektir. “Efendim, ben istediğimi yaparım. Yargı beni ilgilendirmez” dediğiniz anda hukuk devletinin dışına çıkıyorsunuz.
Erkan Tan: CHP meydanlara çıkıp miting yapmalı. Muhalefet gibi muhalefet yapın. AKP gündemi değiştiriyor. Ekonomi çatlamış biz türbanla kapatmaya çalışıyoruz diyor bir seyircimiz.
Onur Öymen: Doğrudur. Ekonominin rakamları ortada. Ben size 3 tane rakam vereyim gerisini düşünmeye gerek yok. 30 tane ülke var Türkiye’nin durumunda gelişme yolundaki piyasa ekonomisi diyorlar. En yüksek cari açık Türkiye’dedir. En yüksek ticaret açığı Türkiye’dedir. En yüksek faiz haddi Türkiye bir numara. Yani sondan birinci. Düşünebiliyor musunuz? Şu komşumuz Yunanistan %4,6’yla borç alıyor, Mısır bizden çok daha geri %9’la borç alıyor, Türkiye %17’yle borç alıyor. Şimdi buna başarı diyorlarsa tebrik ederiz.
Erkan Tan: Dinin emirleriyse söz konusu olan faiz haram diyorsunuz.
Onur Öymen: Değil mi? Yanlış mı? Yani eğer dini tam olarak uygulayacaksanız mesela kadın erkek eşitliği var mı? Kadın erkek eşitliğinden vazgeçelim. Yanlış bir iş mi yaptık biz kadın erkek eşitliğini sağlayarak? Kadınlara oy verme hakkı tanıyarak? Bugün bazı İslam ülkelerinde kadınların oy verme hakkı yok. Otomobil kullanmaları yasak. Biliyor musunuz?
Erkan Tan: Bir erkeğin saç uzatıp da küpe takarak sokağa çıkması çağdaşlık da bir bayanın türban takarak sokağa çıkması yobazlık mıdır demiş.
Onur Öymen: Bir dakika. Sokağa çıkmakla ilgili bir şey söylemedik biz. Sokağa çıkmakla ilgili ne mahkeme kararı var ne bizim bir itirazımız var ne bizim bir tepkimiz var. Böyle bir konu yok. Mesele üniversitelerde ve eğitim kurumlarında türbanın takılıp takılmaması ve bu konuda yargı kararı var. Üniversiteye giymekten yargı kararlarına uyacaksınız. Yargı kararları ne diyor? Başörtüsü ve türbanla girilemez diyor. O zaman üniversiteye türbanla girilemez. Eğer bu ülkede hâkimler varsa yargı varsa. Ama diyorsanız siz “efendim, ben istiyorum, halk istiyor” o zaman mahkeme kararının ne kıymeti var? İşte Başbakan bunu söylüyor. Çünkü hukukun üstünlüğü fikri yok. Sayın Başbakanın zayıf noktası hukukun kendisin üstünde olduğunu bir türlü kabul edemiyor.
Erkan Tan: Ben CHP’li değilim ama türban üniversiteye girerse bütün diğer tarikatlar da girer. Üniversiteler ilim merkezi olmaktan çıkar. Tarikatların, hacıların, hocaların yuvası olur. Üniversitelerde hiçbir dini sembolün yeri yoktur. Mersin’den bir seyircimiz göndermiş.
Onur Öymen: Bizim söylediklerimiz de bu doğrultuda. İşin özeti şu: bizim siyasetçiler olarak bu konuların tartışmasına girmemiz yanlıştır. Bu konular hukuki boyutuyla mahkemeler tarafından kararlaştırılır. Dini boyutuyla din âlimleri tarafından kararlaştırılır. Başbakanın bu oyunda yeri yok. Ne dini tartışmada yeri var ne hukukun kararında yeri var. Başbakan bu konunun dışına çıkıyor.
Erkan Tan: Yasama ve yürütmede var ama. Yapılmasın mı?
Onur Öymen: Yasama ve yürütme yargının denetimine tabiidir. Yasama, yürütme ve yargı arasında bir görev bölümü vardır. Kuvvetler ayrımı vardır. Nasıl oluyor da anayasa mahkemesi halkın seçtiği milletvekillerin aldığı kararları denetliye biliyor? Kanunları iptal edebiliyor? Demek ki bizim devlet sistemimizde anayasanın üstünlüğü fikri var. Buna saygı göstereceksiniz. Yani ben ne istersem o olur dediğiniz anda siz bir seçilmiş padişah olursunuz. Hem de 1908 II. Meşrutiyetinden önceki Abdülhamit gibi padişah olursunuz çünkü 1908’ten sonra iyi kötü bir kanun denetimi var.
Erkan Tan: Başbakan seçilmiş bir padişah mı olmak istiyor?
Onur Öymen: Başka bir şekilde anlaşılabilir mi? Diyorsanız ki, ben hukukun üstündeyim bu o zaman ancak mutlakıyetli rejimlerde olur.
Erkan Tan: Meclis Başkanımız da bir açıklama yaptı. Kimse millet iradesinin üstünde değildir dedi.
Onur Öymen: Herkese anayasayı okumalarını tavsiye ederim. Türkiye’nin dâhil olduğu dünya sistemi içinde anayasanın ve yasarlın üstünlüğü vardır. Siz kendiniz bunların üzerinde görürseniz yani hâkimler bana karışmasın ulema karışsın dediğiniz anda siz bu sistemin dışına düşersiniz. Bu çok hassas bir konudur. Yani Başbakanın bizim en çok eleştirdiğimiz yaklaşımı kendisini hukukun üstünde görmesidir. Yani yargıçların kendisinden daha üstün durumda olabileceğine tahammülü yok. Üç kuruş cezaya mahkûm olmuş kıyameti kopardı. Danıştay geçen yıl türbanla ilgili olarak bir karar aldı Danıştay için söylemediğini bırakmadı. Yani istemediği bir kararı alırsa hukuk bundan kötüsü yok. Bırakın da hukuk tartışmasını hukukçular yapsın. Siz hukukçu değilsiniz. Din âlimi de değilsiniz. Siz laik bir ülkenin başbakanısınız. Size düşen görev anayasa ve yasalar çerçevesinde bu ülkeyi idare etmektir. Ülkeyi germek değildir. Toplumu kamplara bölmek değildir.
Erkan Tan: Bazı sorunlar sorun olmaktan çıkarsa tedavülden kalkarsa bazı çevreler adeta işsiz kalacaklarını düşünüyorlar demiş bu tartışmalarla ilgili olarak Sayın Başbakan. Sizi mi kastediyor?
Onur Öymen: Kendisini kast ediyor zannediyorum. Şimdi size bir şey daha söyleyeyim: bakın bu iktidar iş başına geldiğinde türban davası vardı AHİM’de bu Hükümet bir cevap yolladı üniversiteye girebilmesi için müracaat eden türbanlı bir kızın müracaatına karşı bu hükümet bir cevap gönderdi. Diyor ki, “bunu reddedin” diyor. “Çünkü” diyor “türbanın Türkiye’de siyasi bir simge olarak kullanıyorlar” diyor. “Bu kabul edilemez” diyor. Kim diyor? Bu Hükümet yani AKP Hükümeti söylüyor. Haberiniz var mı bu işten? Bu Hükümetin talimatıyla Türkiye AHİM’e üniversitede türbanın kullanılmaması gerektiği görüşünü savunuyor, böyle bir savunma yapıyor ve mahkeme de hak veriyor.
Erkan Tan: Türkiye’de yapılması gereken bu kadar çok iş varken türbanı her yere sokmak yapılması gereken en acil iş midir? CHP’nin Atatürk, türban ve laiklik elden gidiyor dan başka bir söylemi var mı? Yararlı bir tane iş yapmıyorsunuz. Sadece böyle konuşmalar yaparak AKP’nin oy oranını yükseltiyorsunuz. Adamların işine geliyor. Türban konusunda iyi muhalefet ancak halk AKP’nin iyi çalıştığını düşünüyor. Niye daha fazla araştırma yaparak AKP’nin yaptığı diğer yanlışları gündeme getirmiyorsunuz demiş başka bir seyirci.
Onur Öymen: Evet, AKP iyi çalışıyorsa eğer benim dediğim gibi neticeye bakmak lazım. Size bir rakam vereyim: 2007 yılında sadece Bursa’da işini kaybeden insanların sayısı 42 bin. Neye dayanarak söylüyorum? Bursalı AKP’ye mensup Çalışma Bakanının resmi belgesine dayanarak söylüyorum. Şimdi iyi icraat oluyorsa bu kadar insan niçin işsiz kalıyor?
Erkan Tan: Bursalı Çalışma Bakanı söylüyor…
Onur Öymen: Bursalı Çalışma Bakanı diyor ki, bir yılda geçen yıla nazaran 10 bin artarak 32 binden 42 bine çıkmıştır. Ben bu rakamları resmi belgesinden söylüyorum. Şimdi buna ne buyrulur? Bu kadar iyi icraatı varsa bu Hükümetin bu kadar çok insan niye işsiz kalıyor acaba? Değil mi? Siz iş sahası yarattınız da acaba vatandaşın canı istemediği için mi çalışmadı?
Erkan Tan: Bugün Karamanlis geliyor.
Onur Öymen: Karamanlis’in gelişinin değerlendirmesini Karamanlis gidince yapacağız çünkü Türkiye’yle Yunanistan arasında pek çok sorun var. Yunanistan bunların biri hairç kıta sahanlığı hariç hiç birinin sorun olduğunu bile kabul etmiyor bugüne kadar. Bir tek kıta sahanlığı meselesi var onda da yıllardan beri yapılan müzakerelerde bir adım mesafe alınmadı. Gittikten sonra hangi konuda Yunanistan esneklik göstermiş? Batı Trakya Türkleri konusunda mı?
Erkan Tan: Suriye’yle dövüşüyorduk şimdi dövüşmüyoruz?
Onur Öymen: Suriye’yle dövüşmüyorduk. Suriye’de bir terör örgütü lideri vardı Türkiye’nin izlediği başarılı politika sonucunda Suriye bu terör örgütü liderini yurtdışına çıkartmak zorunda kaldı bu Hükümetten çok önce. Ondan sonra Türkiye-Suriye ilişkileri gelişti. Daha bunlar iktidarda değildi daha AKP kurulmamıştı bu iş yapıldığında. Irak’taki durumu görüyorsunuz. Irak’ta Türkiye’ye karşı izlenen politikaları size anlatmama gerek bile yok. Eğer Irak Hükümeti kendi ülkesinde teröristleri barındırmasaydı bir sınır ötesi operasyona ihtiyaç duyacak mıydık? Çok iyidiyse ilişkilerimiz Irak Hükümetini, Amerika’yı niye ikna edemediniz bu terör örgütünü bertaraf etmeye de biz sınır ötesi bir operasyon yapma zorunda kaldık. İran’la ilişkilerimiz mükemmelse doğalgazımızı niye kesiyor? Ermenistan’ın durumu zaten malum. Yani neresinden tutalım?
Erkan Tan: Sizin bir cümleniz vardı şiir gibi bu iktidarı tarif eden. Onu da bir söyleyin de öyle gidin isterseniz.
Onur Öymen: Bu iktidar içeride gericidir, dışarıda vericidir ve yakında da gidicidir. Böyle iktidarlar mutlaka gidicidir. Herkesin içi rahat etsin.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.