Habertürk – Çocukların Terör Örgütünün Eylemlerine Alet Edilmesi Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in HaberTürk’e Verdiği Mülakat
29 Ekim 2008

Sunucu: Yayınımıza hoş geldiniz Sayın Öymen. Terör örgütü PKK’nın son günlerde yaptığı izinsiz gösterilerde eylemlerine çocukları alet ettiğini görüyoruz. 14-18 yaş arası çocuklar terör örgütü lehine slogan atıyorlar ve polislerin eylemi durdurma çabalarına taş atarak karşılık veriyorlar. Siz bu tür eylemlere çocukların alet edilmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onur Öymen: Bu olayları son derece çirkin, yakışıksız ve gelecek kuşaklarımıza yapılan büyük bir haksızlık olarak görüyoruz. Hiç kimse, çocuklar üzerinden şiddet yanlısı politika yapmaya kalkışmamalıdır. Başka ülkelerde de maalesef zaman zaman bunun örneklerini görüyoruz. Filistin’de de buna benzer olaylar olmuştur. Henüz doğru ile yanlışı ayırt edecek durumda olmayan, kimliği, kişiliği tam olarak oluşmamış çocukları şiddete yönlendirmek gerçekten bir insanlık suçudur. Bunu açıkça kınıyoruz.

Ayrıca şiddet yoluyla siyaset yapmak zaten demokratik ülkelerde hiç akla gelmemesi gereken bir yöntemdir. Bu başlı başına yanlış bir yol olmakla beraber, hem bir suçtur hem de insanlığa karşı işlenmiş bir suçtur. Siyaset yapacaksanız demokrasinin yolları açıktır. Zira demokratik bir ülkede siyaset, demokrasi yoluyla yapılır. Şiddet yoluyla görüşlerinizi kabul ettirmeye çalışmak yanlış olur.

Bu yöntemlere başvurmak aslında çaresizlikten kaynaklanıyor. Görüşlerini halka kabul ettiremeyenler, demokrasi yoluyla kendi beklentilerini hayata geçiremeyenler en yapılmayacak yöntemlere başvurarak, şiddet yoluyla siyaset yapmaya çalışıyorlar. Bununla da yetinmeyerek çocukları bu oyunlarına alet ediyorlar. Böylece hem bu çocukların hayatlarını tehlikeye atıyorlar, hem de geleceklerini ellerinden almaya çalışıyorlar. Bu tür eylemlere maruz kalan çocuklar bir travma içinde büyüyeceklerdir. Çocukların geleceğini düşününüz. Çocuk okula gittiğinde başka şeyler öğreniyor, sokağa çıktığında ise başkalarının da tahriki ile bambaşka bir dünyanın insanı gibi oluyor. Kendisinin bir mücadele unsuru olduğu telkin ediliyor, halbuki çocuk neyin mücadelesini yaptığının farkında bile değil.

Çocuklar yoluyla şiddet yöntemlerini hayata geçirmeye çalışmak yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Bu olaylar terörün kirli yüzünü bir kez daha ortaya koyuyor ve Türkiye üzerinde oynanan oyunları bir kez daha göstermiş oluyor. Bu çok yazık bir durumdur. Milletin huzura ve güvenlik içinde yaşamaya en çok ihtiyaç duyduğu bir ortamda, çocukları istismar ederek şiddet yoluyla toplumun huzurunu bozmaya çalışıyorlar. Bu olacak iş değildir.  Bunu yapanları şiddetle kınıyoruz. Vatandaşlarımızın çok büyük bir bölümünün de bu olayları kınadıklarını biliyoruz.

Şunu da söyleyelim ki,  bu çocukların içine kin ve nefret  tohumları aşılayanlar gelecek kuşaklara karşı bence çok büyük bir hata yapıyorlar. Devletin de bu çocuklara sahip çıkma sorumluluğu vardır. Çocukları sokağa bırakamazsınız. Ankara, İstanbul gibi büyük şehirlerde, sokaklarda sahipsiz başıboş yüzlerce çocuk görüyoruz. Devlet bu çocukları sahiplenmeli, eğitimlerini ve beslenmelerini sağlamalıdır. Aksi takdirde, gördüğümüz gibi terör örgütleri bu çocukları sahipleniyor. İşin yanlış tarafı buradadır. “Biz şöyle yapıyoruz, böyle yapıyoruz” demek kolay ama bu çocukların sahipsiz kaldığı bir gerçektir.

Ailelerini cezalandırarak çocukları eğitmeyi deniyorlar. Bence en iyi yöntem bu olmasa gerek. Acaba aileleri çocuklarına söz geçirebiliyor mudur? Çocukları tahrik etmek isteyenlere karşı ailelerin gücü yetiyor mudur? Yeşil karttan veya sağlık hizmetlerinden mahrum bırakılmak doğru bir ceza mıdır? Böylece iki tür ceza verilmiş oluyor; aileler de tepkili ve kindar bir hale getiriliyor. Bunlar yanlış şeylerdir.

Özetle terörü tamamen bertaraf etmek için terörün özüne inmek gerekir. Terörün kökünü kazımadıkça maalesef ilerde de böyle olaylarla karşı karşıya kalabiliriz. Terörün kökünün ve beyninin nerede olduğu ise zaten bellidir.

Sunucu: Sayın Öymen, çok teşekkür ederiz programımıza katıldığınız ve değerli yorumlarınızı paylaştığınız için.

Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.