Ermenistan Şant TV – Türk-Ermeni İlişkileri Hakkında Mülakat

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Ermenistan Şant TV’ye Verdiği Mülakat
23 Ocak 2009

Sunucu: Türkiye ile Ermenistan arasında 1915 olaylarıyla ilgili farklı bakış açıları var. Sayın Öymen, siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Onur Öymen: Bizce 1915 olaylarını tarihçilere bırakmak gerekir. Biz TBMM olarak oy birliğiyle bir karar aldık ve Ermenistan’a her iki devletin de arşivlerini açmasını ve bu olayları tarihçilerin birlikte değerlendirmelerini önerdik. Tarihçilerin hiçbir siyasi düşünce taşımadan, tarihi gerçekleri ortaya koymalarını istedik. Bu konuyla ilgili gerçekleri ortaya çıkarırken herkesin propaganda unsurunu bir tarafa bırakmasını ve gerçeklerin dünya kamuoyu bilgisine sunulmasını önerdik.

1915 olayları ile ilgili olarak bizim bildiğimiz gerçeklerden biri şudur; bu olay Birinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere tarafından bir savaş propaganda malzemesi olarak kullanılmıştır. Wellington House denilen İngiliz savaş propaganda yönetiminin önderliğinde yayınlanan bazı yayınlar tek taraflı bir izlenim yaymıştır. Aynı kuruluşun Almanya ile ilgili yayınları da vardır. Daha sonra İngilizler, Avam Kamarası’nda Almanya ile ilgili yayınların bir propaganda unsuru olduğunu ve gerçekleri yansıtmadığını açıklamışlardır. Biz de Meclis olarak İngiltere’den Türkiye ile ilgili o zamanki yayınların gerçek niteliğini açıklamalarını istedik. Henüz tam bir cevap alabilmiş değiliz ama İngilizler de bu yayınlarda propaganda unsuru bulunduğunu ifade ettiler.

Her iki taraf açısından da yaşananların ne olduğuna dair gerçekler ortaya çıkmalıdır. 1915 olaylarını tek taraflı olarak dünyaya yansıtmak bizce yanlıştır. Tarafsız ve objektif bir gözle bunu ancak tarihçiler yapabilir. 1915 olaylarının bugün Türk- Ermeni ilişkilerini zehirleyici bir unsur olarak kullanılmasını tasvip etmiyoruz.

Sunucu: Ermenilerin Doğu Anadolu topraklarında hak iddia etmeleri sizin için ne ifade ediyor?

Onur Öymen: Tarih boyunca çeşitli kavimler dünyanın çeşitli yerlerinde bulunmuşlardır. Türkler de yüzlerce, binlerce yıl önce Çin sınırına yakın topraklarda yaşıyorlardı. Ama bugün o topraklar üzerinde hak iddia etmek, hiçbir Türkün aklından geçmez. Bugün dünyada bütün ülkeler, uluslararası alanda kabul edilmiş sınırlar içinde yaşamalıdırlar. Buna Ermenistan ve Türkiye de dahildir. Başka ülkelerin topraklarında hak iddia etmek, uluslararası ilişkilere zarar verecek, devletlerarasındaki dostluğu bozacak ve BM sistemini tahrip edecek bir yaklaşım olur. Biz bu açıdan Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirisi’nde Türkiye’nin doğusundaki topraklardan Batı Ermenistan diye bahsedilerek bu topraklar üzerinde hak iddia etme anlamına gelen sözler bulunmasını çok yadırgıyoruz ve bunun düzeltilmesini istiyoruz.

Ermenistan’ın Bağımsızlık Bildirisi’ni dikkatli okursanız oradan çıkacak manayı belki anlarsınız. Ayrıca bu belge Ermenistan Anayasasının ayrılmaz bir parçası olmuştur. Türkiye bu konudaki duyarlılığını defalarca dile getirmiştir. Bu metinleri çok dikkatli okumak gerekir.

Sunucu: Dediğiniz gibi Türk ve Ermeni tarihçiler ve bilim adamları yan yana gelip bu olayları araştırdıktan sonra eğer Türk tarihçiler Ermeni tarihçilerin belgelerini kabul edip onları geçerli görür ve bir soykırım gerçekleştiğini kabul ederse, devletin tutumu ne olur?

Onur Öymen: Bu konuda öncelikle tarihi gerçeklerin ortaya çıkması lazım. Spekülasyon yapmak bence doğru değildir. Bu yüzden öncelikle Ermenistan’ın arşivlerini açması gerekir. Türkiye arşivlerini açmıştır ama Ermenistan henüz açmamıştır. Dolayısıyla uluslararası tarihçiler Türk arşivlerini inceleyebiliyorlar ama Ermeni arşivlerini inceleyemiyorlar. Öncelikle bu belgelerin herkes tarafından açıklıkla incelenmesi gerekir, sonra da tarihçilerin bir araya gelip değerlendirme yapmaları gerekir. Tüm bunlar yapılmadan sanki tarihçiler bir araya gelmiş ve ortak görüşlere varmış da taraflardan biri bunu reddediyormuş gibi bir izlenim yaratmak doğru değildir. Önce bu gerçeklerin ortaya çıkmasını bekleyelim ve görelim.

Soykırım lafı, İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra BM’nin 1948 yılında kabul ettiği Soykırımla Mücadele Sözleşmesi’nden sonra ortaya atılmıştır. 1915 yılında dünyada soykırım kavramı bile yoktu. Tarihçiler bu olayları objektif olarak değerlendirmelidirler. Bu olayların niçin yaşandığını, nasıl olduğunu, sebeplerini, sorumlularını, Türkler ve Ermenilerin bu olaydan ne derecede bir kayba uğradıklarını, hangi ülkelerin Ermenileri kendi saflarında çarpışmaya zorladıklarını, bunun her iki ülke ilişkilerine neden olumsuz zarar verdiğini vs. tüm bunları ortaya çıkaracak olanlar tarihçilerdir. Biz tarihten korkmuyoruz.

Sunucu: Ben araştırdım ve gördüm ki, bazı Türk kaynaklarında aslında Ermenilerin Türkleri kıyıma uğrattıkları ve onlara zarar verdikleri yazıyor.

Onur Öymen: Yalnız Türkiye’de değil, yurt dışında, Amerika’da da Ermenilerin saldırıları sonucunda ne kadar Türkün öldürüldüğüne dair yayınlanmış pek çok kitap vardır. Türk Tarih Kurumu’nun eski başkanı yaptığı bir açıklamada Ermeni saldırıları sonucunda öldürülen Türklerin sayısının 530 binden fazla olduğunu söylemiştir.

Sunucu: Bazı Türk aydınlarının başlattığı özür dileme kampanyasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onur Öymen: Türkiye’de gerçekten aydın olan ve kendini aydın sayan çok sayıda insan var. Türkiye özgür bir ülkedir. Burada herkes düşündüğünü açıkça söyleyebilir. Sizin söylediğiniz gibi düşünen insanlar da olabilir, onlara karşı bildiriler yayınlayan binlerce insan da vardır. Bunu tarihi gerçeğin bir tespiti gibi kabul etmek yanlıştır. Yabancı aydınların elinde belgeler varsa tarihçiler bu belgeleri incelerler. Ama ortada tarihçilerin tespit ettiği bir belge ve ortak bir kanıt olmadan bir ülkeyi suçlamak çok yanlıştır. Bu durum Türk ve Ermeni milletleri arasındaki dostluk bağlarına zarar vermektedir.

Mesela Ermenistan’da devletin resmi görüşüne karşı çıkan kaç tane aydın olduğunu bilmiyoruz. Ermenistan Başbakanı Kaçaznuni 1923 yılında Bükreş’te yaptığı bir konuşmada Türk ordusunun hiçbir zaman şiddet eylemlerine başvurmadığını ve çok disiplinli hareket ettiğini söylemişti. Biz de bunu 1955 yılında New York’taki Ermeni kaynaklarından öğrenmiştik. Fakat sonra nedense bu belgeler ortadan kaldırıldı.

Sunucu:  Bu aydınlar özür dileme kampanyası yüzünden çok tepki çektiler. Hatta bazıları saldırıya uğradılar. Siz bu konuda neler düşünüyorsunuz?

Onur Öymen: Biz insanların düşünceleri dolayısıyla saldırıya uğramalarına karşıyız. Şu da bir gerçek ki, insanlar ancak kendileri bir kusur işlemişlerse özür dileyebilirler ve hiç kimsenin bir millet adına özür dilemeye hakkı yoktur. İlla ki özür dilenmesi gerekiyorsa Birinci Dünya Savaşı yıllarında öldürülen Türkler için de özür dilenmesi gerekir. Bunun için özür dileyenlerin olduğunu duymadık. Fakat bugün 1915 olaylarını Türk- Ermeni ilişkilerini zarara uğratan bir mesele gibi ortaya çıkarmak her halükarda son derece yanlıştır.

Fransa Parlamentosu’nda kurulan bir komite, parlamentoların tarihi olaylar üzerinde siyasi hüküm vermesinin yanlış olacağı kararına vardı ve Fransız Parlamentosu’nun bundan sonra herhangi bir tarih olay üzerine hüküm vermemesi gerektiğini tespit etti. Her ülkenin geçmişinde tartışmalı olaylar olabilir. Bu olaylar hakkında karar verecek olan tarihçilerdir. Tarihçilerin işini siyasetçiler üstlenecek olursa bu, ilişkilere zarar verir.

Sunucu:  Bazı emekli büyükelçi ve diplomatlar da özür dileme kampanyasına karşı bir kampanya başlattılar. Bu konuda neler söyleyebilirsiniz?

Onur Öymen: Ben de o kampanyaya imza attım. Türk büyükelçileri bu konuda çok derin bir üzüntü içindedirler. Çünkü geçmişte Asala Ermeni terör örgütü çok sayıda Türk büyükelçisini ve diplomatını öldürmüştür. Bu teröristlerden birçoğu da cezasız kalmıştır ve yakalanmamışlardır. Bunlar arasında olup da şu anda Ermenistan’da yaşayanların mahkemeye verildiğini, yargılandığını veya cezalandırıldığını hiç duymadık. Türk diplomatları bu cinayetleri işleyen Ermeni teröristlerin mutlaka yargılanmasını ve cezalandırılmasını beklemektedirler. Bu olaylar dolayısıyla da hiç kimse Türk diplomatlarından özür dilememiştir. Eğer özür dilenmesi gerekiyorsa, Türk diplomatlarından ve Türk milletinden özür dilenmelidir.

Sunucu:  Sayın Abdullah Gül’ün Ermenistan ziyaretini, Sayın Sarkisyan’la görüşmesini ve karşılık olarak da Sayın Sarkisyan’ı Türkiye’ye davet etmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onur Öymen: Buna benzer ziyaretlerin ve temasların sonuç alıcı olması önem taşımaktadır. Bu yüzden bunların çok iyi planlanıp çok iyi hazırlanması gerekir. Bu ziyaretlerin sonucunda her iki millet de elle tutulur sonuçlar alındığını görmelidir. Geçmişte bundan önceki hükümetler zamanında, benim de Dışişleri Müsteşarı olduğum dönemde, biz Ermenistan Cumhurbaşkanı Ter Petrosyan’la Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’i Türkiye’de buluşturduk. Bizim Cumhurbaşkanımızın ve benim de katıldığım toplantıda her ikisini bir araya getirerek uzlaştırmaya çalıştık. Yani böyle bir temas ilk defa yapılıyor değildir.

Ancak ne yazık ki bu temastan sonra aylar geçmesine rağmen hiçbir elle tutulur somut sonuç çıkmadı, tam tersine Sayın Nalbandyan verdiği bir demeçte Yukarı Karabağ’ın bağımsızlığının ilan edilebileceğini söyledi. Oysa bizim bu ziyaretten sonra beklentimiz, bütün uluslararası kuruluşların ve uluslararası toplumun Azeri toprağı saydığı ve şu anda Ermenistan’ın işgali altında bulunan Azerbaycan’ın yüzde yirmilik toprak parçasından Ermenistan’ın çekilmesi doğrultusunda adımlar atılmasıydı. Bu olmamıştır. Soykırım kampanyasının durmasını bekledik, bu da olmamıştır. Türk diplomatlarını öldüren teröristlerin yargılanmasına başlanmasını bekledik, bu da olmadı. Ermenistan’ın kuruluş belgesinde Türk toprakları ile ilgili talepler içeren ifadelerin düzeltilmesini bekledik, bu da olmadı.

Karşılıklı ziyaretler iyidir de, önemli olan bu ziyaretlerin sonuç vermesidir. Dolayısıyla bu ziyaret, Türk tarafının yaptığı bir jest olarak kalmıştır. Karşılığında mevcut sorunların hiçbirinde en küçük bir ilerleme bile olmadı. Biz diyoruz ki, Cumhurbaşkanı düzeyinde bir ziyaret yapılacaksa bu ziyaretin önceden çok iyi planlanması, hazırlanması ve ziyaretin ne sonuç vereceğinin bilinmesi gerekir.

Sunucu: Partinizin vekillerinden biri Cumhurbaşkanı Sayın Gül’ün kökenlerinde Ermenilik olduğunu ve kendisinin bu yüzden böyle davrandığını iddia etmişti. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?

Onur Öymen: Biz buna katılmadığımızı daha önce de açıkladık. Biz insanların etnik ve dini kökenleriyle ilgilenmiyoruz. Bir kişinin etnik ve dini kökeni ne olursa olsun önemli olan izlediği politikalar ve söylediği sözlerdir. Biz insanların kökenlerinin, onların lehine veya aleyhine bir unsur olarak değerlendirilmesine karşıyız. Partimizin politikası budur.

Sunucu: Türk basınında, Türkiye’deki birçok Ermeninin kendini Türk gibi göstererek devlet organlarında çalıştıkları ve böylece Türkiye’yi içerden çökertmek için faaliyetlerde bulundukları yazıyor. Bunların doğruluk payına ne kadar inanıyorsunuz?

Onur Öymen: Böyle bir şey söz konusu bile değildir. Biz bunları ciddiye almıyoruz. Biz Türkiye’de yaşayan Ermenileri eşit haklara sahip vatandaşlar olarak görüyoruz. Ermenilere karşı en küçük olumsuz bir düşüncemiz ve duygumuz yoktur. Tarih boyunca da olmamıştır. Ermenileri İstanbul’a yerleştiren Fatih Sultan Mehmet’tir. Ermeniler o zamandan beri bu toplumun içinde saygın insanlar olarak yaşamışlardır. Hepimiz çocukluğumuzda Ermeni, Yahudi ve Rum arkadaşlarla beraber büyüdük. Türkiye çok toplumlu bir ülkedir. Biz Ermenilere kuşkuyla bakma yaklaşımını reddediyoruz ve hiçbir Ermeni vatandaşımızdan kuşku duymuyoruz.

Biz insanların etnik ve dini kökeni ile ilgili değiliz. Biz insanları etnik veya dini kökenlerine göre tasnif etme anlayışına karşıyız. Bizce önemli olan insandır. Dini, dili ve etnik kökeni ne olursa olsun önemli olan insandır. Ayrıca şunu da belirtmek isterim ki, Hrant Dink’in öldürülmesinden çok büyük bir üzüntü duyduk ve buna ilk tepki gösterenlerden biri de benim. Bu saldırıyı şiddetle kınıyoruz ve bu konuda kusuru olanların mutlaka cezalandırılmasını bekliyoruz. İnsanların düşünceleri ne olursa olsun, onları şiddet kullanarak susturmak bizim geleneklerimize, devlet anlayışımıza, Anayasamıza ve insanlık görüşümüze aykırıdır. O bakımdan bu cinayeti şiddetle kınayanların başında biz geliyoruz.

Sunucu: Sayın Öymen, değerli görüşleriniz ve bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederiz.

Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.