Son Eklenenler:
- Onur Öymen’in Adana Atatürkçü Düşünce Derneği Konuşması – 14 Ocak 2012
- Onur Öymen’in Lübnan Televizyonuna Verdiği Mülakat (Aralık 2011)
- Onur Öymen’in Ulusal Kanal’daki Konuşması – 25.12.2011
- Onur Öymen’in 5 Aralık 2011 Tarihli Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri ile Mülakatı
- Onur Öymen’in Beykent Üniversitesi Televizyonuna Verdiği Mülakat, 9 Aralık 2011
- Onur Öymen – 16 Aralık 2011 İzmir 68’liler Platformu
- Aydınlık Gazetesi – 14 Aralık 2011 Kurtul Altuğ Köşe Yazısı
- ONUR ÖYMEN’İN FÜZE KALKANI VE TÜRKİYE’NİN DOĞU İLE BATI ARASINDAKİ ROLÜ KONUSUNDAKİ KONFERANSI Ankara Üniversitesi 6 Nisan 2011
- Onur Öymen’in 11 Eylül 2009 Tarihinde Verdiği Soru Önergesinin Cevabı
- Onur Öymen’in Olay Gazetesinde Yayınlanan Haber’e Ait 11 Eylül 2009′da Verdiği Soru Önergesi

Haber Ekpres Gazetesi – Suç Değil Niyet Yargılanıyor
HABER EKSPRES GAZETESİ – 18 NİSAN 2009
SUÇ DEĞİL NİYET YARGILANIYOR
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, Ergenekon operasyonu kapsamında yapılan gözaltıları eleştirerek, “İnsanlar yargılanmadan mahkum ediliyor. Yabancılar buna, ‘niyet yargılaması’der. İnsanları gerçek delillere dayalı, suç teşkil eden bir unsur bularak yargılamak yok” dedi.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen, CHP Parti Meclisi Üyesi ve yazarımız Prof.Dr.Tülay Özüerman ve CHP İzmir İl Sekreteri Hüseyin Mutlu Akpınar ile birlikte gazetemizi ziyaret etti.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen Haber Ekspres İmtiyaz Sahibi Aydın Bilgin ile görüştü. Öymen, Ergenekon’dan basın özgürlüğüne kadar bir çok konuda gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.
Devletin yerel basını mutlaka desteklemesi gerektiğini belirten Öymen, CHP’nin de konuyu gündemine aldığını ifade etti. Bütün dünyada basın denince akla muhalefet geldiğini hatırlatan Onur Öymen, “Yurtdışında gazete alınacaksa ilk olarak yerel gazete alınır. İktidarın sözcüsü olan gazeteler yok denecek kadar azdır. Türkiye’de ise basın üzerinde siyasi baskı var. Muhalefet yapan medya patronlarının sahip oldukları şirketlere baskı yaparak medyayı yönlerdirmeye çalışıyorlar. 1950-60′lı yıllarda böyle değildi. Medya patronları sadece gazetecilik yapardı. Devlet, muhalif seslere kızar, belki bir iki gazeteciyi içeri atardı. Ama neticede gazeteler eleştirel haberlerini de yapardı. Şimdi medyanın yüzde 75′i devletin elinde. Geri kalanı da baskı altında. Bakın, Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınanlardan üç tanesi televizyon kanalı sahibi. ART, Kanal D, Kanaltürk’ün sahipleri gözaltına alındı. Basın özgürlüğüne tahammülleri yok. Türkiye’de genel olarak özgürlüklere, eleştirilere tahammülleri yok” diye konuştu.
Hükümet sadece eleştiriye cevap verir
Yurtdışında yapılan eleştiriler karşısında hükümetin eleştiriye cevap verdiğini kaydeden CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de böyle değil. Türkiye’de bir eleştiride bulunulduğunda, eleştiride bulunan suçlanıyor. Şahsına yönelik suçlamalar yapılıyor. Yandaş gazetelerinde, televizyonlarında o insanın zayıf taraflarını bulup, ordan vurmaya çalışıyorlar.
Bu, 2. Dünya Savaşı’ndan önce Avrupa’da örnekleri görülmüş bir durum. Savaştan önce, bütün muhaliflerin tasfiye edileceği söylenmişti. Hitler iktidar olduktan sonra yetkilerini arttırmak için otoriter bir rejim kuracak. Mevcut merkez partisi de bunu destekleyecek. (Benzetmek gibi olmasın Türkiye’deki bir partiye!) Tamamen iktidar olduktan sonra da partiyi tasfiye edecek. Otoriter devletler böyle böyle kuruluyor. Bir günde kurulmuyor.”
Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’in Ergenekon operasponu kapsamında son gözaltılar hakkında yaptığı açıklamaları eleştiren Öymen, “Çelik diyor ki, ‘5 tane rektör gözaltına alınmış, ama Türkiye’de şu kadar rektör var. Onlar gözaltına alınmadığına göre demek ki ülkede demokrasi var.’ Olacak gibi bir mantık değil. Demokrasilerde bir insanın özgürlüğü bile kısıtlanamaz. Türkiye’de bir kişiyi tutukladım ama 69 milyon 999 kişi özgür. Böyle özgür ülkeye kim, ne diyebilir! Bu mantıkla bir yere varılabilir mi?” dedi.
27 Mayıs ihtilalinde Mülkiye’de talebe olduğunu hatırlatan Onur Öymen, o dönemde yaşadığı bir olayı ise şöyle anlattı: “27 Mayıs zamanı, askeri rejim var. Bizim öğretim üyemiz Sadun Aren’e karşı, Milli Birlik Komitesi üyesi biri laf etti. Biz, Mülkiyeliler olarak Meclis’e yürüdük. İçlerinde benim de bulunduğum üç temsilciyi içeri aldılar. Milli Birlik Komitesi de karşımızda oturuyor. ‘Bir çay için’ dediler. Biz de ‘Sizin çayınızı reddediyoruz. Arkadaşlarımız aşağıda kar altında dururken, burada sizin çayınızı içmeyiz’ dedik. Yanlış anlaşılma olduğunu söylediler. Aren için, öyle demek istemediklerini söylediler. Yani o olayda gözaltına alınan yok, dava açılan yok. Bir tek söylenen söz var. Biz bir sözün bile mücadelesini verirdik. İşte Türkiye 1960- Türkiye 2009… Demokrasiyle bağdaşmayan en ufak bir olayda öğretim üyeleri gider Atatürk Anıtı önünde cübbelerini bırakırlardı. Demokrasi böyle kazanılır. Şimdi, ya benim başıma bir şey gelirse diye düşünüyorlar. Herkes böyle düşünürse demokrasi bitmiş demektir. İnsanlarda cesaret kalmadı. Kendini akademisyen ve basın mensubu olarak gören birçok kişi, televizyonlarda bağırıyor, yapılan uygulamaları haklı bulduklarını söylüyorlar.”
Yargılama yapılmadan mahkumiyet
Ergekeon operasyonu kapsamında yapılan gözaltıları, kayuoyunun dikkatini başka noktalara çekmek olarak yorumlayan Öymen, “İnsanlar yargılanmadan mahkum ediliyor. Yabancılar buna, ‘niyet yargılaması’der. İnsanları gerçek delillere dayalı, suç teşkil eden bir unsur bularak yargılamak yok. ‘Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği’ muhtemelen suç işlemiştir. Gözaltına alalım, muhtemlen bir suç işlemişlerdir’ diyorlar. Kamuoyunun dikkatini başka noktaya çekmeye çalışıyorlar. Dünyada bir hükümet ekonomik yönden sıkıntıya girerse, halkın dikkatini ya bir dış politika olayına çeker ya da başka bir yöne çeker. İsrail gazetesi Jerusalem Post gazetesi 25 Aralık tarihinde ‘Erdoğan, genel seçimlerde laik muhalefetle başedebilmek için bir dış politika başarısı yaşamalı’ diyordu. Nitekim Davos olayı patlak verdi. Bunu büyük bir kahramanlık meselesi gibi anlattılar ama biz balonlarını söndürdük. Seçim kampanyalarında kullanamadılar. Yoksulluk, yolsuzluk, işsizlik, seçim kaygısı arasında dikkati yönlendireceği bir yer vardı. Ergenekon’u, Davos’u buldular” diye konuştu.
Öymen’in konuşmasından satır başları:
-Önceden, laikliğe, demokrasiye karşı bundan çok daha hafif şeyler olduğunda her yere bayraklar asılırdı. Şimdi profesörler, aydınlar, yazarlar tevkif ve tehdit ediliyorlar. Bir pencerede bayrak göremiyoruz. Acaba başımıza bir şey gelir mi diyorlar. Korku salıyorlar etrafa.
-Bir ülkede namuslu insanlar, namussuzlar kadar cesaret sahibi olmazsa o ülkenin kalkınması mümkün değildir. Türkiye’de namuslu insanlar az değil ama namuslu olmak da yetmiyor. Hem namuslu hem cesur olmak gerek. Cesaret göstermezseniz yarın bir gün özgürlüğünüzü, her şeyinizi kaybedirsiniz.
-Avrupa Birliği Komisyon toplantısında Ergenekon konusunu dile getirdik. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine, Avrupa Parlamentosu Türkiye Raporundaki eleştirilere uyuyor mu? dedik. AKP’nin oylarıyla bu konunun gündeme gelmesi reddedildi. Bunu medyaya duyurduk ama bakın gazetelere, kaç tanesinde var? Türkiye’de çok az insan cesaretle, müdahele görmeden düşüncelerini açıklıyor, yazıyor.
Buket YALÇIN
Bu belge Yazılı basın arşivinde bulunmaktadır.