ATA TV – Sınırötesi Operasyon Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Ata TV’ye verdiği mülakat
25 Aralık 2007

Sunucu: Nihayet operasyonu yaptık. Nisan ayından bu yana Genel Kurmay Başkanı istiyordu sınır ötesine bir operasyon yapmamız gerekiyor diye en sonunda ayın 16’sında bu gerçekleşti aradan 7 ay geçtikten sonra. Nasıl değerlendirmek lazım?

Öymen: Öncelikle silahlı kuvvetlerimizi kutluyoruz. Gerçekten böyle bir operasyon yapmak hele gece koşullarında sınır ötesi bir operasyon yapmak hedefleri tam anlamıyla tarif etmek dünyada pek az ordunun pek az hava kuvvetlerinin becerebileceği bir iştir. TSK’nın bu kadar yüksek bir yeteneğe erişmiş olmasını içtenlikle bir kere daha kutluyoruz. Yalnız şunu da söylemeden edemiyoruz: eğer biz bu harekâtı daha önce yapabilmiş olsaydık belki pek çok askerimizin şehit olmasını önleyebilecektik. Biz aylardan beri, yıllardan beri Hükümeti böyle bir operasyon için Meclisten yetki almaya teşvik ediyorduk. Maalesef Hükümet çok uzun süre bu yetkiyi almakta tereddüt etti. Son büyük saldırılar sonucunda biraz da kamuoyunun baskısıyla böyle bir yetki almak zorunda kaldı. Aldıktan sonra da TSK’ne siyasi direktif vermekte gecikti. Bir hata daha yaptı maalesef: operasyon başlamadan TSK’ne yetki verildiğini açıkladı. Böylelikle teröristlere kendilerini saklama fırsatı vermiş oldu ve sürpriz unsurunu azalttı.

Sunucu: Genel Kurmayın açıklamasına bakıldığını buna rağmen sonuç hiç de fena değil.

Öymen: Şimdi sonuç mutlaka iyidir. Yani orada sabit tesislerini özellikle tarif edilmiş olması uçaksavar mevzilerinin, radarlarının, cephaneliklerinin filen bu büyük bir başarı. Ama daha önceden açıklandığı gibi kamuoyuna orada yaklaşık 3500 terörist vardı. Bunlar nereye gitti? Belki bir sürpriz unsuru olabilseydi daha etkili olabilirdi. Bir de bunlar nereye gitti? Bir kısmı Genel Kurmayın açıklamasında da var. Kuzey Irak’taki bazı hastanelere gittiler diyor. Peki, orada Irak Hükümeti hadi dağa çıkamıyor o hastanelerde bunları gözaltına alıyor mu? Veya kaçarak dağlardan sivil halkın arasına kaçanlardan, sığınanlardan yakalananlar oldu mu? Yani Irak Hükümeti ne yaptı? Bu konular üzerine henüz cevap alabilmiş değiliz.

Sunucu: Barzani ısrarla vatandaşlarımız hedef alındı diyor. Acaba Barzani bu PKK teröristlerinin vatandaşı olduğunu mu söylemeye çalışıyor?
Öymen: Şimdi TSK tarafından bunların doğru olmadığı açıklandı. Başka kaynaklar da bunu teyit etmiyor. Bunu belli ki Türkiye’yi dünyaya şikâyet edebilmek için bir bahane olarak kullanılıyor. Evvelce de bunu yaparlardı. Sivil halk vurulmadığı halde şu kadar sivil öldürüldü diye dünyada kıyameti koparırlardı fakat bugün dünyadan bekledikleri etkiyi de göremiyorlar.

Burada önemli olan bu operasyonların sürdürülmesi ve PKK’nın tamamı çökertilene kadar bu kararlılığın devam ettirilmesi. Hükümet tarafından bir yapılan hata şu: daha terör bertaraf edilmeden hatta Türkiye’de bazı terörist bombalama eylemleri hazırlıkları yapıldığı ortaya çıkmışken kalkıp Hükümetin şimdi siyasi af gelebilecek işte pişmanlık yasasının genişletilmesi gibi söylemlerde bulunması bunu son derece sakıncalı buluyoruz. Terörle mücadelemizde bu bize başarı şansımız arttırıcı değil azaltıcı bir etki yapar diye düşünüyoruz.

Sunucu: Amerika Türkiye ilişkilerinde bu operasyonda verilen destekle birlikte bir sıcaklık mı ortaya çıkıyor? Artık o hani 1 Mart teskeresinden sonra çuval geçirme olayından sonra o dönemde soğuyan ilişkiler şimdi artık eski sıcaklığına mı dönüyor? Ne oluyor?

Öymen: Evet, diplomaside geçmişte yaşanan hiçbir şey unutulmaz ve hiçbir şey de affedilmez. Bunu da bu vesileyle söyleyeyim. Amerika şimdi çok uzun süre önce Türkiye’nin Kuzey Irak’a bir harekâtına engel olduktan sonra şimdi ne oldu da bu tutumunu değiştirdi? Bu soruya cevap aramak lazım. Bunun şimdi iki tane cevabı var. Bir tanesi şu: son terörist saldırılarından sonra Türk halkı o kadar büyük bir tepki gösterdi ki Türkiye’nin her tarafındaki şehirlerde kasabalarda belki milyonlarca insan sokağa döküldü. Amerika da anladı ki artık Türk halkı sabrının sonuna gelmiştir. Bir Hükümeti baskı altına alabilirisiniz ama bir halkı baskı altına alamazsınız. Zaten Türk halkında Amerika’ya olan destek askeri düzeye inmişti onu da kaybedeceklerini gördüler. Bir sebebi bu olabilir. İkinci sebebi de: büyük devletler hiçbir şeyi karşılıksız yapmazlar. En küçük bir şeyi size verdikleri zaman mutlaka bir karşılığını isterler. Acaba nedir? Sayın Başbakan Washington’daki görüşmenin bir mahrem bölümü olduğunu söylüyor. Acaba ne görüşüldü orada? Mesela o görüşmeden sonra yapılan açıklamalarda İran’ın adı geçmiyor. Acaba Amerikalıların İran’la ilgili talepleri mi oldu? Kerkük’ün adı geçmiyor. Acaba Kerkük’te yaratılan fiili durum Türkiye2nin içine sindirilmesi mi istendi? Kuzey Irak’ın ayrı bir devlet oluşumu yolundaki gelişmelerden hiç söz edilmiyor. Bunların engellenmesi konusunda Türkiye’nin beklentilerine ne cevap verildiği belli değil. Yoksa tam terinse orada bir filli devletleşme olgusunu Türkiye’nin içine mi sindirilmesi istendi? Irak’ın toprak bütünlüğünden bahis yok. yani nelerin söylenmediği önemli. Sayın Ali Babacan’ın Sayın Genel başkanımıza yaptığı açıklamalarda da bu sorduğum soruların cevaplarını biz bulamadık. O bakımdan Irak’la ilgili olarak bizim kafamızda cevaptan çok soru var. Bir şey daha var. O da şu: ona da hiç değinilmedi, ne Washington’da ne daha sonra. Şimdi terörist hedefleri tahrip ediyorsunuz ama bu teröristlerin bir kaynağı var. O da Türkiye’den yıllarca önce PKK’nın Irak’a kaçırdığı vatandaşlarımızın barındığı Mahmur Kampı. Oradaki gençleri alıp dağa çıkarıyorlar ve terörist yapıyorlar. Ve biz de aylardan beri, yıllardan beri bu Mahmur Kampının dağıtılması için çalışıyoruz. Bu konuda Türkiye ne yaptı? Başkan Bush’a Başbakan bu konuda söz etti mi? Ne cevap aldı? Bunları bilmiyoruz. Demin dediğim gibi Kerkük’le de ilgili hiçbir açıklama yer almadı. Şimdi bütün bu konuların takipçisi olacağız. Gayet tabii ki bu harekâtlardan çok memnun oluyoruz ama sadece bir gazete okuyucusu gibi gelişmeleri izleyemeyiz. O bakımdan, işin bu bütün boyutlarını izlemek zorundayız ve her halükarda PKK’nın tamamen ortadan kaldırılana kadar hem askeri hem siyasi girişimlerin sürdürülmesi gerektiğine inanıyoruz.

Sunucu: Şimdi Amerika-Türk ilişkilerinden Amerika Kürt yetkililer ilişkilerine geçelim isterseniz. Başta büyük bir hayal kırıklığını dile getirdi Kürt yetkililer ve tabii ki PKK sözcüleri. Fakat artık üstünden bir-iki gün geçtikten sonra Amerika’ya karşı söylem yine yumuşadı ve şu anda Amerika’ya karşı söylemleri yok. Acaba ABD hep söylediği gibi ABD, Kürt yetkililer ve Türkiye ortak bir operasyon içinde mi?

Öymen: Şimdi bu konuda bizim muhatabımız Irak Hükümetidir. Irak Hükümetinin ne yapacağını biz merakla bekliyoruz. Şimdi bir iki tane göstergesi var bunun. Bunlardan bir tanesi demin söylediğim gibi Mahmur Kampıdır. Mahmur Kampını dağıtıyor musunuz dağıtmıyor musunuz? BM Mülteciler Yüksek Komiserliği ile bu konuda temas ederek buranın bir terör kampı olduğunu ortaya koyuyor musunuz koymuyor musunuz? İşte eski özel temsilci General Ralston açıklamıştı bize, “orada” dedi “çocukların bile cebinde mermi var. E bu kamp PKK’nın denetimi altında demişti.” Şimdi bu konuda siz ne yaptınız? Bu bir ölçü. İkincisi, demin dediğim gibi hastanelere giden veya sivil halkın arasına kaçan PKK’lıları yakalıyor musunuz? Gözaltına alıyor musunuz? Mahkemeye veriyoruz musunuz? Türkiye2ye iade ediyor musunuz? Bu da bir ölçü. Şimdi bunlara bakarak oradaki hem Irak Hükümetinin hem de kuzey Irak’taki yerel yönetimlerin tavrını anlayacağız. Şu ana kadar bunun işareti yok. Bir de şunu görüyoruz ki, henüz PKK’nın çözüldüğünü söyleyecek emareler ortada yok. Yani bu kadar büyük bir tahribattan sonra, bu kadar büyük bir yıkımdan sonra PKK’nın hala bir çözülme eğilimine girmememsi, yüzlerce teröristin gelip TSK’ya teslim olmaması orada da soru işaretlerini insanın kafasına yerleştiriyor. Acaba bunlar daha önceden, operasyondan önce veya operasyon sırasında kaçarak sivil halkın içine mi sığındılar? Veya bazı haberlerde söylendiği gibi bir bölümü Ermenistan’a mı geçti? Bütün bu soruların cevabını henüz alabilmiş değiliz. Biz inanıyoruz ki önümüzdeki günlerde Genel Kurmay Başkanlığı da Hükümet de bu konuda daha kapsamlı açıklamalar yapacaklardır ve bu soruların tamamının cevabını almamıza imkân vereceklerdir.

Sunucu: Terör örgütünün büyük kentlerde eylem hazırlığında olduğunu biraz önce siz de dile getirdiniz Başbakan da aynı şeyi söyledi. Fakat öyle görülüyor ki İstanbul’da dün İzmir’de bugün yapılan operasyonlar söz konusu istihbarat anlamında bir başarı söz konusu. Ele geçirilen teröristler var. Eylem hazırlığındaki. Ama olmayanlar da herhalde.

Öymen: Evet, bu eylem hazırlıkları da gösteriyor ki, terör örgütü bir pişmanlık içinde, bir dağılma, çözülme içinde, işte kendini fes etme hazırlığı içinde değil tam tersine bir intikam peşinde. Şimdi böyle bir aşamada kalkıp da Hükümetin af anlamına gelebilecek, işte pişmanlık yasasının genişletilmesi anlamına gelecek girişimlerde bulunması karşı taraftan ancak bir zaaf gibi anlaşılır. Biz bunu defalarca Hükümete söyledik. “Bunu yapmayın “dedik. Bakın İspanya’da teröre de bulaşmamış, terörist faaliyetlere fiilen karışmamış ama siyasi açıdan ekonomik açıdan teröristleri destekleyenleri yargıladılar ve mahkûm ettiler birkaç gün önce. 46 kişi toplam 526 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bunların içinde 24 yıl hapis cezasına çarptırılanlar var. Dünyadan ne tepki geldi? Hiçbir tepki gelmedi. Yani terörizme karışmamış olanları nasıl yargılarsanız, mahkûm edersiniz diyen çıkmadı. Doğal olan bu. Şimdi o ülkeler öyle yapacak siz ise bu kadar ileri düzeydeyken terörizm hala bunları nasıl yapsak da yumuşatsak. Nasıl yapsak da alttan alsak da bu işten vazgeçmelerine yol açsak gibi sözler söylüyorsunuz. Bir de daha kötüsü Hükümet bu konuda da askerlerin arkasına saklanmaya çalışıyor. Başbakan konuşmalarında “askerler de bu konuda bizimle aynı görüşte” dedi. Askerlerin bu doğrultuda bir açıklamaları yok. Bu bir. İkincisi, bu bir siyasi karar. Yani Hükümetin siyasi kararların sorumluluğunu üstlenmesi lazım. Bu siyasi kararları hiç kimsenin arkasına saklanarak savunmaya kalkışmasın.

Sunucu: “Askerilerin bu konuda bir açıklaması yok” cümlenizin altını çizmek lazım. Askerlerden böyle bir açıklama talebinde de bulundu. Hem de Başbakanla birlikte Genel Kurmay Başkanı çıkıp açıklasın dedi Sayın Devlet Bahçeli. Fakat bu yönde her iki taraftan da bir girişim şuanda yok. Bunu nasıl yorumlamak lazım? Askerler buna katılmıyor anlamında mı yorumlamak lazım?

Öymen: Şimdi şöyle, bir kere Hükümet açısından baktığınız zaman Hükümet kendi tutumunun siyasi sorumluluğunu yeterince üstlenemediği için bir ortak arıyor kendi. Ve “askerler de bizimle aynı fikirde” diyerek sanki belki de talep askerlerden geldi demeye getiriyor. Askerlerden böyle bir açıklama yok. Askerler kendi görüşlerini kendileri açıklama durumundalar ve şimdiye kadar da hep böyle yaptılar. O bakımdan, Başbakana askerlere atfen çok yadırgıyoruz ve siyaseten de çok uygun bulmuyoruz çünkü bu karar bir pişmanlık yasasından yararlanma anlamına gelecek bir karar doğrudan doğruya bir siyasi karar. Yani askerlere bunun sorumluluğunu yüklemek çok büyük bir insafsızlık. Aynı şekilde bu operasyon için biz askerlere yetki verdik işte gerisi askerlerin bileceği iş anlamına gelecek söylemler de yanlış. Çünkü bir, Meclis Hükümete yetki verdi. Yani biz askerlere ne yaparsanız yapın diye yetki verdik demeleri doğru değil. Orada da sorumluluk Hükümette. İki, askerlerin yapacağı iş var yapamayacağı iş var. Mesela Mahmur Kampıyla yapılacak iş siyasi bir iş. Siyasi girişimlerin sonunda bu çözülecek. Evvelce bunlar oradaki vatandaşlarımız Atruş Kampında PKK tarafından tutuluyordu. O zamanki Hükümet siyasi girişimlerle bu kampı dağıttı. Hem BM’yi ikna ettik o zaman hem de oradaki yerel yönetimleri ikna ettik ve neticede bu kamptan birçok insan Türkiye’ye geri döndü. Bazıları ülkeye dağıldı. Bir kısmını işte Mahmur’a gönderdiler. Şu anda 11 bin 500 vatandaşımız var ve hiçbir ülkeye yurtdışına kaçırılan vatandaşların peşini bırakmaz. Bunları sahipsiz bırakmaz. Bunları mutlaka güvenlik içinde ülkelerine dönmelerini sağlar. Şimdi bunu yapamıyorlar. Yani bunlar Hükümetten beklediğimiz siyasi adımlardır. Ama bütün bunları yaparken Kerkük’ü unutmamak lazım. Yani Irak’ta 3 milyona yakın soydaşımız var ve bu insanların dünyadaki tek güvencesi Türkiye’dir.

Sunucu: Reis bölgeye yaptığı ziyarette Barzani’yle görüşmedi ama Türkmenlerle görüştü. Bunu nasıl değerlendirmek lazım?

Öymen: Bu iyi bir işarettir ama Amerika’nın da desteği ile hazırlanan Irak anayasasında açıkça hüküm var. 3 aşamalı bir plan var. Birinci aşama, durum normalleştirilecek. İkinci aşama, nüfus sayımı yapılacak. Üçüncü aşama, referandum yapılacak. Bütün bunlar 2007 yılında bitecekti ama 2008 yılına ertelendi. Ama anayasa değiştirilmedi. Bu projede bir değişiklik yok. Onun için Amerikan Dışişleri Bakanının Türkmenleri ziyaret etmesi olumlu bir işaret ama netice alıcı bir adım henüz orada atılmış değil.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.