Kanal A – ABD Dışişleri Bakanı Rice’ın Türkiye’ye Gerçekleştirdiği Ziyaret Hakkında

CHP İSTANBUL MİLLETVLEKİLİ ONUR ÖYMEN’İN;
KANAL A TELEVİZYONU CANLI YAYININDA
YAPTIĞI AÇIKLAMALAR

Spiker: Türkiye’nin etrafında son derece önemli gelişmeler yaşanıyor, sıcak bir çemberin içinde Türkiye, işte bu günlerde Türkiye’ye  yine önemli bir ziyaretçi geldi Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rice Türkiye’deydi, bu olayı  ve bunun yanı sıra Ermenistan sorunu, daha doğrusu biliyorsunuz sözde Ermeni soykırımı iddiaları var  ve bu her fırsatta Türkiye’nin önüne getiriliyor. Dış gelişmeleri bu konunun tam da uzmanı olan bir isimle görüşeceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili, Dışişleri Komisyonu üyesi aynı zamanda Avrupa Birliği Uyum Komisyonu Başkan vekili ve emekli büyükelçi.efendim hoş geldiniz yayınımıza.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Hoş bulduk efendim.

Spiker: Şimdi Türkiye’nin etrafında gerçekten son derece sıcak gelişmeler yaşanıyor. Gelişmeler o kadar hızlı ki gerçekten biz haberciler de takip etmekte zorlanıyoruz. Siz emekli bir büyükelçi olarak, deneyimli bir diplomat olarak geçmişte uzun süre bölgede çalıştınız, görev yaptınız. Bu gelişmeleri değerlendirmenizi istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri Dışişleri Bakanı Rice Türkiye’ye geldi. Rice’ın Türkiye’ye ziyaretini nasıl nitelendiriyor sunuz? Bunun sonuçları neler olacak Türkiye açısından.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Efendim bu gibi ziyaretleri değerlendirirken ne sonuç verdiğine bakmak lazım. Bizim anladığımız kadarıyla Amerika Dışişleri Bakanı yeni bir mesaj getirmemiştir. Şimdiye kadar bildiğimizin dışında bir mesaj vermemiştir. Basına verdiği mülakatta da yeni bir unsur bulmakta biz zorluk çektik. Anladığımız kadarıyla PKK ile mücadelede Amerika henüz etkili tedbir almaya hazır değildir.

Spiker: Net bir şey söylenmedi aslında Barış mesajları verildi deniyor ama.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Amerika bir taraftan dünyaya taahhütte bulunuyor, tüm terör örgütlerini tasfiye edeceğim diye. Bir taraftan PKK’yı terör örgütü listesine alıyor, bir taraftan da bir tek PKK’lıyı kendi etki alanındaki bir ülkede yakalayıp Türkiye’ye teslim etmiyor. Bunu anlamak çok zor. Yani büyük devletler her istediği zaman istediğini yapan devletler değildir. Büyük devletler de belli ilkelere bağlıdır. Başkan Bush diyordu ki, terörle mücadelede gri saha yoktur. ya bizden yanasınız ya teröristlerden yanasınız.

Spiker: Yalnız gri bir saha vardır izlenimi bırakıyor Amerika Birleşik
Devletleri

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Şimdi biz aynı şeyi söylüyoruz Amerika dostlarımıza, terörle mücadelede gri saha yoktur diyoruz. Başkan Bush’un sözlerini tekrarlıyoruz. Ya bizden yanasınız, ya teröristlerden yanasınız gri sahada kalamazsınız diyoruz. Ama ne yazık ki, sayın Rice’ın ziyaretinden bu konuda bir olumlu sonuç çıkmadığı anlaşılıyor.

İkincisi bizim orada başka beklentilerimiz var. hiç kamuoyuna yansımayan bir konudur bu. Biz birkaç defa söyledik ama hükümet yeterince ilgi göstermiyor gibi bir izlenim alıyoruz. Mahmur kampında Türk vatandaşı, Türk asıllı 9800 insan var.Tel örgüler arkasında yaşıyorlar, terör örgütünün baskısı altında yaşıyorlar. Bunların çocuklarını alıp dağa çıkartıyorlar, terörist yapıyorlar ve bizim bildiğimize göre bu insanların kurtarılması için Türkiye’nin Amerika’dan istediği destek şimdiye kadar verilmemiştir. Dağa asker çıkartamıyorsunuz, teröristlerle mücadele etmek için bu kampta yaşayan vatandaşlarımızı da mı serbestçe Türkiye’ye gelme imkanına kavuşturamazsınız? Birleşmiş Milletler yetkililerinin serbestçe bunlarla mülakat yapıp, isteyenlerin Türkiye’ye gelmesini de mi sağlayamazsınız? Bu yapılmamıştır. Kerkük ve Musul’daki PKK bürolarını da mı kapatamazsınız? Bu da mı sizin için risklidir? Bu da yapılmamıştır. O bakımdan Amerika’nın bu konulardaki tutumunu biz üzüntüyle karşılıyoruz. Kerkük’ün demografik yapısının, nüfus yapısının değiştirilmesi için oradaki bazı aşiretlerin sarf ettiği gayretleri, bunlara oy verme imkanı sağlanmasını Amerikalıların seyrettiğini hatta buna razı olduklarını da üzüntüyle görüyoruz. Şimdi biz Amerika’dan gerçek bir dosta ve müttefike yakışır bir davranış bekliyoruz Irak konusunda. Bunu henüz göremedik. Ayrıca Sayın Rice Kerkük Iraklıların iç meselesidir diye bir söz kullandı verdiği mülakatta. Bu söz, Türkiye bu işe fazla karışmasın anlamına geliyor. Yani Amerika’nın 10 bin kilometre öteden gelip karışmaya hakkı vardır ama Türkiye kendi 3 milyon soydaşının yaşadığı bir bölgede sınırının güvenliğini ilgilendiren bir bölgede hiçbir şey söyleme hakkına sahip değildir demek istiyor.

Spiker: Bir de Kürdistan Devleti kurulma hayali vardır.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Bir de böyle bir dediğiniz gibi beyanlar oluyor. Maalesef Türk hükümeti bunlara da cevap veremiyor. Biz bunları muhatap almayız, yolunda Türkiye için gerçekten çok övünç verici sayılamayacak cevaplar veriyor sayın Dışişleri Bakanı. Bir ülkeye saygı ile bağdaşmayan bir söz söylendiği zaman aynı anda cevap verilir. Diplomaside usul budur.

Spiker: Türkiye bunu yapabiliyor mu?

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Türkiye bunu son zamanlarda pek yeterince yapamıyor. Eskiden yapıyordu. Yaptığı için de kimse böyle ulu orta konuşmaya cesaret edemiyordu. Şimdi bu yapılamadığı içindir ki Türkiye’ye yönelik bu gibi ölçüsüz, dayanaksız, mesnetsiz ve nezaket kurallarına uymayan sözleri herkes serbestçe söyleyebiliyor.

Spiker: Peki neden Türkiye aslında elinde bir çok alternatifi  olan ve gücü olan bir ülke. Türkiye neden bu konuda gereken tepkiyi gösteremiyor size göre. Bunu neye bağlıyorsunuz?

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Biz de bu soruyu soruyoruz. Bu bizim sorumuz. Hükümete biz bunu soruyoruz. Niçin tepki göstermiyorsunuz diyoruz. Şimdi hükümette şöyle bir inanç var, iki yıldan beri hem Kıbrıs’ta görüyoruz bunu hem Irak’ta görüyoruz hem Avrupa Birliği ile ilişkilerde, Amerika ile ilişkilerde görüyoruz. Öyle bir inanç var ki biz alttan alırsak, yumuşak davranırsak, her istenene evet dersek, baskılara boyun eğersek çok başarılı oluruz, her istediğimizi elde ederiz gibi bir izlenim var. basının bir bölümü de bu izlenimi körüklüyor. Aman taviz verelim, aman daha çok verelim yolunda yazılar okuyoruz basında. O bakımdan hükümetin belki onların da etkisi altında kaldığını görüyoruz. Belki bazı danışmanların etkisi altında kalıyor. Yani Dışişlerinden yeterince yararlanıyorlar mı bilmiyorum ama Dışişleri Bakanlığı yetkililerine sorarsanız onlar Türkiye’nin çıkarlarının ve haysiyetinin nasıl korunacağını size çok iyi anlatırlar. Dışişlerinin sözlerine kulak vermesi yeterli olacaktır hükümetin. Kendinden önceki hükümetler gibi… Ama Dışişlerini devre dışı bırakırsanız veya yeterince danışmazsanız veya Dışişlerinin telkinlerine yeterince ağırlık vermezseniz o zaman işte geldiğiniz nokta bu nokta olur.

Spiker: Ben şunu da sormak istiyorum sayın Bakan Rice Türkiye’ye geldiği zaman açıklamalarını dinleme ve izleme fırsatım oldu. söylediğiniz gibi aslında çok da fazla bir şeyle gelmedi Türkiye’ye. Yani Türkiye’nin faydasına olacak çok da önemli ve somut adımlar olmadı ancak açıklamaları son derece yumuşaktı. Türkiye’ye karşı dostane ve barış içeren bir takım mesajlar verdi sayın Bakan. Siz inandırıcı buluyor musunuz Bakanın bu sözünü ve şunu da sormak istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri biliyorsunuz bölgede Irak’ın arkasından İran’a ve Suriye’ye de girmeye hazırlanıyor. Bunu tam olarak kabul etmeseler de aradaki restleşme bunun böyle olacağının bir göstergesi, acaba bir ön hazırlık mı, böyle bir olasılıkta Türkiye’yi Irak tecrübesinin ardından yanına alıp yola devam etmek adına.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Evet Dışişleri Bakanlarının nazik üslup kullanması kuraldır. O bakımdan sayın Rice’ın da nazik bir üslup kullanması bizi yadırgatmıyor. Bizim alıştığımız üslup Dışişleri Bakanlarının nazik bir üslup kullanmasıdır. Fakat bu üslubun arkasındaki gerçekler neler, politikalar neler onu araştırmak lazım. Biz şimdi şunu bekliyorduk. Bu yeni yönetim acaba daha önceki Bush yönetiminin izlediği önleyici saldırı stratejisini sürdürüyor mu? Sürdürmüyor mu? Biliyorsunuz bu geçen döneminde Başkan Bush’un geliştirilen bu stratejiye göre bir ülke bize saldırmasa bile onun saldıracağına ihtimal verirsek, öyle bir değerlendirme yaparsak biz önceden saldırı inisiyatifini ele alırız, biz o ülkeye saldırırız. O ülkenin hedeflerini tahrip ederiz. Irak’a bu stratejiye göre saldırdılar.

Spiker: Ama sonuç?

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Sonuç malum. Şimdi aynı strateji İran’a, Suriye’ye karşı, başka ülkelere karşı uygularlarsa Ortadoğu gerçekten tam bir istikrarsızlığa ve güvensizliğe gider ve bundan Türkiye de çok zarar görür. Bölge ülkeleri de zarar görür. Sayın Rice’ın bu stratejinin değiştiğine dair bir mesaj verdiğini duymadık. Tam tersine bundan sonra İsrail’e gitti. Şimdi İran’a karşı diplomasi yolunu kullanıyoruz ama başka seçenekleri de ihtimal dışı bırakmıyoruz diyor. Yani askeri müdahale ihtimalimiz de vardır demek istiyor. Biz bunları kaygı ile karşılıyoruz. Yani Amerikanın bir dostu olarak kaygı ile karşılıyoruz. Türkiye Amerika’nın dostudur. Onun için açık konuşma hakkına sahiptir. Dostlar açık konuşurlar derler. Biz de açık konuşma hakkına sahibiz. Amerikanın bu stratejisi Amerika’ya ne fayda sağlar bilmiyoruz ama dünyanın başka bölgelerinde çok büyük felaketler yaratabilir. Irak’ta bakın bugüne kadar 15 bin masum Iraklı hayatını kaybetti. Binden fazla Amerikalı öldü. Yüz Türk şoförü öldü. Bütün bunlar niçin oldu? Amerika’nın izlediği stratejinin, politikanın sonucudur bu. Biz uyardık, başka ülkeler uyardı, Almanya uyardı, Fransa uyardı, Belçika uyardı bunları dinlemediler.

Spiker: Görünen o ki Amerika İsrail dışında Ortadoğu’daki çok az sayıdaki ülkeyi barış yanlısı olarak görüyor sanıyorum. İsrail’le ilişkileri son derece iyi ama Ortadoğu’nun diğer bölgelerine, diğer ülkelerine baktığımız zaman ciddi anlamda o ülkeler için tehdit oluşturuyor Amerika. Ben hemen şunu sormak istiyorum. Amerika Birleşik Devletleri tarafından yapılan açıklamalar da sık sık işte barış için her fırsatı değerlendiririz açıklaması  da yapılıyor. Amerika’nın bu konuda fırsatı değerlendirdiğini inanmıyorsunuz sanıyorum.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Şimdi kuşkusuz değerlendirmek isterler de sonucun da kendi istedikleri gibi olmasını isterler. Yani şimdi hem Irak’a demokrasi getireceksiniz, hem de Irak’ta yapılacak seçimlerden sonra ortaya çıkacak tablonun sizin istediğiniz gibi bir tablo olmasını arzu edeceksiniz. Bu bir çelişkidir. Demokrasiye inanıyorsanız halk karar verecek orada kimin iktidar olacağına, siz karar vermeyeceksiniz. Halkın seçeceği iktidar bazen de sizin hoşunuza gitmeyecek kararlar alabilecektir. Yani iki şeyden birini tercih etmeniz lazımdır. Ya sizin istediğiniz gibi bir yönetim orada olacak o zaman demokrasiden söz edilmeyecek orası bir cins yeni sömürge olacak veya gerçek demokrasi olacak o zaman belki seçilecek insanlar sizin istediğiniz gibi kararlar almayacaklar. Buna imkan tanıyacaksınız eğer demokrasiye saygı gösteriyorsanız. Seçim sonuçları daha bitmeden,  açıklanmadan kim Başbakan
olacak,  kim Cumhurbaşkanı olacak bunun paylaşılmasına başlandı. Yani biraz
tuhafımıza giden gelişmeler oluyor Irak’ta. Bunları dikkatle izlemek lazım.

Spiker: Sayın Öymen aslında süremizi doldurduk ama sizinle mutlaka Ermeni meselesine de girmek istiyorum onun için bir 5 – 6 dakika daha ek süre istiyorum arkadaşlarıma. Ermeni meselesi gerçekten son derece önemli, dış gelişmelere kapıldık daha doğrusu savaşa kapıldık ama burnumuzun dibinde yıllardan beri Türkiye’yi rahatsız eden ve her fırsatta da Türkiye’nin önüne sürülen bir sorun var. Sözde Ermeni soykırım iddiaları, son olarak biliyorsunuz Fransa Meclis Başkanı Jean-Louis Debre buradaydı ve Debre yine çantasından bu iddiaları ortaya çıkardı. Nedir Türkiye’nin bu Ermeni soykırım iddialarından çektiği efendim bunun sonu ne olacak?

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN:Sayın Fransa Meclis Başkanı bizimle de konuştu Avrupa Uyum Komisyonunda da biz söyledi uluslararası bir kuruluş nezdinde çalışma yapılmalıymış. Birleşmiş Milletler veya Avrupa Konseyi gibi. Görüşler oraya getirmeliymiş ve ondan sonra karara varılmalıymış. Türk uzmanlar da görüşmede olacakmış. Soykırım oldu mu? olmadı mı? o kuruluş karar verecek. Ben öyle anlaşılıyor ki, dedim siz bir arayış içindesiniz, yani soykırım oldu mu olmadı mı bunu öğrenmek için mi bunları yapıyorsunuz  dedim. Evet dedi. Peki dedim o zaman öğrenmeden Fransız Meclisi’nden soykırım yasasını niye çıkarttınız dedim.

Spiker: Çok güzel, tepkisi ne oldu kendisinin?

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Bir şey diyemedi tabii, biraz şaşırdı. Şimdi aslında bu Ermeni meselesinin çok iyi düşünmek lazım. Başka politikalara alet etmemek lazım. Fransa’da bir Ermeni diasporası, azınlığı  var diye Fransa’nın bütün politikasını buna göre yönlendirilmemeli bizce. Fransa 70 milyonluk Türkiye’nin dostluğunu bir Ermeni azınlığın oylarını seçimlerde alacağım diye feda edemez.

Spiker: Yani tarih siyasete alet ediliyor galiba öyle değil mi?

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Gayet tabi. Şimdi bu Ermeni meselesine başkalarını da alet ediyorlar. Bakınız bizim tarihimizde bu Kıbrıs olayına kadar yakın tarihimizde Ermeni saldırısı, terör saldırısı yoktu. Birinci Dünya Savaşından sonraki dönemden itibaren yoktu. Şimdi ne görüyoruz? Kıbrıs harekatından önce sadece bir tek olay  Los Angeles  Başkonsolosumuz ve yardımcımızın bir yaşlı meczup bir Ermeni tarafından öldürülmesi olayı var. Münferit bir vaka. Kıbrıs harekatından sonra Ermeniler yoğun bir terör faaliyetine geçtiler. 40 civarında diplomatımız öldürüldü ve neticede tespit ettik ki,  bu Ermenilerin Rumlarla ve terör yanlısı Kürt militanlarla yakın ilişkileri var ve hatta bunun için Atina’da bir dernek kurdular. Küçük Asya hakları Kurtuluş Derneğini ve dünyanın çeşitli ülkelerinde saldırılar yaptılar. Ermeni terörü bittiği gün PKK terörü başladı. Bunu bir tesadüf saymak da kabil değil. Ermeni terörün bitmesinde de Orly saldırısının herhalde etkisi oldu. Fransızlar ondan sonra tedbir aldılar. Şimdi biz bütün bu geçmişi biliyoruz. Gayet  iyi biliyoruz. Fakat buna rağmen Ermenistan kurulduktan sonra bu ülkeyle iyi ilişkiler kurmaya çalıştık. Bu ülkeyi resmen tanıdık. Ermenistan- Azerbaycan ihtilafında çözüm bulunması için çok çalıştık. Türklerin gayretiyle Azeri ve Ermeni Cumhurbaşkanları Türkiye’de buluştular. O kadar gayret gösterdik, çeşitli düzeylerde temaslarımız oldu. Misk Grubu var. Karabağ meselesini çözecek. Onun için çalıştık. Fakat görüyoruz ki, hala Ermeniler resmi belgelerinde, Anayasalarında atıfta bulunan bağımsızlık bildirilerinde kendilerinden Doğu Ermenistan diye bahsediyorlar. Türkiye Ermenistan sınırının kalıcı bir sınır olduğunu kabul etmiyorlar. Kurtuluş savaşından sonra yaptığımız anlaşmaları yok sayıyor. Şimdi böyle bir tavır içinde olan bir ülke karşınızda var ve Avrupa Birliği Komisyonu rapor veriyor, yazdığı raporda 6 Ekim tarihli raporda diyor ki 1915’te 1916 da cereyan eden trajik olaylar konusunda Türkiye Ermenistan’la uzlaşsın, sınırını açsın. Düşünebiliyor musun uzlaşsın demek jenosit iddiasını kabul edin demektir. Avrupa Birliği bize bunu öneriyor. Avrupa Parlamentosu kararında buna benzer hükümler var. Avrupa Parlamentosu daha önce jenosit kararı aldı. Yani biz bunları dostane tavırlar olarak görmüyoruz. Bırakın diyoruz tarihçiler incelesin, uzmanlar incelesin önümüze bir tek belge çıkaramadılar. Bütün çıkarttıkları belgelerin temelinde Birinci Dünya Savaşında İngiltere’nin Wellington House denilen propaganda bürosunun yayınlattığı mavi kitap var  Arnold Toynbee’ye yazdırılan bir savaş propaganda kitabıdır bu. Savaştan sonra o büronun çıkarttığı 1160 kitabın, çoğu Türkiye ve Almanya aleyhindeki 1160 kitabın propaganda yalanları olduğu ilan edildi. Bu konuda kitaplar yayınlandı. Ama Ermeni militanlar bugün bile bu kitapları tekrar tekrar basarak dünyaya dağıtıyorlar. İşte bakın Türkler bize ne yapmıştı diyorlar.

Spiker: Bizim bunları engellemek gibi bir hakkımız yok mu? Yani sonuç olarak bir ülkeyi karalıyor bu insanlar. Bu kadar kolay  mı ? şahsı karaladığınız zaman mahkemeye başvurabiliyorsunuz.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Devletlerin tepki göstermesi gerekir böyle durumlarda. Gerçekten bizim tepkimiz hükümetin tepkisi çok zayıf kalıyor. Yani bu gibi haksız suçlamaları Türk milletini bir bütün olarak incitici suçlamalara karşı Türkiye daha cesaretli, daha kararlı tepki göstermelidir. Sesi daha gür çıkmalıdır. Maalesef sesimiz zayıf çıkıyor. Bu gibi saldırılar karşısında, bu gibi haksız suçlamalar karşısında kalkıp açıkça söyleyeceksiniz. Bir tane belge getirin diyeceksiniz. Türkiye’nin  jenosit yaptığını gösteren. Ne olmuş Birinci Dünya Savaşında Rus orduları Türkiye’ye saldırırken o bölgedeki Ermeni çeteler de Türklere saldırmışlar, binlerce Türk’ü öldürmüşler O zamanki Osmanlı  Hükümeti de Ermenileri başka yerlere göndermiş. Bu sürgüne gönderme sırasında da ölenler olmuştur, yaralananlar olmuştur. Hastalananlar olmuştur. Türklerden de Ermenilerden de çok kayıp verilmiş. Olayın gerçeği bu. Ama bakıyoruz dünyanın başka tarafında Rusya savaş yıllarında yüz binlerce Alman asıllıyı Sibirya’ya sürmüş. Uralların doğusuna sürmüş. Kimse Rusya’ya bir şey demiyor. Amerika İkinci Dünya Savaşı’nda Japon asılları sürmüş kimse bir şey demiyor. Dünyada başka örnekleri var kimse bir şey demiyor. Türkiye’ye gelince Türkiye’nin her yaptığı büyük bir insanlık suçudur!

Ben Debre’ye dedim ki biz tarihi unutmayız ama tarihi olaylara dayanarak bugünkü siyasi meselelerde karar almaya kalkışsaydık Türkiye pek çok konuda farklı karar alırdı. Biz tarihin intikamını almıyoruz. Tarihin intikamını almaya kalkışsak bugün Türkiye izlediği politikaların pek çoğunda daha farklı bir tutum izlerdi. Ama biz tarihi tarihte bıraktık. Kurtuluş Savaşında Türkiye’de neler olduğunu Yunan askerlerinin yaptığı mezalimi unutmadık. Ama savaştan sonra Türkiye Yunanistan’a barış eli  uzattı. Dostluk eli uzattı. Bizim politikamız bu. Bizim dünya görüşümüz, anlayışımız bu. Yani 80 yıl önce olduğu iddia edilen olayların burada kan davasını güderseniz 21. yüzyılda hiçbir konuda sağlıklı politika izleyemezsiniz. Biz bunları ayıplıyoruz. Bu gibi politika izleyenleri yani tarihi olayları çarpıtarak bugün Türkiye’ye zarar verecek politikalar izleyenleri ayıplıyoruz. Bu dış politikanın temel kurallarına aykırıdır. Uluslararası nezaket kurallarına aykırıdır. Biz Fransızların Cezayir’de ne yaptığını gündeme getiriyor muyuz her gün. Bizim söyleyecek lafımız yok mu? Şimdi hiç kimse Türkiye’yi bu gibi konularda tarihi tekrar inceleyerek, araştırarak, tarihi deşerek başka ülkelerin neler yaptığını ortaya çıkartmaya zorlamasın. Herkes tarihi tarihte bıraksın.

Spiker: Kendi tarihlerinde yaşanılan ayıplar yerine ne hikmetse Türkiye’de yapılan iddia edilen yanlışlar üzerine çalışmayı tercih ediyorlar.

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Şimdi bizi böyle suçlayanlara karşı zaman zaman siz hiç aynaya bakıyor musunuz demek de lazım. Ama bunu yapmak için de devlet adamı olmak gerekiyor. Türkiye’de de bunun biraz eksikliği hissediliyor son zamanlarda.

Spiker: Sayın Öymen çok teşekkür ediyorum. Süremizi aştık aslında bu konu oldukça geniş konuşulması konu ama 20 dakikaya yakın sanıyorum yine de vatandaşlarımıza kanal A izleyicilerine sanıyorum hem dış gelişmeler konusunda hem de bu Ermeni problemi konusunda bir nebze de olsa bilgilendirmiş olduk. Engin deneyimlerinizle bizi aydınlattınız çok teşekkür ediyorum. İlerleyen günlerde yine sizi Kanal A ekranlarında görmek isteriz

İstanbul Milletvekili Onur ÖYMEN: Memnuniyetle efendim iyi günler.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.