Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

TV8 Haber
TV 8 HABER
3 Temmuz 2004
ÖYMEN: Önemli olan bir partinin kendi programını, vaatlerini ve kurultayda alınan karalarını uygulayıp uygulayamadığı. Şimdi buna kim karar verecek iki kurultay arasındaki dönemde en yüksek organın partinin “ parti meclisi” , şimdi parti meclisi 28 Mart seçimlerinden sonra toplandı, bütün bu konuları görüştü, eleştirileri dinledi ve neticede parti yönetimine, partinin izlediği politikalara ve genel başkana tam destek bildirdi. Demek ki kurultaydan bir alt organın tam desteği var genel başkanın ve parti yönetiminin kurultayda tespit edilen ve parti programında tespit edilen hedefleri ilkeleri doğru biçimde uyguladığı yönünde. Şimdi bunun dışında nerde görüşüldü aynı konular? Bunun dışında parti meclis grubunda da görüşüldü. Acaba meclis grubu ne dedi? Meclis grubu aynı yönde bir karar aldı. Parti yönetiminin politikalarını destekledi. Parti yönetimini, parti genel başkanını destekledi. Başka nerde görüşüldü bu konular? İl başkanlarını topladık. Bütün Türkiye’deki CHP’li il başkanlarını orada görüşüldü. Onlar da destek verdiler. Ayrıca bütün Türkiye deki seçilen belediye başkanlarını topladık. Bunlar orada da konuşuldu, orada da destek bildirisi yayınlandı. Peki şimdi geriye ne kaldı? Geriye bir tek kurultay kaldı. Yani bazı arkadaşlarımız parti içinde gene de tereddütleri varsa partinin temel programının, ilkelerinin, politikalarının düzgün bir biçimde uygulanıp uygulanmadığı konusunda gidilecek son yer kurultaydır. İşte genel başkan da kendi yetkisini kullanarak kurultayı toplantıya çağırdı. Ve dedi ki anlıyorum ki bu eleştiriler genel olarak genel başkanın şahsına yöneliktir. O zaman bakalım partimizin bu en yüksek organı bu konuda ne düşünüyor? Partimizin en yüksek organı da kendisi için bir güven oyu talep etmeyi kararlaştırdı. Şimdi mesele budur. Şimdi bunu CHP bir çalkantıda falan gibi değerlendirmek bence biraz mübalağlı oluyor. Çünkü partinin bütün organlarının tavrı tutumu bellidir. Kurultayın tavrı da 3 Temmuzda belli olacaktır. Bundan ben inanıyorum ki CHP daha güçlenmiş olarak çıkacaktır. Şimdi bazı arkadaşlarımızın farklı görüşleri olduğunu biliyoruz . Bunu kamu oyuna da yansıttılar. Biz dilerdik ki kamu oyu aracılığıyla konuşmayalım birbirimizle .Partinin organlarında konuşalım . Yani bir CHP’linin sıfatı ne olursa olsun yani yapacağı en doğru iş herhalde partisini halka şikayet etmek değildir. Ya da partisi içinde itirazları varsa , partisinin bazı uygulamalarında bazı politikalarından ,bazı davranışlarında şikayetleri varsa bunun getirileceği yer, bunun tartışılacağı yer parti organlarıdır. Yani kalkıp da partiyi hakla şikayet etmek anlamına gelecek davranışları doğrusu ben biraz yadırgıyorum. Geleceksiniz parti organına diyeceksiniz ki ben şöyle düşünüyorum ve geldiler ve söylediler. Parti organları sizin görüşünüzü benimsiyorsa o zaman hepimiz sizin görüşünüz doğrultusunda parti politikası oluşturacağız. Benimsemiyorlarsa o zaman siz partinin çoğunluğunun görüşüne saygı göstereceksiniz. Ve ondan sonra partinin kamu oyu önünde zayıf duruma düşmesine yol açacak davranışlardan kaçınacaksınız.
SORU: Elbette alt yapısına bakarsak yada görüntüsüne bakarsak hiç , gerçekten yadırganan bir görüntü. Şimdi .Meclis’te tek bir ana muhalefet ama başka muhalefet yok. Şimdi böyle demokratik bir ülkede bir muhalefet partisinin geleceğini kaybetme tehlikesinin göz önüne alarak bir takım çekişme , çünkü taktir ederseniz Sayın Öymen SHP ile CHP, CHP çatısı altında birleştikten sonra sancılı bir süreç başlamıştı. Kamu oyu bundan son derece etkileniyordu. O zaman ki endişe solun bütünlük sergileyememesiydi. Parçalara ayrılması ve giderek siyasette etkisizleşmesiydi. Oysa bugün her ne kadar sayı olarak yeterli, istenilen düzeyde bir muhalefet yapamasa da CHP son derece büyük bir parti ,köklü bir parti. Şimdi bu da kamu oyunu psikolojik olarak etkiliyor. Güveni zedeliyor. Bu anlamda acaba parti içi diyalog yolunu setçinizi, sanırım açıksınız diyaloga yönetim olarak , yani bu sürece gelene kadar, tüzük değişikliğini istemeye gelinceye kadar , olağanüstü kurultaya gidecek kadar , böyle restleşmelerin ötesinde böyle yeterli diyaloga girilmedi mi? Partide bir diyalog sorunu mu var efendim?
ÖYMEN: Önce değindiğiniz bir nokta var en önemli soru o bence. Parti muhalefet görevini yeterince yapıyor mu yapmıyor mu sorusu var. Şimdi zannediyorum ki burada herkesin çok insaflı olması lazım. Şimdi CHP muhalefet görevini yeterince yerine getiremedi diye düşünüyorlarsa biraz insafsızlık yapıyorlar. Bir kere bütün siyasi partiler için en önemli hedef nedir? Olmazsa olmaz şart nedir? Hükümette olsunlar olmasınlar. En önemli hedefleri en önemli başarı ölçütü ülkenin barış içinde yaşatılmasına katkıda bulunmaktır. CHP bu 1 Mart tezkeresinin reddedilmesine öncülük yaparak bence olağanüstü bir görev yapmıştır. Yani Türk Milletini barış içinde yaşatmaktan daha büyük bir görev olabilir mi?Bunu sağlamaktan daha büyük bir başarı olabilir mi?
SORU: AB Uyum yasaları da var…
ÖYMEN: AB Uyum yasalarına hem destek verdik hem de AB ile ilgisi olmayan maddelerin ayıklanmasına katkı sağladık. O konuda bilinçli bir destek verdik. Gözü kapalı da bir destek vermedik. Yani Türkiye’nin en önemli hedeflerinden biri, en büyük hedefi barış içinde yaşamaktır. Bir kere öncülük yaptı CHP. İkincisi AB’ye üyelik hedefini bir milli dava gördü ve iktidar muhalefet çatışmasına girmeden elinden geldiği kadar önemli bir destek verdi. Bütün Avrupa ülkelerinde yaptığımız temaslarda Türkiye’de yaptığımız temaslarda belki iktidardan daha çok çalıştık biz bunu çok açık söylüyorum . Çünkü AB ideali bizim parti prensiplerimize AKP’den daha yakın.Gerçek anlamda Avrupalı bir partiyiz. Avrupa idealleri, Avrupa fikri bizim partimize daha yakın .
SORU: Neden kamu oyuna yeterince yansımıyor? Daha devletçi, daha statükocu bir görüntüsü var?
ÖYMEN: Bütün mesele bu. Sanıyorum ki bizim arkadaşlarımızı da bir ölçüde etkileyen husus basının büyük bir kısmında CHP’nin boy hedefi haline getirilmesi.Yani yaptığı olumlu şeyleri,verdiği mesajları yaptığı çalışmaları hiç yansıtmayacaksınız. Söylediğinin tam tersini Halk Partisinin görüşüymüş, politikasıymış gibi halka anlatacaksınız ve her gün iktidarın eksiklerini, yanlışlarını bir kenara bırakıp her gün ana muhalefeti, CHP’yi boy hedefi yapacaksın. Acaba niçin böyle yapıyorlar? Benim şahsen fikrim şu CHP’nin politikaları bazı çevreleri rahatsız etmiştir. Yani biz savaşa girmeyelim barış politikası izleyelim , bu Irak bataklığına batmayalım dediğimizde bazı çevreler, bazı iş çevreleri onun uzantısı bazı gazeteler sürekli olarak Türkiye’nin savaşa girmesi için yayın yapıyorlardı. Efendim savaşa girmezsek, ABD’ye evet demezsek , 65 bin ABD askerini getirtmezsek Türkiye’ye Türkiye batar, 1940’lara döneriz. Borsa çöker. Aman bunu yapmayın. Bize her gün telefonlar iş çevrelerinden. İşte sonunda ne oldu? Savaşa girmedik. Ülke battı mı? Batmadı. Borsa çöktü mü? Çökmedi. 1940’lara döndük mü dönmedik. Demek ki onların değerlendirmesi, endişeleri yanlışmış. Ama biz onların o politikasına ve o politikayı büyük bir hazla destekleyen basının belli bir kesimine karşı çıkmış olduk. Bunu hiç affetmediler. Yani bütün Türkiye’nin yönetimini kendilerinin elinde olduğunu zanneden bazı iş çevreleri onun uzantısı gazeteciler CHP’nin farklı bir çizgiyi savunmasını ve başarıya ulaşmasını hazmedemediler. Bunların içinde bazıları insaflı çıktı. Şimdi diyorlar ki biz yanılmışız CHP haklıymış. CHP’ye insafsızlık etmişiz. Şimdi böyle yazanlarda var ama bunların sayısı çok değil. Böyle örnekler var. Kıbrıs konusu da öyle. Biz Kıbrıs konusunda çok uyarıda bulunduk. Türkiye’nin güvenlik çıkarlarını anlattık, stratejik çıkarlarını anlattık, Kıbrıslı Türklerin çıkarlarını anlattık , Kofi Annan Planının eksiklerini dile getirdik. Bunlar da rahatsızlık uyandırdı. Çünkü bazıları birinci günden itibaren bu planı olduğu gibi kabul edelim , Kıbrıs başımızdan gitsin, büyük bir sıkıntıdır, AB’ye girmemize Kıbrıs engel oluyor , Kıbrıs’ı bir feda etsel Avrupa’nın kapıları açılacak görüşüyle hareket ettiler ve CHP’nin Kıbrıs politikasından rahatsız oldular ve bizi boy hedefi yaptılar. Şimdi ne görüyoruz? Kıbrıs meselesinde işte Türkler evet, Rumlar hayır oyu verdi çözümsüzlüğün nedenin Türkler değil Rumlar olduğu anlaşıldı. Üstelik Avrupa da Türkiye’nin üyeliğine karşı çıkan siyasi partiler ve politikacılar Kıbrıs meselesinin bu hale gelmesiyle politikalarını değiştirmediler. Demediler ki madem ki Türkler olumlu bir tavır sergilediler , biz de politikamızı değiştirip Türklere kapılarımızı açıyoruz. Daha bugün söylüyor Avusturya’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı diyor ki Türkiye üzerine düşen her şeyi yapsa bile diyor Avrupa hazır değil diyor Türkiye’yi üye olarak almaya diyor. Demek ki kusur bizde değilmiş. Demek ki bunca aydır, bunca yıldır hep kendimizi kusurlu görmek, hep kendi eksiklerimizden işlerin yürümediğini, AB sürecinin yürümediğini düşünmek yanlışmış . İşte biz bunları o zaman da söylüyorduk. O zamanda söylediğimiz için çok rahatsızlık uyandırıyordu bazı çevrelerde. Bunlardan başka da örnekler var. Bazı konularda da bizim izlediğimiz politikalar bazı çevreleri rahatsız etti. Neticede CHP şu ya da bu nedenle iktidarı desteklemek isteyen şu ya da bu ekonomik çıkarı olan veya onların uzantısı olan medyalarda sürekli eleştirildi. Şimdi bu bir ölçüde bizim aramızdaki bazı arkadaşları da etkilemiş olabilir. CHP iyi muhalefet yapamıyor. Genel Başkan yeterince kuvvetli muhalefet yapmıyor. Yok efendim Meclis Grubundan yeterince destek gösterilmiyor diye diye aslında partiyi hak etmediği bir görünüme sürüklediler.
SORU: Aslında muhalefet sadece Ankara’da hissediliyor. Kamu oyuna yansımıyor.
ÖYMEN: Niçin yansımıyor? Kamu oyuna bunu yansıtmakla görevli olanlar kimler? Bakınız çok önemli bir konuda Meclis’te genel görüşme yapıyoruz .Orada partinin görüşlerini anlatıyoruz. Ertesi gün büyük gazetelerde bir satır yok. Bu tarafsızlık mı? Şimdi biz AB için gece gündüz çalışıyoruz Genel Başkanımız başta olmak üzere bütün ilgili arkadaşlarımız yurt içinde yurt dışında hep bunun mücadelesini veriyoruz. Açıyorsunuz gazeteyi CHP AB’ye karşı. CHP yöneticileri AB’yi istemiyorlar. Neyi istiyorlar? Tü4rkiye’yi üçüncü sınıf bir Ortadoğu diktatörlüğü yapmak istiyor, bunu yazıyorlar. Şimdi bu insafsızlık değil mi? Bunu tekzip ediyorsunuz, hayır diyorsunuz bu bizim görüşümüz tam tersidir. Biz AB’ye üye olmak istiyoruz. Basmıyorlar.
SORU: Oysa medya aydınlatma görevi olan bir sektör olarak kamu hizmeti yapıyor. Medyada gerçekten küçümsenmeyecek, hatta çoğunluk da diyebiliriz biz buna sol kökenli kadrolar var.
ÖYMEN: Evet var ama sol kökenli bu kadrolar gazetenin sahibi değil. Basındaki pek çok gazetecinin bizlerle yaptığı mülakatlar yayınlanmıyor mesela. Bizim yaptığımız basın toplantılarını onlar gazetelere haber yapıyorlar ama yayınlanmıyor veya sadece bir satır. 4 kelime haber bu. Veya Meclis’te görüşme yaptık Kıbrıs konusunda Dışişlerini bakanının konuşması böyle uzun uzun sütunlar halinde veriliyor ,muhalefetin yaptığı konuşma beş kelimelik veriliyor. Bu kadar. Şimdi bu tarafsızlık mı? Basının görevi bu mu? Şimdi bunun sonucunda halkta şöyle bir izlenim oluşuyor. Basına itimat eden gazeteleri okuyan, gazetelerin yazdığına inan veya bazı kanalları izleyen halkta şöyle bir izlenim uyanıyor.Demek ki bizim muhalefet hiç bir şey yapmıyor. Hiç sesleri çıkmıyor. Bu kadar gelişme oluyor muhalefetin sesi çıkmıyor.
SORU: Çelişki yani.
ÖYMEN: Çok büyük bir çelişki. Parti içi sorun dedikleri bence bira da bunlardan kaynaklanıyor. Yani eksik bilgiden , kamu oyunun yanlış yönlendirilmesinden etkilenen bazı arkadaşlarımız partinin görevini yeterince yapmadığına inanıyor. İşte kurultay sağ duyusuyla en yüksek organ olarak teşhisini koyacaktır ve partinin en yüksek organı olarak kararını verecektir.
SORU: Ortada bir sorun var. Çok büyük bir problem haline gelmiş olan tüzük sorunu var. Muhalifler olağanüstü tüzük kurultayı istiyorlar. Tüzüğün değişmesini istiyorlar. Peki 28 Mart’tan sonra neden Tüzük değişikliğine gidilmesi gerekti?
ÖYMEN: Biz böyle bir gereklilik kanısında değiliz. CHP’nin tüzüğü son olarak geçtiğimiz kurultayda değiştirildi. Orada bazı arkadaşlar buna karşı çıktılar. Onlar da görüşlerini serbestçe söylediler. Karşı çıkanlar içinde bugün partide önemli görevler yapan arkadaşlarımız var. Milletvekilleri var. Demokratik haklarını kullandılar. Biz dediler böyle bir tüzük değişikliğine karşıyız . Ama baktık ki çoğunluk , büyük çoğunluk açık farkla tüzük değişikliğini onayladı. Şimdi bu yeni değiştirilmiş bir tüzük. Üç gün sonra bir daha değiştirelim. Eski haline getirelim. Peki buna kim karar verecek. Kurultay . Kurultay ne zaman toplanacak. Normal olarak 2 sene de bir toplanıyor. Yani şimdi bekleyip yeni kurultayda yeni bir öneri getirirsiniz ,sizin öneriniz benimsenir,sizin doğrultunuzda kurultay bir karar alır. Benimsenmez o zaman siz kurultayın kararına uyarsınız. Yani burada şuna dikkat etmek lazım. Siyasi partiler bir fikir kulübü değil. Siyasi partiler belli kurallara göre belli kurumları harekete geçirerek çalışan organlardır. Yani parti içinde ben istediğim gibi hareket ederim. Partide yetkili bir göreviniz var ama parti görüşünden ayrı bir görüşünüz var. Her yerde o görüşünüzü söylüyorsunuz. Ama zannediyor ki herkes partinin görüşü, aslında partinin görüşü o değil. Şimdi ben size söyledim. Son kurultayda temel sorunlar temel çözümler belgesi kabul edildi.Nasıl kabul edildi? Oybirliğiyle. Peki bir arkadaşımız kalkıp da karşı görüş söyledi mi söylemedi. Masa hazırlandı 81 ilden gelen temsilcilerin, genel merkezin,meclis grubunun katılımıyla 2 gün sorunlar uzun uzun tartışıldı ve bir belge ortaya çıktı. Bir kişi itiraz etmedi. Kalkıp da ben şu noktasına itiraz ediyorum demedi. Demek ki oy birliğiyle kabul edildi. Peki siz şimdi bu belge kabul edilmişken bu belgeye aksi görüşleri parti görüşü gibi anlatabilir misiniz? Anlatamazsınız. Farklı görüşleriniz varsa parti organlarına getirirsiniz parti meclisine getirirsiniz veya gelecek kurultayı bekler orada dile getirirsiniz . O görüşler benimsenir ve ona göre partinin görüşü gözden geçirilir.Ama bunlar yapmadan sanki siz o partinin kurultay kararlarına bağlı değilmişsiniz gibi hareket ederseniz o zaman parti de birliğin sağlanması , bütünlüğün sağlanması kolay olmaz. Şimdi onun için bizim arkadaşlarımızdan beklediğimiz partinin organlarının kararlarına saygı göstermektir. Herkes çok haklı şikayetlerde bulunabilir. Efendim o iş öyle olmasaydı, bu iş böyle olmasaydı diye. O adam aday gösterilmeseydi başkası aday gösterilseydi .Bunların hepsi tartışılabilecek konular ama partiyi bağlayan karar parti organlarının kararıdır. Partinin meşru yönden seçilmiş organları ne karar aldıysa partiyi o bağlıyor. O bakımdan ben inanıyorum ki bu kurultaydan sonra partinin en yüksek organı tavrını ortaya koyduktan sonra, o tavır hangi yönde olursa olsun , herkes buna saygı gösterecektir. Artık bu kurultayı da tartışma konusu yaptığınız taktirde daha yüksek bir organınız yok. Kurultay öyle mi toplansaydı, böyle mi toplansaydı. Yok efendim kurultayda alınan kara geçerli midir, değimlidir tartışması açarsanız bunun sonu yok. Ve partiyi sonu olmayan bir ortama sürüklerseniz bun dan hem CHP zarara uğrar hem Türkiye zarar uğrar. Yani bu kadar iç ve dış sorunlarla uğraşırken biz kalkıp ta zamanımızın önemli bir bölümünü parti içi bu gibi sorunlara ayırırsak bence yanlış bir iş yapmış oluruz. Parti içi tartışma bugün değdim gibi parti ortamında meşru zeminlerde yapılır. Ama partiyi halka şikayet etmek bir partinin yapacağı en doğru iş değildir.
SORU: CHP’yi bu kadar kısıtlı bir sürede konuşmak mümkün değil. Daha farklı sorunlar da olduğu iddia ediliyor.Diğer taraftan İstanbul’da çok büyük bir organizasyon var neden bu duyulmadı kamu oyuna mal olmadı neden?
ÖYMEN: Güzel bir soru. İşte biz bir çok yerde anlatıyoruz bugün bir başka televizyonda da anlattık, bu toplantı önemli bir toplantıdır. 25-16 haziran tarihlerinde toplanacak Sosyalist Enternasyonalin barış , demokrasi ve insan hakları komisyonu İstanbul’da. Bir çok önemli katılımcı gelecek. Bunun bir özelliği de NATO Toplantısından birkaç gün önce yapılıyor olması .Burada görüşülecek konular da NATO’nun gündemindeki konulara yakın. Irak, BOP belki,İsrail-Filistin ihtilafı gibi konular. Şimdi bu toplantıdan sonra ele alınacak görüşler NATO ‘ya da bir mesaj niteliği taşıyacak. Unutmayınız ki Sosyalist Enternasyonale üye 160 üye parti var dünyada . bunların önemli bir bölümü iktidar partileri .Avrupa’da mesela İngiliz İşçi Partisi, Alman Sosyal demokrat Partisi ,Hıristiyan Sosyalist Partisi daha başka Sosyalist partiler buna üye. Yani iktidar partilerinin önemli bir bölümünün üye olduğu bir kuruluş.buradan çıkacak görüşler herhangi bir sivil toplum örgütünün görüşleri gibi görünmemeli. Bunlar içinde hükümet sorumluluğu da taşıyan partilerin de ortak görüşüdür. O bakımdan umuyorum ve zannediyorum ki NATO zirvesinde bu görüşler dikkate alınacaktır.şimdi örneğin Irak’taki İnsan hakları konuları ,işkence konuları, Filistin’de yaşana insan hakları konuları ,Irak’ta demokrasiye nasıl ulaşılacağı konusu .
SORU: Burada benim dikkatimi çeken sol tartışmaya açılmıyor. Çünkü Avrupa solu hayli ivme kazanmış ve boyut değiştirmiş.Anlaşılan tartışmayı çoktan bırakmışlar ama Türkiye durum farklı. Sol halen tartışmalı kavgalı bile diyebiliriz. Sol tartışılacak mı?
ÖYMEN: Avrupa’da da sol içinde tartışmalar var. En büyük siyasi partilerde bakıyorsunuz bazen farklı görüşler oluyor bazı önemli siyaset adamları görevlerini bırakıyorlar görüş ayrılığı nedeniyle.bunun örneklerini yakında Almanya’da da gördük. Başak ülkelerde de ne gibi tartışmalar olduğunu biliyoruz. .Bu bir. İkincisi farklı Sosyal Demokrat partiler arasında da zaman zaman görüş ayrılıkları olabiliyor. İngiliz İşçi Partisiyle Alman Sosyal Demokrat Partisinin Irak konusuna bakışı aynı değil. Fransızlarla İngilizler arasında da farklıklılar var. Bunlar artık ulusal çıkarlar kavramını geride bırakmıştır.Ortak Avrupa çıkarlarını ön plana getiriyorlar bu o kadar doğru değil. Tabi ki herkes Avrupalı olarak Avrupa’nın ortak çıkarlarını savunurken herkes kendi ulusal çıkarlarını etkili kılmak istiyor.
SORU: Avrupa Parlamentosunun seçimlerinin sonuçları itibariyle Sosyalist Enternasyonalde değerlendirilecek mi bunu bekliyor musunuz? Çünkü bir Hıristiyan Demokrat muhafazakar bir çoğunluk var.
ÖYMEN: Aslında tespit edilen gündemde açıkça Avrupa Parlamentosu seçimleri yok ama bu çeşitli vesilelerle gündeme getirilebilir. Orada en çok dikkati çeken unsur şudur. AB’ye karşı olan siyasi partilerin veya bağımsızların oyundaki önemli artıştır.Yani Avrupa Parlamentosu seçim sonuçlarını değerlendirirken iki şeye dikkat etmek lazım. Bir kere parlamento üyelerinin sayısı değişti. Onun için tam bir mukayese yapmak için dikkatli olmak lazım. Ama görüyoruz ki hem Hıristiyan Demokratların oylarında hem de Sosyalistlerin oylarında düşüş var. Liberaller oylarını muhafaza ediyor, Yeşillerde küçük bir düşüş var. Esas artışı bağımsızlar grubu dediğimiz içinde AB’ye karşı olanların olduğu bir grup oluşturuyor. Bütün bunları görüşeceğiz. Ancak şundan emin olunmasını istiyorum. CHP hem ülke hem de Sosyalist Enternasyonal içinde çok önemli bir görev yapıyor. Bizim burada bir taraftan Sosyalist Enternasyonalin, sosyal demokrasinin hedeflerini savunma görevimiz var, ondan daha önemli bir görevimiz var O da Türkiye’nin çıkarlarını savunmak.
SORU: Çok teşekkür ediyorum Sayın Öymen katıldığınız için.
ÖYMEN: Ben teşekkür ediyorum.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.