SkyTürk, Yerel Seçimler Hakkında

SKY TURK “YEREL SEÇİMLER”
29 MART 2004

SORU: Yerel seçimlerle ilgili başkan Deniz Baykal’ın bir açıklaması vardı. Sayın Önder Sav’da bir açıklama yaptı. Aslında her ikisi de seçim sonuçlarını bir yenilgi olarak görmedi. CHP  1999 seçimlerine göre oy oranlarını arttırdığını söyledi. Buna kıstas olarak da il genel meclisi oylarını gösterdi. Önder Sav istifa edecek bir tablonun olmadığını söyledi. Ercan Karakaş bu bir başarı değildir diyor , peki Onur Bey siz ne diyorsunuz?

ÖYMEN: Şimdi bizim seçim sonuçlarını serin kanlılıkla değerlendirmemiz gerekiyor. Genelleme yapmaktan ziyade daha somut bir değerlendirme yapmak bence daha isabetli olacak. Yerel seçim olduğumu öncelikle kabul edelim bunun. Bir genel seçim gibi değerlendirirsek hataya düşeriz. Öyle yerler var ki CHP’li adaylar çok yüksek puanlar almışlardır, %65 civarında. Öyle yerler var ki çok düşük oy almışlar. O bakımdan bir genelleme yapmak yanlış. Şimdi somut olarak elimizde bazı bilgiler var. Yerel  seçimlerde CHP daha önceki seçimlerde ne kadar belediye kazanmıştı? Şimdi ne kadar kazanmıştır? Bakıyoruz arada 100 kadar bir fark var. Mesela geleneksel olarak kazandığımız bazı illeri kaybetmişiz. Antalya, Kocaeli, Hatay , Gaziantep gibi. Bunlarla övünecek halimiz yok. Buralarda oy artışı sağlamamıza rağmen, mesela Antalya’da, seçimi kaybetmişiz. Demek ki kazanmak için daha fazla çalışmamız lazım. Eksiklerimiz varsa bunlar üzerinde çalışırız. Ama öyle yerler var ki şimdiye kadar hiç kazanamamışız, ama şimdi kazandık. Trabzon mesela. Bir çok ilçece, ilde oy oranımızı çok yükseltmişiz mesela. Bilinen örnekleri Şişli’yi falan söylemiyorum. Ama Kağıthane’de %12.80’den 17.80’e çıkmışız. Mesela Pendik’te 14.92’den 31.90 çıkmışız. Fatih’te 6 .87‘den  23.17’ye çıkmışız. Şimdi elimde uzun bir liste var. Ankara’da da öyle. Mamak’ta 27’den 31’e çıkmışız. Yenimahalle’de 27’den 35’e çıkmışız. Bu gösteriyor ki bu yerel seçimleri  yerel bazda değerlendirmek lazım ki sağlıklı sonuçlara varmak için. Şimdi nerde başarısız olduk? Bunun sonucuna varmak lazım. Yanlış aday mı tespit edildi? Örgütte yeterince gayret mi görmedik? İletişim mi kuramadık? Başka faktörler mi var? Bunun üzerine gitmek lazım. Nerde başarılı olduk? Bu başarıyı nasıl sağladık? Başka yere nasıl taşırız böyle bakmak gerekiyor. Bana öyle geliyor ki yerel seçimi yerel boyutta değerlendirmek daha akıllıca olacak. Şimdi şu hatadan iktidarı kaçınmaya davet ediyoruz. Bu yerel seçimleri şimdiye kadar ki hükümet politikalarını onaylayan bir referandum olarak değerlendirmek son derece yanlış ve yanıltıcıdır. Çünkü biz seçim sırasında Türkiye’yi il il dolaştık. Ben 13 ilde çalıştım, vatandaşlarla konuştum. Yalnız bizim partililerle değil bir çok partililerle.  Orada gördüm ki vatandaş bir çok konuda hükümetin politikalarından şikayetçidir. Ben hiçbir yerde hükümetin Kıbrıs politikasını destekleyen bir vatandaş görmedim. Hepsine sordum, her gittiğim yerde sordum, konferanslar verdim, o konferanslarda sorular soranlar oldu, kahvelerde konuştum. Bir tek kişi çıktı İstanbul’da Bayrampaşa’da dedi ki benim kardeşim Kıbrıs’ta o hükümetin politikasını destekliyor, ben karşıyım dedi.

SORU: Sayın Genel Başkan Yardımcısı bir girişimiz vardı, yerel seçimlerde CHP başarılı mı , başarısız mı diye isterseniz buradan devam edelim.

ÖYMEN: Şimdi başarılı mı oldu, başarısız mı oldu? sorusunu sormadan önce şu soruyu kendi kendimize soralım. Acaba bu seçimlerde partiler eşit koşullarda mı yarıştılar? CHP ile iktidar partisi eşit koşullarda mıydı?  Bu sorunun yanıtını bilmeden başarılı mı başarısız mı olduğunu bilmek çok zor. Örneğin daha önceki seçimlerde biz basının iktidar partisini bu kadar desteklediğini hiç görmedik. Biz büyük sermayenin bu kadar açıkça CHP’ye karşı , sola karşı tavır aldığını hatırlamakta zorlanıyoruz. Biz bunun dışında para unsurunun seçimlerde olduğunu her zaman biliriz. Ama bu seçimlerde olduğu kadar yeşil sermayenin devreye girdiğini hiç görmedik.

SORU: Sayın Genel Başkan Yardımcısı o zaman şöyle bir sonuç ortaya çıkarmak gerekiyor. Anketler bu seçimlerde nasıl bir sonuç ortaya çıkardı bunlar gerçekten tartışılması gereken şeyler. Bazılarına göre MHP ve DYP’nin anketlerden etkilenmesi CHP’nin önündedir şeklinde. İl ve ilçelerin ötesinde gelişme nasıl olacak?

ÖYMEN: Şimdi şu anketler konusuna bir açıklama getirelim. Anketler kime yaradı kime yaramadı? Sorusunu mu sormalıyız kendi kendimize? Yoksa bu anketler bilimsel midir, değil midir sorusunu sormalıyız kendimize? Çünkü anketler kamu oyunu yönlendiriyor. Şu veya bu anketi yapanlar da kabul ediyor ki halkı yönlendiriyor. İmdi anketlerde hata yapı uluslar arası koşullarda artı, eksi %3 dür. %60’lık hata olur mu? Şimdi 6 Martta CHP’ye İstanbul’da biçilen rakam ile bizim fiilen İstanbul’da kazandığımız başarı arasında %60’dan fazla fark var. Böyle hata olur mu? Sol partilerle ilgili%100, %200’ü aşan hata payları var. Böyle bir şey olabilir mi? Tesadüfen araştırma şirketlerinin genel seçimlerdeki sonuçlarına bakıyorsunuz, yine seçimden birkaç hafta önce CHP %8 küsur civarında oy alacak gösteriyor. Biz aldık %19 artı. Yani demek ki %150 fark var. Şimdi anketler ne sonuç verdi? Kime yaradı kime yaramadı? Birinci soru böyle anket olur mu? Şimdi Avrupalı olacağız diyoruz, Avrupa şehirlerinde anket böyle mi yapılıyor? Bir de övünüyoruz televizyonlar da en isabetli tahmini biz yapıyoruz diye. %60 hata yapılır mı? İkincisi her yerde bu anketler büyük bir moral bozukluğu yaratmış örgütümüzde ve vatandaşlarımızda. Bize oy verecek bir çok insan ne olsa bizim parti kazanamayacak diye oy vermeye gitmemiş. Yani oy vermeyenlerin oranının bu kadar yüksek olmasını biraz da bu anketlere bağlamak lazım. Bu anketler bizim partimize karşı, tabii diğer partilerde kendi hesaplarını yapacaklardır, çok büyük bir haksızlık olmuştur. İkincisi halkla bütünleşmek çok doğru. Halkla bütünleşmek çok büyük bir hedeftir tüm partiler için. Size bir deneyimimi anlatayım. Son propaganda günü Mustafa Sarıgül’ün seçim otobüsünde 4 saat Şişli’nin tüm sokaklarını dolaştım. İstanbul Milletvekili Sayın Ersin Arıoğlu ile birlikte. Bu kadar çok bir insan seli insanın tüylerini ürpertiyor. Yani insanlar balkonlardan ağlıyorlar. Ellerinde bayraklar, ellerinde sarı güller. Demek ki halk ile bütünleşmişiz. Hani partinin ideolojisi bozuktu. Hani partinin temel sol yaklaşımları yasaktı. Demek ki bu ideolojimizle , Atatürkçü yaklaşımımızla , sosyal demokrat çizgimizle bunu başaracağız. Ben İzmir’e Sayın Piriştina’nın mitingine de katıldım. Dehşete kapıldım. Halkın bu kadar çok sevgi göstermesi halkı etkiliyor. Mersin’e gittim, belediye başkanı Türkiye’nin en güzel parkını yapmış, 7.5 km. Hangi Mersinli ile konuşsak bundan bahsediyor. Yani özetle demek istiyorum ki yerel seçimlerden bahsediyorsanız burada bir hizmet faktörü var. Halka hizmet veriyorsanız, sağcı mısınız, solcu musunuz, sizin ideolojinizde o kelime mi geçiyor bu kelime mi geçiyor bakmaz. Halk sizin gönülden bağlanıyor. Şimdi bizim hedefimiz ne olmalı? Bizim hedefimiz bu başarılı arkadaşlarımızı bir marka yapmak. Mustafa Sarıgül’ü, Piriştina’yı, Macit Özcan’ı bir marka yapmak lazım.  Türkiye’nin her yerinde seçimi kazanan belediye başkanları bunu yapmalı. İşte biz bu sözü verdik. Seçimden önce dedik ki vatandaşlara biz parti olarak söz veriyoruz, şunları yapacağız. Saydamlık, şeffaflık, halk ile bütünleşme Ayrıca somut hizmetler, sağlıkta, eğitimde sosyal alanlarda belediye ne yapacak? İşsizlikle mücadele , tek tek söz verdik. Şimdi bize düşen görev şudur parti olarak  bu sözün arkasında durmak. Biz 450 belediye başkanlığını kazandık. Eğer halk ile bütünleşemediysek, halka umut veremediysek nasıl kazandık bunları? 450 yerde birinci parti çıktık. Bazı yerlerde çok yüksek oy almışız, bazı yerlerde çekişmişiz ama 450 yerde birinci parti olabiliyorsak bunu bir başarısızlık olarak nitelendiremeyiz. Bir başka şey de söyleyeyim rakamlardan çok söz ediliyor. Sayın Sefa Sirmen’in İstanbul’da aldığı oy oranının bir önceki belediye başkanı Ali Müfit Gürtuna’nın oyundan daha fazla olduğunu biliyor musunuz? Değerli arkadaşlarım söylediler sağdaki oy yapılanması da bu sonucu doğurmuştur. Ancak daha önceki seçimlerde bakıyorsunuz  bizim şimdiki oylarımızla daha önce seçimi kazanan arkadaşlarımız vardır. Biraz da bu iki kutuplu yapılanma dolayısıyla bu sonuç çıkıyor. Tabii bu AKP’nin başarılı olduğu  yerde başarılarını küçültmek için söylemiyoruz. Ama şurası muhakkak ki CHP’nin de başarılı olduğu yerlerde başarısız gibi zikredersek çok da insaflı davranmış olmayız. Öyle yerler var ki CHP çok düşük almış.  Gidin Konya’ya en düşük oy aldığımız yerlerden biri. Konya’da bazı ilçeleri biz kazandık. Manisa’da bazı ilçeleri biz kazandık, Erzurum’da kazandık. Rize’de iki ilçeyi kazandık. Peki buralarda nasıl kazandık? Deme ki yerel düzeyde başarı kazandığınız zaman, halkı ikna ettiğiniz zaman başarılı oluyorsunuz? Niye bazı yerlerde kazanamadık? İşte biz şimdi bunun sonuçlarına bakmalıyız. İdeolojiye gelince bizim partimizin ideolojisi çok açık, çok net. Hiçbir tereddüde yer bırakmayacak kadar net. Bizim kökümüz Atatürk’ün koyduğu çağdaşlık ,evrensellik, akılcılık, bilimin üstünlüğüdür. Çağdaş bir sosyal demokrat parti hangi temel yaklaşımları destekliyorsa , kadın-erkek eşitliği ,işsizlikle mücadele, gelir dağılımını düzenleme bunları destekliyoruz. Peki bunları yeterince halka iletebiliyor muyuz? Duyuramıyoruz. İşte burada sorun çıkıyor karşımıza. İletişim sorunu. Biz gittiğimiz yerlerde Anadolu’da halk ile konuştuğumuz zaman görüyoruz ki partimizin bir çok konudaki tutumu, görüşü, politikası konusunda büyük bir bilgi eksikliği var. Har gittiğimiz yerde bize diyorlar ki gazete çıkartın, televizyon istasyonu kurun. Çünkü biz bir türlü partimizin görüşlerini duyuramıyoruz. Şimdi biz burada medyaya çağrıda bulunuyoruz. Bizim anlayışımıza göre basın hürriyeti aynı zamanda halkın haber alma hürriyetidir. Türkiye’nin en büyük iki partisinden birinin görüşlerini halka yansıtmak zannediyorum ki basının da görevidir. Bizim 6 milyon seçmenimiz var yerel seçimlerde. Bunların haber alma hürriyeti yok mu? Gidiyorsunuz hiçbir şey bilmiyorlar. Bir çok yerde partinin politikalarını ilk defa bizden duyuyorlar. Yani gidip bütün insanlarla yüz yüze konuşacaksınız ki partinin görüşünü anlatalım, böyle bir şey olabilir mi? Demek ki basına da bir görev düşüyor. Sadece CHP’yi suçlamak yeterli değil, doğru da değil. Biz zaten kendi eksiklerimizin farkındayız. Bunların değerlendirmesini yaparız. Yerel bazda da yaparız , merkez de hata yaptıysak ona da bakarız. Bizim gösterdiğimiz aday yanlış bir aday ise onun sorumluluğu da bize aittir. Ama Bir tek CHP’yi boy hedefi haline getirmek, bir çoklarının yaptığı gibi, insafsızlıktır. Şimdi diyorlar ki CHP çok yanlış yaptı. Ne yapmışız biz? Irak’ta savaşa sokmamışız Türkiye’yi. Bunu bazıları kusur olarak görüyor. Halbuki biz bir çok insanı şehit olmaktan kurtardık. Bir çok Türk çocuğunu babasız kalmaktan kurtardık. Türkiye’yi savaş ülkesi olmaktan kurtardık. Kötü mü yaptık? Biz Kıbrıs’ta milli çıkarları koruyoruz. Yanlış bir şey mi yapıyoruz? Hem çözüm istiyoruz hem de milli çıkarları koruyarak yapalım diyoruz. Biz orman yasasında olsun, YÖK’ün Milli Eğitim Bakanlığı himayesine girmesine karşı çıktık.Yanlış bir şey mi yaptık? Şimdi CHP’yi eleştirenlerden bizim beklentimiz şu: bütün bu konuları biz tartışmaya açığız. Yeter ki somut eleştiri yapın .  Deyin ki sizin Irak politikanız yanlıştı, savaşa girsek daha iyi olacaktı. Bu ise görüşünüz söyleyin. Değilse bizim politikalarımızı taktir etme nezaketi gösterin. CHP bu işi beceremiyor, sol böyle mi olur gibi eleştiriler çağdaş eleştiriler değildir. Biz somut eleştirirle açığız. Hangi Avrupalı sosyal demokrat partinin yaptığını biz yapmıyoruz? Sayın Karataş Almanya uzmanıdır, çok iyi bilir. Kendisiyle de Almanya’da da bulunduk, Alman Sosyal Demokratlar acaba Almanya’nın ulusal çıkarlarını korumak konusunda Türkiye’nin gerisinde midirler, yoksa ilerisinde midirler? Bizim kadar ulusal çıkarları koruyorlar mıdır? Bazıları zannediyor ki sosyal demokratlar ulusal çıkarları korumazlar. Böyle bir şey olabilir mi? Bakın Fransa’da sosyal demokratlar ulusal çıkarları nasıl koruyorlar? Bakın İngiliz İşçi Partisi neler yapıyor? Her ülkede sosyal demokratlar kendi ulusal çıkarlarını koruyacaklar ama biz diyeceğiz ki sosyal demokrat olmak ulusal çıkarlardan vazgeçmektir. Bazıları sosyal faşist diyor. Niçin çünkü biz ulusal çıkarları koruyoruz. Bazıları statükocu diyor. Bunlar çağı hiç bilmeyenlerdir. Biz şunu iddia ediyoruz. Avrupa’da sosyal demokrat partilerin dünya görüşü ne ise bizimde temel dünya görüşümüz onlardan farklı değildir. Yüz yüze konuşunca anlaşıyoruz, ama arkamızdan böyle  onlara bakmayın onlar milliyetçidir diyorlar. Niçin milliyetçidir? Çünkü ülkelerini savaşa sokmadılar. Biz iftihar ediyoruz yaptığımız iş ile.

SORU: Sayın Öymen ben size son olarak söz vereyim buyurun efendim.

ÖYMEN: Çok teşekkür ederim. Şimdi Sayın Karakaş’ın dediği sorduğu bir soruya değineceğim. Kendisi CHP’nin somut bir şeyler yapması gerektiğiniz söyledi. Haklıdır da.  Ama burada şunu da söylemek gerekir ki bizim yaptığımız somut girişimler konusunda da halkın bilgisi yoktur. İletişim sorunu vardır. Bizim 160 tane yasa teklifi yaptığımızı Sayın Karakaş biliyor mu? Ben geçen Kütahya’da yerel televizyonda konuşuyordum, en çok tartışılan konu niçin teşvik tedbirlerinde Kütahya’yı yararlandırmıyorlar? Öyle bir yasa çıkarmışlar ki kişi başına milli gelir 1500 doları aşarsa bir ilde o il yararlanmıyor. Trabzon 1506 dolar, 6 dolar için yaralanamıyor. Bilinmeyen ne? Bilinmeyen şu: biz bunun düzeltilmesi için yasa teklifi verdik, kamu oyu bunu biliyor mu? Bilmiyor. Bunun içinde Trabzon’da var, Kütahya’da var, 25 ilde var. 2400 dolara çıkarılsın diye teklif veriyoruz. Vatandaş bunu bilse başka türlü tepki gösterecek ama bilmiyor.

SORU: Sayın Öymen örgütlenmede mi bir problem var?

ÖYMEN:  Bütün dünyada bu tür bilgiler medya ile iletilir. Hiçbir Avrupa ülkesinde bir siyasi partinin televizyonu yok, gazetesi yok. Varsa benim bilmediğim birkaç istisnai durum olabilir. Ama neticede medyalar bunu yansıtacak ki halk bu partinin neler  yaptığını bilecek. İkincisi liderlerin istifa etmesi konusu. Sayılan Avrupalı liderlerden önce seçimde başarılı sonuç alamayan bir parti lideri, CHP lideri Deniz Baykal istifa etmiştir. Baraj altında kalınca partisi istifa etmiştir. Koşullar değişti birkaç yıl sonra kurultayla tekrar geldi. Sanki CHP liderleri istifa etmek nedir bilmez gibi izlenim yaymak da doğru değil. Bir partiyi ya da bir parti liderini eleştirirken de neyini eleştirdiğini bilmek lazım. Yaptığı politika mı yanlış, yaptığı bir yanlış mı var? Bir de bir partiden nefret ediliyorsa o parti Türkiye’nin hiç bir yerinde %60-65-68 oy alamaz. Aldığına göre nefret edilen bir parti olamaz. Size bir örnek vereceğim. Benim İstanbul’da katıldığım bir çok mitingde bir çok kadın baş örtüsü üzerine CHP şapkası takmış.Yani başını örten herkes CHP karşıtıdır gibi , oy vermez gibi bir izlenim vermek doğru değildir. Bütün mesele geçmişe bakmak yerine geleceğe bakmalıyız. Bizim halka bir taaddüdümüz var. Seçimlerden önce bir bildiri yayınlayarak dedik ki CHP’den seçilecek belediye başkanları şunları yapacak. Mesela hiçbir yeşil sahayı imara açmayacak, deprem konusunda şunu yapacak, çocukların eğitimi, burs konularını söyledik. Ondan sonra halka gittik açıkça dedik ki yapmazlarsa gelip bizden hesap sorun. İşte ben bugün yine aynı şeyi söylüyorum, seçim bitti. Seçim yatırımı değildi bizim söylediklerimiz. Şu anda iki partili bir ortamdayız. Şu anda CHP belediye başkanlarıyla AKP’li belediye başkanları arasında bir yarış başlamıştır. Biz iddia ediyoruz ki biz daha başarılı olacağız. Ondan sonra fark halk hiç merak etmeyelim notunu verecektir. Biz daha başarılı olacağız. Çünkü bizim belediye başkanlarımız ve onların partisi daha çağdaş, daha batıyla bütünleşmeyi amaçlayan bir zihniyeti temsil ediyorlar. Bu insanlar da bu güç ve azim var. Biz de parti olarak bu eksiklikleri gidermeyi taaddüt ediyoruz. buradan halka sesleniyoruz, belediye başkanları bizim halka taaddüt ettiklerimizin birini yapmazlarsa lütfen gelin bize de bilgi verin. Çünkü biz parti olarak arkalarındayız, tam desteğiz. Bu vesileyle seçimi kazanan belediye başkanlarımızı kutluyoruz, kendileriyle iftihar ediyoruz.

SORU: Sayın Öymen çok teşekkür ediyoruz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.