Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

TBMM Genel Kurulu, Müşterek Taaruz Uçağının Üretilmesi, Desteklenmesi ve Sürekli İyileştirilmesine İlişkin Kanun Tasarısı
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN’İN TBMM GENEL KURULUNDA YAPTIĞI KONUŞMA – 22 MAYIS 2008
Sayın Başkan, çok değerli arkadaşlar;
Gündemimizde olan F-35 uçaklarının alımı projesiyle ilgili olarak şimdiye kadar yapılan görüşmeleri, Sayın Bakanın verdiği bilgileri dikkatle dinledik. İtiraf etmem gerekir ki aklımızdaki bütün soruların cevabını alabilmiş değiliz. Ülkemize yaklaşık 11 milyar dolara mal olacak olan, ondan da önemlisi ülkemizin güvenliğini çok yakından ilgilendiren bir konuda yüce Meclisin karar verirken aklında cevaplanmamış hiçbir sorunun kalmaması gerekiyor.
Şimdi, 1’inci maddeden bahsediyoruz. 1’inci madde ne diyor? “Türkiye, Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere, İtalya, Hollanda, Kanada, Avustralya, Norveç ve Danimarka’nın katılımıyla yürütülen bir proje.” Hangi ülkeler yok bu projede? Almanya yok. Acaba niçin yok? Fransa yok. Niçin Fransa yok bu projede? Yunanistan yok. Niçin Yunanistan yok? İspanya yok. Niçin İspanya yok? Bu soruların cevabını biz öğrenmek istiyoruz.
“Efendim, dünyanın en iyi uçağı budur.” denildiği zaman, acaba bu saydığım ülkeler dünyanın en iyi uçağını alma yoluna niçin gitmiyorlar? Bu soruyu bizim kendi kendimize iyi sormamız lazım. Bizim batımızda üç tane komşumuz var; Yunanistan, Bulgaristan, Romanya. Bu üç komşumuzdan hiçbiri bu uçağı alma noktasında değil bizdeki bilgiye göre. Yunanistan’ın, tam tersine, Avrupa Birliği çerçevesinde geliştirilen Eurofighter uçağından 60 tane almaya niyetli olduğunu biliyoruz. Aynı şekilde Bulgaristan’ın ve Romanya’nın da o uçaklardan almaya niyetli olduğunu biliyoruz.
NATO’dan bahsedildi. Gayet tabii ki NATO Türkiye için çok önemlidir. Ama, NATO müttefiklerimizden bizim komşumuz olanlar arasında Türkiye’den başka bu uçağa sahip olacak kimse olmayacak. Acaba neden?
Şimdi yazılım konusundan bahsedildi. Komisyonda da görüşmüştük, biraz önce Sayın Elekdağ da açıkladı bu konudaki duyarlılığımızı. Değerli arkadaşlar, bu o kadar önemli bir konudur ki, İngiltere sırf yazılım konusunda istediğini alamadığı için 2006 yılının aralık ayında bu projeden çekilmeye karar vermiştir. İngiltere Savunma Bakanı Drayson bu konudaki İngiltere’nin hassasiyetini kamuoyuna açıklamıştır o tarihte. Sonra ne oldu? Sonra şu oldu: Bizzat Başkan Bush ile o zamanki İngiltere Başbakanı Tony Blair buluştular, konuştular ve anlaşmaya vardılar. İngiltere’nin devam etmesi bu şekilde oldu. Ama bununla yetinmiyor İngiltere. İngiltere bütün kaderini bu projeye bağlamıyor, aynı zamanda Eurofighter’a da giriyor, Eurofighter uçaklarını da alıyor. Orada, bizim anlayışımıza göre, İngiltere istediği bütün yazılımları elde edebilecektir Avrupa projesinde. İtalya? İtalya da öyle. İtalya da hem Amerika’dan bu uçakları alacak, aynı zamanda da Eurofighter sistemine girecek.
Şimdi, biz niye Eurofighter sistemine girmiyoruz? Veya en azından bu uçakları alacaksak, niye bir de ayrıca bütün yazılım olanaklarına sahip olunacak Eurofighter uçaklarından da ihtiyacımızın bir bölümünü karşılamıyoruz? Sayın Bakanın buna verdiği bir tek izahat var: Bizi Avrupa Silahlanma Ajansına sokmuyorlar da onun için. Doğru cevap şuydu: Biz Avrupa Silahlanma Ajansına üyeydik. Bizi oradan çıkarttılar. Onun için demek istiyor. Niçin çıkarttılar? Soru budur. Ne zaman çıkarttılar? Üzülerek söylüyorum bu Hükûmet zamanında, çünkü daha önce Avrupa Silahlanma Ajansı Batı Avrupa Birliğine bağlıydı ve Batı Avrupa Birliğine bağlı olduğu dönemde Türkiye bu Ajansın içindeydi, bütün faaliyetlerine katılıyordu. Ama, bu Ajans, Avrupa Birliğine devredildiği anda, biz bu sıkıntıyla karşılaşmamak için tam üç yıl mücadele ettik. Üç yıl mücadele ettik ve 1999 Washington Zirvesinde hüküm koydurduk “Türkiye’nin bu konudaki hakları Batı Avrupa Birliğinde elde ettiği hakların üzerine bina edilecektir.” diye yani daha aşağı olmayacak, daha yukarı olacak. Ne yazık ki bu üç yıllık mücadeleden sonra vardığımız uzlaşmanın sonuçlarından biri de, Türkiye’nin Avrupa Silahlanma Ajansından çıkartılması oldu. Bunu biz de büyük bir üzüntüyle karşılıyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu çok önemlidir. Türkiye dünyanın en büyük askeri güçlerinden biridir, NATO’nun ikinci en büyük askeri gücüdür. Bir askeri güce sahip olmak, sadece silah sistemlerine sahip olmak demek değildir. O silahları kullanma hakkına da sahip olacaksınız. Geçmişte bizim çok acı tecrübelerimiz var. Bunu biliyorsunuz, bir kere daha hatırlatmak istemiyorum, sadece kısaca değineyim.
Biz, Kıbrıs Harekatını yaptığımız için Amerikan Kongresi bize askeri ambargo uyguladı. Aldığımız, parasını ödediğimiz silahların yedek parçasını vermediler. Bizim uçabilen uçaklarımız fırlatma iskemlesi olmadan uçtu. Uçaklarımız düştü, pilotlarımız kurtulamadı, şehit verdik biz bu yüzden. Niçin? Çünkü, Türkiye’ye baskı olsun diye askeri ambargo uyguluyor, bize elimizdeki silahları kullandırmıyor.
Almanya’dan bazı askeri teçhizat aldık, zırhlı personel taşıyıcıları filan. Türkiye Güneydoğu’da bunları PKK’ya karşı, teröre karşı kullanıyor diye, bir NATO müttefikimiz olan Almanya Türkiye’ye ambargo uyguladı. İnanılır şey değil. Üç kere uyguladı, 1990’lı yılların başında. Niçin? Diyorlar ki: “Biz size bir silah verirsek, onu sadece bizim istediğimiz amaçla kullanabilirsiniz, başka hiçbir amaçla kullanamazsınız. Yaptığınız icraat, askerî harekât bizim menfaatimize uymuyorsa, bizim direktifimize uymuyorsa, o zaman bu silah sistemlerini uygulamanıza izin vermeyiz.” Bu işin doğrusu budur, açıkça ifade etmemiz gereken husus budur. “Efendim, NATO ülkelerine karşı gayet tabii ki böyle tedbir alamayız.” buyuruyor Sayın Bakan. Kendisine şunu hatırlatmak isterim: Geçmiş dönemde, yakın geçmişimizde Türkiye sadece bir ülkeyle gerçek bir askerî çatışma riskiyle karşı karşıya gelmiştir. Maalesef o ülke bir NATO ülkesidir. Türkiye sadece bir ülkeyle hava kuvvetlerinde çok ciddi gerginlikler yaşamıştır, “dogfight” denilen durumları yaşamıştır, o ülke bir NATO ülkesidir. O bakımdan, böyle NATO ülkeleriyle ilgili ileride de hiçbir sorunumuz olmaz diye içimiz rahat edemez.
Değerli arkadaşlarım, bu konuları zannediyorum ki daha fazla konuşmamız gerekecek. “Efendim, biz bir kere burada karar verdik veya vaktiyle karar vermiştik, artık hiçbir hareket imkânımız yoktur.” demek yanlış. Bakıyoruz, gerek F-35 Projesi’nde olsun gere Eurofighter Projesi’nde olsun, bu projelere katılan ülkeler zaman içinde tutumlarını değiştirebiliyorlar; projeden çıkıyor, almayı taahhüt ettiği uçak sayısını azaltıyor veya katılım biçimini değiştiriyor vesaire vesaire. Şimdi bizim o bakımdan hareket marjımızı açık tutmamız lazım.
Bu proje bu Hükûmetin ömrünü aşacak bir projedir. O bakımdan, gelecek hükûmetleri, gelecek dönemleri, gelecek kuşakları bağlayıcı kararlar alırken çok dikkatli olmak zorundayız. Bu yazılım o kadar önemlidir ki değerli arkadaşlarım, bir F-35 uçağında tam 15 milyon kodlu bağlantı vardır. Bu kadar hassastır. Şimdi siz elinizdeki uçakları millî çıkarlarınızın, millî hedeflerinizin gerektirdiği doğrultuda kullanamayacaksanız, sınırlamalar gelecekse, bu sizin caydırıcılığınızı etkiler. Yani başkaları size, ne yapacak, siz ne kadar yapacaksınız, nerede yapacaksınız söyleyecekler, siz de ona hareket edeceksiniz, bunun için de 11 milyar dolar harcayacaksınız. İşte burada dikkatli olmak lazım, iyi düşünmek lazım. Bizim Hükümete tavsiyemiz şudur: Lütfen, bu konuyu en üst düzeyde, bizzat Amerika Başkanıyla görüşünüz, aynen İngiltere’nin yaptığı gibi ve çözüme bağlayınız. Ben size şunu soruyorum: Öyle bir izlenim aldım ki Sayın Bakanın konuşmasından burada, sanki, efendim, Amerika bütün ülkelere bu konuda eşit davranıyor. Öyle mi? Bir kere daha soruyorum: Öyle mi? Yani, şu anda, yazılım konusunda Amerika bütün ülkelere eşit davranıyor mu, davranmıyor mu? Ve size açıkça söylüyorum, Sayın Bakan çıksın burada desin ki “Amerika İngiltere’ye verdiği yazılım haklarını aynen Türkiye’ye vermeyi kabul etmiştir.” Cumhuriyet Halk Partisi Grubu olumlu oy verecektir. Bunu söyleyebiliyor musunuz? (CHP sıralarından alkışlar) Eğer bunu söyleyemiyorsak, o zaman ihtiyatlı olmakta hakkımız var. Lütfen, en azından, hiçbir şey yapamıyorsak, İngiltere’nin aldığı hakları kullanalım, biz de o haklara sahip olalım.
Değerli arkadaşlar, konuştuğumuz konu çok ciddi bir konudur, yani böyle geçiştirilecek teknik bir konudan ibaret değildir, çok ciddi bir konudur. Onun için, benim Hükûmetten özel olarak ricam, bu konuyu mümkün olduğu kadar en üst düzeye çıkartmasıdır ve bizzat Amerika Başkanıyla konuştuktan sonra bu Meclise gelerek “arkadaşlar biz de İngiltere’nin sağladığını aynen sağladık” diyebilmesidir.
Bunu yaparsanız, gönül huzuruyla, bizim tam desteğimizi alacaksınız, ha bunu yapamazsanız, Türkiye ikinci sınıf bir devlet muamelesi görürse, o zaman kusura bakmayın, tarihî sorumluluğunuzla sizi karşı karşıya bırakacağız. İnşallah gelecek kuşaklar bu zabıtları okudukları zaman, keşke daha dikkatli olsaydı o zaman Türk Parlamentosu demezler.
Çok teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.