Gazi Üniversitesi – “Ermeni Sorununun Sosyolojik ve Psikolojik Yansımaları” Konulu Ödüllü Makale Yarışması Ödül Dağıtım Töreninde Yaptığı Konuşma

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Gazi Üniversitesinde yaptığı konuşma
31 Ekim 2007

Böyle bir yarışmayı düzenlediği için Gazi Üniversitesine, Rektörlüğe, değerli Profesör Hale Şıvgın’a bu vesileyle şükranlarımızı sunmak istiyoruz. Gerçekten gençlerimizin bu önemli konu hakkında araştırma yapmaları, bilgi edinmeleri, toplumu bilgilendirmeleri hepimiz açısından son derece önemlidir.

Aslında meselenin tartışılan boyutu gerçek boyutu mudur? Bunu düşünmemiz gerekiyor. Gerek dünyada gerek Türkiye’de 1915 neydi? Olaylar nasıl oldu? Öyle mi oldu böyle mi oldu? Bu konular ön plana çıkarılıyor. Oysa mesele bugün Ermeni sorunu var mıdır? Varsa sorun nedir? Bugün Ermeni sorunu vardır. Ermeni sorunu dediğimiz şey Ermenistan’ın Azeri topraklarının %20’sini işgal etmiş olması sorunudur. Bu işgal edilen topraklardan 1 milyon insan göçe zorlanmıştır. Mesele budur. Ermenilerin saldırılarıyla başlayan Azeri-Ermeni çatışmasında yüzlerce insan ölmüştür. Hocalı katliamını unutmadık. Bunları gözlerden kaçırmak için, bunları dünyanın gündeminden çıkartmak için 1915 olaylarını Ermenistan ve onun dünyadaki uzantısı olan Diaspora sürekli olarak gündeme getiriyor. Hep bu mesele tartışılıyor. Bunun dışında demin sözünü ettiğim Ermeni-Azeri çatışmasının sonucunda ortaya çıkan insanlık dramı unutuluyor unutturuluyor. Bir şey daha unutturuluyor, o da 1975 yılında başlayan ASALA Ermeni terörü. Bu ASALA Ermeni terörünün Türkiye’de yol açtığı tahribat unutuluyor. Çok değerli büyükelçilerimiz, diplomatlarımız bu terörist saldırılar sonucunda hayatını kaybetti. Acaba bu saldırılar nereden çıktı? 1915 olaylarından yıllarca sonra nasıl oldu da bir terör örgütü ortaya çıktı ve Türkiye’ye saldırmaya başladı?

Değerli arkadaşlarım,

Bu saldırıların, ASALA’nın başlangıç tarihine dikkatinizi çekerim. ASALA saldırıları 1975 yılının başında başlamıştır. Niçin daha önce değil? Çünkü ASALA terör örgütü Türkiye’nin Kıbrıs müdahalesinden sonra Türkiye’ye karşı düzenlenen bir uluslar arası suikastın bir ürünüdür de onun için. Türkiye Kıbrıs’a müdahale ettikten sonra EOKA terör örgütünün uzantısı açıklama yaptı. “Şu anda” dedi “biz Kıbrıs’ta Türk ordusuyla mücadele edecek durumda değiliz. Ama dünyanın her yerinde Türkiye’nin hedeflerini vuracağız.” Ve ondan sonra ASALA terör örgütü ortaya çıktı ve Türk diplomatlarına saldırdı. ASALA terör örgütü bittiği anda aynı hafta içinde PKK terörü çıktı. Acaba bunlar tesadüf mü? Türkiye’ye insan hakları dersi vermeye çalışanlar bugüne kadar Ermenistan’da tek bir ASALA mensubunun yakalanıp yargılanmadığını niçin dikkat çekmiyorlar? Niçin görmezlikten geliyorlar? Belli ki ASALA terör örgütüyle Ermenistan arasında çok yakın bir bağ vardı. Kıbrıs’la da bu örgüt arasında çok yakın bir bağ vardı ve Kıbrıs’taki Melkonyan Enstitüsü çok uzun süre bu terörist saldırıların merkezi haline geldiği söyleniyor. Daha sonra Kürt-Rum-Ermeni militanların teröristlerin birlikte oluşturdukları Küçük Asya Halkları Kurtuluş Derneği adı altında Atina’nın yeni İzmir mahallesinde bir dernek oluşturmuştur ve bu dernek de Türkiye’ye yönelik terörist faaliyetlerin merkezini teşkil etmiştir.

Bütün bunları biz düşünmezsek sadece 1915 olayları neydi, nasıl oldu dersek hele bir de bundan bir utanç vesilesi bir pişmanlık vesilesi kendimize çıkarırsak, resmin bütününü görmemiş oluruz. 1915 olaylarında da Türkiye’nin gocunacağı hiç bir şey yoktur. 1915 olaylarıyla ilgili olarak dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta şudur. 1915’te ne olduğunu biliyorsunuz. Rusya Türkiye’nin doğusundan bir saldırıya geçmiştir ve o bölgede bulunan bazı Ermeni militanlar Ruslarla bir olmuşlardır. Türk ordusunun mevzilerine saldırmışlardır. Cephaneliklerine saldırmışlardır. Gıda depolarına saldırmışlardır ve doğudaki Ermeni meselesinin özünde bu yatmıştır. O zaman Doğu illerimizdeki ordu komutanlarımız merkeze öneride bulunmuşlardır. “Biz hem Ruslarla baş edeceğiz hem de arkamızdan saldıran bu yerel çetelerle mücadele edeceğiz. Bu zordur. Onun için bu bölgedeki Ermenileri başka tarafa nakledin” diyor. Yoksa Ermenileri yeryüzünden silin, hepsini katledin, ortadan kaldırın diye bir şey yok. Böyle bir öneri yok. Böyle bir kara da yok. Ama yıllarca bu konu Türkiye’nin işlediği bir soykırım suçu gibi, bir insanlık suçu gibi yansıtılmıştır.

Acaba niçin? Bütün bu konuların özüne inmek lazım. Ermeni meselesinin, 1915 olaylarının bu şekilde ortaya atılmasında birinci derecede rol oynayan İngiltere’dir. Çünkü İngiltere, o sırada I. Dünya Savaşı başlamış, Amerika’yı bu savaşa sokmak istiyor. Amerika savaşa girmek istemiyor. Onun için ne yapacaksınız? Amerika’da öyle bir kamuoyu yaratacaksınız ki bu kamuoyu Amerika’yı savaş kararı almaya zorlayacak. İşte bunun içindir ki İngiltere’nin düşmanı olan, karşı kampta olan Almanya ve Türkiye’yi boy hedefi yapmışlardır. 25 tane en ünlü yazarlarını toplamışlardır. “Size gizli bir görev veriyoruz” demişlerdir. “Bu bir milli davadır” demişlerdir. “Türkiye ve Almanya’yı dünyanın gözünde mümkün olduğu kadarıyla kötüleyici yayınlar yapacaksınız” demişlerdir. “Ve bu yayınlarla Amerikan kamuoyunu etkileyeceğiz” demişlerdir. İşte bu İngiliz yazarları Türkiye ve Almanya aleyhine tam 150 tane kitap yayınlamışlardır. Ve bunlarda baştan aşağı yalanlarla, uydurmalarla dolu iddialar yer almaktadır. Mesela Belçika’ya gelen Alman birlikleri yakaladıkları bütün bebeklerin elini kesmişler. İddia bu. Yakaladıkları bütün papazları çam kulesine asmışlar. İddia bu. Savaş bittikten sonra Avam Kamarasında Dışişleri Bakanı çıktı ve bunların birer savaş yalanı olduğunu ilan etti. Savaş sırasında bunları biz imal ettik. Merkezi neresidir? Wellington House. İngiliz propaganda merkezi. Biz bütün bunları gençlerimize öğretmek zorundayız. Bu propaganda neticesinde Amerika savaşa girmiştir. Amerika’nın savaşa girmesi savaşın kaderini değiştirmiştir. Ama bunun bedelini yalnız savaş alanında değil manevi alanda, psikolojik alanda, devletin itibarı alanında Türkiye ödemiştir.

Bizim girişimimizle Mecliste iki sene önce bir karar aldık ve İngiliz parlamentosuna bir mektup yazdık. Dedik ki, “Türkiye’yle ilgili iddiaların bir savaş yalanı olduğunu ilan edin.” İngiliz parlamentosunun desteğiyle yayınlanan Mavi Kitabın savaş yalanlarıyla dolu olduğunu ilan edin. Henüz tatmin edici bir cevap alamadık. Gelen cevaplar gayet muğlâk. “Tabii” diyor “bunda bir propaganda unsuru vardır ama doğru mudur yanlış mıdır içeriği hakkında bir şey söyleyemeyiz” diye sudan cevaplar veriyorlar. İşte bunları açığa çıkartmak bizim görevimiz. Üniversitelerimizin görevi. Gençlerimizin çalışmalarıyla bu gerçekler ortaya çıkacaktır.

Değerli arkadaşlar,

Şuanda Türkiye bir savunma mücadelesi veriyor. Bizim aleyhimizdeki meseleler Amerikan Kongresine geliyor. Fransız Parlamentosuna geliyor. Böyle kararlar çıkıyor. Bu hukuka da aykırıdır ve siyaseten de son derece yanlıştır. Hukuka aykırıdır çünkü 1942 tarihli uluslar arası soykırım sözleşmesinde açık bir hüküm var. Soykırım kararını sadece yetkili uluslararası mahkemeler verebilir. Siz yetkili mahkeme misiniz? Yani Meclis olarak kendinizi nasıl mahkeme yerine koyarsınız? Bunu dile getirmek lazım ve getiriyoruz. Bu bir. İkincisi; bu gibi anlaşmalar geçmişe geçerli. 1915 olayları sırasında dünyada soykırım diye bir kavram yok. Bu kavram II. Dünya Savaşından sonra çıkmıştır. O zaman ondan yıllarca önce cereyan etmiş bir olayı nasıl bu şekilde yorumlarsınız? Üçüncüsü; İngilizler Osmanlı yönetiminin bu işte suçlu olduğunu kanıtlamak için Osmanlı devlet adamlarını, önde gelen Osmanlı yöneticilerini Malta’ya sürdüler ve orada yargıladılar. Ama bir tanesini bile mahkûm edemediler. Hepsi beraat etti çünkü aleyhlerinde böyle bir suçun işlendiğini, bilinçli olarak bir Ermeni katliamı talimatı verdiğini kanıtlayacak hiçbir belge bulamamışlardır. Ve bir-iki sene önce İngiliz parlamentosunda iki ayrı bakan kürsüye çıkmıştır ve demişlerdir ki, “İngiliz Hükümetinin politikası şudur: 1915 olaylarını biz bir soykırım olarak nitelendirmiyoruz ve nitelendirmeyeceğiz de.” Peki, o zaman diğer parlamentolarda niçin bunlar oluyor? Çünkü bunu Türkiye’ye karşı bir koz olarak kullanmak istiyorlar. Türkiye’nin zayıf noktası olarak görmek istiyorlar. Bakınız, geçenlerde açıkladılar. Diyorlar ki, “şimdi birkaç imza geri çekildiği için şu an Amerikan temsilciler meclisine oylamaya sunmayacağız ama Türkiye Kuzey Irak’a bir operasyon yaparsa derhal gündeme getiririz.” Ne alakası var? Demek ki bunu bize karşı bir koz gibi kullanmak istiyorlar.

İşte çok değerli konuklar bütün bu gerçekleri bizim çok iyi bilmemiz gerekiyor. Çok iyi düşünmemiz ve değerlendirmemiz gerekiyor. Bunun için de araştırma yapmamız gerekiyor. Son olarak bir noktayı daha söyleyeyim: gerek bu Mavi Kitap’ta gerek Amerikan kongresinin kararında, gerek başka parlamentoların kararlarında 1915’te Ermenilerin Türklere yaptıkları katliamdan hiç bahis yoktur. Kaç tane Türk öldürülmüştür bahis bile yoktur. Justin McCharty’nin kitabını okuyunuz. Birçok kitap yayınladı. Onun kitaplarında göreceksiniz ki onun tespitlerine göre Ermenilerin o tarihte öldürdüğü Türk sayısı 500 bin kişidir. Biz 500 bin insanı Ermeni saldırıları sonucu kurban vereceğiz ve sonra bu olaylar dolayısıyla dünyadan özür dileyeceğiz. Bunu istiyorlar. Bu olacak şey değil. Bu Türkiye’ye karşı yürütülen bir uluslar arası komplonun işaretidir. Onun için değerli arkadaşlarım bu konularda biz hem tarihimize sahip çıkacağız hem tarihçilerin araştırmalarına saygı göstereceğiz hem de Türkiye’nin bugünkü koşullarında ulusal çıkarlarımıza karşı işlenen bu cinayetin farkına varacağız ve bunun tedbirini alacağız. Türkiye savunma stratejisi izleyerek bu konuda başarılı olamaz. Ermenistan’ın anayasasına bakınız, temel belgelere bakınız, Türkiye’nin doğusunu Batı Ermenistan olarak değerlendiriyor. Topraklarınızda gözü var. İmzaladığınız anlaşmaları yok sayıyor. Sınırımız kabul etmiyor. Bunlara karşı biz hiç bir şey söylemeyeceğiz. Tutacağız 1915’te öyle mi oldu böyle mi oldu? Onlar mı haklı biz mi haklıyız bunları tartışıyoruz. Yanlış olan bu. Ne dedik biz Meclis olarak? 1915 olaylarını Türkiye’den, Ermenistan’dan, başka ülkelerden tarafsız tarihçiler otursunlar incelesinler, bilimsel çalışma yapsınlar ama bunu siyasete karıştırmayalım. Siyasete karıştırılacak bir şey varsa o da bugün Ermenistan’ın durumudur. Azeri topraklarını işgal etmektedir ve size demin size sözüne ettiğim ASALA terör faaliyetleridir ve bunların suçluların çoğunun cezasız kalmasıdır. O bakımdan, Türkiye böyle alttan alan, taviz veren ve başkalarının tespit ettiği gündeme göre görüş oluşturan bir ülke olmamalıdır. Ülke haklarını, çıkarlarını sonuna kadar savunan, daha inisiyatif alıcı bir politika izlemelidir.

Bizim görüşlerimiz bunlardır. Size tekrar teşekkür ediyorum bu konuyu gündeme getirdiğiniz için, yaptığınız değerli çalışmalar için. Başarılarınızın devamını diliyorum. Bu vesileyle tekrar beni davet ettiğiniz için teşekkür ediyorum.

Saygılar sunuyorum.


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.