CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Show TV’ye Verdiği Mülakat-28 Şubat 2011

CHP Bursa Milletvekili Onur Öymen’in Show TV’ye Verdiği Mülakat

28 Şubat 2011

Bir kere ilke olarak MGK’nın toplantı içeriği hakkında bilgi vermek mümkün değil. Şu kadarını söyleyeyim, bu MGK toplantıları 2 bölümde oluyor. Bir bölümüne müsteşarlar ve diğer yetkililer de katılıyor, son bölümüne ise sadece MGK’nın asli üyeleri katılıyor. Ben sadece birinci bölümde, başkalarının da katıldığı bölümde hazır bulundum. O dönemde özellikle irticai faaliyetler hakkında bilgi verildi. Eleştirilerde bulunuldu. Sorunlar dile getirildi.  Erbakan da başbakan olarak bunları sükunet ile dinledi. Olağanüstü tepki gösterdiğini hatırlamıyorum. Öfkeli bir uslupla da konuşmadı. Kendi görüşlerini sakin bir şekilde dile getirdi. O toplantıda daha çok somut konular üzerinde duruldu. Olaylar teker teker anlatıldı. Ciddi bir sıkıntı olduğu gayet tabi belliydi. Ama MGK toplantısı böyle bir çatışma kavga şeklinde cereyan etmedi. En azından benim katıldığım bölüm böyle oldu.

Sayın Erbakan Başbakan iken ben de Dışişleri Bakanı Müsteşarı idim. Daha önce de Kıbrıs Harekatı sırasında tecrübelerimiz var kendisi ile. Özellikle Kıbrıs konusunda onun çok kararlı, ülke menfaatleerini koruyan, yabancıların baskısına boyun eğmeyen bir tavır içinde olduğunu söylemeliyim. Büyük katkısı olmuştur o zamanki Kıbrıs Harekatı’nın başarısına. Daha sonra başka örneklerini de gördük, Türkiye’nin milli menfaatleri söz konusu olduğu zaman kararlı bir tavır sergiliyordu. yabancı ülkelerin baskılarına boyun eğme gibi bir alışkanlığı yoktu. Bir de devlet adamı özelliği vardı. kendi görüşünü biz biliyorduk, pek çoğumuzun paylaşmadığı görüşleri vardı ama devlet işleri söz konusu olduğu zaman farklı bir kimlik içine girebiliyordu. Özelikle şeyi hatırlıyorum, İsrail Dışişleri Bakanı Türkiye’ye gelmişti, Başbakanın da kabul etmesi gerekiyordu, çok içine sinmese de bu görevi yaptı. Dışişleri Bakanlığı’nın kendisine önerdiği doğrultuda Türkiye’nin görüşlerini açıkladı, Türkiye’nin tutumu ile bağdaşmayan bir söz söylemedi. Aynı şeklde AB’ye pek sıcak bakmıyordu ama AB’den üst düzey yetkilikler veya AB ülkelerinden üst düzey temsilciler, başbakanları falan geldiğinde devletin görüşlerini anlatıyordu. Mesela İtalyan Başbakanı geldiğinde de böyle bir tavır sergilemişti. Yani özetle diyeceğim devlet işleri söz konusu olduğu zaman bir devlet adamına yakışır bir tavır sergiliyordu. Kişisel bir uslupla, bir öfkeyle, tepkiyle, devlete zarar verecek bir tavır sergilememeye özen gösteriyordu. Bu arada bir konuda ağırlığını koyduğunu hatırlıyorum. Irak ile Türkiye arasında boru hatları savaş nedeniyle kapanmıştı. Onun tekrar açılması için müzakere ediyorduk. Bu müzakerenin sonuna da yaklaşmıştık. O hemen 2 gün içinde bitirilmesini istedi. Biz de telefon açtık BM temsilcisine, Amerikalı yetkililere, onları hafta sonu çalıştırarak hafta başında Erbakan’ın istediği gibi boru hattını açabildik. Bu da gösteriyor ki Türkiye’nin menfatleri söz konusu olduğu zaman kararlı bir tavır sergileyebiliyordu.

Bir mizah tarafı da vardı ben Kıbrıs’ta birkaç sene önce karşılaşmıştım, bu hükümeti eleştirmeyi biliyordu. Ona sordum ne düşünüyorsunuz hükümet hakkında diye, onlar bizim sınıfın yaramaz çocuklarıydı herkes ders çalışırken onlar top oynardı demişti. Ama bu iktidarın tavrından memnun değildi.  Seçimde nasıl bir sonuç alırlar onu bilemeyeceğim. Erbakansız bir Saadet Partisi nasıl bir sonuç alabilir bunu şimdiden kestirmek zordur. Ama şu kadarını söyleyebilirim onların çizgisi ile bugünkü hükümetin çizgisi arasında çok büyük fark var. Yaklaşım farkı, uslup farkı, devlet açısından nesilleri görme farkı var. Erbakan’ın farklı bir kişiliği olduğunu söyleyebilirim. Paylaşmadığım görüşleri de vardı. O meşhur Libya seyahatine çıkacağı zaman ben gitmemek için Paris’e gittim. Ben de bir takım sıkıntılar yaratabileceğini söyledim ve kendim refakat etmedim Libya seyahatine. Aslında Dışişleri Müsteşarının Başbakanla birlikte gitmesi gerekir ama o özel durumda gitmemeyi tercih ettim. Sonuç çok iyi olmadı. İran ile ilişkilerde de bazı sorunlar yaşanıyordu. Onun başbakan olduğu dönemlerde İran Büyükelçisi’ni sınır dışı etmek zorunda kalmıştık. Bundan çok hoşlanmadığını, haz etmediğini anladık ama devletin kararı budur diye ses çıkarmadı.


Bu belge Basın arşivinde bulunmaktadır.