ONUR ÖYMEN

HABERTÜRK “TELEFON BAĞLANTISI”

9 OCAK 2007

Sunucu- Gazetelerin manşetlerinden de aktardık efendim. Bugün KKTC Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat Genel Kurmay’ın karşı çıkmasına rağmen lokmacı geçidinin yıkılacağını açıkladı. CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen şuan telefon hattımızda. Kendisiyle bu konuyla ilgili gelişmeleri değerlendireceğiz. Sayın Öymen günaydın efendim.

Onur ÖYMEN- Günaydın.

Sunucu- Teşekkür ediyorum, hoşgeldiniz uyandırma servisine. Bugün gündem Kıbrıs, gözler lokmacı geçidinde. Bugün için yıkılacağını açıkladı Sayın Talat. Genel Kurmayında karşı çıkmasına rağmen. Her şeyden öncesinde şunu sormak istiyorum. Bu diplomatik açıdan nasıl bir adım. Çünkü Sayın Talat Genel Kurmay Başkanıyla yaptığı görüşmede de bunun Rum kesimine karşı önemli bir koz olacağını savunmuş ve bu adımı da bu çerçevede attığını ifade ediyor. Nasıl bir geri dönüm olur Türkiye’ye? Önemli bir diplomatik adım mıdır yoksa bir kayıp mıdır bizim açımızdan?

Onur ÖYMEN- Şimdi biz ülke olarak biliyorsunuz KKTC yöneticileriyle bir tartışmaya girmiyoruz. Bunun çok yanlış olacağını düşünüyoruz. Türkiye’yle KKTC arasında tartışmaların, çekişmelerin bizim muhatabımız Türk hükümeti. Türk hükümetinin bu konudaki tavrını son derece yanlış ve isabetsiz buluyoruz. Düşününüz ki, daha üzerinden bir ay bile geçmedi. Kıbrıslı Rumlar AB’de Türkiye’ye çok ağır bir darbe yedirdiler. Bize çok büyük bir kötülük yaptılar. AB’yle ilişkilerimizin önünü tıkadılar ve böyle bir ortamda siz kalkacaksınız Kıbrıslı Rumlara acaba hangi tavizi versek bize yakınlaşırlar, hangi tavizi versek Avrupalılar bize sempatiyle bakarlar. Bunun arayışı içinde olacaksınız ve Kıbrıs’ta bir sokağa birkaç tane Rum gelsin de alışveriş yapsın diye tek taraflı bir taviz verme yoluna gideceksiniz ve bunu yaptığınız zamanda karşı taraftan hangi karşılığı görüyorsunuz? Papadopulos’un açıklamalarını duydunuz, işittiniz. Sizin bunu yaptığınızı jest bile saymayız diyor ve indirmeyiz diyor. Kendi barikatımızı kaldırmayız diyor, bayrağınızı da kaldırmıyor, askerinizi de kaldırmıyor. Yani size şart üzerine şart koşuyor. Bütün bunları niçin yapıyorsunuz siz? Yani size bu kadar kötülük yapmış Rumlara sizin böyle alttan almak için ne gibi bir sebebiniz var? Yani bu bir aşağılık kompleksinden başka nasıl yorumlanabilir? Batılılar bizi sevsin, yabancılar bizden memnun kalsın diye diye geldiğimiz noktaya bakın. AB sürecimizin önünü tıkadılar ve ona rağmen siz hala onlara nasıl yanaşırız, onlarla nasıl daha yakın ilişki kurarız, nasıl iç içe gireriz bunun arayışı içindesiniz. Ne çabuk unuttunuz üç gün önce Türk öğrencilerin Rum kesimindeki İngiliz okulunda Rumlar tarafından saldırıya uğradığını, dövüldüğünü, yaralandığını ne çabuk unuttunuz? Yani sizin Rumlarla iç içe girmekten başka bir hedefiniz yok mudur? Size bu kadar kötülük yapmış insanlarla iç içe gireceksiniz. Türkiye’yi resmen düşman ilan eden Kıbrıs Rum Başpiskoposu II. Hirisostomos’u Türk kesimine davet ediyorsunuz. Bereket son dakikada bütün kiliseleri isterim diyor da bu davet iptal ediliyor. Yoksa Türkiye’yi resmen açıkça basının önünde düşman ilan eden adamı siz davet ediyorsunuz ve bizim din işleri başkanımız Kuzey Kıbrıs’ta gidip kendisini ziyaret edecekmiş. Şu işe bakın siz. Yani biz bu kadar aşağılanmadık, yani bu kadar kendimizi küçültmedik hiçbir zaman. Yani bu yapılır mı? Şunlar yapılacak işler mi? Ondan sonra askerle KKTC’yi karşı karşıya getiriyorsunuz. Bu bir askeri iş değil. Önce bir siyasi iş. Eğer birisiyle görüşeceklerse gelsinler mecliste bir görüşelim bakalım. Siyasete isabetlimidir bu iş. Şu sırada Rumlara böyle yanaşma politikası akıllıca bir politikamıdır, şahsiyetli bir politikamıdır önce bunu bir tartışalım. Ama sanki siyasi boyutu hiç yokmuş gibi meselenin asker istiyor mu, asker istemiyor mu? Ondan sonra tabi ki yabancılar derki Türkiye’de siyasete asker karışıyor diye. Bu bir siyasi iş. Askeri ne karıştırıyorsunuz. Gelin bakalım mecliste bize anlatsınlar Rumlara şu sırada yakınlaşma politikasının anlamı neymiş birde biz öğrenelim bakalım. Yani bizim suratımıza yani bir şaplak indiriyor bunlar. Çok üzülerek, utanarak söylüyoruz AB’de siz öbür yanağınızı çeviriyorsunuz. Bu işin özeti budur.

Sunucu- Sayın Öymen dün Dışi


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.