Habertürk – Danimarka ile İlişkiler Hakkında Mülakat

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
Haber Türk Kanalında ’13 Ajans Programına’ verdiği mülakat
10 Şubat 2006

Sunucu: Konumuz Danimarka’daki Camii. Siz Danimarka’da Büyükelçilik yaptınız o dönemde de bu konu gündeme geldi bize o yılları anlatır mısınız? Yeni değil çünkü bu konu..

Onur ÖYMEN:    Halkı Müslüman olan ülkelerin Büyükelçilerinden oluşan bir İslam Şeref Komitesi vardı. Ben de o komitenin üyesiydim. Ve bu komitenin amacı Kopenhag’da bir Camii inşa ettirmekti. Mevcut camii çok kifayetsizdi ve küçüktü. Arap ülkelerinin vaktiyle yaptırdığı çok elverişsiz bir camii  vardı. Onun yerine modern, çağdaş bir camii yaptırılması düşünülüyordu. Bu amaçla Danimarka Savunma Bakanlığı havaalanı yoluna yakın bir arsa tahsis etmişti. Bu arsanın üzerine bir camii nasıl yapılabilir bunun çalışmasını yapıyorduk. Bizim önerimiz üzerine tanınmış mimarlarımızdan Ankara’da Atakule’yi yapan Ragıp Buluç davet edildi. Bir Danimarkalı mimar ile birlikte çalıştı ve onun desteği ile onun yerel koşullara uyum sağlama çalışmalarının da desteği ile çok güzel bir proje hazırladı. Fakat Danimarka’da bir mevzuat var böyle bir proje yapıldığı zaman halka ilan ediliyor. O çevrede yaşayanlar, oturanlar, tasvip ederse bu inşaata izin verilir yoksa verilmiyor. Bu proje çok büyük yankılar uyandırdı, basında büyük yazılar çıktı, fotoğraflar yayınlandı. Fakat gördük ki bir taraftan yerel düzeyde tepkiler oluşuyor. Ancak daha da önemlisi bazı aşırı unsurlar, aşırı gruplar bu projenin mimarlarını tehdit etmeye başladılar. Telgraflar alındı. Bizlere de benzer telgraflar geldi. Hatta hatırladığım kadarıyla bu Danimarkalı mimarın evinin girişini çıkışını ağaç kütükleri yığarak engellediler. Fiziki caydırma önlemlerine de başvurdular ve neticede bu proje için inşaat izini alınamadı . Parasını da İslam ülkeleri ödeyecekti. Buna rağmen inşaat izni alınamadı bu projeden vazgeçildi. Bildiğim kadarıyla arsa da iade edildi. Yani bu çok hazin bir tecrübedir. Fakat bu demek değildir ki Danimarkalıların tümü böyle katı, olumsuz tavır içerisindedirler. Danimarkalıların pek çoğu hoşgörü sahibi insanlardır nitekim bu son olaya da çok tepki gösterdi Danimarkalıların büyük bölümü. Danimarka Sosyalist Partisi bize bir mektup yazarak bu konudaki hoşnutsuzluğunu dile getirdi. Kendi Başbakanlarını eleştirdi. Fakat geçmişte böyle bir tecrübe de yaşadık  Danimarka’da.

Sunucu: Şimdi bu yeni öneri kabul görecek mi? Siz orada bir mevzuat var dediniz. Orada yaşayan insanların onay vermesi gerekir dediniz . Acaba bu mevzuat aşılabilecek mi bu onay gelebilecek mi?

Onur ÖYMEN: Bu defa belki dünyada doğan tepkilerin ışığında Danimarkalılar bu projeye itiraz etmeyebilirler. Danimarka makamları da hassasiyetle eğilebilir.Bu sefer belki projeye izin alma şansı daha yüksek olabilir.

Sunucu: Karikatür krizinin yaşanması hazin bir tablo oluşturdu. Sayın Öymen sizin bu konuya bakış açınız nedir? Bundan sonraki gelişmeler neye işaret ediyor?

Onur ÖYMEN: Bu konuda çok acık ve net bir tavır sergilemek lazım. Sadece umumi beyanlarla geçiştirilecek bir iş değildir. Medeniyetler çatışması olmasın filan gibi beyanlarda bulunmak  Sayın Başbakanın yaptığı gibi önemlidir ama yeterli değildir. Şimdi burada dikkat çeken nokta şu; bazı Avrupa Birliği ülkelerinin çoğunda  dini değerlere saldırı ceza yasasının yasakladığı bir suçtur .İşin tuhaf tarafı dini değerlere saldırıyı suç sayan ülkelerden biri de Danimarka’dır. Danimarka ceza yasasının 140. maddesi bunu bir suç sayıyor. Ama bu madde 1938 yılından beri hiç uygulanmamış. Şimdi bazı Avrupa Birliği ülkeleri de bunu suç sayıyor Almanya gibi, Avusturya gibi. Bazı ülkelerde ise sadece Hıristiyanlık değerlerine saldırı bir suçtur ama diğer dinlere yönelik bir suç ceza yasalarında yer almıyor. Mesela İngiltere, Yunanistan böyledir. İngiliz yasasını değiştirilmesi bütün dinleri kapsayacak hale getirilmesi için bir girişim yapıldı fakat bu girişim başarıya ulaşmadı. Bu da büyük bir eksiklik. Bir de bazı ülkelerde İspanya ve Portekiz’de de evvelce dine değerlere saldırı bir suç iken daha sonra insan haklarına anlayışın bir yorumunun sonucunda suç olmaktan çıkarıldı. Bizim yapmamız gereken şu; mademki dini değerlere saldırı birçok Avrupa ülkesinde suç olarak kabul ediliyor madem ki AİHM’nin de bu doğrultuda bir kararı var o zaman pek çok konuda mevzuatını uyumlaştıran Avrupa Birliği’ne Türkiye bir çağrıda bulunur ve bu konuda ortak bir mevzuat tespit edilir. Bütün Avrupa Birliği’nde bütün dinlere yönelik saldırıları, saygısızlıkları suç sayan bir yasal düzenleme yapan bir girişimde bulunabiliriz .Yapılması gereken budur. Yoksa bunlar umumi beyanlar olarak kalır ve unutulur. Bir süre sonra başka bir saldırı olur. Gene bir kamuoyu tepkisi ortaya çıkar ve dinler arasında hiç gereksiz bir çatışma ortamı yaratılır diye endişe ediyorum.

Sunucu: Peki bir camii inşa edilirse bir özür olarak algılanabilecek mi acaba İslam camiasında?

Onur ÖYMEN: Açıkça Danimarka Başbakanı’nın çıkıp Danimarka yasalarına göre bir şey yapamadıklarını, engel olunamadığını ama kendisinin bundan üzüntü duyduğunu ve Danimarka Milleti adına İslam aleminden özür dilediğini söylemesi lazım. Ayrıca Danimarka Başbakanı’nın bu konuda girişimde bulunan İslam ülkeleri Büyükelçilerini de kabul etmemesi de büyük eksikliktir. Onların görüşme talebini reddetmesi büyük bir eksikliktir ve bence diplomatik bir gaftır. Bunun doğurabileceği tepkileri yeterince değerlendiremediği anlaşılıyor.

Sunucu: Eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Onur ÖYMEN: Bütün bu konuların TBMM’de görüşülmesi lazım. Yani bu çatışmalar aşırı tepkiler, tepkilerin sonrasında insanların ölmesi, şiddet olaylarının ortaya çıkması da bizim tarafımızdan kınanması gereken bir durumdur. Onun için biz Meclis’te bir genel görüşme önergesi verdik. Umut ederiz ki AKP’liler de bunu destekler ve Meclis’te ortak bir karar çıkarırız. Benim söylediğim çerçeve de ortak bir çağrı yaparız. Türkiye’nin çok etkili bir rol oynaması söz konusudur. Biz hem batı değerlerini benimseyen bir ülkeyiz, laik bir ülkeyiz ama aynı zamanda halkımızın büyük bir çoğunluğu Müslüman olduğu için İslam alemi ile de yakın bağları olan bir ülkeyiz. Türkiye bir taraftan şiddetin durdurulması çağrısı yaparken, bir taraftan Danimarka hükümetinden özür dilemesi talebinde bulunabilir. Ve aynı zamanda da bütün Avrupa Birliği ülkelerinden de yasalarında  dine saldırıyı bir suç sayması çağrısında bulunabilir. TBMM bu konu da öncülük yapabilir diye düşünüyoruz. Onun için de bir genel görüşme verdik . Önümüzdeki hafta zannediyorum Meclisin gündemine gelecektir.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.