Anayasa Değişikliğinin 12. Maddesi Hakkında TBMM Konuşması

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN’İN TBMM GENEL KURULUNDA YAPTIĞI KONUŞMA – 24 NİSAN 2010

Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; 12’nci maddeyle ilgili olarak verdiğimiz önerge hakkında görüşlerimizi ifade etmek üzere söz almış bulunuyorum.

Bu konuda gerekçemizde de ifade ettiğimiz gibi “yerindelik” lafının, sözünün metinde yer almamasının daha uygun olacağını düşünüyoruz. Aynı metinde aynı zamanda Cumhurbaşkanının bireysel olarak aldığı kararların yargı denetiminin dışında tutulmasıyla Yüksek Askerî Şûra’nın kararlarının yargı denetimi dışında tutulması sözlerinin aynı ifadenin içinde yer almasının sakıncalı olduğunu düşünüyoruz. Birincisi tek başına yargı denetimi dışında. Şimdi öyle anlaşılıyor ki yapılan değişiklikle Yüksek Askerî Şûra’nın kararlarının bir bölümü yargı denetiminin dışında, bir bölümü değil. Bunun gözden geçirilmesini tavsiye ediyoruz.

Değerli arkadaşlarım, bu 12’nci maddeyle ilgili olarak şunları da söylemek istiyorum: Bütün konuşmalarda komisyon sözcüleri, iktidar sözcüleri sürekli olarak Avrupa Birliğinin normlarına, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararlarına atıfta bulundular. Şimdi 12’nci maddeyle ilgili olarak bakalım Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ne demiş. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, bu YAŞ kararlarıyla ilgili olarak kendisine yapılan yüz yedi müracaat hakkında karar almış. Bu yüz yedi müracaatın hepsi “Bizim yargı yoluna müracaat yolumuz tıkalıdır, onun aleyhine dava açıyoruz.” diye müracaat etmişler. Bu yüz yedi davanın kaç tanesini kabul etmiş? Hiçbirini kabul etmemiş. Son derece ilginçtir. Biraz önce arkadaşım dedi ki: “Kendi savunma hakkını insanlara tanımamak hukuka aykırıdır. Hiçbir hukukçu böyle bir şeyi tasavvur bile edemez.” Avrupa İnsan Hakları Mahkemesindeki insanlar, yargıçlar hukukçu değil mi acaba?

Şimdi bir de bakıyoruz ki Meclise getirdiğiniz metinle komisyondan çıkan metin farklı. Sayın Başbakan, Sayın Millî Savunma Bakanı bütün YAŞ kararlarına şimdiye kadar şerh koydular. Acaba niye koydular? Bu defa, bakıyoruz, terfiler ve tayinlerle ilgili, emeklilikle ilgili hususları gene yargı denetiminin dışında bırakıyorlar.  Demek ki onları rahatsız etmiyormuş, demek ki şerh koymalarının sebebi emeklilik kararları veya efendim terfi kararları değilmiş. Peki neymiş? Sakın irtica kararları, disiplinsizlik kararları olmasın? Şimdi öyle anlaşılıyor ki Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi irticai konularla ilgili olarak yargıya başvurma imkânının bulunmamasını İnsan Hakları Sözleşmesi’ne aykırı bulmuyor ama Hükûmeti rahatsız ediyor bu. Demek ki, Hükûmet farklı bir yaklaşım içinde. Şimdi, buraya bir nokta koyuyoruz.

Günlerden beri, değerli arkadaşlarım, Almanya örnek veriliyor. Yani Almanya örneğini çok iyi bilmek lazım. Ne yazık ki, yanlış veriliyor bu örnek. Almanya’da sanki, partilerin kapatılması konusu bizim dikkate almamız gereken bir husus. Almanya’da partilerin kapatılması değil, kapatılmaması sorun yarattı. Keşke Weimar Anayasası’nda partilerin kapatılmasıyla ilgili hüküm olsaydı. Keşke o zaman Almanya’da anayasa mahkemesi olsaydı da, Nazi Partisi bütün Almanya’yı ve dünyayı bir felakete sürüklemeseydi. O zaman anayasa mahkemesi yok, Anayasa’da hüküm yok, parti kapatılamıyor, milis teşkilatı kuruluyor ve bu nedenle dünya felakete sürükleniyor.

Değerli arkadaşlarım, Alman Anayasası’yla ilgili olarak bir hususu daha dikkatinize getirmek istiyorum. Burada söyleniyor ama Alman Anayasası’nın 21’inci maddesinin ikinci fıkrasını okuyunuz. Demokrasiye karşı partilerin kapatılmasından bahsediyor. Şiddet kullanma lafı yoktur orada. Burada öyle bir laf ediliyor ki, öyle sözler söyleniyor ki, sanki şiddete başvuran, sadece şiddete başvuran partiler kapatılabilirmiş gibi. Alman Anayasası öyle demiyor “Demokrasiye zarar verecek partiler…” diyor. Bu konuda dikkatinizi çekerim.
Efendim diyorlar örnek olarak, Meclisin denetim fonksiyonuyla ilgili olarak, yani Meclis izin vermezse parti kapatma davası açılamayacak; örnek, Almanya. Yanlış… Yanlış örnek. Almanya’da Meclisin de senato konumundaki Bundesrat’ın da partinin kapatılması için mahkemeye başvurma hakkı var. Bu başka bir iş. Bu, suç duyurusunda bulunma hakkıdır. Aynı hak Alman Hükûmetinin de var, eyalet hükûmetlerinin de var bazı durumlarda. Bu, suç duyurusunda bulunma hakkıdır ama mahkemeye müracaatı denetleme hakkı değildir.
Ben Sayın Kuzu’ya soruyorum: Bana bir tek ülke gösteriniz, bir partiyi kapatma kararı aleyhinde meclis bir denetleme fonksiyonu görsün, bir filtre fonksiyonu görsün. Dünyada örneği yok.

Sayın Başkan, dünyada örneği yok bunun. Şu Meclise sunulan metnin yani Büyük Millet Meclisine başsavcının dava açma yetkisini sınırlama, engelleme yetkisinin dünyada hiçbir örneği yoktur, Alman Anayasası’nda da yoktur. Bunu herkes çok iyi bilsin.

Değerli arkadaşlarım, Avrupa’da parti kapatılmıyor… Avrupa’da parti kapatılıyor. Daha iki ay önce Çek Cumhuriyeti’nde bir parti kapatıldı haberiniz var mı? Aşırı sağcı İşçi Partisi kapatıldı. Şiddetle alakası yok. Daha çok anlatacak şeyler var ama size şunu da söyleyeyim: “Avrupalıların önerisine uyuyoruz.” diyorsunuz. Avrupalılar size diyor ki: “Milletvekili dokunulmazlığını kaldırın.” Uyuyor musunuz? Uymuyorsunuz. Hâkimler Savcılar Yüksek Kurulundan Adalet Bakanını, müsteşarını çıkarın. Uyuyor musunuz? Uymuyorsunuz. Ondan sonra Venedik Komisyonu… “Birbirine bağlantılı olmayan konuları birlikte referanduma sunamazsınız.” diyorlar. Sunuyor musunuz? Önerinize göre sunuyoruz.
Değerli arkadaşlar, bu gidiş çok tehlikeli bir gidiştir. Biz Cumhuriyet Halk Partililer olarak bu çağ dışı gidişi durdurmak için bütün gücümüzle çalışacağız. Cumhuriyet Halk Partililer olarak Türkiye’de demokrasiyi ve özgürlükleri karanlıklara sürüklemek isteyenlere izin vermeyeceğiz. Demokrasiyi bir durakta binilip bir durakta inilecek bir tramvay gibi görenlere şunu söylüyorum buradan ve sizi selamlıyorum değerli arkadaşlarım: Önümüzdeki durağın adı Yüce Divandır.

Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.