CNNTürk – Cumhurbaşkanı Seçimi Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı ONUR ÖYMEN’in
CNN Türk’teki konuşması
24 Nisan 2007

Sunucu: Hoşgeldiniz efendim. Biz de bu heyecana katılmaya çalışıyoruz T.B.M.M bahçesinden. Onur Öymen, CHP Genel Başkan Yardımcısı konuğumuz olacak. Az önce Sayın Baykal’ı izledik, Abdullah Gül’ün ismine sanki biraz itinalı yaklaşmış gibi bir hava edindik. Doğru mu acaba?

O. Öymen: Şimdiye kadar izlediğimiz tutum çok açıktır. Biz Türkiye’nin Cumhurbaşkanı uzlaşmayla seçilmelidir, halkın büyük çoğunluğunun temsilcilerinin bir araya gelerek seçeceği bir Cumhurbaşkanı Türk halkının içine sindireceği Cumhurbaşkanı olur dedik. Maalesef sayın Başbakan bunları benimsememiştir. Kendisinin adeta tayin ettiği bir milletvekilinin Cumhurbaşkanı seçilmesinin yolunu açmaya çalışmıştır. Biz bunu yanlış buluyoruz. Demokrasilerde bunun bir örneğini hatırlamıyoruz. Adayınızı son güne kadar saklayacaksınız, son gün çıkaracaksınız, kamuoyunda tartışma fırsatı bile vermeyeceksiniz, iktidarla muhalefet arasında hiçbir diyalog imkanı tanımayacaksınız. O bakımdan biz bu yöntemi son derece yanlış buluyoruz. Olumlu tarafı şudur: sayın Genel Başkanımızın defalarca dile getirdiği gibi, sayın Başbakanın sonunda halkın gösterdiği tepkiyi muhtemelen dikkate alarak kendisinin bizzat aday olmasından vazgeçmesidir. Türk halkının en büyük başarısı budur, ve bundan gerçekten memnunluk duyuyoruz. Ama sayın Gül’ün geçmişte Dışişleri Bakanı olarak sergilediği tutum, önemli dış politika konularında, Kıbrıs’ta, A.B’de, Irak konusunda, askerlerimizin başına çuval geçirilmesi konularında izlediği etkisiz politika, Türkiye’nin menfaatlerini korumada başarılı olamaması, Cumhurbaşkanlığı için iyi bir aday olmadığı izlenimini rahatlıkla ortaya koyuyor, gösteriyor. Türk halkının içine sindireceği bir Cumhurbaşkanı olmayacağı izlenimi bize veriyor.

Sunucu: Burada en kritik nokta sizin oylamaya girip böyle bir Cumhurbaşkanına hayır mı diyeceğiniz, yoksa oylamaya girmeden tavrınızı mı göstereceğiniz. Bundan sonra bir uzlaşmadan bahsedebilir miyiz?

O. Öymen: Süreç fiilen sona ermiştir. Cumhurbaşkanlığına aday gösterme süreci yarın bitiyor. AKP’nin kendi içinde istişare yapmasından daha doğal hiçbir şey olamaz. Ama bu istişareleri yaptıktan sonra muhalefetle görüşmeme duygusunu hiç vermemeliydi. Cumhurbaşkanı seçiminin ne zaman yapılacağı yıllar önceden belliydi. AKP kendi içindeki çalışmalarını çok daha önceden bitirebilirdi. Bütün mesele, muhalefeti devre dışı bırakarak, AKP’nin kendi başına adeta bir Grup Başkanvekili seçer gibi bir Cumhurbaşkanı seçmesidir. AKP’nin arkasında Türk seçmenin 1/4’inin  oyu var. Oy kullananların 1/3’ünün oyu var. Ama burada seçilecek insan bütün milletin Cumhurbaşkanı olacak.

Sunucu: Bugün Abdullah beyin Deniz beye gitmesi bu süreci biraz olumlu etkiler mi?

O.Öymen: Tabii göreceğiz ne mesaj verecek, ne konuşacak. Sayın Abdullah Gül’ün geçmişini biliyoruz. Geçmişteki siyasi çizgisini biliyoruz. Dışişleri Bakanı olarak performansını biliyoruz. Eksiklerini, yanlışlarını demin de dile getirdim. Türkiye’nin çıkarlarını korumadaki bizce yetersiz performansını hep birlikte yaşadık. Türkiye A.B. ilişkilerinin nereden nereye geldiği ortada, Kıbrıs’ta nereye geldiğimiz ortada, Irak’ta nereye geldiğimiz ortada. Bütün bunlar ortadayken “Dışişleri Bakanı olarak çok başarılı bir performans sergiledi, biz de onun için Cumhurbaşkanlığına aday gösterdik” derseniz kimse sizi ciddiye almaz. Benim kişisel tecrübemi söyleyeyim, Cumhuriyet tarihinde gelen Dışişleri Bakanları arasında dış ülkelere karşı Türkiye’nin çıkarlarını savunmada bence en başarısız bakanlardan biri, birincisi demek istemediğim söylüyorum. Şimdi bu gerçek ortadayken kalkıp da CHP Sayın Gül’ün adaylığını destekler mi diye sorarsanız bunun kısa cevabı “hayır” olur.

Sunucu: Peki destek vermemek hangi turda olur? Oylamaya girip hayır diyerek mi yoksa oylamaya girmeyerek mi? Daha doğrusu şöyle sorayım, Tayyip Erdoğan olsaydı CHP oylamaya katılmayacaktı ve 367 olmazsa Anayasa Mahkemesine gidecekti. Şimdi Abdullah Gül’de durum farklı mı?

O.Öymen: Bunun hukuki boyutunu daha önce söyledik. Anayasamızdaki 367 kişilik çoğunluk ilkesinin nasıl değerlendirdiğimizi daha önce açıkladık. CHP her gün gömlek değiştirir gibi politika değiştirmez. 367 olup olmaması sadece CHP’nin katılıp katılmamasına bağlı değil. Diğer partilerin katılıp katılmamasına, 367 kişilik çoğunluğun sağlanıp sağlanmamasını tayin edecek bir durum söz konusu. Bütün bunları dikkate alacağız.

Sunucu: Yani Abdullah Gül ismi bu stratejiyi değiştirmedi.

O.Öymen: Bizim temel çizgimizde değişiklik yoktur. Temel çizgimizde, ilkelerimizde kırılma yoktur. Ama şunu çok açıkça bir kere daha söylüyorum, izlenen yöntem yanlıştır. Demokratik ülkelerde hiç örneği yoktur. Şeffaflık ilkesiyle hiç bağdaşır bir tarafı yoktur. Bu demokrasiye, rejime, Cumhuriyete zarar vermiştir. Yapılan seçim doğru değildir. Eğer şu olsaydı, AKP içinden bir adayı biz de uzlaşmayla seçebileceğimizi söyledik daha önce. Genel Başkanımızı açıkladı. Biz hiçbir zaman şöyle bir şey söylemedik; AKP Grubunda Cumhurbaşkanı olabilecek bir tek insan yok.

Sunucu: Bu konu üzerinde şunun için duruyorum. Deniz bey bir program sırasında Tayyip Erdoğan ve Bülent Arınç isimlerine kesin karşı olduğunu söyledi, Abdullah Gül dendiğindeyse biraz çekimser kaldı.

O.Öymen: Ben size şunu söyleyebilirim. Eğer iktidarla muhalefet arasında bir aday üzerinde, AKP’ye mensup bir aday üzerinde uzlaşma aransaydı bu uzlaşma bulunurdu. Ve bu muhtemelen Abdullah Gül olmazdı. Bizim öteden beri bildiğimiz tanıdığımız, Cumhuriyetin değerlerine öteden beri sahip çıkmış, Atatürk ilkelerine sahip çıkmış birisi olurdu.

Sunucu: Böyle bir isim verebilir misiniz?

O.Öymen: Veremem, şu sırada vermemiz uygun olmaz. Ama eğer bizimle istişare etseydiniz, biz böyle bir isim üzerinde mutlaka mutabakat aranmasına sıcak bakardık. Biz Cumhurbaşkanlığı seçimini engellemek istemiyoruz ki, kriz yaratmak istemiyoruz. Halkın beğeneceği, tasvip edeceği, çoğunluğun desteğini alacak bir aday seçmek istiyoruz. Ve bu adayı seçmek için de izlenen yöntemin ne olduğunu da söyledik. Bütün ülkelerde de makul yöntem budur. Muhalefeti yok sayarak, muhalefetle istişare etmeden, tek başınıza bir adayı halka ilan ederseniz bunun sonucuna katlanırsınız.

Sunucu: CHP aday göstermeyi düşünüyor mu?

O.Öymen: Şu ana kadar öyle bir kararımız olmadı çünkü eğer iktidarla muhalefet bir aday üzerine anlaşsaydı gayet tabii ki başka adaylara ihtiyaç olmazdı. Yalnız şunu unutmayınız, 14 Nisan’da Türk halkı çok önemli bir mesaj vermiştir. Google 1.400.000 insan toplandı diyor. 1,5 milyon vatandaşımızın hissiyatını hiç kimse göz ardı edemez. Öyle anlaşılıyor ki Başbakan da edememiştir. Bundan sonra şu veya bu şekilde bir kişi Cumhurbaşkanı seçilecek, halkın bu mesajı seçilecek Cumhurbaşkanını belirlemektir. Kim olursanız olun, Sayın Gül olur başkası olur, Meclis takdir edecektir ama eğer siz buraya geldiğinizde partinizin zihniyetiyle, politikalarıyla bütün bağlarınızı koparmazsanız, kendinizi halkın Cumhuriyetin Cumhurbaşkanı saymazsa, oturduğunuz koltuğa vaktiyle Atatürk’ün oturduğunu unutursanız, ve laiklik çağdaşlık başta olmak üzere Cumhuriyetin temel değerlerini savunmazsanız, halkın büyük çoğunluğunun tasvip ettiği sayın Ahmet Necdet Sezer’in çizgisinden sapmaya kalkarsanız, en önemlisi Atatürk’ün çizgisinden sapmaya kalkarsanız Türkiye’de meydanlar bundan daha fazla vatandaşı toplamaya hazırdır. Vatandaşın içinde sinmeyecek bir Cumhurbaşkanı o koltukta oturamaz.

Sunucu: CHP olarak beklentilerinizi de söylemiş oldunuz. Müsaade ederseniz son bir tartışma konusunda çok kısa olarak görüşünüzü almak istiyorum. Abdullah beyin eşinin türbanıyla ilgili bir tartışma oldu. Siz nasıl baktınız bu meseleye?

O.Öymen: Sayın Genel Başkanımız bu konudaki görüşünü açıkladı. Gerek sayın Başbakanla ilgili, gerek sayın Gül’le veya başka adaylarla ilgili eleştirilerimizin özünde onların fikriyatı, zihniyeti yatıyor. Yani bunlar bekâr olsaydı fraklı bir şey söylemeyecektik.

Sunucu: Yani CHP olarak bu konuda bir sorun görmüyorsunuz.

O.Öymen: Ben sorun görünmüyor demedim, şunu söyledim: eğer bunlar evli olmasaydı veya eşlerinin başı açık olsaydı ama aynı zihniyeti savunuyor olsalardı, söyleyeceğimiz sözler farklı olmayacaktı. Biz Atatürk’ün koltuğuna Atatürk’e layık, Atatürk’ün çizgisini benimsemiş, Atatürk’ün değerlerini benimsemiş bir insanın oturmasını isteriz.

Son olarak şunu söyleyeyim, Anıtkabir’de ve Tandoğan Meydanında yürüyen vatandaşlarımızın hepsinin kalbinde Atatürk sevgisi yatar. Hiç kimse Atatürk’ün dünya görüşüne karşı bir zihniyetin Çankaya’da oturabileceğini sanmasın. Anayasamıza göre, Çankaya’ya çıkacak insan AKP’li ya da CHP’li olmaz, tarafsız ve bağımsız olur. Anayasamızın ilgili maddesinde Cumhurbaşkanının temel özelliklerinden biri olarak tarafsızlık gösterilir.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.