SkyTurk – Son Yaşanan Yargı Krizi ve Türkiye’deki Yargı Bağımsızlığı Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
SkyTurk’e Verdiği Mülakat
17 Şubat 2010

 

Sunucu: Sayın Öymen, öncelikle programımıza hoş geldiniz. Türkiye’de bir yargı krizi yaşanıyor. Son olarak Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu Erzincan Başsavcısını tutuklatan Erzurum Savcısının yetkilerini elinden aldı. Bu durum bir yargı krizine neden oldu. Hükümetin de bu konuda çok sert bir açıklama yapması bekleniyor. Siz bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onur Öymen: Son zamanlarda Türkiye’de yaşanlar, yargı bağımsızlığını baskı altına  alan olayların gelişiminin son halkasıdır. Öyle anlaşılıyor ki Hükümetin yargı bağımsızlığına ve kuvvetler ayrımına tahammülü yoktur. Çoğunlukça İktidara geldiklerinden, yargının kendilerine tabii olmasını istemektedirler. Mesela, Ergenekon davasına bakan hakimlerden bir tanesi, üzerinde kurumsal baskı olduğunu söyleyerek görevinden istifa etti. Bu durum, Hükümetin yargıca görevini bağımsız bir biçimde yerine getirme hakkını tanımadığını gösterir.

Yargıtay Başkanı ‘Memleket yangın yerine döndü’ diyor. Bu çok ciddi bir feryatttır. Buna kulak vermek lazımdır. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun seçilmiş üyelerinin demeçlerine bakınız. Türkiye’de yargı büyük bir sıkıntı içindedir. Bu durum, Hükümetin yargı bağımsızlığına tahammülü olmamasından kaynaklanıyor. Bir Devlet Bakanının Erzincan Savcısına telefon ederek gözaltına alınan bazı insanların salıverilmesi yönünde talimat verdiği bilgileri geliyor. Bir hukuk devletinde böyle bir şey olabilir mi? Hukuk devletinde bir Bakanın bir savcıya telefon ederek kimi göz altına alacağını, kimi serbest bırakacağını söylemesi mümkün müdür?

Son olarak Erzincan’da yaşananlara bakınız. Bir Cumhuriyet Başsavcısı diğer bir Cumhuriyet Başsavcısı tarafından mahkemeye sevk ediliyor, göz altına alınıp tutuklanması sağlanıyor. Buna da Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan ciddi bir tepki geliyor. Öte yandan Hükümet, bir gece yarısı kanun teklifiyle Mecliste, askeri yargıyla ilgili Anayasaya açık bir biçimde aykırı olan bir düzenlemeye gidiyor. Sonra bu düzenleme Anayasa Mahkemesinden dönüyor. Bile bile Anayasaya aykırı düzenlemeler yapıyorlar. Ayrıca Hükümetin atadığı bir YÖK Başkanı ‘Biz hukukun arkasından dolanacağınız’ diyor. Böyle şeyler bir hukuk devletinde olabilir mi?

Hukuk çok açık bir biçimde çiğnenmektedir. Biz yargı bağımsızlığını teminat altına alamazsak ve hakimlerin özgürce karar verme haklarını ellerinden alırsak yargı bağımsızlığından bahsedemeyiz. Yargıçlarının özgür olmadığı bir ülkeye demokrasi denemez. Yargıyı baskı altına alanlar demokrasiyi açık bir biçimde tahrip etmektedirler. Hükümetin bunda çok büyük bir sorumluluğu vardır.

Bir taraftan terörist olduklarını açıkça söyleyerek terörist kıyafetiyle Türkiye’ye gelenler ve terör örgütü elebaşısının mesajlarının açıkça kamuoyuyla paylaşanlar var. Silopi’de yaşananlar herhangi bir hukuk devletinde olması düşünülemeyecek bir tablodur. Terörist olduğunu açıkça söyleyen insanları orada kurduğunuz mahkemelerde beş dakikada serbest bırakıyorsunuz ama Silivri’de hayali bir terör örgütü üyesi oldukları iddiasıyla suçlanan aydınları ve rektörleri aylarca hapiste tutuyorsunuz. Bu iki olay da aynı ülkede oluyor. Böyle bir demokrasi dünyanın neresinde var? Böyle bir hukuk devleti dünyanın neresinde var?

Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve yargı bağımsızlığı her geçen gün daha da tahrip edilmektedir. Milletimizin buna daha fazla tahammül etmesi mümkün değildir. İlk seçimde Hükümetin bu konudaki olumsuz ve yanlış tavırları vatandaşlarımız tarafından mutlaka cezalandırılacaktır. Ama böyle bir hukuk devleti olamaz. Uluslararası değerlendirmelere göre Türkiye yargı bağımsızlığında dünya ülkeleri sıralamasında 64. sıraya düşmüştür. Gerçek demokrasi olmayan bir çok ülke, yargı bağımsızlığında Türkiye’nin önündedir. Türkiye’yi bu hale düşürdüler. Bu yüzden biz yüksek yargı mensuplarının demeçlerini, feryatlarını ve tepkilerini büyük bir saygıyla karşılıyoruz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.