Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

TV8 – Erkan Tan’la Başkentten Programı
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in TV 8 “Erkan Tan’la Başkentten” Programına Verdiği Mülakat
17 Eylül 2009
Erkan Tan: Merhaba sevgili dostlar. Bugün CHP Genel Başkan Yardımcısı Sayın Onur Öymen bizimle birlikte. Günaydın efendim, hoş geldiniz.
Onur Öymen: Günaydın, hoş bulduk efendim.
Erkan Tan: Efendim basında, dış politika konusunda önemli gelişmeler kaydettiğimiz yönünde haberler yer alıyor. Suriye ile vize uygulaması kalkıyor. İstediğimiz zaman Halep’e gidebileceğiz ve Halep kebabını artık Halep’te yiyeceğiz. Bunlar önemli gelişmeler, değil mi? Önceleri Suriye, terörist başını topraklarında barındırıyordu. Senelerce bize kan kusturmuştu. Bu konuyu nasıl değerlendiriyorsunuz?
Onur Öymen: Bunlar çok önemli gelişmeler. Tebrik ediyoruz. Biz Hükümeti tebrik etmesini de biliriz. Suriye ile vizelerin kaldırılması çok önemli bir iştir. Bu bir başarıdır. Bunu kutluyoruz.
Erkan Tan: Bu söylediğinizin haber değeri var; “Onur Öymen, Hükümeti tebrik etti”.
Onur Öymen: Evet, gayet tabi. Halep’e serbestçe gidebileceğimiz doğrudur. Ancak kimse unutmasın ki Halep oradaysa, arşın buradadır. Bizim arşınla problemimiz var, Halep ile derdimiz yok. Vize konusunda şunu da unutmayalım ki Suriye ile vizesiz ilişki kurmak, seyahat etmek elbette iyi bir şeydir ama diğer yandan da Avrupa Birliği ülkeleri ile vizesiz seyahat imkanını hala sağlamış değiliz.
Avrupa Adalet Divanının kararına rağmen, Avrupa Birliği ile müzakerelere başlayan diğer ülkelerin aksine, Schengen ülkeleri yani Schengen Anltaşmasını imzalayan AB ülkeleri ile vizesiz seyahat hakkını Türkiye’ye tanımadıklarını biliyoruz. Hükümet Suriye’de sağladığı başarıyı maalesef Avrupa’da sağlayamadı. Bizden önce bütün aday ülkelerin, Bulgaristan ve Romanya da dahil olmak üzere hepsinin vatandaşlarına, bizim şimdi bulunduğumuz aşamada vizesiz seyahat hakkı tanımışlardı. Sadece Türkiye’ye tanımadılar.
Yandaş basın dış politikadaki başarılardan bahsederken bu noktayı gözden kaçırmasın. Türkiye bu hakkın tanınmadığı tek ülkedir. Ayrıca bizim vatandaşlarımız hala sabahın köründe Avrupa ülkelerinin konsolosluklarının kapısında sıra olurlar. Birçok halde de vize alamazlar. Bize “Hastamız var, yurt dışına götüreceğiz. Vize almamıza yardımcı olur musunuz”, “Evladımız tahsile gidecek vize alamıyoruz. İmtihanını kaçırıyor” diye müracaat eden birçok kişi oluyor. Böyle durumlar sıklıkla önümüze geliyor. Bu, Türkiye’ye yapılan büyük bir haksızlıktır. Türkiye, bu Hükümet döneminde Avrupa Birliği ile müzakerelere başlamış olmasına rağmen, maalesef vatandaşlarımıza vizesiz seyahat hakkı tanınmadı.
Erkan Tan: Ben de “Hükümeti tebrik ediyorum” deyince gerisini getireceksiniz sanmıştım.
Onur Öymen: Her konuda tebrik etmiyoruz tabi.
Erkan Tan: Peki, bu güzel bir şey değil mi? Şimdi Suriye’yi konuşuyoruz.
Onur Öymen: Biz de güzel olduğunu söyledik zaten. Söylemedik mi?
Erkan Tan: Söylediniz ama “Halep oradaysa arşın burada” dediniz. Burada hala vize var ama ne yapalım, Avrupa Birliği böyle. “Siz iktidara gelseniz sanki vize sorununu hemen çözecek misiniz?” diyorlar.
Onur Öymen: Onlar öyle diyorlar. Biz de diyoruz ki; “Bizim arşınımızı görürsünüz”, iktidara geldiğimiz zaman neleri yapacağımızı görürsünüz. Bazılarının bugün yapılanları çok yüceltmesinin ne kadar abartılı olduğunu da anlarsınız. Kendi haklarını savunmasını bilen hükümetlerin, ülkelerin yapamayacağı şey yoktur. Biz geçmişte, en zor zamanlarda, en büyük siyasi başarıları sağlamış bir siyasi partiyiz. Kıbrıs harekatını acaba hangi parti yapmıştı? Kardak sorununu hangi parti çözmüştü? Evveliyatından, İsmet Paşa zamanında yapılanlardan bahsetmiyorum. Ama biliniz ki bizim dış politikada sağlayacağımız sonuçlar, bugünkü durum ile mukayese edilmeyecek kadar iyi olacaktır.
Erkan Tan: “Hükümet Ermenistan ile meseleleri çözmeye çalışıyor. Yüz yıllık problem yavaş yavaş çözülüyor. Bu olumlu bir gelişmedir” diyenler var.
Onur Öymen: Aslında, “çözmek yerine çözülüyoruz” diyenler çoğunlukta. Çünkü dış politikada en yapılmaması gereken şey, karşılıksız taviz vermektir. Maalesef bu Hükümet, son yedi yıldan beri, AKP Hükümeti de dahil olmak üzere bütün hükümetlerin izledikleri çizgiden sapmıştır. Tek taraflı taviz vermiştir ve Türkiye’yi Azerbaycan karşısında çok zor duruma düşürmüştür.
Ermenistan, bağımsızlığını ilan ettikten kısa bir süre sonra Azeri topraklarını işgal etti. Hocalı’da otuz bin kişiyi öldürdü. Azeri topraklarının yüzde yirmisi bugün hala Ermeni işgali altındadır. Bu işgal nedeniyle bir milyon insan göçmen durumundadır. İşte bu durum üzerine Türkiye, Ermenistan sınırını kapatmıştır. Şimdi iki ülke arasında imzalanan protokole bakıyoruz; sınırları açma hükmü protokolde yer alıyor ama bu sınırı kapatmamıza gerekçe olan, işgal altındaki toprakların boşaltılmasına ilişkin bir kelime bile yer almıyor. Yukarı Karabağ’dan bir kelime ile bile bahsedilmiyor. Hatta Ermenistan bu konuda hiçbir yükümlülük yüklenmiyor. Fakat Türkiye şimdiye kadar izlediği politikadan vazgeçerek tek taraflı olarak sınırı açmayı taahhüt ediyor.
İşte, kabul edilir olmayan budur. Bunu yapmamalısınız. Dış politikada en yapılmaması gereken şey tek taraflı taviz vermektir. Basında “Ermenistan işgal altındaki topraklardan çekilmeyi, bu toprakları esas sahiplerine vermeyi ve göçmenlerin geri dönmesini kabul etti. Buna karşılık Türkiye sınırları açtı, diplomatik ilişkileri başlattı” şeklinde haberler yazılsaydı bunları biz de alkışlayacaktık. Biz bunun altına imza atarız. Ama bunu yapamadılar. Ayrıca bu protokole, Türk – Ermeni sınırını tayin eden ve bizim lehimize pek çok hüküm içeren Kars Antlaşmasına bir atıf bile koyduramadılar. Ermenistan ile ilişkilerimizde ve sınırımızda en önemli antlaşma Kars Antlaşmasıdır. Çünkü Ermenistan bağımsızlığını kazandıktan hemen sonra Ermeni yetkilileri Kars Anlaşmasını tanımadıklarını ilan ettiler. Bu da Türkiye’nin topraklarında gözü oldukları anlamına gelir.
Erkan Tan: Kars Antlaşması ülkemizin doğu sınırlarını belirleyen kuruluş antlaşması, değil mi?
Onur Öymen: Tamamen. Aynı zamanda Ermenistan’ın bağımsızlık bildirgesinde Türkiye’nin doğu topraklarından Batı Ermenistan diye bahsediliyor. Bu bağımsızlık bildirgesini Anayasalarının bir parçası yaptılar. Ermeni tarafında bu konularda hiçbir geri adım atılmadı. Türklerin soykırım yaptıklarına ve bir milyon Ermeniyi öldürdüklerine dair asılsız iddialarla bütün dünyayı ayağa kaldırıyorlar. Bu iddialardan geri adım atılacağına dair hiçbir işaret yok. Halbuki Ermenilerle ilk imzaladığımız anlaşma olan 1920 Gümrü Antlaşmasında, “Ermenistan dünyada Türkiye aleyhinde propaganda yapmamayı taahhüt eder. Dünya ülkelerine gönderdiği propaganda gruplarını da geri çekmeyi taahhüt eder. Ermenistan Türkiye aleyhine hiçbir anlaşma imzalamayacaktır” hükümleri yer alır. Antlaşmada daha ağır başka hükümler de vardır. Nereden nereye geldik?
Erkan Tan: “Bunlar temel alınmak zorundadır. Çünkü bunlar ülkemizin sınırlarını belirleyen antlaşmalardır” diyorsunuz.
Onur Öymen: Ermenistan’la ilgili pek çok konu tartışılıyor. Peki, Ermeni teröristlerin öldürdüğü kırktan fazla diplomatımızı hatırlayan var mı bu dönemde? Bu diplomatlarımızı öldürenler şimdi nerededir acaba? Bir kısmı Ermenistan’da yaşıyor. Bunlar aleyhine hiç dava açılmış mıdır? Bir tanesi bile cezalandırılmış mıdır? Bu konuyu neden gündeme getirmiyorsunuz? Terörle mücadele diye umumi bir ifade var. Peki, terör suçu işlemiş olanların yakalanıp yargılanacağına dair bir ifade var mı? Yok. Bu teröristlerden biri bugün Erivan’da fotoğrafçı dükkanı işletiyor, bir diğeri başka bir dükkan işletiyor. Yani bu katiller serbestçe dolaşıyorlar.
Erkan Tan: Peki, bunlar Türk diplomatlarını öldürdükleri sabit olanlar mı?
Onur Öymen: Evet, sabit olanlar. Şehit diplomatlarımızın eşleri, çocukları bu açılımı izlerken acaba ne düşünüyorlar, ne hissediyorlar? Bunu düşünen var mı? Yani bir iş yaparken o işin bütün boyutlarını düşüneceksiniz.
Erkan Tan: “Bilemezsiniz ki, imzalanan anlaşmalarda ya sizin dediğiniz hassasiyetlere özen gösterirlerse” diyorlar.
Onur Öymen: Öyle diyorlar ama bu anlaşmalar ortadadır. Metni parafe etmişsiniz ve bu metni artık değiştiremezsiniz. Hükümet altı haftalık bir süre içinde siyasi partilerle istişare edeceğini söyledi. Bize de geldiler, Dışişleri Bakanımız, Sayın Genel Başkanımızı ziyaret etti. İnsanlar da bu ziyaretlerde istişare yapıldığını sanıyor.
Erkan Tan: Öyle değil mi?
Onur Öymen: Katiyen. Zaten karar vermişler. Bu protokolü o şekilde imzalayacaklarını söylüyorlar, sonra da, “Onay sürecini geciktirebiliriz, bakalım Ermeniler ne yapacak, ne edecek” diyorlar. Yani “İmzalayalım mı, imzalamayalım mı? Siz ne dersiniz? Acaba imzalasak ne olur, imzalamasak ne olur?” demiyorlar. Kararlarını vermişler. Peki, o halde bize neden geliyorsunuz?
Erkan Tan: Bilgi vermek için geldiklerini söylüyorlar.
Onur Öymen: Evet. Bu, bilgi verme ve ikna turudur, danışma ve istişare turu değil. İstişare edecekseniz anlaşmayı paraf etmeden edecektiniz. Size şöyle bir şey söyleyeyim: 22 Mayıs’ta Sayın Dışişleri Bakanı Genel Başkanımızı ziyaret etti. Çeşitli konularda bize bilgi verdi. Biz de dikkatle dinledik, not aldık. Kendisine dış politika konularını iç politikanın dışında tuttuğumuzu, hiçbir zaman birbirine karıştırmayacağımızı ve milli menfaatler neyi gerektiriyorsa onu yapacağımızı ifade ettik. Meğerse Sayın Dışişleri Bakanı bize bilgi vermeye geldiğinden elli gün önce Türkiye bu protokolü imzalamış ve sınırı tek taraflı açmayı kabul etmiş. Oysa Sayın Dışişleri Bakanı, bundan bir kelimeyle bile bize bahsetmedi. Düşünebiliyor musunuz? Sayın Başbakan Bakü’ye gitti ve Azeri Parlamentosunda yaptığı konuşmada Yukarı Karabağ meselesi çözülmeden Türkiye’nin sınırları açmayacağının sözünü verdi. Meğerse Başbakanın bunları söylemesinden kırk gün önce anlaşmayı parafe etmişler ve sınırları karşılıksız açmayı kabul etmişler.
Erkan Tan: Belgeyi gösterdiler mi?
Onur Öymen: Belge var tabi. Dışişleri Bakanı elimize verdi. Elimizde anlaşmanın resmi metni de var.
Erkan Tan: Biliyorum da özellikle soruyorum. Yani bu tahmin veya öngörü değil, öyle mi?
Onur Öymen: Hayır, belge resmen elimizde. Bu belgede Ermenistan’ın işgal ettiği topraklardan çekileceğine dair tek bir satır bile yok.
Erkan Tan: Belgede yazmıyor ama belki onlar yazmadan yaparlar.
Onur Öymen: İşte, her zaman öyledir. Sizin vereceğiniz taviz peşin, onların vereceği taviz müphem, muğlâk ve veresiyedir. Bunu bize çok yaptılar. Hep böyle yapıyorlar. Kıbrıs konusunda da hep bizden taviz bekliyorlar. Kürt meselesinde, Ermenistan konusunda, Patrikhane konusunda da her zaman bizden taviz bekliyorlar. Avrupa ülkelerinden veya Amerika’dan hiç kimse Ermenilere “Siz de şu adımı atın” diyor mu?
Başkan Obama’nın Mecliste yaptığı konuşmayı okuyun. Obama bu konuşmada Türk- Ermeni sınırının açılmasını ve Türkiye ile Ermenistan arasındaki ilişkilerin normalleştirilmesini istiyordu. Bunu Türkiye’den talep ediyor. “Ermenilerin işgal ettikleri topraklardan çekilmeleri şartıyla Türkiye’nin sınırı açması” şeklinde bir ifade kullanmıyor. Sadece Yukarı Karabağ meselesinin çok uzadığı ve çözülmesi gerektiğine dair müphem bir ifade geçiyor. Ama Obama “Ermeniler işgal ettikleri topraklardan çekilirse siz de sınırı açarsınız” demiyor. Türkiye’den istenen taviz karşılıksızdır. Kürt meselesinde de öyledir. Metni okursanız görürsünüz.
Amerika, Irak’ta El Kaide ve PKK olmak üzere iki tane terör örgütü olduğunu ve El Kaide’yi yerinden sökeceklerini, tahrip edip yeneceklerini kararlı bir şekilde ifade ediyor fakat PKK’ya gelince, Türkiye’nin bu konuyu Irak Hükümeti ve Kuzey Irak yönetimi ile müzakere etmesi, ayrıca Türkiye’deki Kürtlerin kültürel hakları ile eğitim haklarını iyileştirmesi gerektiğini söylüyor.
Erkan Tan: El Kaide ve PKK; her ikisi de terör örgütü ve her ikisi de Irak’ta konuşlanmış örgütler.
Onur Öymen: Başbakan “Nerede bunun belgesi? Çıkarın da gereğini yapalım” diyor. İşte buyurun, belgesi burada. Hem Ermeni konusunda hem de Kürt konusunda başka belgelerimiz de var ve ortaya çıkarttık. Amerika’da Atlantic Council adında bir sivil toplum örgütü, Amerikan Hükümetinin desteğiyle Ermenistan meselesindeki çalışmalara 2001 yılında başlamış. Toplantılarına Türkiye’den ve Ermenistan’dan bazı kişileri davet etmişler. Bu örgüt çeşitli raporlar hazırlayarak her iki ülke hükümetlerine bazı önerilerde bulunmuş. En temel önerisi Türkiye’nin karşılıksız olarak sınırı açması yönündedir. Yine Amerika’nın desteğiyle kurulan Türkiye – Ermenistan Uzlaştırma Komisyonunun Başkanı olan David Phillips, Temsilciler Meclisine verdiği beyanatta “Türkiye zaten karşılık beklemeden sınırı açabileceğini ifade etti” demiştir. Yabancı basında Sayın Cumhurbaşkanının İstanbul’da Obama’ya böyle bir söz verdiğine dair birçok bilgi var.
Erkan Tan: Ama Hükümet “Biz zaten Azerbaycan’ın hassasiyetlerini biliyoruz. Biz onları kızdırmayız ve onların arzusu dışında bir iş yapmayız” diyor.
Onur Öymen: Azerbaycan’ın Türklerin bu politikasından vazgeçmesinden ve karşılıksız sınırı açmasından çok memnun olduğunu mu sanıyorsunuz? Azerilerin dünyada Türkiye’den başka güvenecekleri ülke yoktur. Azerbaycan bizim kardeş ülkemizdir. Dost da değil, kardeş ülke. Ama onları o kadar üzdük ki. Biliyorsunuz Aliyev İstanbul’daki Uluslararası Medeniyetler İttifakı toplantısına katılmadı ve hemen ertesi gün Ruslarla doğalgaz anlaşması yaptı. Bizim topraklarımızdan geçecek olan Nabucco Projesine vereceği gazın bir bölümünü Ruslara vermeyi taahhüt etti. O günlerde ben Rusya’daydım, Rus televizyonları “Nabucco Projesini öldürdük” diye yayın yaptılar. Bu işler böyle oluyor.
Üstelik Sayın Başbakan Aliyev’in tepkisi üzerine Bakü’ye giderek bu sözü, bu teminatı verdi. Ne hazindir ki Türkiye güvenilirliğini kaybetti. Dış politikada en kötü durum, güvenilirliğinizi kaybetmektir. Yani siz bir taraftan bir protokolle Ermenistan’a karşılıksız sınırı açma taahhüdünde bulunuyorsunuz ve o tarihte bunu açıklamıyorsunuz, ondan kırk gün sonra Bakü’ye gidiyor, “Onlar çekilmeden sınırı açmayacağız” diyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu? Hakikaten Türkiye şimdiye kadar hiç bu duruma düşmemişti. Türk dış politikasının en temel özelliklerinden biri güvenilirliğiydi.
Erkan Tan: Bir seyircimiz diyor ki; “Azerbaycan’ı bu kadar koruyoruz, kolluyoruz kardeş ülke diyoruz ama onlar Kıbrıs’ı tanımadılar. Bu nasıl kardeşlik?”
Onur Öymen: Azerbaycan Kıbrıs’ı tanımak için çok çalıştı. Azerbaycan’a, Pakistan’a, Bangladeş’e Kıbrıs’ı tanımamaları için ne kadar baskı yapıldığını biliyoruz. Ama bizim yaptığımızın bir benzerini arıyorsanız bu, Azerbaycan’ın Kıbrıs Rum Kesiminde büyükelçilik açması gibidir. Böyle bir şey hoşumuza gider mi?
Erkan Tan: Biz öyle mi yaptık yani?
Onur Öymen: Tabi, beterini yaptık.
Erkan Tan: Yani Azerbaycan Kıbrıs’ı tanımadı ama gayri resmi toplantılar konusunda çok çalışkan, öyle değil mi?
Onur Öymen: On yedi seneden beri gayri resmi toplantılar ve çeşitli temaslar yapılıyor. Ama Ermeniler bugüne kadar işgal ettikleri Azeri köylerin bir tanesinden bile geri çekilmediler.
Erkan Tan: Bir izleyicimiz mesajında “Sayın Öymen, 1994’te sınırın kapatılması aynı zamanda bir devlet politikasıdır. Bu politika Hükümet tarafından bir siyasi kararla değiştirilebilir mi?” diye soruyor.
Onur Öymen: Gayet tabi ki devlet politikalarına saygı göstermek gerekir. Devlet politikaları süreklidir. İngiltere’de kırk yıldan beri kaç hükümet değişti ama Kıbrıs politikasında bir milimetre bile bir değişiklik yok. Amerika’nın Kıbrıs politikasında bir milimetre değişiklik var mı? Yok. Biz niye değiştiriyoruz? Çünkü bu Hükümet baskılara dayanamıyor. Niçin bu meseleyi ele aldınız? Ermenilerin işgal ettikleri topraklardan çekileceğine dair bir işaret çıkmadan, onlar tam aksini söylerlerken, Ermenistan Cumhurbaşkanı, Ermenistan’ın Strateji Belgesinde Karabağ’dan bağımsız bir cumhuriyet olarak bahsederken siz niçin bu işe kalkıştınız? Bütün komşularımızla sıfır ihtilaf yapacaklarmış.
Erkan Tan: “O devlet politikaları yanlıştı. Biz şimdi yeni bir devlet politikası yürütüyoruz. Önceden bütün komşularımızla kavgalıydık, şimdi barışmak istiyoruz” diyorlar.
Onur Öymen: Aman ne güzel. Bütün komşularımızla sıfır ihtilaf politikası uygulamak, gerçekleştirmek yarım saat sürer.
Erkan Tan: Bu kadar basit mi? Yarım saat; bizim program süresi kadar bile değil.
Onur Öymen: Bunun çaresi basit. Şimdi Ermenistan’a yaptığınız gibi onların her istediğini kabul edersiniz, ortada hiçbir ihtilaf kalmaz. Ermenistan’ın her istediğini kabul ediyorsunuz. Böylece ihtilafı çözeceksiniz. Yunanistan’ın da Ege’de istediklerini, hava sahası, kıta sahanlığı, kara suları konusunda istediklerini kabul edin, sonra bakın Türk – Yunan ihtilafı kalıyor mu? Kıbrıslı Rumların her dediğine “evet” deyin, Kıbrıs meselesinin çözümü yarım saat sürmez. Öyle değil mi? Sıfır ihtilaf politikası çocukça bir laf aslında.
Erkan Tan: Peki, şimdi Suriye ile dostane ilişkiler kurulması iyi bir şey değil mi? Suriyeliler, zamanında bize kan kusturmuştu. Terörist başını, eşkıya başını ve onun adamlarını orada beslemişlerdi. Şimdi ise Suriye ile dost olduk. Halep kebabını Halep’te yiyeceğiz.
Onur Öymen: Size söylediğim gibi; bizim derdimiz Halep ile değil, arşınla.
Erkan Tan: “Kürt kökenli vatandaşlarımızı niçin biraz rahatlatmıyorsunuz? Hükümete bu konuda neden destek olmuyorsunuz?” diyorlar.
Onur Öymen: Kürt kökenli vatandaşlarımızın rahatlatılması, bizim öncelikli hedefimizdir. Biz yirmi sene önce bunu önerdik. 1989 yılında hazırladığımız Kürt Raporu, Kürt asıllı vatandaşlarımızı en çağdaş haklara kavuşturmayı amaçlıyordu. Bu yüzden bizi mahkemeye verdiler. Sayın Genel Başkanımız o zaman bu konuyla ilgili raporun hazırlanmasından sorumluydu. Bunu hazırladıkları için bizim partililerimizi, arkadaşlarımızı, o zamanki parti büyüklerini mahkemeye verdiler. Şimdi böyle bir parti Kürtlerin haklı taleplerine karşı çıkar mı? Çıkmaz.
Erkan Tan: Hükümetin yerinde ben olsam, o raporda yazanların hepsini yazar, “işte açılım” der, size getiririm. O zaman karşı çıkamazsınız.
Onur Öymen: O zaman biz de altına imza atarız.
Erkan Tan: Emin misiniz?
Onur Öymen: Gayet tabi. Yani kendi sözümüzün arkasında durmayacak mıyız? Biz, o zaman savunduğumuz görüşleri 2008 yılının sonunda kabul ettiğimiz parti programımıza da koyduk. Yani tüm bu konular, yenilenmiş ve şu anda yürürlükte olan parti programımızda yer almaktadır. Hem etnik konularda, hem bölgenin kalkınması, hem de terörle mücadele konusunda yapacaklarımız parti programımızda vardır. Ama hükümetin politikası bu değil. Hükümetin politikası, Ermenistan meselesinde olduğu gibi çözülme politikasıdır.
Son Milli Güvenlik Kurulu Bildirgesinden terörle kararlılıkla mücadele edileceği ifadesini çıkartmışlar. Bildirgede “terörle mücadele” ifadesi yer almıyor. Bu ifadenin çıkarılmasını asker mi istedi? Hayır. Asker “Biz terörle kararlılıkla mücadele edeceğiz, etmeye devam ediyoruz” diye beyanat veriyor. Demek ki bu ifadeyi Hükümet kanadı çıkarttırmış. Niçin? Yani siz terörle yan yana, barış içinde yaşamayı mı düşünüyorsunuz?
Erkan Tan: “Ama terörle mücadele edeceğiz diye yazmaya gerek var mı? Herhalde ederler” diyenler var.
Onur Öymen: Arşın lafını unutmayalım.
Erkan Tan: “Halep’e kebap yemeye gideceğiz” dedim. Onur Bey de “Halep oradaysa arşın burada” diyor. “Sayın Öymen, elin gâvurlarıyla görüşüyorsunuz. Ermenistan meselesinde de Hükümetle görüşüyorsunuz. Kürt kökenli vatandaşlarımızla ilgili konularda da görüşsenize” diyorlar.
Onur Öymen: Başta da söylediğimiz gibi dış politika konularını iç politikanın dışında tutuyoruz. Kürt meselesine gelince; Hükümet bu konuda maalesef bugüne kadar tek bir proje ortaya koyamadı. Hiçbir konuda somut bir önerileri yok. “Bunun bir süreç olduğunu düşünüyoruz, belgeleri, yazıları okuyoruz” diyorlar. Peki, ne yapacaksınız? Bu bir süreçse ne yapmak için yola çıktınız? Bunu bize de söylesenize. Söylemiyorlar. Kamuoyuna söyleyin. Onlara da söylemiyorlar. Konuyu böyle muğlâk bir havada, sisler arkasında bırakacaksınız ve Muhalefeti de bu muğlak politikanıza ortak yapacaksınız. Bu oyuna gelmeyiz. Biz diyoruz ki; “Sizinle sisler bulvarında kol kola yürümeyiz”. Onlar “Beraber yürüdük biz bu yollarda” demeye alışkınlar ama bizi sisler bulvarında yürütemezler.
Erkan Tan: Nasıl sisler bulvarı? Açılım diyorlar.
Onur Öymen: Terörü tasfiye edeceklerini söylüyorlar. Nasıl edeceksiniz? Terörün merkezi Kuzey Irak’tadır. Peki, sizin projeniz nedir? Terörü Kuzey Irak’tan nasıl tasfiye edeceksiniz? Terörle mücadele etmeleri için Irak Hükümetini, Kuzey Irak yerel yönetimini ve Amerika’yı ikna edemediniz. Peki, ne yapmayı düşünüyorsunuz? Kuzey Irak’taki terörü nasıl çözeceksiniz? Nasıl bitireceksiniz? Bu konuda bir projeniz var mı? Yok.
Peki, Güneydoğuda yaşayan vatandaşlarımızla ilgili ne yapmayı tasarlıyorsunuz? Anayasayı mı değiştireceksiniz? Bir gün değiştireceklerini, ertesi gün değiştirmeyeceklerini söylüyorlar. Kısa zaman öncesine kadar partinin Genel Başkan Yardımcılığını yapmış bir AKP’li milletvekili, “Türk ordusu müsaade etsin, teröristler ellerindeki silahlarla Kuzey Irak’a geçip oradaki cephelerine katılsınlar” diye demeç veriyor. Sizin politikanız bu mu? Bunu mu demek istiyorsunuz? “Analar ağlamasın” demek kolay politikadır. Kim ister anaların ağlamasını? Bunlar aksi söylenmeyecek laflardır. Analar ne zaman ağlamaz? Terör bitince ağlamaz. Terörü ne zaman, nasıl, hangi yöntemle bitireceksiniz? Obama’nın Mecliste söylediği yöntemle mi bitireceksiniz? Teröristlerle barış içinde, yan yana yaşama politikasıyla mı? Nasıl bitireceksiniz bu terörü? Mesele budur.
Erkan Tan: “Niçin bu konuyu görüşmüyoruz?” diyorsunuz.
Onur Öymen: Projenizi somut olarak ortaya koyun. O zaman bakarız. Bizim görüşlerimiz ortadadır. Biz yirmi yıldan beri aynı görüşleri savunuyoruz. Parti programına yazdık, Genel Başkanımız da defalarca söyledi.
Bizim kırmızı çizgilerimiz şunlardır: Milli devlet ve ulusal kimlik kavramlarından taviz vermeyeceksiniz. Türkiye’de hangi etnik kökenden gelirse gelsin herkes Türk milletinin bir parçasıdır. Bu ilke, 1924 Anayasasından sonra tüm Anayasalarımızın temel direklerinden biridir. Siz Türkiye’nin seksen yıldan fazla zamandır izlediği bu politikayı benimsiyor musunuz, benimsemiyor musunuz?
Eğitim dili Türkçe’dir. Tevhid-i Tedrisat Kanunundan beri izlediğimiz politika budur. Bu politika devletin birliğini sağlayan bir politikadır. Siz buna taraftar mısınız, değil misiniz? Siz ayrıştırıcı projelerle mi, yoksa bütünleştirici projelerle mi geleceksiniz? Bütünleştirici projelerle gelirseniz biz de varız. Ama sizin ne yapacağınız belli değil. Çünkü siz dış telkinlerle hareket ediyorsunuz. Her konuda olduğu gibi bu konuda da öyle hareket ediyorsunuz.
Bu konuda 2007 ve 2009 yıllarında Amerika’da yayınlanmış iki rapor var. Raporu hazırlayan David Phillips, bu raporları Türk Dışişleri Bakanlığı’nın desteğiyle hazırladıklarını rapora yazmış. Raporda önerilenler, Türkiye’nin terörle mücadeleden vazgeçmesi, DTP ile görüşmesi ve teröristlere af çıkarılmasıdır. İşte, bunlar zaten size yol haritası hazırlamışlar. Başbakan “Bana belgeyi göstersinler, gereğini yapalım” diyor. Buyurun, belge elimizde.
Erkan Tan: Sayın Öymen, yayınımıza katıldığınız için çok teşekkür ediyoruz. Size kolaylıklar diliyoruz. Ramazan programımızı seyrediyor musunuz?
Onur Öymen: Büyük bir zevkle seyrediyoruz. Ben TV 8 için söylemiyorum ama pek çok televizyon kanalında bakıyoruz; senede bir ay Ramazan programı yapıyorlar, on bir ay Recep programı yapıyorlar.
Erkan Tan: Çok teşekkürler efendim.
Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.