TV8 – Erkan Tan’la Başkentten Programı

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
TV 8 “Erkan Tan’la Başkentten” Programına Verdiği Mülakat
14 Kasım 2008


Erkan Tan: Günaydın Sayın Öymen, programımıza hoş geldiniz efendim.

Onur Öymen: Hoş bulduk efendim.

Erkan Tan: Bir izleyicimiz, gönderdiği mesajda “CHP’nin seçmeni olmayan kesimi, yani size oy vermeyenleri rahatsız etmeyen bir mesajı var mı?” diye soruyor.

Onur Öymen:  Biz sadece bize oy verenlerin değil, bütün halkımızın düşüncelerini ve özlemlerini dile getirmeye çalışıyoruz. Yolsuzlukları gündeme getirip bunları tüm belgeleriyle kanıtladıysak bu, sadece bize oy verenleri tatmin etmek için değildi. Bütün vatandaşlarımız yolsuzluklardan şikâyetçidir. AKP’ye oy verenler yolsuzluklardan şikayetçi değil mi acaba? “İyi ki yolsuzluk yapılıyor” diyen var mı? Almanya’daki Deniz Feneri Davasını görüp de bu yolsuzlukları sineye çekebilen var mı acaba? Sayın Adalet Bakanı her ne kadar “Bana ne” diyebiliyorsa da, milletimiz böyle söylemiyor.

Erkan Tan: Bir izleyicimiz de “Peki ama AKP’nin yaptığı hiç mi iyi bir şey yok?” diye soruyor.

Onur Öymen: Olmaz olur mu, var tabi ki. Mesela biz sigara yasağını ve dumansız hava sahası uygulamasını büyük bir takdirle karşıladık. Fakat Anadolu’nun neresine gidersek gidelim görüyoruz ki bütün kahvelerde sigara içiliyor. Sigara dumanına karşı sadece büyük şehirlerdeki insanları korumak yetmiyor, Anadolu’nun her köşesindeki insanlarımızı da korumak gerekiyor. Bu konuda da devlete ve devlet yetkililerine görev düşüyor. Anadolu’nun pek çok yerinde maalesef bu yasak uygulanmıyor.

Erkan Tan: “CHP İktidarda olsaydı küresel kriz Türkiye’yi sıyırıp geçmez, vurup öldürürdü. AKP’yi sağduyulu kriz yönetiminden dolayı kutluyorum. CHP’yi de sağduyuya davet ediyorum” demiş bir seyircimiz.

Onur Öymen: Biz sosyal demokrat bir parti olarak sol duyuyu tercih ediyoruz, sağ duyunun Türkiye’yi nerelere getirdiği ortadadır. Hükümet krizin teğet geçtiğini ve Türkiye’nin krizden etkilenmediğini söylüyor ama size birkaç rakam vereyim; Economist dergisi her hafta Türkiye’nin de içinde bulunduğu 43 ülke ekonomisini birbiriyle kıyaslıyor ve her hafta görüyoruz ki ekonomik olarak en kötü durumda olan beş ülkeden biri Türkiye’dir. Kriz herkesi vurdu ama en çok Türkiye’yi vurdu. Borsamızın değeri Aralık 2007’ye nazaran dolar bazında yüzde 60,9 düşmüştür. Amerikan Borsası ise daha kötü bir bunalım geçirmesine rağmen borsanın değer düşüşü yüzde 31’dir. Buna rağmen krizin bize teğet geçtiğini söylüyorlar. Teğet geçmeseydi ne olurdu acaba? Aslında kriz teğet geçmedi, Türkiye’yi delip de geçti.

Erkan Tan: Dünkü programımızda Meclis Başkanımızla bir söyleşi gerçekleştirdik. Meclis Başkanı ekonomi yönetiminin görevinin başında olduğunu, gerekenin yapıldığını, Türkiye’nin dış ilişkiler konusunda da çok iyi bir yerde olduğunu söyledi. Sizce dış ilişkilerimiz nasıl?

Onur Öymen: Dış ilişkilerde maalesef çok ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Bizim öncelikli hedeflerimizden biri Avrupa Birliği’ne üyeliktir ancak bu konuda büyük bir gerileme ve gecikme var. Türkiye 35 müzakere başlığından sadece 8 ini açabilmiştir. Bizimle aynı gün müzakerelere başlayan Hırvatistan 18 başlık açmıştır. Türkiye AB’nin haklı olarak talep ettiği pek çok konuda hala ayak sürüyor. Bunların başında milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, Adalet Bakanı ve Müsteşarının Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulundan çıkarılması yer alıyor. İşte tüm bu konularda Türkiye maalesef çok geride kalmıştır. Biz Avrupa Birliği üyeliğini desteklediğimizi ve bu süreci hızlandırmamız gerektiğini hep söylüyoruz ancak Hükümet hem gerekli adımları atmıyor hem de sürecin gecikmesinden dolayı Muhalefeti suçluyor. Bu akıl alacak bir iş değildir.

Ermenistan’la olan ilişkilerde yeni gelişmeler var. Cumhurbaşkanımız bir maç vesilesiyle Erivan’a gitti ve çeşitli temaslarda bulundu ama neticeye bakıyoruz; daha iki gün önce Ermenistan Dışişleri Bakanı, Yukarı Karabağ’ın yakında bağımsızlığını ilan edebileceğini söyledi. Düşünebiliyor musunuz? Gazeteciler kendisine Türkiye’nin Ermenistan’la ilişki kurmamasının sebebinin Ermenistan’ın Azeri topraklarını işgal etmesi olduğunu söylediler. Bakan da öyle bir durumun söz konusu olmadığını belirtti.

Kıbrıs politikamızda da Türkiye’nin her gün bir geri adım attığını görüyoruz. Ayrıca oradaki görüşmeler hakkında hiçbir bilgimiz yok. Bu konuda ne Meclise ne de Muhalefete bilgi veriliyor. Dolayısıyla hangi yöne doğru gittiğimizi bilmiyoruz. Hükümet, Kofi Annan Planından geri adım atılmayacağını söylemişti. Rum Tarafı ise Kofi Annan Planının ölmüş olduğunu söylüyor. Demek ki bizim açımızdan Kofi Annan Planından daha kötüsünü müzakere ediyorlar. Neyi müzakere ettiklerini de bilmiyoruz. Bu kadar başıboş bir gidiş gerçekten çok kaygı vericidir. Meclisin hiçbir şeyden haberi yokken, son anlaşmayı da Meclis onaylayacakken kimden yetki alıyorlar anlamıyorum. Meclisi bu kadar bilgisiz bırakmak doğru mudur?

Irak’taki duruma bakın. Ne Irak Devletini, ne Barzani’yi ne de Amerika’yı hala terörle mücadeleye ikna edemedik. Düşünebiliyor musunuz? Terör hala kol geziyor. Şimdi tüm bunları göz önünde bulundurarak dış politikada başarıdan başarıya koştuğumuzu söylemek makul müdür?

Erkan Tan: Ama Meclis Başkanı dış politikamızın çok başarılı olduğunu söyledi.

Onur Öymen: Meclis Başkanına büyük saygımız var ama kendisinin ihtisas sahası dış politika değildir.

Erkan Tan: Dün AKP’li bir milletvekilinin söyledikleri çok tartışıldı. Artık onu size havale ediyoruz.

Onur Öymen: Biz de Allah’a havale ediyoruz. Demokrasilerde kuvvet kullanmayı hoş görmek, makul karşılamak ve bunu önermek mümkün değildir. Birisi bir suç işlemişse sizin yapacağınız iş onu yakalayıp Mahkemeye vermektir. Başbakan da benzer bir şey söyledi. Pompalı tüfekle ateş eden bir vatandaş için “Sabrın da bir sonu var, canına tak etmiş, tabi ki tüfek çekip vuracak” diyor. Böyle bir Başbakan olabilir mi? Türkiye’den başka hangi ülkede bir Başbakan böyle bir şey söylüyor? Başbakan öyle derse milletvekili de böyle der. Yani imam ve cemaat meselesi.

Erkan Tan: Bursa’dan bir seyircimiz “Milletimizin bu duruma düşmesinde bence CHP’nin  yetersiz ve yersiz muhalefetinin de payı var” şeklinde bir mesaj göndermiş.

Onur Öymen: İşçinin, çiftçinin, işsiz kalan vatandaşın, emeklinin, memurun, dulun, yetimin bugün içinde bulunduğu sıkıntıların sorumlusu her halde Muhalefet değildir. Altı yıldır iktidardalar. Şimdi Hükümetin sıkıntılarını Muhalefete atfetmek mümkün mü? Muhalefet ne yaptı da bu insanlar işsiz kaldı? Biz mi onları işten çıkarttık? Bursalı arkadaşıma bir haber vereyim; 2008 yılının başından Ekim ayı sonuna kadar geçen zamanda Bursa’da 37.600 kişi işten çıkarılmıştır. Şu anda da işten çıkarılmak üzere tebligatta bulunulanların sayısı 2400 dür. Birçok firma üretimini durdurmuş ve kapanma noktasına gelmiştir. Bursa perişan durumdadır. Bu yüzden Bursa’dan bir kişinin bu konuda Muhalefeti eleştirmesi yakışık almıyor. Bursa ekonomik krizin getirdiği sıkıntıları en çok hisseden ilimizdir.

Erkan Tan: Ankara’dan bir seyircimiz “Eski bir CHP’liyim ama Muhalefette hiçbir şey yapamayan CHP’ye gelecek için neden oy vereyim ki” demiş.

Onur Öymen: Seyircimiz dilediği partiye oy vermekte tabi ki serbesttir. Bu İktidardan memnunsa mesele yok. İktidarın yaptığı icraatlar, çekilen sıkıntılar ortadadır. İktidarın alternatifi de muhalefettir. İktidara oy vermezseniz, Muhalefete de oy vermezseniz kime oy vereceksiniz?

Erkan Tan: Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın Anayasanın değiştirilemez maddeleri ile ilgili söylediği iddia edilen sözlerini nasıl değerlendiriyorsunuz?

Onur Öymen: Bu sözler çok ciddidir. Gerek türban davasında gerekse kapatma davasında kendisinin şahsen tayin ettiği raportörün söyledikleri de ortadadır. Bu çok ciddi bir durumdur çünkü devletimizin bel kemiği Anayasamızın bu değişmez maddeleridir. Türkiye’nin Cumhuriyet olması, başkentin Ankara olması, devletin laik niteliği gibi temel üç maddede yer alan unsurlar Cumhuriyetimizin değiştirilmez maddeleridir. Halktan oy aldınız diye o maddeleri değiştirip Türkiye’yi mesela bir Padişahlık yapamazsınız. Ama bu zihniyete göre her şeyi yapabileceklerini sanıyorlar.

Bu sadece Türkiye’de olan bir şey değildir. Size bir örnek vereyim; Alman Anayasasının 79. maddesinin 3. paragrafında Anayasanın temel maddelerinin değiştirilemeyeceği ve değiştirilmesinin teklif bile edilemeyeceği yer alır. Amerikan Anayasasında da böyle hükümler vardır

Erkan Tan: “Anayasa Mahkemesi Başkanı sadece bilimsel bir toplantıda fikir teatisinde bulunmuş. Bunda suçlanacak bir şey yok” diyenler var.

Onur Öymen: Demokrasilerde herkes istediğini söyleyebilir tabi. Bütün demokratik ülkelerde olduğu gibi biliyorsunuz Türkiye’de saçmalama hürriyeti de vardır. Saçmalamayı yasaklayan bir kanunumuz yok.

Erkan Tan: “Küçük esnaf gerçekten çok zor durumdadır. Hep eleştiriyorlar ama bu konuda bir önerileri var mı?” şeklinde bir mesaj gelmiş.

Onur Öymen: Bütün önerilerimizi zaten seçim bildirgemizde de açıklamıştık. Yakında bir Program Kurultayı da yapacağız. Böylece partimizin yeni programını da göreceksiniz. Bu sıkıntıların mutlaka bir çaresi vardır. Esas mesele önceliği yoksul insanlara ve ülkemizin yoksul kalmış yörelerine verip vermemektir. Kendi yandaşlarınızı zengin etme politikası yerine halkın refah düzeyini yükseltme politikası izleyecek misiniz? İşsize iş bulacak mısınız? Asıl mesele budur. Gittiğimiz her yerde esnafın çok büyük bir sıkıntı içinde olduğunu gördük. Türkiye’nin her yerinde esnaf kan ağlıyor. İşte buna çare bulmalısınız. Esnafın kredilerini ertelemeli, yeni kredi imkânları veya iş sahası yaratılmalıdır. Hükümetler bunları yapar. Ama sizin gündeminizde bunlar yok ki. Sizin gündeminizde Telekom, Kuşadası Limanı, eşe dosta ihaleler vs. var. Tüm bunları Kemal Kılıçdaroğlu’na havale ettik. Kendisi bunları yakinen takip ediyor ve yakında başka bombalar da göreceksiniz.

Erkan Tan: “Türkiye- İtalya Hükümetler arası Zirvesi’nde Türkiye’nin AB’ye tam üyelik sürecinde İtalya tarafından sağlanan tam desteğin bir kez daha teyit edildiği vurgulandı. CHP bu başarıyı da mı kabul etmeyecek?” diye bir mesaj var.

Onur Öymen: Tam tersine, bunu kabul ediyoruz. Ayrıca Berlusconi bunu ilk defa söylemiyor. 1994 yılında Almanya’da Büyükelçiyken Berlusconi beni davet etmiş ve Türk Büyükelçisi olarak kendisiyle bir görüşme yapmıştım. O zaman da kendisinin ve İtalya’nın Türkiye’nin AB üyeliğini desteklediğini söylemişti. Bu görüşmenin akabinde yapılan AB Zirvesi’nde de bu desteğini açıklamıştı. Bu bakımdan Berlusconi’nin Türkiye’nin üyeliğini desteklemesi sadece bu Hükümetin gayretiyle olan bir durum değildir. Bundan önceki Hükümetler de bu konuda gayret göstermişlerdir. Sadece İtalya değil, İspanya, Portekiz, İngiltere, İsveç gibi ülkelerin Türkiye’nin üyeliğini desteklemeleri bundan önceki Hükümetler zamanında sağlanmıştır.

Erkan Tan: Sizi çok seven bir seyircimiz mesaj göndermiş: “Sayın Onur Öymen’i Türk ulusunun yetiştirdiği özel bir kişilik olarak görüyor, saygılarımı sunuyorum.”

Onur Öymen: Çok teşekkür ediyorum izleyicimize.

Erkan Tan: Pek çok selam var ama eleştiriler de var. Bir seyircimiz “Ben 50 yaşındayım. Aklım yettiğinden beri CHP’nin bu ülke için ne yaptığını merak ediyorum. Bu ülke hep onlardan çekti” demiş.

Onur Öymen: 50 yaşındaki seyircimize öncelikle gençliğinin kıymetini bilmesini öneriyorum. Ayrıca CHP’nin bu ülke için ne yaptığını merak ediyorsa, tarihi biraz okuduğunda, CHP’nin Atatürk’ün önderliğinde Cumhuriyeti kuran parti olduğunu öğrenecektir. CHP’nin Cumhuriyet reformlarının gerçekleşmesinde Atatürk’ün en yakın destekçisi olduğunu ve Türkiye’nin kalkınma hamlelerinin tümünün CHP’nin eseri olduğunu görecektir. Tarihimizi iyi öğrenmek gerekir. İzleyicimiz CHP’nin ve Atatürk’ün o dönemde ne yaptığını merak ediyorsa kendisine son kitabım “Çıkış Yolu”nu okumasını öneririm.

Erkan Tan: “Artık Atatürk’ten bahsetmeyi bırakın da biraz günümüzden ve bugün ne yapacağınızdan bahsedin” diyen bir mesaj gelmiş.

Onur Öymen: Atatürk’ü bırakırsak Türkiye çöker. Türkiye bugün bağımsız, barış içinde yaşayan, tek başına ayakta durabilen bir ülke ise bu, Atatürk’ün sayesindedir. Bizim hareket noktamız tabi ki Atatürk’ün temel ilkeleridir. Atatürk’ü bir tarafa bırakarak Türkiye’nin daha ileriye gideceğine inanmıyoruz. Buna inananlar var; 2. Cumhuriyetçiler ve yeni türeyen bazı gazeteler var. Ama bizim politikamız Atatürk ilkeleri ile sosyal demokrat politikaların bütünleşmiş halidir.

Erkan Tan: Bir izleyicimiz mesajında “Biz çiftçiyiz, kar etmiyoruz. Sayın Erdoğan değişecekse İktidara daha iyi birinin getirilmesi gerekir. Ancak liderler arasında en iyisi kendisidir. Başbakanın değişeceğine inanmıyorum. Yerel seçimlerde Belediye Başkanlarımızın ve muhtarların eğitimli insanlar arasından seçilmesini istiyoruz.” demiş.

Onur Öymen: Demokrasilerde hiçbir görev ve hiç kimse ebedi değildir. Başbakan da yakın bir gelecekte eski Başbakan olacaktır. Kimsenin bundan kuşkusu olmasın. Üstelik bir çiftçi, Başbakanın izlediği politikaların ızdırabını çekerken, Erdoğan’dan başkasının Başbakan olamayacağını söylerse burada bir mantık hatası var. Başbakan bu kadar kötüyse onu değiştirmek gerekir.

Hükümet “Benim alternatifim yoktur. Ya ben varım ya da ben gidersem asker gelir” şeklindeki propagandasını hem dünyaya hem Türk milletine anlatarak kendisinin vazgeçilmez  olduğu izlenimini yaratmaya çalışıyor. Demokrasilerde böyle bir şey olabilir mi? Siz gidersiniz, yerinize Muhalefet gelir, Muhalefet başarılı olmazsa onlar gider tekrar siz veya bir başkası gelir. Demokrasi böyle çalışır. “Ben olmazsam Türkiye batar” demek mümkün değildir.

Erkan Tan: “CHP olmazsa, yolsuzluklarla mücadele edecek bir parti olmaz ve yolsuzluklar  ülkenin her yerini sarardı. Her yerde dincilerin kadrolaşmalarını görmekten bıktık. Bu konuda da bir şey yapın” şeklinde bir mesaj gelmiş.

Onur Öymen: Demek ki bu programı izleyen sağduyulu insanlarımız da var. Çok doğru söylüyorlar. Gerçekten CHP olmasa yolsuzluklar ortaya çıkmayacaktı.

Erkan Tan: “CHP ülkenin kabuk değiştirmesinden mi korkuyor?” diye sormuş bir izleyicimiz.

Onur Öymen: Tam tersine. Türkiye her gün kabuk değiştiriyor. Asıl mesele yeni kabuğun iyi bir kabuk olmasıdır. Dolayısıyla Türkiye’nin şu anda gittiği yön iyi bir yön değildir. Türkiye çağdaş bir devlet olma özelliklerini kaybediyor. Ülke yolsuzlukların batağına batmıştır, ekonomi perişandır, fabrikalarımız kapanıyor ve insanlarımız işsiz kalmaktadır. Böyle bir dönemde her şeyin yolunda olduğunu söyleyenlerin sağduyusundan şüphe etmek gerekir.

Erkan Tan: Size göre dış politika şu anda felaket bir durumda, öyle değil mi Sayın Öymen?

Onur Öymen: Evet, dış politikaya sadece felaket bir durumda demek hafif kalır. Dış politikanın en önemli özelliği, uluslar arası ilişkilerde yapılan hataların ileride telafisinin mümkün olmamasıdır. Ekonomi, eğitim, sağlık vb konularda yapılan hatalar tamir edilir ama dış politikada yapılan temel bir hata, gelecekte bir sonraki Hükümetler tarafından  da tamir edilemez. Dolayısıyla dış politikada çok dikkatli olmak gerekir. Bu Hükümetin dış politikada izlediği yol çok yanlış bir yoldur. Bir kez daha uyarıyoruz. Irak konusunda, Kıbrıs meselesinde, Ermenistan ile ilişkilerde ve AB sürecinde Hükümet yanlış yoldadır.

Erkan Tan: Bir seyircimiz demiş ki; “CHP’ye oy vermem için içinde laiklik ve demokrasi kelimelerinin, Cumhuriyet elden gidiyor korkusunun olmadığı bir cümle söyler misiniz.”

Onur Öymen: Biz çağdaş, hızla kalkınan, dengeli ve adil bir toplum yaratmak istiyoruz. Fakirle zengin arasındaki uçurumların daraltıldığı, zengin bölgeler ve fakir bölgeler arasındaki büyük farkların giderildiği ve dar gelirli kesimlerin öncelikle desteklendiği bir Türkiye yaratacağız. Bizim projemiz bir sosyal demokrat projedir.

Erkan Tan: Sayın Öymen çok teşekkür ederiz programımıza katıldığınız için.

Onur Öymen: Ben teşekkür ederim.
 

 


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.