Bursa AS TV – CHP’deki Son Gelişmeler ve Bursa Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Bursa As Tv’ye verdiği mülakat
29 Ekim 2007
 
Sunucu: Efendim, CHP’deki konulara bakacak olursak, Haluk Koç’un genel başkanlığa adaylığını açıklamasıyla birlikte parti içindeki yaşananları size soralım.

Öymen: Şimdi şunu söyleyeyim, siyasi partilerde çeşitli gelişmeler olur, görüşmeler olur, farklı görüşler olur, adaylıklar olur ama bunların hepsi parti bünyesinin içinde olur. Yani biz Cumhuriyet Halk Partisi’nin içindeki konuları partili arkadaşlarımızla basın aracılığıyla görüşmeyiz. Partide bir söyleyeceği olan varsa partinin organlarında söyler. Ama parti organlarında söyledikten sonra da gidip bir gazeteciye, bir köşe yazarına kendi partisini şikayet etmez. Bu bizim parti terbiyemize uygun düşmez, parti geleneğimize uygun düşmez. Bunun için biz basın önünde biz partinin iç konularını tartışmayız ve üstelik bizi partinin iç konularını tartışmaya çekmek isteyen çevreler yalnız bize değil, Türkiye’ye de iyilik yapmıyorlar, çünkü biz şu sırada, bu kadar kritik bir dönemden geçerken ülkemiz, bütün enerjimizi, bütün zamanımızı, gücümüz yettiği kadar ülke meselelerini tartışmaya ayırmak zorundayız. Partinin iç gelişmelerini bütün zamanımızı alacak şekilde ön plana çıkarırsak, esas görevimizi yapamayız. Türkiye’de son derece önemli bir anayasa değişikliği görüşülecek, dış politikada bildiğiniz gelişmeler olacak, terör tehlikesi kapımıza gelecek, efendim bir komşu ülke, Irak, kalkıp da Türkiye’nin takip hakkını koruyacak bir anlaşmayı bile imzalamayacak ve biz bunları tartışmayacağız, parti içinde öyle mi oluyor böyle mi oluyor o ne demiş bu ne demiş bunu tartışacağız. Bu bize yakışmaz.

Sunucu: O halde size Genel Sekreter Önder Sav’ın da Haluk Koç’u destekleyip desteklemediğini sormadan geçeceğiz.

Öymen: Genel Sekreterimizin çeşitli özellikleri vardır ama bu özelliklerin başında parti disiplinine saygı göstermesi vardır, partinin hiyerarşik bütünlüğüne saygı göstermesi vardır, Genel Sekretere bu gibi yakıştırmaları da ben yakıştırmıyorum. Doğrusunu isterseniz herkes istediği tercihi yapar ama benim tanıdığım Sayın Önder Sav partinin çizgisini en iyi savunan değerli arkadaşlarımızdan biridir; partinin çizgisini ihmal edecek, ona karşı çıkacak bir çizgi içinde olacağı izlenimini ben hiç almadım şimdiye kadar.

Sunucu: Hemen Bursa’ya dönmek istiyorum ben, “ithal aday” başlığı altında isminiz geçerken, Bursa’nın çok kısa zamanda benimsediği vekillerden biri olarak anılıyorsunuz, kabul görüyorsunuz ve kısa bir zaman dilimi içerisinde verdiğiniz soru önergeleriyle de hem Bursa’yı hem de Türkiye’nin sorunlarını meclise taşıyorsunuz. Bunlardan bazılarını belirtecek olursak, soru önergelerinde sol şeritteki tanker kazaları, hükümete Bursa treni hakkındaki sözünü tutup tutmayacağı şeklindeki sorunuz vardı, feribot saatleri, havaalanı; yani özellikle Bursa’nın ulaşım sorunlarına yönelik soru önergeleriniz olduğunu görüyoruz; Bursa için demek ki siz ulaşımı en önemli sorun olarak algılıyorsunuz.

Öymen: Yalnız ulaşım değil, Bursa’da çok büyük bir işsizlik sorunu var, seçimlerden önce bunu dile getirdik, iktidar partisine mensup arkadaşlarımız biraz rahatsız oldular ama Türk-İş’in Bursa’daki temsilciliğinden bizim aldığımız bilgiye göre yüz altmış dokuz bin işçi AKP döneminde işten çıkarılmış. Sadece yirmi bin kişi işe yerleştirilmiş; demek ki yüz kırk dokuz bin kişi işten çıkarılmış. İşte bu Bursa’nın en önemli meselelerinden biridir; işsizlik. Sanayicinin problemlerine bakın; kur gittikçe düşüyor, doların değeri gittikçe düşüyor, Dolar 1.20ye indi, peki bir taraftan enflasyon o şekilde düşmüyor, Bursalı sanayici devletten hiçbir teşvik almıyor, peki nasıl bu aradaki farkı karşılayacak? İşçi çıkararak, başka yolu yok. Onun da bir sınırı var. Yani Bursa sanayicisi çok ciddi sıkıntı içinde, tarım ciddi sıkıntı içinde Bursa’da, bütün bunları dile getireceğiz hiç kuşkunuz olmasın. Verdiğimiz soru önergeleri doğrudur, ulaşım konusu, tren konusu, feribot, havaalanı konusu, trafik düzenlemesi, sol şeritteki tankerler dünyada örneği olmayan şeyler ve bizim karayolları tüzüğümüze aykırı, trafik kanunumuza aykırı. Bu uygulamalar Bursa’da yapılmaya devam edecek fütursuzca ve biz görevimizi yapmayacağız; böyle şey olmaz. Biz meclise, Bursa’nın bütün sorunlarını taşıyacağız, daha nakliyecilerin sorunları var, kamyon şoförlerinin sorunları var, daha pek çok sorun var Bursa’yla ilgili olarak bizim meclise taşıyacağımız, hiç kuşkunuz olmasın. Ama şunu biz söylüyoruz ve buna yürekten inanıyoruz ki, Bursalılar bugünkünden çok daha iyi bir durumu hak ediyorlar. Bursa’da okulların durumunu biliyor musunuz? Bursa’da okullarda gericiliğin ne kadar alıp gittiğini, yobazlığın hangi düzeye çıktığını biliyor musunuz? Bursa’da gerçekten bizim üzerine gideceğimiz çok konular var, birinci elden aldığımız bilgiler var, öğrencilerden aldığımız bilgiler var. Üniversitede öğrencilerin etrafını nasıl şeriatçıların sardığını, onların bazı tarikat yurtlarına sevk edilmek için neler yapıldığını biliyoruz. Bazı öğretmenlerimizin bu konuda nasıl taciz edildiğini biliyoruz. Bizim cumhuriyet tarihimizde örneği görülmemiş bir şekilde baskı olduğunu görüyoruz. Mahalle baskısı var mı yok mu diyorlar, bazıları yok diyor filan, Türkiye’de mahalle baskısı var mı yok mu merak edenler Bursa’ya gelsin bakalım. Bursa’da mahalle baskısı var mı yok mu. Ve bizim elimizde bunu çok örnekleri var. Öğretmenlerimizden duyduğumuz örnekler var, öğrencilerden duyduğumuz örnekler var. Yani hiç kimse Atatürk’ün bu kadar özen gösterdiği Bursa’yı gericiliğin, yobazlığın bir karargahı haline getiremeyecek. Tarikatların bayrağını diktiği bir şehir haline getiremeyecek, herkesin bundan haberi olsun. Biz muhalefet partisiyiz ama bütün ülkelerde iktidar vardır, sadece demokrasilerde muhalefet vardır. Onun için biz muhalefet olarak ne kadar büyük bir görevi üstlendiğimizi biliyoruz ve bunu sonuna kadar yapacağız. Yalnız Bursa’da değil Türkiye’nin her yerinde anayasa değişikliği başta olmak üzere Türkiye’yi gericilerin egemen olduğu ülke haline getirmeyeceğiz. Başbakan diyor ki Türkiye İran olamaz, Malezya olamaz, gerisini getirmemiş; inşallah daha beter olacak demek istemedi, bilemem belki kötüsü de var bu ülkelerden. Ama Türkiye’nin laik bir devlet olarak yaşamını sürdürmesinin garantisi Türk halkı, Türk milletidir. Türk milleti, laikliği vazgeçilmez bir yaşam biçimi olarak benimsemiştir. Türkiye böyle din sultasıyla idare edilen bir ülke olamaz. Hepimizin dine sonsuz saygısı var, din çok kutsal bir kavram, vatandaşla Allah arasında, insanla Allah arasında çok kutsal bir kavramdır, kimse bunu siyasete karıştırmasın ve kimse din esasına göre devleti idare etmeye kalkmasın. Türkiye hırsızlık yapanın elinin kesileceği ülke değildir. Türkiye erkeklerin “boş ol” diyerek karısını boşayacağı ülke olmayacaktır. Türkiye din polisiyle kadınların zorla başının örttürüleceği bir ülke olmayacaktır. Başbakanın gücü nereye kadar bu dalgayı durdurmaya yeter bilmiyoruz ama bildiğimiz şu var; çok büyük bir dip dalgası geliyor Türkiye’de. Bu hükümetin açtığı kapılardan yararlanarak büyük bir dip dalgası, bir tsunami gibi geliyor bu. Türkiye’yi böyle İran’dan da, Malezya’dan da daha beter bir koyu din devleti getirme dalgası geliyor; buna izin vermeyeceğiz. Türkiye çünkü insanların dinine büyük saygı gösterilen, her türlü din özgürlüğünü veren ama dinin devlete egemen olmadığı bir ülkedir ve öyle kalacaktır. Herkes bunu böyle bilsin, bu anayasa değişikliği yapanların da kafasında böyle düşünceler varsa, tavsiye ederiz şimdiden vazgeçsinler. Buna izin vermeyeceğiz, bütün gücümüzle çalışacağız, bütün sivil toplum örgütleriyle beraber Türkiye’nin her yerinde işbirliği yapacağız ve halkın buna karşı tepkisini göstermesine yardımcı olacağız demokrasi içinde. Hiç kimse Atatürk’ün Cumhuriyeti’ni sona erdirip ikinci bir cumhuriyet kurdurmak yoluna gitmesin, bir din devleti kurdurmak yoluna gitmesin, Türk halkı buna izin vermeyecektir.

Sunucu: Slogan niteliğindeki bu cümlenizle birlikte çok teşekkür ediyoruz efendim bültenimize katıldığınız için sağ olun.

Öymen: Ben teşekkür ediyorum.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.