ART – Finlandiya Başbakanının COSAC Toplantısında Türkiyeyle İlgili Görüşleri Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ARTV’ye verdiği mülakat
21 Kasım 2006

Kuşkusuz. Finlandiya Başbakanının konuşmasına bakılacak olursa “hiç kimse” diyor “bu önerilerimize şimdiye kadar itiraz etmedi.” Yani Türkiye bile bu önerileri sineye çekebilir anlamı çıkıyor bu sözlerden. Bunlar çok ağır ifadelerdir. Yani Türkiye’ye bu kadar ağır bir baskı yapıldığının örneği çok az hatırlanıyor. Sizden önümüzdeki birkaç hafta içinde Finlandiya önerilerini kabul etmeniz bekleniyor. Aksi taktirde bunun çok ağır bir bedele mal olacağı, Türkiye’nin müzakere sürecinin bundan çok olumsuz etkileneceği mesajı veriliyor. Biz de ona karşı söz aldık. Ben söz aldım ve dedim ki, “bu konuda esas sorumlu olan Kıbrıs Rum tarafıdır. Eğer Kofi Annan Planına Kıbrıslı Rumlar Evet oyu verseydi bugün AB’nin gündeminde Kıbrıs sorunu hiç olmayacaktı. Ne tanıma sorunu olacaktı, ne gemiler, ne uçaklar…bütün sebebi bu sıkıntıların Rumların olumsuz oy vermelerdir. Şimdi onun bedelini Türkiye’ye ödetmek istiyorsunuz. Biz bunu kabul edemeyiz” dedim. “Ve üstelik Kofi Annan Planına Kıbrıslı Türkler Evet oyu verdikten sonra AB KKTC’ye ambargoların kaldırılması için karar aldı” dedim. “Şimdi siz o kararın hayat geçirilmesi için Türkiye’den ilave bir bedel istiyorsunuz. Bunu kabul edemeyiz. Üstelik çok ağır koşullarla çok ağır ifadelerle bunu istiyorsunuz. Size şunu söyleyeyim: biz Türklerin dış baskılar altında taviz verme geleneğimiz yoktur” dedim. Benden sonra söz alan bazı milletvekilleri mesela Hollandalı Van der Linden “siz” dedi “hiç haritaya bakmıyor musunuz? Türkiye’nin önemini görmüyor musunuz? Türkiye’ye bu kadar baskı yapılır mı” dedi. “Türkiye’yi dışlayabilir misiniz? Avrupa’nın da Türkiye’ye ihtiyacı var. Müzakere süreci mutlaka devam etmelidir” dedi. Sonra söz alan başka milletvekilleri hatta Kıbrıslı bir Rum bile beni kastederek “bu milletvekilin görüşünü paylaşıyorum” dedi. “Oyunun kurallarını değiştirmemeliyiz. Türkiye’ye de haksızlık yapmamalıyız” dedi. Yani onlar bile fark etti işin ne kadar ileri gittiğini. Biraz önce sizin haberinizde söz ettiğiniz Brok o da oradaydı benim yanıma geldi. “Bu kadar olmaz” dedi “bunun adı ültimatomdur” dedi. “Türkiye’ye bu kadar ağır ifadelerle müdahale etmenin adı ültimatomdur. Ve” dedi “ben bile bunu kabul edemiyorum. Basın açıklama yaptım” dedi “bu baskının aşırı derecede olduğunu belirttim” dedi. Şimdi en sonunda Finlandiya Başbakanı bir konuşma daha yaptı bana cevap vermek için ve orada daha yumuşak bir ton kullandı. “Gayet tabii” dedi “AB de yükümlülüklerini yerine getirmesi lazımdır.” “AB yükümlülüklerine yerine getirse zaten mesele kalmayacak.” Onun üzerine o da “Evet” dedi. “Yalnız Türkiye’den beklemiyoruz bunu AB’den de bekliyoruz. AB de görevini yapmalıdır” dedi. Ondan sonra da bir sonuç bildirisi hazırlandı. Sonuç bildirisinde işte Bulgaristan ve Romanya’nın üyeliğinden olumlu bir şekilde bahsediliyor. Bizim telkinimiz üzerine oturum başkanı dedi ki, “Türkiye’yle ve Hırvatistan’la müzakerelerin başlamasında memnuniyetimizi ifade ederim.” Hemen Fransız, Avusturyalı karşı çıktı buna. Düşünebiliyor musunuz? Yani müzakerelerin başladığından bahsedilmesini bile kabul edemiyor bazıları. Yani bu kadar Türkiye’ye karşı duygular içinde bazıları. Tabii bunun aksi yönde konuşanlar da oldu İtalyanlar, Hollandalılar filen ama ne yazık ki bazı ülkelerin Türkiye aleyhinde çok olumsuz bir hava içinde oldukları çok açıkça anlaşıldı. Bu birazda Türkiye’nin dış baskılara yeterince direnememesinden ve Türkiye’ye karşı bu dışlayıcı tavır izleyen ülkelere karşı tepki gösterememesinden kaynaklanıyor maalesef. Ümit ediyoruz ki Hükümet bu Finlandiya dönem başkanının baskılarına direnir ve boyun eğmez bu kritiklere. Ve AB’nin kendi aldığı kararı hayata geçirmesinden önce en küçük adım atmayacağı yolundaki tutumunu sürdürür. Aksi taktirde Türkiye gerçekten çok kötü duruma düşecektir. Baskılar karşısında boyun eğen bir ülke durumuna düşecektir.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.