SkyTürk – Ermeni İddialarına Karşı Hükümetin ve CHP’nin Ortak Çalışma Kararı

ONUR ÖYMEN

SKY TÜRK TELEFON BAĞLANTISI
21 MART 2005

Sunucu- Başbakan Tayyip Erdoğan ve Deniz Baykal sözde Ermeni soykırımına yönelik ortak çalışma kararı aldılar. Şimdide CHP mavi kitaptaki Ermeni tezlerini çürütmekle tanınan ABD’li tarihçi Justin McCarty’i Türkiye’ye getirdi. McCarty Baykal’la buluşacak, meclise bilgi verecek, konferanslar verecek. McCarty’le yapılacak çalışmalar Türkiye’nin tezlerindeki haklılığını ne kadar etkileyecektir efendim.
Onur ÖYMEN- Son derece önemlidir Sayın McCarty’nin Türkiye’ye gelişi ve burada yapacağı konuşmalar. Çünkü Sayın McCarty İngiliz arşivlerinde yaptığı çalışmalarda bu mavi kitabın dayanağını oluşturan bilgilerin savaş propaganda bürosu Velington House tarafından üretilen savaş yalanlarını olduğunu tespit eden en önemli bilim adamlarından biridir. O bakımdan bizim 90 yıldan beri haksız bir şekilde töhmet altında tutulmamıza en iyi cevabı verebilecek bilim adamlarından biridir. Başkaları da var. Amerikanlar var, Ruslar var. Başka ülkelerden bilim adamları da var. Ama biz bu haksızlıklara daha fazla tahammül edemeyeceğimizi artık dünyaya ilan etmek durumundayız. Bir milletin geçmişi, tarihi, şerefi böyle savaş yalanlarıyla uzun boylu suçlanamaz, karartılamaz, karalanamaz. Buna karşı Türkiye’nin mutlaka bir tavır koyması gerekiyor. Ve ümit ediyoruz ki, yakında TBMM olarak biz İngiliz avam kamarasına müracaat edip İngilizlerin bu belgenin, bu kitabın bir savaş propaganda kitabı olduğunu dünyaya ilan etmelerini isteyeceğiz. Bu konuda Sayın Başkanla Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal arasında görüş birliği oluştu. Önümüzdeki günlerde bunun uygulamaya geçirileceğini ümit ediyoruz.
Sunucu- ABD’nin bu yıl sözde soykırımla ilgili tavrında bir değişiklik seziyor musunuz efendim?
Onur ÖYMEN- Demin söylediğim gibi bir savaş yalanı üzerine imal edilmiş bir propagandanın ürünüdür bu soykırım iddiası. Amerika’nın buna itibar etmesi demek bu savaş yalanına sahip çıkması demek olur. Türkiye’ye karşı büyük bir haksızlık olur. O bakımdan biz Amerikalıların buna itibar etmeyeceğini ümit ediyoruz ve Türkiye’ye bir haksızlık yapmama karşılığında da bizden bir bedel istemeleri uluslararası ilişkilerin tabiatına aykırıdır. Uluslararası ilişkilerde alışveriş olur. Belli konularda karşılıklı tavizler verilebilir hatta. Ama ben size haksızlık yapmamam karşılığında buna şu tavizi verin demek uluslararası ilişkilerin etiğine ahlakına aykırıdır. Geçmişte de böyle girişimler oldu. Türkiye o zaman çok aktif bir çaba içindeydi. Bir proje yaptık. TÜSİAD’la ve dış politika enstitüsü Sayın Seyfi …………… dış politika enstitüsüyle birlikte 1,5 sene içinde 150 tane Amerikalı senatör kongre üyesi ve danışmanı getirdik Türkiye’ye. Türkiye’nin gerçeklerini, Ermeni meselesini anlattık. 1986-87 yıllarında ve o zaman aleyhimize bir soykırım kararı çıkabilecek iken bu çalışmalarımızın sonucunda hava değişti. O kadar değişti ki, Ermeni lobisinin bir numaralı sözcüsü olan bir Amerikalı milletvekili Türkiye’ye gelip bu temasları yapıp gerçekleri öğrendikten sonra Ermeni tezlerinin haksızlığını Amerikan kamuoyuna duyurmada birinci derecede rol oynadı.
Şimdi şu sırada hükümet böyle bir çalışma yapıyor mu pek bilmiyoruz, görmüyoruz ama Amerikan kongresiyle doğrudan doğruya bu tip temaslar yapmak, kongre üyelerine Türkiye’ye davet etmek son derece yararlı olur. Çünkü biz haklı olduğumuz bir davanın savunuculuğunu yapıyoruz.
Sunucu- Siz bazı tehdit unsurlarının uluslararası siyasi ahlaka uymayacağını söylüyorsunuz. Ancak ……………………. biliyorsunuz Ermeni soykırımı iddiası bu yılda tanınmayacak garantisi vermedi. Bakan yardımcısı bu garanti için Ankara’nın atması gereken adımlardan da söz etti. Bu noktada tehdit yok mu sizce?
Onur ÖYMEN- Bu son derece yanlıştır. Eğer kastedilen bir tanıtma faaliyeti ise bu doğaldır. Bunu zaten yapmamız lazım. Başkaları telkin etmese de yapacağız. Ama başka konuda bize taviz vermezseniz biz bir savaş yalanı üzerine bina edilen ve Türk tarihini karalamayı öngören bir girişimi destekleriz mesajı ise bu, bu Türk Amerikan ilişkilerine hiç yakışmaz ve gelecek açısından da Türk Amerikan ilişkilerinin geleceği açısından da çok ciddi sakıncalar doğurur. Hiç kimse unutmasın ki, büyük devletlerinde dostlara ihtiyacı vardır ve Türkiye’nin dostluğunu kaybetmek Amerika’ya çok şey kaybettirir. O bakımdan Amerikalı dostlarımızın böyle adımlar atmadan, hatta böyle demeçler vermeden iki kere düşünmelerini tavsiye ediyoruz. Dostlarınızı kaybetmeyiniz.
Sunucu- Sayın Öymen şimdi başka bir konuyla ilgili birkaç sorum olacak size. Türkiye’nin AB üyeliği konusunda AB’den değişik mesajlar geliyor biliyorsunuz. Avrupa parlamentosu başkanı ………………………… Kıbrıs 3 Ekim’e kadar tanınsın diyor. Türkiye’ye büyük destek veren Avrupa parlamentosundaki sosyal demokrat grubun başkanı Martin …………………’da Türkiye’deki gelişmelerin alarm verici olduğunu belirterek Kıbrıs’ın uluslararası çerçevede tanınmasını istiyor. Bunlardan Türkiye nasıl bir mesaj çıkarmalı sizce?
Onur ÖYMEN- Güney Kıbrıs’ın AB’ye üye yapılması AB’nin şimdiye kadar yaptığı en büyük hatalardan biri olmuştur. Çünkü uluslar arası hukuka aykırıdır Kıbrıs’ın Türkiye’den önce AB’ye üye olması Kıbrıs devletini kuran anlaşmalara aykırıdır. Bu bir. İkincisi Türkiye’nin Ankara anlaşması 1963 tarihli Ankara anlaşmasını Rumlara da teşmil edecek bir protokol imzalamasını bir baskı unsuru haline getirmekte son derece yanlıştır. Çünkü daha önceki AB genişlemeleri sırasında hiç kimse bize bu anlaşmanın biran önce imzalanması, onaylanması için baskı yapmadı. Tam tersine 10 yılı aşkın zamandan beri biz bu Ankara anlaşmasını o zaman üye olan Avusturya, Finlandiya, İsveç gibi ülkelerle imzalamadık. Kimsede bize imzalayın demedi. Şimdi birden bire karşımıza bunu bir ön şart olarak, bir baskı unsuru olarak çıkarıyorlar ve maalesef hükümet 17 Aralık’ta buna direnemeyerek yazılı bir taahhütte bulunmuş ve müzakerelerin başlamasından önce bu protokolü imzalayacağını söylemiştir. Şimdi bunun sıkıntısını çekiyoruz. Hükümet bundan kurtulmak için rezerv koymaya çalışıyor. Öyle anlaşılıyor. Biz bunu imzalarız ama Güney Kıbrıs’ı tanımış olmayız. Bu uluslararası hukuka aykırı. Tanımadığınız bir devletle bir protokol imzalarsanız bu onu fiilen tanıma anlamına gelir. Ama bundan kurtulmak için işte rezerv koyalım diyorlar. Belli ki, karşı taraf kabul etmiyor. Yazılı bir metin üzerinde anlaşalım diyorsunuz kabul etmiyorlar. Siz kendi kendinize ilan edin tanımadığınızı diyorlar. Bunu da kimse ciddiye almayacak. Yani Türkiye kendi kendini son derece sıkıntılı bir duruma düşürmüştür. Brüksel’de bu baskılara dayanamayarak.
Sunucu- Sayın Öymen son bir sorum olacak. Çok kısa yanıtlayabilirseniz. Süremiz çok daraldı efendim. AB’nin Ermeni soykırımı iddiaları konusunda Türkiye’nin canını sıkacak adımlar atabilir mi? Bu noktadan baktığınızda Hırvatlarla müzakerelerin başlatılmaması benzeri bir karar sözkonusu olabilir mi Türkiye için?
Onur ÖYMEN- Şimdi maalesef Avrupa parlamentosu evvelce bu soykırım iddialarını kabul eden bir karar almıştı. Avrupa komisyonunun 6 Ekim tarihli raporunda da açıkça 1915-1916’daki trajik olaylardan bahsediliyor ve bu konuda Türkiye ile Ermenistan’ın uzlaşmaya varması tavsiye ediliyor. Yani bu üstü kapalı bir şekilde bu soykırım iddialarını kabul edin anlamına geliyor. Ne yazık ki, bu raporu hükümetimiz o sırada Sayın Başbakan olumlu ve dengeli bir rapor olarak nitelendirdi. Bu gibi unsurlara itiraz edecek, hatta bunları inleyecek vakit bulamadan raporu benimsediğimizi söyledi. Bu bizi çok rahatsız etmiştir. Hala da etmektedir ve bu hakikaten sıkıntılı bir durum yaratmıştır. Netice itibariyle AB üyelerine de, ülkelerine de bu soykırım iddialarının bir savaş yalanı olduğunu Türkiye’nin çok iyi anlatması lazım. Çekinmeden anlatması lazım. Sadece tarihçilere bırakalım filan gibi sözlerle bu meselenin çözümlenemeyeceği anlaşılıyor. Bizim temas ettiğimiz Avrupalı bazı siyasi partiler ………………..
Sunucu- Evet CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’e veda ediyoruz. Teşekkür ediyoruz kendisine de sorularımızı yanıtladığı için.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.