Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

NTV – ABD Başkanlık Seçimleri Hakkında Mülakat
ONUR ÖYMEN
NTV
3 Kasım 2004
Sunucu- Hoşgeldiniz. Sanıyorum sizde NTV ekranlarından rakamları çeşitli eyaletlerden gelen sonuçları izliyorsunuz. Şuan itibariyle çok az bir farkla da olsa yani yüzde anlamında George Bush’un rahat sayılabilecek bir şekilde seçimi önde götürdüğü anlaşılıyor. Diyelim bu tablo tescil edildi ve bu şekilde devam etti sonuçlar ve George Bush seçimi kazandı. Siz Ankara’dan baktığınızda nasıl bir Amerika, nasıl bir dünya ve nasıl bir Washington Ankara ilişkileri öngörüyorsunuz?
Onur ÖYMEN- Şimdi tabi ki, bu seçimlerde karar verecek olan Amerikan halkıdır. Amerikan halkının demokratik bir şekilde vereceğe karara herkesin saygı göstermesi lazım. Ancak Amerika’nın dünyadaki konumu dolayısıyla bu seçim sonuçları bütün dünyayı etkileyecektir. O bakımdan Türkiye’yi de çok yakından ilgilendirecektir. Pek çok ülkeye nazaran Türkiye’ye etkisi belki daha büyük olacaktır.
Şimdi bir bütün olarak değerlendirdiğimiz zaman görüyoruz ki Başkan Bush’un geçmişte 4 yıllık tecrübesi var. Neyi nasıl yaptığı, yapamadığı ortada. Kerry’nin henüz böyle bir tecrübesi yok. O bakımdan Kerry bilinmeyen bir unsur. Eğer Kerry kazanacak olursa veya olsaydı gayet tabi ki onun nasıl bir politika izleyeceğini görecektik.
Şimdi Başkan Bush’un durumunu değerlendirirsek şunu görüyoruz. Bundan önceki seçimlerde 2000 yılında yaptığı kampanyada dış politika konularına hemen hemen hiç değinmemiş. Sadece bir füze savunma sisteminden bahsetmiş. Onun dışında terörizme hemen hemen hiç değinmemiş. Daha çok iç politika konularına yönelmiş. Amerika’da ekonomiyle ilgili, eğitimle ilgili, vergi sistemiyle ilgili, sosyal güvenlikle ilgili bazı vaatlerde bulunmuş. Bunların bir kısmını yapmış vergi indirimleri gibi, eğitim gibi. Bir kısmını yapamamış. Mesela sosyal güvenlik gibi. Bunlar Amerikanın iç politikasına yönelik hususlar. Ama dış politikada gerçekten başlangıçta fazla bir açık tutum sergilememiş. Fazla vaatte bulunmamış. Fakat 11 Eylül saldırılarından sonra ister istemez dış politika ve terörizm Amerikan politikasında ve başkanın gündeminde birinci önceliği belki aldı ve Bush dönemini değerlendirirken dış politika boyutuyla öncelikli değerlendirmek gerekiyor. Şimdi buna Türkiye açısından ve dünya açısından baktığımız zaman ve objektif bir değerlendirme yaptığımız zaman görüyoruz ki Bush döneminde Amerika’nın çok başarılı olduğu alanlar var. O kadar başarılı olamadığı alanlar var. Bazı sıkıntılı alanları var. Çok başarılı olduğu alan mesela NATO’nun genişlemesidir. NATO’nun genişlemesine başlangıçta Rusya çok itiraz ediyordu biliyorsunuz. Yeni bir gerginlik ortamı yaratılması sözkonusuydu. Fakat Amerikan yönetimi bu dönemde diğer NATO müttefikleriyle birlikte bu genişlemeyi başarılı bir şekilde sonuçlandırdı ve Rusya’yla ilişkileri bozmadan hatta ileri götürerek Rusya’yla Amerika arasında Rusya’yla NATO arasında daha yakın ilişkiler kurarak başarılı bir performans gösterdi. O bakımdan Bush’un dış politikası değerlendirilirken bu olumlu unsuru zikretmek lazım.
Sunucu- Sayın Öymen sözünüzü özür dileyerek kesiyorum. Burada kısa bir ara vereceğiz. Lütfen oradan ayrılmayın. Sizle de değerlendirmelerimiz devam edecek.
Senaryo üzerinde duruyorduk en son sizle konuşurken. Deyelim George Bush 4 yıllık bir süre için daha seçildi. Sizce Türkiye bu sonuçla daha önceden, yani 4 yıldır çalıştığı bir başkanla çalışmanın rahatlığını mı hissetmeli, yoksa Con Kerry kazansaydı belki Amerika’nın politikalarında ve belki içinde bulunduğumuz bölgeye ilişkin gelişmelerde daha bir rahatlamamı yaşanırdı? Sizin görüşünüz nedir?
Onur ÖYMEN- Bunu söyleyeceğim fakat programa uzunca bir ara verdiğiniz için deminde söylediğim unutulmuş olabilir. Bir cümleyle hatırlatayım. Başkan Bush’un başarılı olduğu, o kadar başarılı olmadığı ve sıkıntı yarattığı uygulamaları oldu dış politikada. Başarı örneği olarak NATO’nun genişlemesini ve Rusya’yla ilişkilerin iyileştirilmesini söylemiştim. Başarılı olunamayan yerler Ortadoğu sorunudur. Kitle tahrip silahları konusudur. Özellikle Pakistan ve Hindistan’ın bu dönemde bu silahlara kavuşmasıdır. Sıkıntı yaratan yerler terörizmle mücadele ve Irak konusudur. Her ne kadar yurt içinde Amerika başarılı olduysa da terörle mücadelede özellikle Afganistan’da ve Irak’ta başarılı sonuçlar alamadı şuana kadar.
Şimdi Türkiye açısından ne olur? Bizim açımızdan seçimi kimin kazanacağından önemli olan seçimi kazananın ne yapacağıdır. Şimdi burada bizim beklentimiz Amerika’da iş başına gelecek başkanın ilkeli bir tutum takınmasıdır. Başkan Bush terörle mücadelede çok büyük vaatlerde bulundu. Bütün terör örgütlerini dünyadan tasfiye edeceğini söyledi. Bizde kuvvetle destekledik. Ama bakıyoruz ki, uygulama öyle olmadı. Mesela Kuzey Irak’taki PKK’nın tasfiyesi konusunda Amerika bir adım atamadı.
Şimdi Amerikan başkanından beklediğimiz ilkeli bir politika izlemesidir. Şimdi Türkiye açısından ne sonuçlar verir? Eğer seçilecek başkan Bush olursa veya Kerry olursa ilkeli bir politika izlerse, gerçekten demokrasiyi bölgeye getirmeye çalışırsa, gerçekten bölgede barışı, istikrarı sağlayacak adımlar atarsa, gerçekten Türkiye gibi müttefiklerinin görüşlerini, beklentilerini dikkate alırsa gayet tabi ki biz bundan çok istifa ederiz, çok yararlı olur. Bölge istifa eder, dünya barışı istifade eder. Ama şimdiye kadar izlenen politikaları aynen sürdürülecek olursa bunun sıkıntı yaratmaya devam etmesi beklenir.
Bizim o bakımdan Amerikan başkanından beklediğimiz yeni bir başlangıç yapmasıdır. Şimdiye kadar olan gelişmeleri yok sayamayız. Bunları yeniden yaşamamıza imkan yok. Ama bundan sonra ne yapılabilir? Mesela Irak’a Ocak ayında mutlaka seçim yapılarak gerçek bir demokrasinin getirilmesi sağlanabilir. Bunun içinde daha öncede söyledik. Müslüman bir ülkede laiklik olmadan demokrasinin olmayacağını unutmayarak Amerika daha önceki söylemlerinden farklı olarak Irak’ta laik demokratik bir rejim kurulması için çalışabilir.
Türkiye’ye gelince; Türkiye’nin de bir ılımlı İslam ülkesi haline getirilmesi düşüncesinden vazgeçip laik, çağdaş, Atatürk’ün çizdiği çizginin doğrultusunda bir ülke olduğunun kabul edilmesi Amerika tarafından ve böyle bir Türkiye’nin bölgeye örnek olması düşüncesinin benimsenmesi çok yararlı olur. Onun dışında da Avrupa’yla ilişkilerinin iyileştirilmesi Türkiye’ye de yarar. Türkiye’nin AB üyeliğini Amerikanın desteklemesine çok teşekkür ediyoruz. Fakat bunu kamuoyu önünde yapmaktan ziyade ikili diplomatik ilişkilerle yaparsa daha faydalı sonuçlar vereceğine inanıyoruz. Özetle biz Amerika’nın Türkiye’nin dostu olduğuna inanıyoruz. Türkiye’yle Amerika arasında ortak menfaatlerin önemine inanıyoruz. Fakat bu menfaatlerin iki ülkenin de yararına sonuçlar vermesi için Türkiye’nin temel çıkarlarına da Amerika’nın daha fazla özen göstermesini bekliyoruz. Bunların başında da Türkiye’nin barış içinde yaşaması geliyor. 80 yılı aşkın bir süredir bu bölgede barış içinde yaşayan tek ülkeyiz. Böyle bir ülkeyi savaşa doğrudan veya dolaylı biçimde sokmaya çalışmak Türkiye’ye iyilik yapmak olmayacak. Amerikalı dostlarımızın bunu anlamasını bekliyoruz. Başka konularda, ekonomik konularda, ticari konularda Amerika’nın Türkiye’ye daha büyük destek sağlamasını, daha anlayışlı davranmasını bekliyoruz. Her halükarda şunu da bu vesileyle söyleyeyim ki, Amerika nasıl bir demokrasiyse Türkiye’de bir demokrasidir, iktidarıyla, muhalefetiyle. O bakımdan biz nasıl Amerika’da ve diğer ülkeler nasıl Amerika’da bütün partilere, bütün adaylara eşit uzaklıkta duruyorsak Amerika’nın da Türkiye’deki siyasi partilere eşit uzaklıkta durmasını bekleriz. Herkesin görüşünü dinlemesini ve o görüşe itibar etmesini, saygı göstermesini bekleriz.
Bu seçim sonuçları umarım ki, bütün bu alanlarda iyimserlik yaratacak imkanlar verecektir, olanaklar verecektir. Her halükarda Amerika bölgede İran’da veya başka bir ülkede umarız ki, yeni bir askeri harekata kalkışmayacaktır. Barışçı yöntemleri, diplomatik yöntemleri benimseyecektir. Uluslararası meşruiyet kavramına önem verecektir, öncelik verecektir. Irak’ta yaptığından farklı olarak uluslararası hukuka saygılı, müttefikler arasındaki dayanışmaya özen gösteren bir yaklaşım benimseyecektir. Eğer bunları yaparsa bu zannediyorum ki, Amerika’nın da çıkarına olacaktır, bölgenin çıkarına olacaktır, Türkiye’nin çıkarına olacaktır.
Sunucu- Sayın Öymen bu son sarf ettiğiniz cümleden hareketle bende bunu soracaktım. Hani yaptıklarımız yapacaklarımızın teminatıdır bir klişe laf vardır. Siz bugüne kadar 4 yıldır George Bush ekibinin ve bu ekibe hakim olan bu yeni muhafazakar denilen kliğin zihniyetini ya da bu ideolojinin bundan sonrası için herhangi bir yumuşamaya yöneleceğini ya da Ortadoğu’da bugüne kadar uyguladığı politikaları gözden geçireceğini umuyor musunuz? Dilediğinizi biliyorum ama böyle bir beklentiniz var mı?
Onur ÖYMEN- Şimdi yaşanan tecrübeler herkes için derslerle doludur. Amerikan Savunma Bakanı Rumsfeld Irak’tan asker çekebileceklerini söylüyor. Hatta çözüm olmadan da çekebileceklerini söylüyor. Eğer Amerika’da da izlenen katı politikaların Amerikan halkının çok da yararına olmadığı yolunda izlenimler giderek yaygınlaşıyor. Amerika dünyadan kendini tecrit etmeme ihtiyacını hissetmeye başlıyor. Müttefiklerin tepkilerini gördüler. Dünya kamuoyunun tepkilerini gördüler. Yani dünya ülkelerinde yapılan kamuoyu yoklamaları şimdiye kadar izlenen Amerikan politikasının tasvip edilmediğini gösteriyor. O bakımdan Amerika’nın bu tutumunu gözden geçirebileceğini düşünüyoruz. Bunun geçmişte de örnekleri var. Amerikanın geçmişte de izlediği politikaları gözden geçirdiğinin örnekleri var. O bakımdan biz umuyoruz ki, Amerika bundan sonraki dönemde sadece güce dayanan, önleyici strateji dedikleri, önleyici saldırı stratejisi dedikleri tabi saldırıya muhatap olmadan o ülkeye bir saldırıda bulunmak stratejisinden vazgeçmesinden ihtimali vardır. Yani bu politikayı aynen devam ettirdiği takdirde alınacak sonuçlar aynı sonuçlar olacaktır. Aynştayn şunu söylemişti. Aynı davranışların aynı sonucunu vermeyeceğini düşünenler akılsızlardır demişti. Amerika bugünkü politikaları izlerseniz sonuç alacağını gördü. Amerikan çocukları orada öldü savaş topraklarında. 10 binlerce Iraklı hayatını kaybetti. Yani bunu şuanda Amerika’nın başarı hanesine yazacak insan azdır. Müttefiklerle ilişkileri bozuldu.
Sunucu- Süremiz maalesef doluyor. Yanımıza katıldığınız için ve ………
Onur ÖYMEN- Biz gene de iyimserliğimizi muhafaza ediyoruz. Umuyoruz ki, bu seçimin sonunda akıl galip gelecektir.
Sunucu- Çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için ve değerlendirmelerinizi paylaştığınız için.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.