TRT2 – Başket Siyaset Programı, ABD’nin Felluce Operasyonu

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN

TRT 2

11 KASIM 2004

Sunucu- Merhaba başkent siyasette tekrar birlikteyiz. ABD’nin Irak’ın Felluce kentinde yürüttüğü geniş çaplı operasyon sürüyor. Bugünkü programımızda Amerikanın bu operasyonunun Irak’taki etkileri ve sonuçları üzerinde duracağız. Konuğumuz CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Onur Öymen. Hoşgeldiniz efendim.

Onur ÖYMEN- Hoşbulduk efendim.

Sunucu- Efendim hemen bu operasyonun doğuracağı sonuçlar açısından siz nasıl bakıyorsunuz bu operasyona?

Onur ÖYMEN- Bizim gördüğümüz kadarıyla Irak’ın Felluce kentinde büyük bir insanlık dramı yaşanıyor. İçinde yaklaşık 50 bin insanın yaşadığı bir kent havadan bombardıman ediliyor. Tanklarla yerle bir ediliyor ve pek çok insan belli ki, şu sıralarda orada hayatını kaybediyor masum insanlar. Şimdi bunun gerekçesi teröristlerin oraya sızmış olmalarıdır. Tabi ki, terörü kimse tasvip etmez. Terörle mücadelede Amerikanın sarf ettiği çabaları, gösterdiği inceliği, duyarlılığı biliyoruz. Ama şurası muhakkak ki, Felluce’de teröristlerle mücadele edeceğiz diye eğer siz sivil halkı tahrip edecek, sivil halktan pek çok insanın ölümüne yol açacak eylemlerde bulunursanız bunu uygar dünyaya anlatmanın hiç imkanı kalmaz. Bu büyük bir insanlık dramıdır. Bu ikinci dünya savaşında yaşanan Dresten şehrinde özellikle Almanya’da yaşanan havadan bombardımanları hatırlatıyor. Orada biliyorsunuz 10 binlerce insan bu bombardımanlar sonucunda hayatını kaybetmişti. Bugün bile bu hatırlanıyor ve tarihin karanlık bir sayfasına geçmiş bulunuyor. O bakımdan bizim Amerikalılardan beklediğimiz bu operasyonu derhal durdurmasıdır. Ve terörle başka yöntemlerle daha etkili ve sivil halkın hayatına zarar vermeyecek yöntemlerle mücadele etmesidir.

Sunucu- Efendim bu Felluce’de Amerikalıların operasyonu sizce yeni şiddet
dalgalarına da yol açabilir mi? Bu tepkiyi körükleyebilir mi?

Onur ÖYMEN- Şurası muhakkak ki, Amerika’nın bu eylemi Irak halkının Amerika’ya bakışını olumlu yönde etkilemeyecektir. Yalnız Felluce’de değil Irak’ın başka kentlerinde yaşayan Araplar, Müslümanlar, Sünniler, Şiiler ve diğerleri büyük bir tepki duyacaklardır. Kimsenin bunu içine sindirmesi beklenmemelidir. Öyle anlaşılıyor ki, Amerika’nın yeni yönetimi Irak politikasını gözden geçirerek daha barışçı yöntemler aramak yerine şiddeti arttırarak çözüme gitme yöntemini benimsemiştir. Bunun ne sonuç vereceğini göreceğiz. Fakat korkarız ki, bu Amerikalıların beklediği sonucu vermeyecektir ve Irak’ta barışı kazanma yolunda Amerikalılara yardımcı olmayacaktır.

Sunucu- Efendim Felluce’nin bir Sünni kendi olduğu biliniyor. Bu operasyonun nüfusun belli bir kesimini hedef aldığı duygusunun yayılmasını da çok tehlikeli sonuçlar doğurabileceği şeklinde yorumlar yapılıyor. Sizin görüşünüz ne?

Onur ÖYMEN- Şimdi bence bu Sünni, Şii veya etnik gruplara göre ayrım yapmak doğru değildir. Orada insanlar yaşıyor. Dini inancı ne olursa olsun, etnik kökeni ne olursa olsun insanlar yaşıyor. Bizimde tepkimizi buna göre yönlendirmemiz lazım. Yani bizim Irak’ta cereyan eden olaylara karşı tepkimizi insani düşüncelerle yönlendirmemiz lazım. Şimdi bakıyoruz Telafer kentinde Türkmenlerin yaşadığı bir kentte yönelik olarak Amerikanın hava bombardımanı olduğu sırada hükümet sert bir tepki gösterdi. Hatta Sayın Dışişleri bakanımız Amerika’yla ilişkilerimizi keseriz, işbirliğimizi keseriz dedi. Ama şimdi görüyoruz ki Felluce’de yaşananlara karşı Türkiye’nin tepkisi çok daha yumuşaktır. Yani biraz yasak savma kabilinden Amerikalılara sivil halka dikkat edin diye uyarıda bulunduk diyorlar. Aynı tepkiyi gösteremiyoruz. Yani orada yaşayan insanların Türkmen olmaması bizim tepkimizi değiştirmemeli, azaltmamalı. Orada yaşanlarda insandır. Tabi ki, Türkmenlerin korunması için her türlü tedbiri alacağız, tepkiyi göstereceğiz. Ama Türkmen olmayanların saldırıya uğramaları halinde de aynı tepkiyi insani değerlerimizin gereği olarak göstermemiz gerekiyor. Şu sırada orada büyük bir facia yaşanıyor, bir felaket yaşanıyor ve bunun uygarlık adına, insan hakları, demokrasi adına hiçbir gerekçeyle savunulması mümkün değildir.

Sunucu- Sözlerinizden Türk hükümetinin bu konuya yaklaşımının pek aktif olmadığı?

Onur ÖYMEN- Çok yetersiz buluyoruz. Hükümetin maalesef Irak konusundaki genel yaklaşımını çok yetersiz buluyoruz. Hala PKK’lıların etkisiz kılınmasını sağlayamamıştır. Yani Amerika ne kendisi yapıyor, ne Türkiye’nin yapmasına izin veriyor. O bakımdan PKK’lılar şimdi böyle bir özgürlük içinde. Diledikleri gibi Kuzey Irak’ta faaliyet gösteriyorlar, konuçlandırılıyorlar ve Türkiye’deki başladıkları eylemler için Kuzey Irak’ı bir lojistik üs olarak kullanıyorlar. Biz hiçbir şey yapamıyoruz. Üst düzeyde toplantılar yapıyoruz hiçbir sonuç alamıyoruz.
Kamyon şoförlerimiz, gene yeni şoförler öldürülmüştür Türk şoförleri. Bunlara karşı hiçbir şey yapamıyoruz. Yani diyor ki, Sayın Dışişleri bakanı efendim ilişkilerimizin kesilmesini mi istiyorsunuz? İlişkilerin kesilmesini istemiyoruz ama başka vesilelerle de söyledik. Şoförlerimizin boğazının kesilmesini hiç istemiyoruz.

Sunucu- Neler yapılabilir efendim?

Onur ÖYMEN- Efendim keseceksiniz, sınırda nakledeceksiniz Irak kamyonlarına. Yani üç kuruş ucuza mazotu oradan alıp bazıları Türkiye’de pahalıya satıp da para kazanacaklar diye 50′den fazla şoförümüzün, 60′a yakın şimdi şoförümüzün hayatının kaybedilmesine, öldürülmelerini biz maruz görebilir miyiz? Bunu ticaretin bir icabı gibi görebilir miyiz? Ticari bir risk olarak görebilir miyiz? Irak’a geçen bütün Türk şoförleri Rus ruleti onuyor. Akşam ne yapacağı belli değil. Dönüp dönmeyeceği  belli değil. Hayatları tehlikede. Şimdi bunlara karşı Türkiye’yi sadece biz uyardık ne yapalım diyebilir mi? Sizin vatandaşınız, sizin insanınız bunlar. O zaman sınırda malları Irak kamyonlarına nakledersiniz Türk şoförleri geri dönerler: Iraklıların kendi içinde bir mesele haline gelir bu. Ama Türk şoförlerini orada feda etmek gerçekten hiç aklın alacağı iş değil. Gayet tabi ki Iraklı şoförlerinde öldürülmesini istemeyiz. Iraklı şoförlere yönelik saldırılarında durdurulmasını istiyoruz. Aynı tepkiyi o zamanda gösteririz. Ama hiçbir ülke dünyada bile bile kendi vatandaşlarını ateşe atmaz güvensizlik ortamında. Onun için bizim burada hükümetten çok ciddi tedbir almasını bekliyoruz. Bakın defalarca söyledik. Hükümetten ses yok. 10 bini aşkın Kürt asıllı vatandaşımız Mahmura da mahsur durumdadır. PKK’lılar vaktiyle kaçırdı onları oraya. Şimdi bunların kurtarılması için hükümetin en küçük bir çabasını görmüyoruz. Onların beyni yıkanmıştır filan yani beyni yıkanmıştır diye vatandaşımızı fedamı edeceğiz. Ateş altında, bu tehlike ortamında orada yaşamalarına, teröristlerin etki alanında yaşamalarına izin mi vereceğiz? Hiçbir girişimimiz yok. Hiçbir girişimde bulunduğunu hükümetin duymuyoruz bu konularda. İşte onun için biz diyoruz ki, hükümet bu Irak konusunda daha aktif olmalıdır. Daha netice alıcı çalışma göstermelidir ve bu gibi insanlık dışı eylemler olunca Felluce’de şimdi yaşadığımız gibi mutlaka ağırlığını hissettirmelidir.

Sunucu- Filistin lideri Yaser Arafat’ın öldüğü bu sabah resmen açıklandı. 75 yıllık yaşamını Filistinlilerin özgürlüğüne adayan Arafat’ın ölümü. Filistin sorunu şimdi nasıl etkileyecek bu tartışılmaya başlandı. Aşırı dinci Hamas örgütünün bir açıklaması var. Arafat’ın ölümünün İsrail’e karşı saldırıları sürdürme kararlılıklarını arttıracağını açıkladı. İsrail Başbakanı Sharon’unda bir açıklaması var. Bugün yeni Filistin lideriyle barış diyalogunu canlandırmaya hazır olduğu mesajını verdi ve Arafat’ın ölümünün Ortadoğu’da tarihi bir dönüm noktası olabileceğini söyledi. Bu açıklamalar dışında sizce Arafat’ın ölümü Filistin sorununu nasıl etkiler? Çözüm daha mı kolaylaştı, yoksa artık daha mı zor?

Onur ÖYMEN- Şimdi Arafat’ın yerine onun gücüne sahip Filistin halkını etkileyebilecek aynı güce sahip bir başka liderin geçmesini temenni ediyoruz. Ancak bunun çok kısa vadede mümkün olamayacağını düşünüyoruz. O bakımdan önümüzdeki dönemde herkese çok büyük görevler düşüyor. Özellikle İsraillilere ve Amerikalılara önemli görevler düşüyor.

Şimdi şiddeti tahrik edecek davranışlardan mutlaka kaçınmaları lazım. Ama masum insanların hayatına kasteden saldırıları, bombalama eylemlerini Filistin kamplarına yönelik saldırıları mutlaka durdurmaları lazım. Filistin halkının demokratik yöntemlerle liderlerini seçmesine ve demokratik yöntemle seçilecek bu liderinde Filistin halkının çıkarlarını koruyan bir barış sürecini başlatmasına olanak tanımaları lazım. Amerika’ya da büyük görev düşüyor. Amerikanın da eşit davranması lazım Filistinlilerle İsrailliler arasında. Aksi takdirde Filistinliler nezdinde Araplar nezdinde hiçbir inandırıcılığı kalmaz Amerikanın. Yani lobilerine etkisiyle İsrail’in yanında sürekli yer alırsa Amerika o zaman barış sürecinde yeterince etkili olamaz.

Sunucu- Amerika tavrını değiştirebilir mi Arafat’ın ölümünden sonra?

Onur ÖYMEN- Amerikanın bazı konularda tavrını değiştirme yeteneğine sahip olduğunu gördük. Mesela bu Makedonya’nın isminin resmen tanınması kimsenin beklemediği, önemli, cesaretli bir adımdı. Şimdi buna benzer bir adımı Ortadoğu’da atabilir mi, Irak’ta atabilir mi? Şimdi Irak’ta bunun işaretlerini görmüyoruz. Ortadoğu’da daha hiçbir şey görmüyoruz. Sharon’un açıklamaları yeni bir başlangıç olabilir diyor. Böyle sözleri biz çok duyduk Ortadoğu’da. Buna benzer beyanları çok duyduk. Beyandan önemli olan eylemdir. Yani siz yeni lider seçilip de bir barış sürecinde aktif rol oynamaya başlayana kadar hiç değilse bütün saldırıları durdurabiliyor musunuz? Filistinlilere uyguladığınız ambargoları durdurabiliyor musunuz? Filistin halkına büyük bir ızdırap veren ve çalışma hayatına engel olan kısıtlamaları kaldırabiliyor musunuz?

Şimdi bunları yapmıyorsanız sadece böyle beyanlarla bu meseleye çözüm bulamazsınız. Tabi Filistin’deki şiddet yanlısı gruplara da görev düşüyor. Böyle daha birinci günden biz saldırıları devam ettireceğiz, savaşı sürdüreceğiz. ……………… tugayları zannediyorum benzeri bir açıklama yapmışlar. Şimdi bu yöntemler aslında barışa götürecek yöntemler değildir ve bunun vereceği sonuç şimdiye kadar olduğu gibi Filistin halkı içinde, İsrail halkı içinde kan ve gözyaşından başka bir şey değildir. Onun için biz bütün Filistinlilerin demokratik yöntemlerle barışçı çözüme ulaşılmasına olanak sağlamalarını bekliyoruz. Bunu temenni ediyoruz. Kendilerine bu yönde telkinde bulunuyoruz ve şunu da söylemek istiyoruz ki, Filistin’de mutlaka gerçek anlamda bağımsız demokratik bir devletin kurulmasına herkes olanak sağlamalıdır. Herkes buna saygı göstermelidir. Başta İsrail olmak üzere. Dünyayla ulaşımı olmayan, ticaret alanında kısıtlamalara maruz kalan, işsizlik oranı inanılmayacak derecede yüksek olan bir bölgede demokratik bir devlet yapısının oluşturulması gerçekten mümkün değildir. Biz Filistin’e vaktiyle gittik. Sayın Demirel’in   Cumhurbaşkanlığı sırasında Arafat’la da görüştük, başka yetkililerle de görüştük. Halkın durumunu gördük. Size tek kelimeyle özetleyeyim halkın durumu perişandır. Şimdi daha da kötüye gitti. Çünkü arada çok fazla saldırılar oldu, can
güvenliği hiç kalmadı. O zaman olmayan kısıtlamalar şimdi geldi. Şimdi daha  da  perişan olduğunu görüyoruz. Buna hakkımız yok. O bakımdan uluslararası toplumun Filistin meselesine daha duyarlı olmasını bekliyoruz. Avrupa  Birliğinin daha etkili olabileceğini düşünüyoruz. Filistin konusunda AB’nin tutumuyla Türkiye’nin tutumu örtüşüyor. O bakımdan Türkiye’nin AB ile Filistin konusunda daha yakın işbirliği yapmasının mümkün olduğunu düşünüyoruz.

Sunucu- Türkiye Filistin konusunda nasıl bir tavır izleyebilir? Yani Arafat’ın ölümü Türk dış politikasını etkiler mi?

Onur ÖYMEN- Gayet tabi ki Türkiye’nin içinde bulunan aşamada daha aktif bir politika izlemesi lazım. Türkiye’nin aktif bir oyuncu olması lazım. Bir seyirci olmaması lazım tribünde oturarak katkıda bulunamazsınız. Ne yapabiliriz? Mesela Norveç bir süreç başlatmıştı. Norveç’te Filistinlilerle İsrailliler buluşmuşlardı. Şimdi buna benzer bir süreci Türkiye niye yapamasın. Biz her iki tarafla da dostluk ilişkileri içindeyiz. Yakın ilişkilerimiz var. Niçin İsraillilerle Filistinlileri Türkiye’de biraraya getiremeyelim. Yeni seçilecek lideri en kısa zamanda Türkiye’ye davet etmek lazım. Onunla görüşmeler yapmak lazım. Türkiye’nin katkılarını anlatmak lazım. Ekonomik yardım lazım. Yani Türkiye’nin olanakları Filistin halkına gerçekten elle tutulur yardım sağlayabilecek düzeydedir. Bir takım yardımları yaptığımızı biliyoruz ama bunlar yeterli değil. Daha fazlasını yapabiliriz. Eğer durum sükunete kavuşursa ve çatışmalar durursa orada kurulacak bir BM barış gücüne Türkiye katkıda bulunabilir. Yani Türkiye’nin yapabileceği çok imkan var, çok katkı var. Bütün bunlar için politikamızı biraz daha aktif hale getirmemiz gerekiyor. Dışişleri bakanlığı bu konuda çok bilgilidir, çok birikimlidir. Bizim dosyalarımız çok sağlamdır. Bütün ayrıntılarını, özelliklerini biliriz bölgenin. O bakımdan bizim orada daha etkili bir politika uygulayabilmemiz için gerekli diplomatik altyapımız vardır. İşte biz şimdi Filistin konusunda hükümetten bütün bu olanaklarımızı akıllıca değerlendirmesini, aktif bir politika izlemesini bekliyoruz.

Sunucu- Çok teşekkür ediyoruz efendim programımıza katıldığınız için.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.