TV8, Türkiye’nin AB’ye Üyelik Süreciyle İlgili Mülakat

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI SAYIN ONUR ÖYMEN’İN 6 EYLÜL 2004 TARİHİNDE TV 8 KANALINA TÜRKİYE’NİN AB’NE ÜYELİK SÜRECİ KONUSUNDA VERDİĞİ MÜLAKAT

Sunucu- Soru duyulmuyor.

Onur ÖYMEN- Şimdi kısaca özetlemek gerekirse Türkiye’nin gerisine düşmemesi gereken çizgi tam üyelik çizgisidir. Açıkça yazılı biçimde veya dolaylı biçimde Türkiye’ye tam üyelikten daha geride bir statü kabul ettirmeye çalışmaları bizce tepkiyle karşılanmalıdır, kabul edilmemelidir. Sayın Başbakanın demin sözünü ettiğiniz Lomontta çıkacağı anlaşılan beyanının önemli bir bölümü doğrudur. Bizde onlara katılıyoruz o görüşlere. Yalnız iki şey söylemek istiyorum. Bir tanesi bu Kıbrıs’la ilgili beyanı yani BM bizden talep ederse savunmayı ve 17 Aralıktan sonra bunu düşünebiliriz gibi anlaşılabilir. Yani bu konuda hiç yanlış anlamaya yer bırakmayacak şekilde çok açık ve net bir tarzda demek lazımdır ki, Kıbrıs meselesi çözülmeden bizim Güney Kıbrıs’ı Kıbrıs Cumhuriyeti olarak tanımamız sözkonusu olamaz.

Çünkü bunu tanıdığınız zaman Kuzey Kıbrıs’ta da egemenlik iddiasında bulunan bir devleti tanımış olacaksınız. Yani Kuzey Kıbrıs toprağı üzerinde siz KKTC’nin egemenliğini tanıyorsunuz. Bu iki devletin aynı toprak üzerinde egemenliğini tanıyamayacağınıza göre bu sizi Kuzey Kıbrıs’ı tanımayı geri almaya götürür. Onun için bu konunun gündeme bile getirilmesine izin vermemek lazım. Dolaylı yazılarla dahi olsa buna karşı çıkmak lazım. Bu işin bir tarafı.

İkinci tarafı da yani diğer konularda tam üyeliğin gerisine gitmeme gibi konularda da şimdi söylenen sözlerin arkasında durmak lazım. Yani bunu söyleyip de arkasında duramazsanız çok sıkıntılı bir durumla karşılaşırız.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Şimdi bu konuyu demin söylediğimle bağlantılı olarak düşünmek lazım. Eğer siz emeğin serbest dolaşımını veya insanların serbest dolaşımını sürekli olarak kısıtlamalarını kabul ederseniz tam üye olmamayı da kabul ediyorsunuz demektir. Çünkü hiçbir AB üyesi ülkenin bu insanların serbest dolaşımı konusundaki hakları kısıtlanmamıştır. Bu çünkü AB’nin dört temel direğinden biridir. Bu hakkınızın sürekli olarak kısıtlanmasını kabul etmek tam üyeliğin altında ikinci sınıf bir statüyü kabul etmek demektir. Bu hiç yapılamaz. Üstelik burada dikkati çeken bir nokta var. AB komisyonunun raporunda bu konuda, yani raporun işlem bölümünde konseye emeğinin serbest dolaşımının, işgücünün serbest dolaşımının ve sürekli olarak kısıtlanabileceği tavsiyesinde bulunuyor. Oysa Hollanda’nın hazırladığı birinci taslak kağıtta bu bütün insanların, yani bütün Türk vatandaşlarının serbest dolaşımının sürekli olarak kısıtlanabileceği şeklinde yazılmış. Dün çıkan ikinci taslakta daha da ileri itilmiş. Yalnız insanların serbest dolaşımı değil bununla ilgili tarım ve bölgesel politikalar, sosyal politikalar konusunda da Türkiye’ye sürekli kısıtlamalar getirilebileceği belirtiliyor.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Evet bunu açıkça yazıyor. Ayrıca delegasyonlarda yapılabileceğini bütün bu alanlarda söylüyor. Yani delegasyon demek AB mevzuatından ve uygulamalarından sapma demek. Yani size farklı muamele demektir. Bunları içimize sindirerek masaya oturamayız diye düşünüyoruz.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Evet, ama birinci taslakta yoktu Avrupa dönem başkanlığının birinci taslağında yoktu delegasyon.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Şimdi eğer iktidar bu söylediklerinin arkasında durabilirse ve deminde dediğim gibi yani Güney Kıbrıs’ı da tanıyabileceği izlenimini vermeden çok açık bir tavır alırsa arkasında muhalefeti de bulur, meclisi de bulur, halkı da bulur ve büyük bir güçle çıkar ortaya. Ama bütün bunları söyledikten sonra bizim gördüğümüz bugünkü metni çok belki ufak tefek değişikliklerle içine sindirirse ve her şeye rağmen masaya oturuyorum bu koşullarda derse o zaman bu itibarını da kaybeder, yurt içinde de desteğini kaybeder. Dışarıda da gerçekten sözünün arkasında duran bir hükümet olmadığı izlenimi uyandırır.

Sunucu-

Onur ÖYMEN- Ben teşekkür ediyorum efendim, iyi akşamlar.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.