TRT2, Başkent Sohbetleri, Filistin-Kerkük

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN“BAŞKENT SOHBETLERİ”NE KONUK OLDU.

-FİLİSTİN’DE ÖLDÜRÜLENLERİN YÜZDE 38’İ 15 YAŞINDAN KÜÇÜK, ÇOCUKLARDAN İNTİKAM ALINIYOR.

-FİLİSTİN’E DESTEK BEYANAT VERMEKLE OLMAZ, SAYIN BAKAN KUŞATILMIŞ DURUMDA BULUNAN ARAFAT’I EVİNDE ZİYARET ETMELİDİR.

-KUZEY IRAK’TA, KERKÜK’TE, SÜLEYMANİYE’DE TEMSİLCİLİKLER AÇILACAKTI, BU TEMSİLCİLİKLERİN AÇILMAMASI EKSİKLİKTİR.

-TÜRKİYE BÖLGE ÜLKELERİYLE MASAYA OTURDUĞUNDA ABD’NİN TRUVA ATI VE SÖZCÜSÜ GİBİ GÖZÜKMEMELİDİR.

-NATO ZİRVESİNDEN BİRGÜN ÖNCE SOSYALİST ENTERNASYONAL CHP’NİN EV SAHİPLİĞİNDE İSTANBUL’DA TOPLANACAK VE TÜM SORUNLARI DEĞERLENDİRECEK.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen,  “İsrail saldırısı sonucu Filistin’de öldürülenlerin yüzde 38’i 15 yaşından küçük. Çocuklardan intikam alınıyor. Bu gelişmeler ışığında Filistin’e destek beyanatla olmaz.  Arafat evinde kuşatılmış bulunuyor. Dışarı çıkamıyor. Dışişleri Bakanı Arafat’ı evinde ziyaret etmelidir” dedi.

TV-8’de yayınlanan “Başkent Sohbetleri” programına katılan Öymen, Kuzey Irak’ta Kerkük’te, Süleymaniye’de açılacak denmesine rağmen, hala temsilcilik açılmamasını eksiklik olarak değerlendirdi.  Öymen Başkent Sohbetleri’nde şunları söyledi;

Sunucu- Başkentten merhaba. Hoşgeldiniz efendim.

Onur ÖYMEN- Hoşbulduk efendim.

Sunucu- Salı günü TBMM’de genel görüşme isteniyordu olmadı. Ama ön görüşmelerde de gerçekten güzel şeyler söylendi. Siz söylediniz, Sayın Elekdağ söyledi, Sayın Dışişleri Bakanı söyledi. AKP yetkilileri konuştular, milletvekilleri konuştular. Tablo aslında ortada zaten. Medyamız o konuda görevini eksiksiz yerine getiriyor. Neden ama dün bir genel görüşme yapılamadı. Neden sadece ön görüşmelerde kaldı.

GÖRSEL MEDYA TAMAM DA…
Onur ÖYMEN- Şimdi sondan başa doğru gidersek medyamız görevini eksiksiz yapıyor derken, tabi eğer görsel medyayı kastediyorsanız bende sizinle aynı kanaatteyim. Ama bizim dikkatimizi çeken şu oldu. Türkiye için bu kadar önemli bir genel görüşmenin ön görüşmesi yapıldı Meclis’te ve bakıyorsunuz bazı büyük basında bir satır yok. Bazılarında iktidarın söyledikleri uzun uzun anlatılıyor. Muhalefetten bir cümleyle bahsediliyor. Biz TBMM’de yaptığımız basın toplantısında basının bir bölümün bu tavrını ayıpladığımızı söyledik. Gerçekten biz orada bir kamu görevi yapıyoruz. Meclis’te halkın seçtiği insanlar olarak halkın görüşlerini anlatmaya çalışıyoruz. Bir başka kamu görevlisi olan basının bir bölümü ise bunu görmezlikten geliyor. Bunu ayıplıyoruz. Bu utanç verici bir durumdur Türk basını için ve Türkiye’deki basın özgürlüğü için. Halkın haber alma özgürlüğüne saygılı bir davranış değildir. Önce bunu söyleyelim.

AKP’DE GENEL GÖRÜŞME İSTEDİ AMA AKP’LİLER OY VERMEDİ, BU TUTARSIZLIK…
Gelelim genel görüşmeye, niye olmadı? Çok tuhaf bir durum. Çünkü biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak bir genel görüşme önerisinde bulunduk. Irak’taki bu hapishanelerde işkence olayları, ona bağlı insanlık dışı olaylar ve onun dışında Filistin’deki durumu da dikkate alarak Adalet ve Kalkınma Partisi Grubu da bizimkine benzer aynı yönde bir öneride bulundu. Onlarda genel görüşme açılmasını istediler. Fakat sonra baktık oylamaya geçtiğimizde AKP milletvekilleri genel görüşme açılmasına aleyhine oy kullandılar. Yani kendileri genel görüşmeyi istiyor, kendileri aleyhinde oy kullanıyor. Bu büyük bir çelişki, yani bir tutarsızlık doğru isterseniz.

Sunucu- Nereden kaynaklanmış olabilir?

Onur ÖYMEN- Nereden kaynaklanıyor? Demek ki, bu konuların ayrıntılı olarak görüşülmesinden rahatsızlık duyuyorlar. Belki bazı ülkelerin incineceğinden, rahatsızlık duyacağından endişe ediyorlar. Belki bazı telkinlerde olmuştur kendilerine bilemeyeceğim. Ama neticede bu genel görüşme önerisinin reddedilmesi TBMM’nin tarihinin parlak sayfalarından biri olmayacaktır doğrusunu isterseniz.

BU ŞİDDET DURMAZSA, IRAK’TA BUGÜNKÜNÜ ARATACAK GELİŞMELER OLABİLİR, BİR İÇ SAVAŞ GÜNDEME GELEBİLİR…
Şimdi işin esası çok önemli. Çünkü burada bizim komşumuz olan bir ülkede çok ciddi insan hakları ihlalleri oluyor. Uluslararası anlaşmalara aykırı bu davranışlar. 1949 tarihli Cenevre sözleşmeleri var. Savaş zamanında sivillerin korunmasına dair bunun çok açık bir ihlali. Bunları anlattık. Bunların mutlaka durdurulması lazım. Bu şiddet durmazsa bugünkünü aratacak gelişmeler olabilir Irak’ta. Bizim korkumuz Irak’ta bu gelişmelerin bir iç savaşa yol açmasıdır açıkçasını söyleyelim. Bunu birkaç gün önce Ürdün devlet başkanı da söyledi. Ürdün Kralı da söyledi. Biz bunu daha öncede söylemiştik. Şimdi bundan çok endişe ediyoruz.

ÇOCUKLARDAN İNTİKAM ALINIYOR…
Ortadoğu’daki gelişmeler aynı şekilde büyük bir insanlık suçu haline dönüşüyor. Düşününki Filistin’de öldürülenlerin %38’i 15 yaşından küçük çocuklar. Çocuklardan intikam alıyorsunuz. Bu olacak iş değil. Şiddet, şiddet doğuruyor. Yani siz bize karşı şiddet uygulamıştınız bizde size bunun karşılığını misilleme yaparız. Bizde sizin çocuklarınızı, kadınlarınızı öldürürüz. Mesaj bu.

BAKAN ARAFATI EVİNDE ZİYARET ETMELİ…
Şimdi bu çok yanlış, çok tehlikeli bir mesaj. Filistin’in seçilmiş lideri Arafat evinde hapsedilmiş vaziyette. Yani kuşatılmış durumda. Dünyaya çıkamıyor. Kimse gidip bunu ziyaret etmiyor. Şimdi onun için dedik ki, Türkiye oturup da böyle mesaj vermekle, beyanat vermekle görevini yapmış olamaz. Dışişleri bakanı kalkıp, gidip bizzat Arafat’ı evinde ziyaret etmesi lazım. Türk halkının, meclisinin duygularını açıklaması lazım. Şimdi bütün bunlar için meclisinde bir ortak tepki ortaya koyması lazım dedik bir metin hazırladık. Bu metin üzerinde müzakere ettik AKP yetkilileriyle. Çok tuhaf bir şey size söyleyeceğim. Her şey üzerinde anlaştık. Onlar bizim metne bir iki ilave getirdiler. Bunları anlaştık. Niçin yayınlanmadı?

BİR KELİME, LAİKLİK KELİMESİ YÜZÜNDEN BİLDİRİ YAYINLANMADI.
Bir kelime yüzünden. O da laiklik. Yani biz bu Irak’ın gelecekteki rejimin seçilmiş iktidarın ilerde yapacağı Anayasanın laik ve demokratik bir Anayasa olmasını önerdik ve iktidar laik kelimesine karşı çıktı. Ve biz dedik ki, laiklik olmadan Müslüman bir ülkede demokrasi olmaz.

İşte Türkiye örneği dünyada bunun için tektir dedik. Niçin 56 Müslüman ülkede başka hiçbiri çıkmadı demokratik ülke olarak. Çünkü laikliği kabul etmediler ondan. Eğer Irak’ı demokrasi haline getirmek istiyorsanız laiklikle bu olur dedik. Hayır dediler. Bize açıkça söyledikleri bizim kanaatimizce laiklik olmadan da bir Müslüman ülke demokrat olabilir diyorlar. Bu bizim yıllardan beri savunduğumuz dünya görüşüne aykırıdır. O bakımdan bu bildiri yayınlanamadı. Bunu da bir eksiklik olarak görüyoruz.

Sunucu- TBMM böyle bir bildiriyi yayınlayamadı. Ama Başbakan Erdoğan İsrail enerji bakanına Türkiye’nin görüşünü çok net ve hafifte sert bir şekilde iletti. Sert bir üslupla iletti. Diğer taraftan da bir Türk şirketi İsrail’le ortak bir enerji işine başladı diyebiliriz. İşte onunla ilgili görüşmeler zaten vardı o da sonuçlandı.

Onur ÖYMEN- Şimdi bunu sadece Türkiye’nin davranışı olarak görmemek lazım. Yani aksini yapsaydı ters bir duruma düşecekti. Çünkü şimdiye kadar İsrail’i eleştiren bütün kararları veto eden Amerika Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinde ilk defa olarak Amerika bile veto etmedi. Çekimser kaldı. O bakımdan yani bu Sayın Başbakanın sözlerini dünyadaki genel gidişe ters düşmeme eğilimi gibide yorumlamak kabildir. Yani bugün İsrail’de bu yapılanları mazur görecek, hafife alacak, onu görmezlikten gelecek hiçbir hükümet yok. Yani Türkiye kalkıp da bunu söyleseydi diğer bölge ülkelerinin, Arap ülkelerinin, Müslüman ülkelerinin yüzüne bakacak halimiz kalmazdı. Yani o bakımdan bunu söylemesi birazda şartların zorunlu kıldığı bir durumdur. Ama doğrudur. Yani bunu eleştirmesi doğrudur.

Bizde aynı şeyi yaptık. Bizim Parti Meclis yönetim kurulumuz, daha doğrusu parti Merkez Yönetim Kurulu bir açıklama yaptı. Bunu üzerine İsrail büyükelçisi beni ziyaret etti ve ona da açıkça bu tepkimizi gösterdik. Dedik böyle olmaz. Bu insan hakları meselesidir. Şiddetin başka bir şiddeti haklı göstermesini kabul etmeyiz. Ama size yönelik şiddet hareketlerini de kınıyoruz. Bunu mecliste de söyledik. Yani bir
İSRAİL’Lİ KADININ 4 ÇOCUĞUYLA ÖLDÜRÜLMESİNİ DE TASVİP ETMİYORUZ.
İsrailli kadının dört çocuğuyla birlikte öldürülmesini de biz tasvip etmiyoruz. Onu da kınıyoruz. Kimden gelirse gelsin, kime yönelik olursa olsun, sebebi ne olursa olsun biz bütün şiddet eylemlerini, bütün terör eylemlerini kınıyoruz. Bizim parti olarak, Cumhuriyet Halk Partisi olarak politikamız budur.

Sunucu- Şimdi Irak’a gelelim. Irak bir belirsizliğe doğru gidiyor gibi bir görüntü var. Sizde bunun altını çiziyorsunuz. Bush’un son bir çalışması vardı. Irak’ta işte böyle bir takvim ortaya koyarak. Fakat daha öncesinde bu takvimden daha önce Türkiye’yi de çok yakından ilgilendiren bazı toplantılar, bazı zirveler olacak. Ne bunlar? 8 – 10 Haziran’da G8 zirvesi düzenlenecek. Başbakan Erdoğan’ında katılacağı açıklandı. Buna Mısır ve Arap ülkeleri katılmıyor. Haziran ayı sonunda İstanbul’da NATO zirvesi olacak. Bu ay içinde İngiltere Başbakanı Türkiye’ye geldi. Bir takım taleplerde bulunduğu riayet ediliyor. Bütün bunları böyle bir biraraya getirdiğimizde Irak’taki karışıklıkları da buna eklediğimizde nasıl bir tablo var önümüzde diye sormak lazım.

NATO ZİRVESİNDEN BİR GÜN ÖNCE SOSYALİST ENTERNASYONAL CHP’NİN EV SAHİPLİĞİNDE İSTANBUL’DA TOPLANACAK.
Onur ÖYMEN- Şimdi bu toplantılar. Dolayısıyla sizin zikretmediğiniz önemli bir toplantı daha var. NATO’dan bir gün önce Cumhuriyet Halk Partisinin ev sahipliğinde sosyalist enternasyonalde İstanbul’da bir toplantı yapacak. Muhtemelen bu konular orada da gündeme getirilecek.

Şimdi bu toplantılarda ne görüşülecek, ne yapılacak? Bunları ele alırken şunu görmek lazım. Amerika ne yapmak istiyor? Amerika ve İngiltere Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyine bir tasarı sundular. Bir karar tasarısı sundular. Şimdi orada gördüğümüz kadarıyla hedefleri Amerika’nın ve İngiltere’nin çekilerek yerine bir Birleşmiş Milletler Barış Gücü göndermesi değil. Amerika ve İngiltere’ye takviye olarak bir barış gücü talebi ön plana çıkıyor. Şimdi bunu istikrara, barışa götürecek bir yol olarak pek görmüyoruz açıkçasını söylemek gerekirse. Oradan Amerikan ve İngiliz birliklerinin çekilerek Irak’ta güvenliğin Irak’la doğrudan doğruya menfaat ilişkisi içinde olmayan, Irak’a komşu olmayan ülkelerin askerlerinden oluşacak bir barış gücü tarafından sağlanmasının daha isabetli olacağını, halkın tepkilerini azaltacağını, koalisyon güçlerine ortak olmamış onlarla birlikte orada askeri hareket yapmamış ülkelerin birliklerinin ….

Sunucu- Ülkeyi işgale gelmemiş ülkelerden ….

Onur ÖYMEN- Gelmemiş ülkelerden olmasının çok büyük faydası olduğunu düşünüyoruz biz. Bunun dışında eğer biz orada kalacağız. Yine biz etkili olacağız. Bizim askerlerimiz her şeyi tayin edecek ama başka ülkelerinde Birleşmiş Milletler bayrağı altında askerleri bize yardımcı olacak, bizi takviye edecek derseniz bunun sonuca götürme şansı az olur diye düşünüyoruz.

Sunucu- Şimdi Amerika Birleşik Devletlerinin Türkiye’den önümüzdeki döneme ilişkin bazı taleplerde bulunduğu yönünde belgeleriyle birlikte Cumhuriyet gazetesinde Mustafa Balbay’ın haberi gündemde biliyorsunuz. İşte önce bu yalanlandı Amerikanın dışişleri tarafından, fakat sonra dışişleri böyle bir görüşmenin yapıldığını ama askeri yetkililer tarafından yapıldığını söyledi. Şimdi bunu da gözönüne alırsak ve ABD’nin o meşhur Büyük Ortadoğu Projesi, İkinci İskender Bush projesi diyorum ben ona. Bunu da gözönüne alırsak Türkiye’nin kendisine nasıl bir yön, nasıl bir yol çizmesi gerekiyor.

Onur ÖYMEN- Şimdi bir kere önce Sayın Balbay’ı kutlamak lazım bu başarılı gazetecilik çalışması dolayısıyla. Gerçekten önemlidir bu haber. Şimdi öyle anlaşılıyor ki, Amerika bölgede yeni bir arayış içindedir. Buradaki varlığını, etkinliğini sürdürmek için Türkiye’den bir destek arayışı içindedir. Bu destek arayışının içinde yeni üsler olabilir. Askeri mevcudiyetini Türkiye’de bulundurmak olabilir, lojistik destek olabilir. Buna benzer başka girişimler olabilir.

Şimdi burada Türkiye’nin dikkat etmesi gereken iki unsur var. Bir tanesi Amerika Türkiye’nin dostudur. Amerika Türkiye’nin müttefikidir. Biz NATO çerçevesinde Amerika’yla uzun yıllardan beri yakın işbirliği yapıyoruz. Bunu yaparken de ortak savunma, ortak güvenlik çıkarlarımızı gözönünde bulundurarak bunu yapıyoruz ve daha çok NATO çerçevesinde düşünerek yapıyoruz. Şimdi bu bir iş. Ama bir başka iş var. O da Türkiye aynı zamanda bir bölge ülkesi ve biz bütün bölge ülkeleriyle karşılıklı güvene dayanan ilişkiler sürdürüyoruz.
TÜRKİYE BÖLGE ÜLKELERİYLE MASAYA OTURDUĞUNDA ABD’NİN TRUVA ATI VEYA SÖZCÜSÜ GİBİ GÖZÜKMEMELİ…
Türkiye çok uzun yıllardan beri bu iki ilişkisini, yani Amerika’yla, NATO’yla ilişkilerini NATO üyeliği çerçevesinde ve bölge ülkeleriyle komşuluk ilişkilerini, dostluk ilişkilerini çok nazik, çok hassas ve başarılı bir denge içinde yürütmüştür. Şimdi Türkiye Amerika’nın özellikle bölgeye yönelik Irak harekatından sonra askeri hedefleri büsbütün ortaya çıktıktan sonra Amerika’nın bir ileri karakolu görümüne girerse bence şimdiye kadar izlediği hassas dengeleri bozmuş olur, zedelemiş olur. Türkiye bölge ülkeleri tarafından Amerika’nın bir truva ata gibi gözükmemelidir. Tüm bu bölge ülkeleriyle biz bir masaya oturduğumuz zaman herkes bilmelidir ki, biz Amerika’nın sözcüsü olarak konuşmuyoruz. Türkiye olarak konuşuyoruz. Türkiye’nin görüşlerini, Türkiye’nin değerlendirmelerinin hikayelerini anlatıyoruz. Yoksa masaya Amerika oturamadığı için biz Amerika’nın sözcüsü gibi oturup da Amerikan menfaatlerini savunuyor değiliz. İşte bu dengeyi bu hükümetin ne dereceye kadar koruyabileceğinden kuşkularımız var.

Şimdi diyorlar ki, bunu biz yapmıyoruz askerler yapıyor. Şimdi askerler hükümetin emrindedir. Yani asker başka bir devlet değil. Devlet içinde devlet değil. Askerlerin hükümetin bilgisinin dışında böyle temaslar yapmaları sözkonusu bile olamaz. Mutlaka hükümetin bilgisi içinde yapıyorlardır. Hükümete bilgi veriyorlardır. Ama siz hükümeti bu işin dışında tutup da teknik bir iştir askerler görüşsün diyemezsiniz. Çünkü bu siyasi konudur. Yani sonuçları itibariyle bir siyasi konudur, oluşumu itibariyle bir siyasi konudur.

DIŞİŞLERİ BAKANI BİR YILI AŞKIN ZAMANDAN BERİ KOMİSYONA GELİP BİLGİ VERMEDİ
Eksiklik nerede? Eksiklik şurada; bu kadar önemli konular mutlaka mecliste görüşülmeli. Bakınız ben Meclis Dışişleri Komisyonu üyesiyim. Bu konular bize hiç gelmiyor. Yani bu konular gelmeyecekse dışişleri komisyonuna hangi konu gelecek. Dışişleri komisyonu ne işe yarar. Biz daha öncede söyledik. Yani bir küçük sitemimizi dile getirdik. Dışişleri bakanı bir yılı aşkın zamandan beri bir kere gelip de bilgi vermedi dışişleri komisyonuna herhangi bir konuda. Savaş tehlikesinden geçtik. Irak’ta, Kıbrıs’ta önemli gelişmeler var. Avrupa Birliğinde hayati konularımız var. Bir kere gelip de bu konulardan biri hakkında uzmanlarından bilgi verip bizim sorularımızı cevaplandırma yoluna gitmedi. Bunu kınıyoruz, bunu eleştiriyoruz doğrusunu isterseniz. Hiçbir demokratik ülkede böyle bir şeyin örneğini göremezsiniz.

Sunucu- Mustafa Balbay’ın yazısında da, haberinde de zaten askeri yetkililerle yaptığı görüşmelerde askerlerinde bunun bir siyasi karar olduğu, bu kararı da meclisin verebileceğinin altını çizdiği yer alıyor.

Şimdi iki önemli konu daha var. Aslında bir önemli konu daha var. İsterseniz hemen onu bir sorayım. Kuzey Irak’ta işte o Talabani, Barzani ikilisiyle Türkiye arasındaki işte bu Amerikanın müdahalesiyle birlikte başlayan soğukluk yavaş yavaş tekrar bir ısınmaya doğru gidiyor şeklinde haberler var. Hatta işte kurulacak bir Kürt devletine Türkiye’nin ağabeylik yapması şeklinde bu formüle ediliyor. Nasıl karşılar Cumhuriyet Halk Partisi böyle bir yapılanmayı?

Onur ÖYMEN- Şimdi basında bu konuda yer alan haberleri iki yönde de yer alan haberleri dikkatle değerlendirmek lazım. Bir kısmı belki belli amaçların sonucu olarak basına yansıtılan, belki Kuzey Irak’taki bazı iç dengelerin bir gereği olarak basına yansıtılan bazı görüşlerdir. İşin gerçeği şu; biz Kuzey Irak’taki bazı Kürt liderlerle görüştük. Behram Salih mesela orada başbakan konumundaki. Bizimle temas etmek istedi. İki ay kadar önce Madrid’deki sosyalist enternasyonal toplantısında benimle uzun bir görüşme yaptı. Orada şu izlenimi aldık ki, Kuzey Irak’taki Kürtler Amerika’nın bir gün bölgeden ayrılacağını biliyorlar ve bütün yumurtalarını aynı sepete koymak istemiyorlar. Amerika ayrılırsa bölgeden kendilerinin başka gurupların husumetini çekebileceklerinden endişe ediyorlar. Yani dikkat ediyorsanız bugün Irak’taki şiddet eylemleri ya koalisyon güçlerine karşıdır veya onları destekleyen Iraklılara karşıdır. Polis vs. filan gibi. Geçici yönetim konseyi üyeleri gibi. Ama Irak’ı destekleyen güçlerden biride Kürtler orada. O bakımdan öyle zannediyorum ki, Amerika’nın gitmesinden ciddi çatışmalardan da endişe ediyorlar diğer guruplarla Sünnilerle, Şiilerle.

Sunucu- Türkiye’nin himayesini mi istiyorlar?

Onur ÖYMEN- Diğer komşu ülkeleri birlikte değerlendirdikleri zaman en güvenilir ülkenin Türkiye olduğu kanaatini taşıyorlar. O yüzden Türkiye’yi rahatsız edecek, Türkiye’nin temel çıkarlarına zarar verecek bir politika izlemekten de kaçındıkları izlenimini bize veriyorlar. Bağımsız bir devlet kurmak gibi, oradaki Türkmenlere eziyet etmek gibi vs. Belli ki, Türkiye’nin, Türkiye’yi karşılarına almanın kendileri için akıllıca bir iş olmadığını anlamış gözüküyorlar. Bunu ne kadar sürdürürler, kendi aralarındaki dengeler buna ne kadar müsaade eder bu bilinmez. Ama burada Türkiye’nin yapması gereken var.

Sunucu- Nedir?

KUZEY IRAK, KERKÜK VE SÜLEYMANİYE’YE TEMSİLCİLİK…
Onur ÖYMEN- Biz mecliste söyledik. Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye zaten vaatte de  bulunmuş. Demiş ki, biz Kerkük’te ve Süleymaniye’de birer diplomatik temsilci kılacağız. Niye açmadınız? Güvenlik nedeniyle açmadıysanız biz dedik ki, Bağdat daha mı güvenilir? Bağdat’ta diplomatik temsilciliğimiz var. Her gün orada bombalar patlıyor, olaylar çıkıyor. Tabi ki, biz diplomatlarımızın güvenliğinin etkili kontrol altına alınmasını isteriz. Sağlanmasını isteriz. Bunu yapacak durumda Türkiye. Ama Kosova’da diplomatik temsilciliğimiz var. Orası da bağımsız devlet değil. Kuzey Irak’ta yok, Kerkük’te yok, Süleymaniye’de yok. Bunu eksiklik olarak görüyoruz. Yani Türkiye orada varlığını hissettirmeli. Bütün bu guruplarla her gün temas edeceksiniz. Her gün konuşacaksınız. Sizin görüşlerinizi onlar bilecek. Siz onların havasını Ankara’ya yansıtacaksınız. Oradaki temsilciliklerimiz olarak Ankara’da değerlendirilecek. Yani ağırlığı olan devlet böyle yapar. Maalesef bizim hükümetimiz bu konuda da biraz çekingen davranıyor.

Sunucu- Bir dakikalık bir süremiz kaldı. Afganistan’a da girmek istiyorum ama onu artık bir başka programa saklayalım. Kıbrıs’ta dün Güneyden Kuzeye geçişlerde pasaport ve AB vatandaşlarına tabi ki sadece Güney Kıbrıs’a değil. Yani artık Kıbrıs Cumhuriyeti biliyoruz. Rumları değil, Avrupa Birliği vatandaşlarına da pasaportsuz geçiş hakkı tanındı. Bunu nasıl değerlendirmek lazım. Bana biraz garip geldi çünkü.

EGE’DE KARASULARI 9 MİLE ÇIKTI MI ÇIKMADI MI?
Onur ÖYMEN- Doğrusunu isterseniz bunun sebebini bizde tam anlamış değiliz. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetiyle Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler veya Rumlar arasındaki ilişkiler böyle bir tek taraflı aşk durumuna dönüştürülmemelidir. Uluslararası ilişkiler karşılıklı olur. Siz ne alıyorsunuz, ne veriyorsunuz? Buna bakılır. Bizim vereceğimiz peşin, alacağımız veresiye. Biz size işte şunu yaparız, bunu yaparız, para veririz, ambargoyu kaldırırız merak etmeyin filan. Ama fiilen bir şey yapıldığı yok. Buna mukabil siz tek taraflı tavizler veriyorsunuz. Diplomaside bunun yeri yok. Diplomasinin alfabesi daha dikkatli hareket etmeyi gerektirir. Dengeli ve karşılıklı. Eğer 10 saniyemiz kaldıysa belki bütün bunlar kadar önemli, belki bunlardan daha önemli bir konuyu söyleyeyim. Maalesef Türkiye’nin gündemine bir türlü girmedi. Bir basın haberine göre Türkiye Yunanistan’ın Ege’de karasularını 6 milden 9 mile çıkarılmasına razı olmuş. Bu çok ciddi bir durumdur. Ege’deki bütün dengeleri değiştirir. Yalnız karasuları değil, altındaki kıta sahanında, üzerindeki hava sahasının da Yunanistan’a çok büyük tavizler vermiş olursunuz. Bu tekzip edilmedi. Biz hükümete bir yazılı soru önergesi verdik. Henüz cevabını alamadık. Ama zannediyorum önümüzdeki günlerde basının bu konunun da üzerine eğilmesinde çok yarar olacak.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.