SkyTürk Haber

SKY-TÜRK HABER
13.04.2004

“KIBRIS”

SORU: Sayın Öymen konuyu siz biliyorsunuz ben sizin zamanınızdan da çalmak istemiyorum. Buyurun efendim.

ÖYMEN: Sayın Genel Kurmay Başkanımızın açıklaması bizim için şaşırtıcı olmamıştır. Silahlı Kuvvetler siyasi nitelik taşıyan ve TBMM’nin yetkisi dâhilinde olan konularda tavır almamaya şimdiye kadar özen göstermiştir. Mesela 1 Mart tezkeresinden önce de Meclis’i etkileyebilecek hiçbir açıklama yapmamışlardır. Bunu hatırlıyoruz. Şimdiki tavrı da Genel Kurmay Başkanımızın aynı çizgidedir. Kıbrıs Türk halkını olumlu ya da olumsuz yönde etkilemek istemeyen ve TBMM’yi şu ya da bu yönde etkilemek istemeyen dikkatli bir konuşma yapmıştır Genel Kurmay Başkanı. Burada bazı unsurlara dikkat çekmiştir Sayın Genel Kurmay Başkanı, bu unsurları hatırlarsak bu konuşmanın önemini de daha iyi anlayabiliriz. Değindiği unsurlardan bir tanesi Kıbrıs meselesinin milli bir dava olduğudur. Son zamanlarda milli dava olma özelliğini kaybetme durumuna girdiğini söylüyor. Bu önemlidir. İlk defa Türkiye’de iktidar partisi izlediği politikada diğer partilerden farklı bir tavır almıştır. KKTC Cumhurbaşkanından farklı bir politika izlemeye başlamıştır. Genel Kurmay Bakanı da bunun milli bir dava olma özelliğinden uzaklaştığının altını çiziyor. Bu önemlidir. İkinci önemli unsur şudur, Genel Kurmay Başkanımız Newyork’da başlayan sürecin MGK’nın aldığı karardan farklı olduğunu ve ona uygun olmadığını söylüyor. Demek ki bu son noktaya gelen süreç MGK’nın temel doğrultusunda değil. Bunu zaten kamuoyu da izlemiştir. Biz de bunu gündeme getirdik. Üçüncü unsur o da çok önemlidir. 1960 Londra ve Zürich Antlaşmalarıyla Kıbrıs’ın Türkiye ve Yunanistan’ın aynı zamanda üye olmadığı bir milletlerarası bir kuruluşa üye olmasının yasaklandığı söyleniyor. Şimdiki durumun bunu da ortadan kaldırdığına işaret ediyor. Bir başka önemli unsur da şu Sayın Genel Kurmay Başkanımız bu delegasyonların hayata geçirilmemesinden dolayı ortaya çıkacak risklerden bahsediyor. Bu son derece önemlidir. Çünkü Kofi Annan Planıyla getirilmiş olan kısıtlamaları da anlamsız hale getiriyor. O açıdan Sayın Genel Kurmay Başkanımız buna değinmiş. Sürelerin kısalığını ciddi güvenlik riskleri getirebileceğini söylüyor. Bütün bunlar ve buna benzer unsurlara değiniyor. Tabii gazetecilerin soruları üzerine planın olumlu taraflarından da bahsediyor. Kıbrıslı Türkler bir değerlendirme yaparken , güvenlik boyutu özellikle dikkate alındığında, Genel Kurmay Başkanımızın görüşlerini herhalde önemseyeceklerdir. Bunun dışında bizim bu meseleye  yani bizim partimiz şöyle yaptı daha önceki partiler böyle yaptı diyerek eğilmek çok hatalı olur. Bu Türkiye’deki partiler için bir siyasi mesele olarak gözükebilir. Bizce bu bir milli davadır. Ancak bazı partiler buna bir siyasi mesele olarak yaklaşabilirler. Burada Kıbrıslı Türkler için bir hayat memat meselesidir. Kendi gelecekleri , çoluk çocuklarının gelecekleri meselesidir. Onun için bırakalım bu insanları baskılardan , propagandalardan uzak bir şekilde kararlarını versinler. Biz bütün bu olumsuz unsurları çeşitli vesilelerle ve Meclis’te  gündeme getirdik. Bizim açımızdan önemlidir bu unsurlar  O bakımdan Kıbrıslı Türkleri herhangi şekilde baskı altına almamak için eğer “evet” oyu çıkarsa buna da saygı duyarız dedik. İlle de “evet” oyu çıksın diye hükümetin propagandasını yadırgıyoruz. Meclis’te bir belge dağıttılar bu plan ile ilgili içinde sadece olumlu unsurlar var. Olumsuzluklara ait bit tek cümle yok. Yani hükümet bunu bir propaganda vesilesi görerek Kıbrıslı Türkleri ille de olumlu oy vermeye zorlamaktadır.

SORU: Sayın Öymen Sayın Genel Kurmay Başkanı Özkök yaptığı açıklamada aslında tırnak içinde olumsuz kısımları da görebiliyoruz aslında. Mesela Delegasyonlar konusuna değinmesi, referandum trenin Newyork’tan hareket ettiğini işaret  etmesi  belki bunları ifade etmektedir.

ÖYMEN: Bir de şuna dikkat etmek gerekir. Diyor ki biz görüşlerimizi  üç defa hükümete yazılı olarak bildirdik ama bunun içeriğini kamu oyuna açıklamak  istemiyoruz.  Yani Hükümete ne yazdı Genel Kurmay Başkanlığı?  Bu üç yazıda ne diyordu? Bunlardan kaçı gerçekleştirildi?  Bir iki  küçük örnek verdi mesela, Kıbrıs’ta olacak tankların tonunun 50 tondan 55 tona çıkarılarak  Türk siyasetinin envanterinde olan tankların da saptanması gibi çok küçük iyileştirilmesi yapıldı. Bunlardan bir iki örnek verdi ama bunların dışında tahmin ediyorum ki  Silahlı Kuvvetlerinin de pek çok talebi vardı, beklentisi vardı. Başta Türk Silahlı Kuvvetlerinin Kuzey Kıbrıs’taki hareket serbestliği geliyordu zannediyorum basına bu intikal etti. Şimdi bu konuda hiçbir gelişme olmadı bu planda , en son şeklinde de Türk Silahlı Kuvvetlerinin hareket serbestliği kısıtlanıyor. Deniz Kuvvetlerimizin, Hava Kuvvetlerimizin hareket serbestliği kısıtlanıyor. Bize gelen bilgiler doğruysa, bunlar henüz kamu oyuna açıklanmadı, çünkü planın tamamını henüz hükümete vermiş değildir. Genel görüşmenin üzerinden 13 gün geçiyor biz daha planı görmedik, olacak şey değildir. Ancak internetten çeşitli kaynaklardan aldığımız bilgilere göre Türk Deniz Kuvvetlerinin Kıbrıs limanındaki hareket serbestliği Ege’deki hareket serbestliğinden daha kısıtlı olacak. Zararsız geçiş hakkından yararlanamayacak buna benzer kısıtlamalar var. Hava Kuvvetleri 3 uçaktan fazla uçak uçurursanız 48 saat önceden bildirim gerekiyor falan. Bütün bunları açıklamadı tabi. Açıklaması da beklenmezdi. Ama planın metni ortada. Plan eğer milletvekillerine dağıtılırsa bütün milletvekilleri bunu görecektir. Kıbrıs halkına dağıtılmazsa çok büyük sakıncaları olacaktır.

SORU: Yani çok büyük riskler taşıyor. Sayın Öymen çok teşekkür ediyoruz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.