CNNTÜRK – Cumhurbaşkanlığı Seçim Süreci

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
CNN Türk’e verdiği mülakat
28 Ağustos 2007

Sunucu: CHP oy vermedi, oylamaya girmedi ve sizin tavrınız başından beri belliydi bugün de tavrınızı sürdürdünüz. Ama yemin törenine girmemek devletin belli kurallarını ve geleneklerini zafiyete uğratmak anlamına gelmiyor mu?

Öymen: Biz kendi çizgimizde tutarlı olmak durumundayız. Eğer bir parti aylardan beri uzlaşma istiyorsa, uzlaşma ile cumhurbaşkanı seçelim diyorsa, uzlaşıcı bir adaya meclise girip oy vermişse ve seçimden sonra başbakanın uzlaşma çağrısına sahip çıkmışsa ve gelin uzlaşalım dediyse, bu parti gerginlik yaratan bir parti mi sayılır. Bizim niçin katılmadığımız gayet basit; çünkü geçen dönemde de kanıtladık ki AKP’nin cumhurbaşkanı seçecek çoğunluğu yoktur. Daha çok milletvekilinin yer aldığı bu parlamentoda çoğunluğa hiç sahip değildir. Sayın Abdullah Gül’ü seçecek çoğunluğu yoktu iktidarın. Bizim gibi başka partiler de katılmasaydı sayın Gül seçilmeyecekti. Sayın Gül’ün seçilmesini benimseyebilirsiniz ve bunu kendi açınızdan olumlu bir durum gibi görebilirsiniz, o zaman katılmanıza kimse itiraz edemez. Ama hem bizim gibi sayın Gül’ü eleştireceksiniz, cumhuriyet değerlerine karşı fikirler savunan bir insan olarak nitelendireceksiniz hem de onun seçilmesini mümkün kılacak tarzda oturuma katılacaksınız. O zaman bunun doğal sonucu olarak sizin de benimsemediğiniz, istemediğiniz, oy vermediğiniz ve eleştirdiğiniz bir insan cumhurbaşkanı seçiliyor. Burada bizim CHP olarak gerginlik yaratma politikası izlediğimiz söylenebilir mi? Biz dedik ki şuna katılırız; mesela sayın Gül cumhurbaşkanı sıfatı ile Türkiye’nin temel meselelerini ilgilendiren bir konuda genel başkanımızı davet eder, bir toplantıya davet eder ya da görüş sorar gayet tabii ki buna katılırız. Cumhurbaşkanlığının meşruiyetini tartışmaya açmıyoruz. Bu bir tavırdır; CHP şimdiye kadar sergilediği tavrı sürdürmüştür ve tutarlı olmuştur. Bundan sonraki aşamada sayın cumhurbaşkanının yapacağı resmi davetlere tabii ki katılırız, resmi işleri elbette ki görüşürüz.

Sunucu: Sürekli kriz yaratan taraf olmak ne kadar sürecek?

Öymen: Bazı şeyleri çok doğru hatırlamamız lazım. Seçimlerden önce iktidar partisi mecliste yeterli çoğunluğu olmadığı halde anayasaya göre, meclisin üçte ikisinin bulunmadığı bir toplantıda cumhurbaşkanı seçilmesi mümkün olmadığı halde ve benim bildiğim 25 kadar anayasa profesörü ‘bu yöntemle cumhurbaşkanı seçilemez çünkü bu anayasanın ihlali olur’ dediği halde bunu dayatarak ve anayasanın kurallarını ihlal ederek seçtirmeye kalktı. Biz eğer anayasa mahkemesine gitmeseydik sayın Gül anayasa ihlal edilerek seçilmiş bir cumhurbaşkanı olacaktı. Anayasa mahkemesine gittiği için hangi parti eleştirilmiş bugüne kadar? Anayasa Mahkemesi’ne gitmek bizim hem hakkımız hem de görevimiz. Şu gerçeği hiç unutmayalım; cumhuriyetimizin kuruluşundan bu yana 84 yıl geçmiştir ve bu kadar yıl içinde iş başına gelen hiçbir cumhurbaşkanımızın geçmişinde cumhuriyet değerlerine aykırı bir söz yoktur. Hiçbir cumhurbaşkanımız yüz kızartıcı bir suçtan yargılanmış değildir. Bunları unutmayalım. Biz sırf gerginlik olsun ve ihtilaf yaratalım diye bu politikaları tespit etmiyoruz.

Sunucu: Normalleşme için CHP ne bekliyor yeni cumhurbaşkanından?

Öymen: Biz sayın cumhurbaşkanının icraatına bakacağız. Sayın Sezer’in çizgisi hepimizce biliniyor. Atatürk’ün ilkelerini titizlikle koruyan, hukukun üstünlüğüne inanan, anayasamızın temel ilkelerinden hiç ayrılmayan bir yaklaşım. Sayın Gül aynı yaklaşımı sürdürse biz bundan ancak memnun oluruz. Biz sayın Gül’ün başarısız olmasını istemeyiz. Türkiye’nin cumhurbaşkanının başarılı olmasını isteriz. Eğer gerçekten o da laiklik, cumhuriyetin temel değerleri, Türkiye’nin temel çıkarları ve Atatürk ilkeleri doğrultusunda icraat yaparsa biz de bundan memnunluk duyarız ve o zaman deriz ki ‘demek ki yaptığımız uyarı ve eleştirilerin bir faydası olmuş’. Tersi olursa ve bizim endişe ettiğimiz durumlar gerçekleşirse, o zaman da bu eleştirilerimizde ne kadar haklı olduğumuz anlaşılır. Ölçü ne? Ölçü şu; mesela sayın Sezer iktidarın kendi yandaşı olan insanları yüksek devlet kurumlarına tayin etmesine karşı çıkıyordu. Bakalım sayın Gül ne yapacak? Geldiği gibi geçecek mi bütün kararnameler? Meclisten gelen pek çok kanunu sayın cumhurbaşkanımız anayasaya ve hukuk düzenine aykırı olduğu gerekçesi ile iade etmiştir, bakalım sayın Gül aynı şeyi yapacak mı yoksa hükümetten gelen bütün kanunlar geldiği gibi geçecek mi? Biz bütün AB uyum paketlerinin hepsine olumlu oy verdik. Demokratikleşme konusunda CHP, AKP’nin gerisinde değil ilerisindedir. Bizim açıkça söylediğimiz şudur; hiçbir Türk vatandaşının Avrupa ülkelerinde yaşayan bir insandan bir adım geride olmasını kabul etmiyoruz. Demokratikleşme adı altında gelecek olanlara bakacağız. Adı demokratikleşme olup da aslında demokratikleşme ile hiç alakası olmayan önerilerle geldi önümüze; her binada bir ibadethane açacağız gibi. Bu demokratikleşme mi şimdi? Dünyanın neresinde var örneği? Bunlara itiraz ettik ve geri çektiler. Buna benzer böyle aşırı, ölçüsüz, hesapsız kitapsız önerilerle gelirlerse bakarız. Ama bizim ölçümüz şu; çağdaş ülkelerdeki demokrasi standardını tutturuyor musunuz, tutturmuyor musunuz? Milletvekili dokunulmazlığını kaldırıyor musunuz, kaldırmıyor musunuz? Avrupa’nın hiçbir ülkesinde böyle bir dokunulmazlık yok. Siz bunu kaldırmak için girişimde bulunursanız ilk oyu biz veririz. Ama buna direnirseniz şimdiye kadar direndiğiniz gibi siz kanıtlayacaksınız ki gerçek bir demokrasiden yana değilsiniz. HSYK’ da adalet bakanının müsteşarının bu komitede bulunması yolunda bir tutum sergilerseniz bu olmaz.

Sunucu: Bunlar sizin kriterleriniz.

Öymen: Bizim değil yalnız dünyanın kriterleri. AB de raporlarında bunları yazıyor. Size söylediğim eleştiriler AB’nin raporlarında da var. Herkes bilsin ki CHP demokratikleşme konusunda kimsenin bir adım gerisinde değildir ama demokratikleşme adı altında cumhuriyetimizin temel ölçülerinin de tahrip edilmesine izin vermeyiz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.