Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- (Türkçe) SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- (Türkçe) ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- (Türkçe) 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- (Türkçe) CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- (Türkçe) GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- (Türkçe) Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- (Türkçe) ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- (Türkçe) Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- (Türkçe) Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

ART – Anayasa Mahkemesi Kararı ve Cumhurbaşkanlığı Seçimi Hakkında
CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN’İN ART’YE VERDİĞİ MÜLAKAT
06 TEMMUZ 2007
Sunucu: Ben hemen programa huzurlarınızda başlamak istiyorum efendim, öncelikle hoş geldiniz.
Öymen: Hoş bulduk efendim.
Sunucu: Dün yaşanan gelişmeler, anayasa mahkemesi kararı, seçimden sonra yeni bir meclis, yeni cumhurbaşkanı seçimi, referandum nedeniyle kafalar hakikaten çok fazla karıştı. Sayın Öymen bugün burada olmanıza çok seviniyorum hakikaten. Neler olacağına dair birazcık bizi aydınlatabilir misiniz? Bundan sonra nasıl bir sürece gireceğiz?
Öymen: Biz bir hukuk devletiyiz. CHP olarak daima yasamaya yargı organlarının kararlarına saygılı davrandık. Bizden sayın başbakanın yaptığı gibi yargı organlarına hakaret eden, ağır suçlamalarda bulunan sözler beklemeyeceksiniz herhalde. Biz yasalara saygılıyız, ama bu tablodan şunu görüyoruz ki, bu kararı almakta anayasa mahkemesi epey zorlanmıştır. Bir oy farkla karar çıkmıştır. Daha önce bizim müracaatımız üzerine alınan karar 9 a 2 oyla alınmıştır. Cumhurbaşkanı seçim sürecini iptal ettiren karar bu defa 6 ya 5 çıkmış, üstelik kararın özü ile değil de yetkisizlik usul meseleleriyle ilgili bir karar olduğu anlaşılıyor. İşin esasını tartışıp karara bağlamamış anayasa mahkemesi anladığımız kadarıyla. Yalnız kendisinin bunu değerlendirme yetkisi var mıdır, yok mudur usul açısından müracaat doğru mudur, değil midir bunları karara bağlamış. Ama neticede şöyle bir tablo ortaya çıkıyor ki sayın cumhurbaşkanımızın referanduma sunduğu bu anayasa taslağı 21 Ekim tarihinde halkın onayına sunulacaktır. Halk bunu kabul ederse bu yürürlüğe girecektir, etmezse reddedilmiş olacaktır. Fakat daha oraya gelmeden önce 22 Temmuz’da seçimden sonra 23 Temmuz’da yeni bir parlamentomuz olacak. Yeni parlamento ne yapacak, 21 Ekim’e kadar oturup bekleyecek mi, referandumdan bakalım ne sonuç çıkacak da ona göre cumhurbaşkanı seçilsin. Hayır, bizim yasalarımıza göre, meclis seçilir seçilmez ilk iş, başkanlık divanını oluşturduktan sonra, cumhurbaşkanı seçimine gidecektir. Cumhurbaşkanı seçimi anayasada öngörülen süre içersinde gerçekleştirilirse, zaten mesele yoktur, en doğalı da odur. Uzlaşma ile o dönemde meclis seçilir, seçilmez bu cumhurbaşkanını seçersek zaten bütün bu sıkıntı halledilecektir. 7 yıl için bir daha bu tartışma olmayacaktır. Seçemezse meclis ne olacaktır? Seçemezse, gene anayasamıza göre 102. maddesine göre derhal yeni bir seçime gidilecektir. Yani tablo bu, bu kadar basit.
Sunucu: Yani seçimler ülkesi haline geleceğiz diye biz haberimizi düzenlemiştik.
Öymen: Yani seçimler ülkesi haline gelmemize gerek yok bir uzlaşı olursa. O takdirde meclisin yapacağı ilk iş, bir uzlaşma ile cumhurbaşkanını seçmek olacak. Biz şunu şimdiden ilan ediyoruz. Sayın Genel Başkanımız Deniz Baykal söyledi, ben de hatırlatayım size. Biz dedik ki eğer biz 367 den daha fazla milletvekili çıkartsak bile, yani kendi başımıza bir cumhurbaşkanı seçmeye yetecek milletvekili çıkartsak bile, gene de uzlaşma yolu ile bir cumhurbaşkanı seçilmesi yoluna gideceğiz. Çünkü cumhurbaşkanı bütün milletin cumhurbaşkanıdır.
Sunucu: Ben görüşmem demeyeceksiniz yani AKP ile.
Öymen: Hayır söylemeyeceğiz. Cumhurbaşkanı bütün milletin cumhurbaşkanı olacağı için, AKP ile de diğer partiler ile de danışacağız, konuşacağız ve üzerinde hep birlikte mutabakata varacağımız bir insanı cumhurbaşkanı seçmeye çalışacağız.
Sunucu: Peki efendim köşk hevesi sayın dışişleri bakanımız Abdullah Gül’ün yarım kalmıştı hatırlayacaksınız. Bu konuya ilişkin ilk duyduğum da ilk tepkisi de hak yerini buldu şeklinde oldu. Anlatılmaya çalışılan, söylenmeye çalışılan anayasa mahkemesinin üzerinde biraz baskı vardı galiba diye söyleniyor, iddia ediliyor. Ve daha önceki verilen karardan duydukları rahatsızlıkla bu kararda farklı bir yol izlediler deniliyor ve iddialar bu yönde. AKP ve hükümete yakın çevrelerden gelen konuşmalar bu yönde.
Öymen: Biz böyle tartışmalara girmeyiz. Biz daha önce de söyledik, daha önceden söylediğimizin tersini söylersek bu bize yakışmaz. Biz daha önce dedik ki anayasa mahkememiz daima hukukun üstünlüğü ve anayasamız çerçevesinde karar vermiştir dedik. Bizim işimize gelse de gelmese de bizim beklentilerimiz doğrultusunda olsa da olmasa da, biz Türkiye Cumhuriyeti’nin anayasa mahkemesini şu veya bu baskı altında karar alan bir yargı organı diye yurt içinde yurt dışında hiç kimseye değerlendirmeyiz, böyle yorumlandırmayız, böyle suçlamada bulunmayız, anayasa mahkememize olan saygımız azalmamıştır.
Sunucu: Peki Sayın Öymen eleştirdiğimiz şeyi biz yapmayacağız diyorsunuz.
Öymen: Evet öyle.
Sunucu: Sayın Gül o zaman çok önemli bir saptamada bulunmuş. İsmini de halk kelimesi olup da halktan kaçan parti CHP diye bazı açıklamalarda bulundu aynı konuşması içersinde. CHP halktan mı kaçıyor efendim?
Öymen: Sayın Abdullah Gül’ün hala halkın içine çıkma cesaretini bulmasını hayretle karşılıyorum efendim. Sayın Abdullah Gül 1 Temmuz günü bu 22 Eylül 2003 tarihli Dubai Anlaşması ile ilgili olarak bu yalandır, iftiradır demişti. 3 gün sonra da kendi bakanını kendisini tekzip etti. Bu kadar güç duruma düşmüş bir insanın kalkıp da halkın içine çıkması, hele hele ana muhalefet partisini suçlamaya kalkışması doğrusu bir kara mizah örneğidir. Bırakınız cumhurbaşkanlığını Abdullah Gül’ün şu sırada makamını koruması, siyaset içinde hayatını sürdürmeye devam etmesi AB üyesi ya da herhangi bir Avrupa herhangi bir Batı ülkesinde örneği görülemeyecek bir durumdur. Bu kadar söylediği yanlış çıkan, gerçek dışı konuştuğu bir siyasetçinin siyasette geçirilecek bir günü yoktur. Ama Sayın Gül gayet fütursuz, sanki 1 Temmuz günü o açıklamayı yapan kendisi değilmiş gibi, kalkıyor şimdi siyaset üretiyor. Halk Partisinin içinde halk var mıymış yok muymuş Sayın Gül bilsin ki CHP Atatürk’ün kurduğu bir partidir. CHP ismindeki halk kelimesini de Atatürk koymuştur. Herkes haddini bilsin, ölçüsünü bilsin. Biz böyle ucuz politika lafları kullanmıyoruz AKP’ ye karşı. Onlar da CHP’ ye karşı her şeyden önce saygılı davranmasını öğrenmelidirler. Partinin adına da içeriğine de kurucusuna da liderine de programına da saygılı olacaklar. Beğenmeyebilirler, onların işi. Ama herkes bilsin ki, biz CHP’ye hiç kimsenin sıfatı ne olursa olsun saygısızlık göstermesine izin vermeyiz. Bir süre önce kalktı gitti CHP’ye Nasyonal Sosyalist Partisidir diye bir laf etti. Yani CHP’yi Nazi Partisi’ne benzetiyor, Hitler’e. Düşünebiliyor musunuz? Bu kadar fütursuz, bu kadar ölçüsüz, bu kadar saygısız. Kendisinden başka hiçbir partiye bunların saygısı yoktur. Kendilerinden başka hiçbir düşünceye saygıları yoktur. Bir tek hedefi var bunların. Hiçbir kural hiçbir usul hiçbir hukuk dinlemeden, Türkiye’yi bir Arap ülkesi yapacaklar. Ortadoğu’nun bir Arap Ülkesi, Bir İslam Ülkesi yapacaklar. Başka hiçbir hedefleri yok. Bütün siyasi yolları, seçimleri her şeyi bunun için kullanıyorlar. Biz de Türk halkına diyoruz ki bu oyuna gelmeyin. Bu oyuna gelmeyin, korkarız ki son fırsattır bu seçimler. Bu seçimlerde bu partiyi durdurun. Halka verdiğimiz mesaj budur, bu partiyi durdurun. Biz CHP için, gece gündüz Türkiye’nin her köşesinde, her noktasında her ilinde her köyünde bunun için çalışıyoruz. Ve bizim partiden olmayan pek çok vatandaşımız bize omuz veriyor, destek oluyor, onlara şükranlarımızı sunuyoruz. Ama bir kere daha bütün vatandaşlarımıza sesleniyoruz, bunlara yol vermeyin. Atatürk karşıtlarının Türkiye’de bir kere daha iktidar olmasına yol açmayın. Bu ülkemizi nereye götüreceği, rejimimizi nereye götüreceği belli olmayan hedefler bilen bir siyasi partidir. Dikkat ediniz, bu oyuna gelmeyiniz. Geçmişte sağ merkez sol partiler arasında tartışmalar oldu, seçimde rekabetler oldu. Bunlar rejim içinde tartışılır, ama şimdi dikkat ediyorsanız halkımız rejimden kaygılı. Çok çabuk unutuldu 14 Nisan günü Ankara’da 1 milyon 400 bin insanın meydanları doldurarak bu hükümete yaptığı protesto. Cumhuriyetin değerleri konusunda sergilediği endişeler çok çabuk unutuldu. Hemen arkasından İstanbul, hemen arkasından İzmir’de yapılan milyonlarca insanın gösterilerini basının bazı kesimi, bazı siyasi çevreler, bazı ekonomik çevreler unutturmaya çalıştı, bugün de çalışıyorlar. Unutmayın! Halkımızın bu duyarlılığını unutmayın. O halkımız bu AKP’nin rejim karşıtı, Cumhuriyet değerleri karşıtı, laiklik karşıtı davranışlarından duyduğu çok büyük endişeyi, kaygıyı bu şekilde dile getirmişti. Şimdi seçimlerde ben inanıyorum ki bütün vatandaşlarımız bu kaygıyı dikkate alarak, bu partiyi iktidardan uzaklaştıracaktır. Kalkıp da böyle CHP’ye filan kimse dil uzatmaya kalkışmasın. Başka sözcülere de böyle laflar ediyor. CHP’ ye dil uzatmak, hiç kimsenin haddine düşmemiştir, herkes onu bilsin. Biz Atatürk’ün patisiyiz ve partimize söz söyletmeyiz.
Sunucu: Bir başka unutturulmaya çalışılan bir konu var efendim, hatırlayacaksınız dün yaptığınız açıklamanız. Bizler çok çabuk unutuyoruz evet haklısınız. Bazen ben de kendi kendime kızıyorum. Çünkü ben bile unutuyorum bazı konularda hatalar yapabiliyorum. Antlaşma Amerika Birleşik Devletleri ile iktidar arasında imzalandı. Söylenen ve belgeleri ile Sayın Deniz Baykal’ın öncelikle çıkarttığı ortaya. 1 milyar dolar alınan antlaşma ile siz yeni eklemelerde de bulundunuz. Yine belgeleri ile yeni bilgiler verdiniz, dün basınla paylaştınız. Bu konuyla ilgili biraz konuşalım. Bu para gerçekten dış borç ödemesi için mi kullanılacak? Ne oldu, süreç nasıl?
Öymen: Şunu söyleyeyim. Dün akşam Bursa’da yayınlanan Olay Televizyonu’nda konuşan AKP Grup Başkan Vekili aynı zamanda da Bursa’da aday olan Faruk Çelik diyor ki; ‘CHP bunu seçimler dolayısıyla dile getirdi, tamamen iç politika malzemesi yapıyor, farkında değil.’ Mecliste ne yapmış bu kadar zaman çok merak ediyorum. Farkında değil, bunu 2003 yılının ekiminden beri dile getiriyoruz. Sayın Genel Başkanımız defalarca bunu söyledi. Ben hiç söylemediysem, 15 kere 20 kere mecliste, televizyonlarda, konferanslarda her zaman her yerde söyledim, yıllardan beri söylerim. Seçimin adı yokken söyledim. Bu kadar haksızlık yapamazsınız bize, Türkiye’nin menfaatine. Ne zaman ağzımızı açsak; ‘bunlar iç politika yapıyor’. Ne zaman Türkiye’nin çıkarına bir laf söylesek seçim dolayısıyla söylüyorlar. CHPliler hiçbir zaman hiçbir yerde hiçbir koşulda ülke çıkarının gerektirdiği konuşmalar yapamazlar. Ağzımızı açtığımız an hemen diyorlar iç politika yapıyorlar. İç politika da yaparız. İç politika yapmamız hakkımız. Ama biz milli davlarda hiçbir zaman iç politika yapmıyoruz, yapmıyoruz. Bunu bir kere hatırlatalım. İkincisi, o kadar milleti yanıltıyorlar ki dehşete kapılıyorsunuz. Bu kadar gerçek dışı konuşmak nasıl mümkün oluyor şaşarsınız. Önce yalan dediler, böyle bir antlaşma yok dediler, sonra baktılar ki çaresi yok antlaşma var ama antlaşmanın amacı başkaydı dediler. Neydi amacı? Antlaşmanın amacı Türk ekonomisinin iyileştirilmesi için bu paranın kullanılmasıydı, ama bir de baktık ki ekonomi kendi kendine iyileşmiş, o zaman dedik ki bu para ihtiyacımız yok, 1 milyar dolar size hibe verecek Amerika. Siz de diyeceksiniz ki bu paraya ihtiyacımız yok, onun için istemiyoruz bu parayı, reddettik. Fakat sonra kendileri itiraf ettiler ki bu para koşullu para. Dışişleri açıklamasına bakın, koşullu para. Amerika diyor ki size, eğer diyor Kuzey Irak’a asker geçirirseniz keseriz bu parayı diyor. Siz de bunu bile bile imzalamışsınız. Ondan sonra ekonomi iyileşince paraya ihtiyaçları kalmamış. Bu da tamamen gerçek dışı, çünkü daha bu antlaşmayı imzalamadan, 22 Eylül’de imzalanıyor, Nisan ayında bu hükümet IMF Başkanına mektup yazıyor, elimizde belgesi var bunun. O mektubun 13. maddesinde biz Amerika ile antlaşma yapacağız diyor. Bu antlaşma ile 1 milyar dolarlık bir hibe alacağız diyor. Bu parayı da öncelikle borçlarımızın tasfiyesinde kullanacağız diyor. Taahhüt etmiş IMF’ ye, parayı kullanma yerini taahhüt etmiş. Şimdi kalkıyor ekonomi iyileşiyor, şöyle oldu böyle oldu çocuk mu kandırıyorsunuz siz? Yani borçlarınız bitti de o borçları ödemeye ihtiyaç mı duymadınız siz? Böyle bir şey olabilir mi? Elinizde bir para olacak, o parayı borç ödemede kullanacağım diyeceksiniz, borçlarınız ondan sonra azalmayacak, artacak sonra diyeceksiniz ki ben bu hibeye ihtiyaç duymadım. Borcu cebimden ödeyeceğim. Buna kim inanır? Bu kadar gayri ciddi bir iktidar olabilir mi? Bu kadar gayri ciddi bir hükümet olabilir mi? Ben hayret ediyorum böyle bir hükümet hala halkın içine nasıl çıkıyor? Halkın içine çıkıp da daha nasıl ne yüzle halktan oy isteyebiliyor? Dehşet verici bir tablodur. Yarın bakınız bu günlerin tarihi yazılacak. Yarın tarafsız tarihçiler bugünler gibi bir kısmı böyle iktidara payende olmayı meslek edinenler değil, gerçekten tarafsız tarihçiler bunu yarın yazacaklar. Ve bunu Türkiye’de bir utanç tablosu olarak yazacaklar: Hem bu kredi işini, hem hükümetin bu kadar gerçekleri bile bile saptırmasını ve muhalefete yönelik bu haksız insafsız suçlamaları.
Sunucu: Sayın Öymen ben size sormak istiyorum CHP Genel Başkanı Sayın Deniz Baykal da mitingde bunu eleştiriyor. Terörle mücadelede bir acizlik sergileyen iktidara neler söylemek lazım. Baktığınız zaman tamama ortada bir antlaşma olabilir, bir belgelerle ortaya konmuş bir durun olabilir ama bu sonuçta antlaşma gerçekleşmedi. Peki şu andaki itina nedendir bölgede?
Öymen: Çok açık. Şunu ortaya koymak lazım ki, bugün Türkiye’nin bir numaralı meselesi terördür. Biz Bursa’da, Türkiye’nin başka illerinde vatandaşlarla konuştuğumuz zaman bize şu mesajı veriyorlar. Dün söyledi vatandaşımız beni çok etkiledi İznik’te. Çok açık bir şekilde dedi ki, bakın dedi biz açız. Biz çiftçiyiz, tarımda çalışıyoruz, ürünü üretmek için harcadığımız para, ürünün satışından geri gelmiyor. Biz çok fakiriz çok açız dedi. Ama buna rağmen biz diyoruz ki, bundan önemlisi terörü durdurmanızdır. Unutun bizim açlığımızı, bundan önemli işimiz terörü durdurmaktır, lütfen bu kanı durdurun dedi. Çocuklarımızın dağlarda teröristlere karşı kurban gitmesini, şehit olmasını istemiyoruz dedi. Vatandaşın derdi bu şimdi. Hükümetin bir numaralı işi bunu durdurmak. 4 buçuk senedir bu kanı durduramadılar. Hiç bir şey yapamadılar, cesaret edemediler, adım atamadılar. Yapılacak iş gayet basit. Karşınızda bir Irak Hükümeti var. Irak Hükümetine ve Kuzey Irak’taki yerel yöneticilere PKK’nın bir terör örgütü olduğunu bile kabul ettiremiyorsunuz. Ne biçim bir devlet anlayışıdır, ne biçim bir devlet idaresidir, ne biçim bir hükümettir ki oradaki bir yerel yöneticiye bile PKK’nın bir terör örgütü olduğunu kabul ettiremiyor. Kabul ettirdiğiniz anda ne olacak, BM Güvenlik Konseyi kararları var. Bu kararlar gereğince, o teröristlerle mücadele etme gereğinde olacak. Şimdi Kuzey Irak’ta Amerika da var. Irak’ta var genelde. Amerika başından beri PKK’yı bir terör örgütü olarak kabul ediyor. Ama Amerika’nın oradaki müttefikleri diyelim Amerika’ya en yakın siyasi gruplar, hükümet, yerel yönetim, ‘bunlar açıkça PKK terör örgütüdür, onlarla mücadele edeceğiz’ diyemiyor, dili varmıyor. Sıkıntı buradan kaynaklanıyor. Çelişki buradan kaynaklanıyor. Ve siz hükümet olarak bunu yaptıramıyorsunuz. Aranızda 1926 tarihli bir Antlaşma var, bunu uygulattıramıyorsunuz. Hükümet, hiç kimseye söz geçiremeyen bir hükümet durumunda. Bölgenin en büyük en güçlü en etkili hükümeti, tek demokratik hükümeti. Ve bölgede daima nüfuzunu hissettirmiş bir ülke cumhuriyet kurulduğundan beri. Ve bunu kabul ettiremiyorlar.
Sunucu: Sayın Başbakan, sürekli AKP yetkilileri gerekirse gerektiği zaman gereken şey yapılacaktır deniyor. Gereken şeyden kasıt nedir size göre? Artık gerekmiyor mu yani?
Öymen: Sayın Abdullah Gül 26 Eylül 2006 tarihinde diyor ki; bizi kızdırmasınlar, Kuzey Irak’takiler, elektriklerini ve mazotlarını keseriz diyor. Bu arada kaç tane şehit verdik? Üst düzey subaylarımız, askerlerimiz, erlerimiz, sivil halkımız, korucular. Bu kadar çok insanı şehit verdik. Sayın Abdullah Gül’ü bunlar kızdırmış ki, ne elektriğini kesebildi, ne mazotunu..Bol keseden konuşuyorlar, kuru sıkıdan konuşuyorlar. Ama iş icraata gelince sıfır. Bazıları diyor ki, Habur’u neden kapatmıyoruz? Gerekirse onu da yaparız diyor. Hiç bir şey yaptıkları yok. Bazıları diyor ki niçin Kuzey Irak’a bir operasyon düzenlemiyorsunuz? ‘Zamanı gelince yapılır’. Seçim geldi, süreniz bitti. 4 buçuk senedir zamanı gelmedi. Sizden önceki hükümetler yaptı, bunu yapmaya cesaret etti, etkili oldu. Eğer siz iktidara geldiğinizde 2002 yılının sonunda terör bu kadar azaldı, sıfır noktasına geldiyse, bu sizden önceki hükümetlerin Kuzey Irak’a yaptığı operasyonlar sayesinde oldu. Hava operasyonları, sınır koruma operasyonları filan, siz hiç birini yapamadınız. Ve hiçbir şey yapamadınız. Ve o yüzden oradaki teröristlere cesaret verdiniz. Kuzey Irak’takiler elleri kolları bağlı hiç bir şey yapmadılar, yapamıyorlar çaresizlik içindeler. Ve hatta Türkiye’ye de akıl veriyorlar, zaman zaman tehdit ediyorlar Türkiye’yi. Onlara bile tepki gösteremiyorsunuz. Ben size çok açık söylüyorum; cumhuriyet tarihinde bu kadar tepkisiz, bu kadar kararsız, bu kadar cesaretsiz bir hükümet iş başına gelmemiştir. Hele böyle milli konularda. Ulusal çıkarları ulusal güvenliği ilgilendiren konular da bu kadar cesaretsiz, kararsız iş başına gelmemiştir, ilk defa burada görüyoruz.
Sunucu: Hemen konuyu farklı bir yere taşımak istiyorum vaktimiz azaldığı için. Bu arada yani bizler seçimle uğraşırken üçüncü kez ihaleye çıkarılan Petkim’in satıldığını %51 hissesinin daha doğrusu satış ihalesinden en yüksek teklifi TransCentralAsia Petrochemical Holding vermiş. Bu ismin arkasında da tam olarak ne olduğunun da tam açıklanamadığı üzerine iddialar da var. Petkim ile ilgili neler söylenebilir kısaca?
Öymen: Adeta hükümet yangından mal kaçırıyor. Siz erken seçim kararı almışınız. Dünyada bütün ülkeler erken seçim kararı aldıktan sonra bu gibi önemli kararları gelecek hükümetlere bırakırlar. Gelecek meclislere bırakırlar. Bırakın sizin göreviniz bitti. Seçime gidiyorsunuz 3 gün sonra hala haraç mezat neyi son dakikaya kadar satarım? Yani insanın kafasından çok kuşkular geçiyor. Yani siz ne yapmak istiyorsunuz. Sizden sonraki hükümete hiçbir hak tanımayacak mısınız? Türkiye’nin varını yoğunu son kuruşunu satmadan şu memleketin başından çekip gitmeyecek misiniz? Memleketin başından gidene kadar en son gününüze kadar memleketin bütün varlıklarını satmazsanız içiniz rahat etmeyecek mi? Bakın uluslar arası ilişkilerde bir adet var. Uluslararası ilişkilerde diyorlar ki, seçim kararı aldıktan sonra önemli yasalar çıkarılamaz. Siz kalkıyorsunuz, seçim kararı aldıktan sonra anayasa değişikliği yapıyorsunuz. Bana bir örnek verin şu dünyadan. Yok. Bir örnek bulun ki bu şekilde seçime 3 gün kala devletin en önemli kurumunu haraç mezat satmış. Var mı örneği? Ben bilmiyorum varsa. Ama her ülke gelecek hükümete saygı göstermiş. Bunlar hariç. Çünkü bunlar sanki böyle bir hedefe yetişmek için son dakikalarına, son günlerine kadar memleketin varını yoğunu satma ihtiyacındalar. Birine söz mü verdiniz, birine taahhüdünüz mü var, birileri mi sizi zorluyor? Birisi mi sizi sıkıştırıyor, birisi mi sizi yönlendiriyor? Ama emin olunuz, bu kadarı da olmaz. Son güne getirdikleri işlere bir bakın. Neredeyse biz engel olmasak, hiçbir ülkede örneği görülmeyen, ancak sömürge ülkelerinde görülebilecek bir petrol yasasını çıkaracaklardı. Petrol yasasını teker teker ayıklamışlar eski yasadan, milli menfaatler korunacaktır lafını. Böyle bir yasayı son gün çıkaracaklardı meclisten, güç bela önledik. İnanılmayacak bir iktidar bunlar, varımızı yoğumuzu her şeyimizi feda edecek. Yaptıkları yetmiyor. 3 gün kaldı seçime daha ne yapabiliriz?
Sunucu: Seçime ve programımızın bitmesine çok az bir süre kaldı. Ben burada sözü yine size bırakacağım. Seçime dönük vaatlere dönük, sizin adaylığınıza dönük aynı zamanda neler söyleyeceksiniz?
Öymen: Seçime girerken yalnız eleştirmekle yetinmemek lazım. Seçime girerken biz vatandaşa diyoruz ki, bütün bunlar değişecektir. 23 Temmuz günü biz inanıyoruz ki, vatandaşlarımız başka bir Türkiye’de uyanacaklardır. Uyandıkları Türkiye, yeniden Atatürk’ün Cumhuriyetine dönmüş Türkiye olacaktır. Çağdaş bir Türkiye’de uyanacaksınız o gün. O ülke, bir taraftan ülkenin başta terör olmak üzere güvenlik çıkarlarını koruyan bir ülke olacak, o ülke vatandaşın çıkarlarını haklarını geçimini koruyan bir ülke olacak, tarımını sanayiinin çıkarlarını koruyan bir ülke olacak. Ve onun dışında sosyal hayatta aç insan bırakmayan bir Türkiye olacak. Eğitimde çocuklarımızı sınav kapılarında perişan etmeyen bir Türkiye olacak. Sağlıkta bir tek nüfus cüzdanıyla bütün vatandaşlarımıza saçlık hizmetini kavuşturan Türkiye olacak. O Türkiye, CHP’nin yönetimindeki Atatürk Cumhuriyetinin bugünkü Türkiye’ye yansıması olacak. Değerli vatandaşlarımızın bu hedeflere ulaşması için, 22 Temmuz günü tam bir vatandaşlık bilinci ile hareket etmelerini bekliyoruz. Ve bu çağdışı hükümeti bir daha geri dönmemek üzere görevden ulaştıracaklarına inanıyoruz.
Sunucu: Hesap sorulacak mı?
Öymen: Şunu biliniz ki, bütün yasadışı işleri yapanları, hortumcuları, suistimal yapanların, rüşvet alanların geleceği meclisin dokunulmazlıkları kaldırması sonucunda yargı olacaktır. Yargı, bunlara gerekli cezayı verecektir ve herkes görecektir ki, milletin çıkarlarını parasını har vurup harman vurmanın bir bedeli vardır. Ve bu bedeli yargı verecektir ve bu yargı inanıyoruz ki en iyi şekilde bu bedeli yapacaktır ve bir daha Türkiye’de hiç kimse buna cesaret edemeyecektir. Hiç kimse bir daha bu memleketin bir kuruşunu bile gayri meşru amaçlar için kullanmaya cesaret edemeyecektir. Türk milleti artık buna tahammül edememektedir. Türk milleti, yolsuzlukların sonunu getirilmesini istemektedir. Biz CHP olarak, iktidara gelir, gelmez başta milletvekili dokunulmazlığının kaldırılması olmak üzere yolsuzluklara yol açan bütün kapıları kapatacağız. Ve şimdiye kadar yolsuzluk yapan, devletin parasını pulunu çalan insanların hepsini yargıya sevk edeceğiz ve yargı önünde bunların cezalandırılmalarını sağlayacağız. Ve herkese kanıtlayacağız ki, Türkiye sahipsiz değildir, Türk milleti sahipsiz değildir, biz bu amaçla iktidara geliyoruz. Herkes bilsin bu AKP’nin de son günleri yaklaşmıştır bu parti bütün şişirmelere, düzmece, kamuoyu yoklamalarına rağmen gidicidir. Herkes bilsin, daha önce de söyledim bir kere daha tekrarlayayım: Bu iktidar içerde gericidir, dışarıda vericidir, seçimde gidicidir.
Sunucu: Sayın Öymen teşekkür ediyoruz tekrar tekrar ağzınıza sağlık.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.