Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- (Türkçe) SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- (Türkçe) ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- (Türkçe) 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- (Türkçe) CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- (Türkçe) GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- (Türkçe) Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- (Türkçe) ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- (Türkçe) Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- (Türkçe) Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

Kanal D – Sabah Haberleri, Ermeni İddialarına Karşı CHP’nin Tutumu
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in
Kanal D’nin Sabah Haberlerine verdiği mülakat
9 Mart 2005
Biz CHP olarak dış politika konularını, ulusal çıkarları ilgilendiren konuları tamamen iç politikanın dışında düşünüyoruz. Ülke çıkarlarını ön plana alıyoruz ve hükümetin dış politikada ülke çıkarları doğrultusunda adım atmasını teşvik ediyoruz. Attığı zamanda bunu destekliyoruz. Ulusal çıkarlardan sapan davranışlarını da görünce eleştiriyoruz.
Ermeni konusu uzun yıllardan beri Türkiye aleyhine çok büyük bir saldırı kampanyasına vesile oluyor. Bu saldırı kampanyası içinde bulunduğumuz yıl içinde daha da artmıştır. Almanya’da da bir büyük siyasi parti bunu meclise taşıdı. Hıristiyan Demokrat Partisi tarafından Türkiye aleyhine orada da büyük bir kampanya yapılıyor. Bunların kökünde ne yatıyor?
Biz CHP olarak çok kapsamlı bir araştırma yaptık. Ve şunu bir kere daha saptadık ki, bunun kökeninde I. Dünya Savaşı’nda İngiliz Savaş Propaganda bürosu tarafından yazdırılan bir kitap yatıyor. Bu kitabın yazarları Arnold Toynbee ile Lord Bryce. Bunlar savaş koşulları içinde kamuoyunu Türkiye aleyhine etkilemek için bu kitabı yazmışlar. Yalnız bu kitabı değil, o sırada savaşta Almanya ile aynı safta olan Türkiye aleyhine bin yüz altmış tane broşür ve kitap yayınlamışlar. Sırf kamuoyunu özellikle Amerikan kamuoyu Türkiye ve Almanya aleyhine harekete geçirip Amerika’yı savaşa sokmak için. Hedef bu.
Fakat o zaman savaş propaganda bürosu tarafından yayınlanan ve ‘Mavi Kitap’ denilen bu kitap yıllardan beri Türkiye aleyhindeki propagandaların özünü oluşturuyor. Ve bu kitap İngiliz Avam Kamarasının bir yayını olarak çıkmış. Yani resmi bir nitelik taşıyor. Benzeri bir ‘Mavi Kitap’ da Almanya aleyhine yayınlanmış. Fakat savaştan sonra Almanlar bir girişim yapmışlar ve bunun sonucunda İngiliz Dışişleri Bakanı Parlamentoda bu kitabın gerçekleri yansıtmadığını, savaş propagandası olduğunu resmen kabul etmiş. Ama Türkiye aleyhindeki kitap için bunu kabul etmemişler. Henüz böyle bir şey yapmamışlar. Bu nedenle bu kitap tekrar tekrar basılıyor ve bütün dünyada Türkiye aleyhindeki propagandaların temel kaynaklarından biri olarak kullanılıyor.
İşte biz CHP olarak bir girişim başlattık. Sayın Genel Başkanımız dün Sayın Başbakanı ziyaret etti Kendisine verdiğimiz mesajın özü şudur: Türk Parlamentosu, bütün Türk Parlamenterleri bir açıklama yayınlasınlar, bir mesaj yayınlasınlar İngiliz Parlamentosuna yönelik olarak ve İngilizlerden bu belgenin bir savaş propagandası belgesi olduğunu, hiçbir bilimsel dayanağının olmadığını ilan etsinler. Bunu İngilizlerin ilan etmesini istesinler.
Biz bunun için Sayın Başbakanı ziyaret ettik. Basına biraz başka türlü yansıtılmış. Tarihimizle hesaplaşalım filan deniliyor. Bu işin özü şu: Haksızlıklarla Türkiye’nin mücadele etmeye hazır olduğu mesajını vereceğiz. Ve aynı zamanda diyeceğiz ki bizim arşivlerimiz açıktır. Bilim adamları bir araya gelebilir, inceleyebilirler. Ama şunu da görüyoruz ki, böyle bir inceleme yapılmadan bilim adamların bir ortak görüşü ortaya çıkmadan en az on ülkenin Parlamentosunda sanki Ermeni soykırımı olmuş gibi karalar alınıyor, Avrupa Parlamentosunda da karar alınmış, Amerikan Eyalet Parlamentolarında kararlar alınıyor. Biz bunu Türkiye’ye yapılmış büyük bir haksızlık olarak görüyoruz. Bu haksızlık karşısında sadece işi tarihçilere bırakalım demek yetmiyor. Parlamentonun bir girişim başlatması lazım diye düşünüyoruz. İşte bunları anlattık Sayın Başbakana. Sayın Genel Başkanımız anlattı. Sayın Elekdağ da anlattı. Kendisi bu konularda yıllardan beri değerli çalışmalar yapıyor. Ve biz çok yakında aşağı yukarı on gün içerisinde Amerika’da bu konuda çok önemli araştırmalar yapan bir Profesörü Türkiye’ye getireceğiz. Justin McCarthy gelecek ve Mecliste Senato Salonunda bir konferans verecek. Bütün bu gerçekleri anlatacak. Çünkü bu konulardaki bulguları bulan bilim adamı odur. İngiliz arşivlerinde yaptığı araştırmalarda bu kitabın dayandığı belgelerin nasıl düzmece olduğunu ve orada kitapta şahadetine başvurulan insanların nasıl Ermeni militanları olduğunu, Amerikan misyonerleri olduğunu objektif kaynaklar olmadığını tespit eden odur.
Bu Ermeni konusundan bağımsız olarak Washington’dan üst üste gelen haberler son derece düşündürücüdür. Geçtiğimiz iki hafta içinde 6-7 vesile ile hem ABD Savunma Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı gibi devlet yetkililerinin gibi, hem Amerikan basının Türkiye’ye yönelik gerçekten her türlü ölçüyü aşan yayınları dikkatimizden kaçmıyor. Bir tanesi kalkıyor Türkiye’ye Avrupa’nın hasta adamı olarak ilan ediyor. Kalkıyor Türk Hükümetini Nazi Almanya’sıyla mukayese ediyor. Biz dedik ki, Hükümeti biz gerektiğinde eleştiririz ama biz bile buna müsamaha edemeyiz. Biz de buna tepki gösteririz. Hiç kimse Türk Hükümetini Nazi Almanyası ile mukayese edemez dedik. Alman basını kalkıyor Sayın Başbakanı XIV. Lui ile mukayese ediyor. Amerika’da soykırım iddiaları yine Washington Post’da ön plana çıkıyor. Washington Times’da bizi rahatsız edecek yazılar var. Bütün bunları üst üste koyduğunuz zaman bunun bir kampanya hüviyeti kazandığı gçrülüyor. Aynı zamanda Amerikan Kongresi Türkiye’ye vermeyi vaat ettiği bir milyar doları tam bu sırada iptal ediyor. Başka amaçlara ayırıyor. Belli ki, Türkiye’ye karşı bir hoşnutsuzluk, bir tepki havası var. Bunun diplomaside genellikle yorumu şudur: sizden her halde bekledikleri çok önemli bir şeyi henüz elde edemediler ve bunun içinde basın yoluyla Türkiye’ye da baskı yapıyorlar. Bunu başka türlü yorumlayamayız.
Aslında saldırılar sadece iktidara yönelik değil. Her iktidara hem muhalefete yönelik saldırılar yapılıyor. Belirli konularda beklediklerini iktidar da muhalefet de desteklemeyince o zaman ülkeye bir bütün olarak basına da hücum ediyorlar. Belli ki, bazı istekleri var. Bazı beklentileri var. Bunu en iyi bilecek durumda olan Hükümettir. Fakat son günlerde bakıyoruz AB’den de eleştiriler geliyor. Bu eleştirilerin bir bölümü haklıdır. Örneğin polisin İstanbul’da aşırı güç kullanması gibi. Bunu biz de kınıyoruz ve eleştiriyoruz. Ama bazen oradan gelen eleştiriler de ölçüyü aşıyor. Bunlara da dikkat etmek lazım. Bu Ermeni konusu da dahil olmak üzere.
Biz bundan önceki Hükümetleri, Başbakanları yeterince dış temas yapmamakla eleştiriyorduk. Bundan önceki Başbakanın AB liderleriyle temas etmediğini, hiçbir önemli Avrupa merkezine ziyarette bulunmadığını söylüyorduk. Biz Başbakanın ziyaretlerini niçin oralara gidiyor diye eleştirmiyoruz. Gittiği ziyaretlerde ne sonuç alıyor? Ölçü budur. Eğer gittiği ülkelerde Kıbrıs politikasına destek sağlayabiliyorsa, Irak politikasına destek sağlayabiliyorsa ne ala. Başka konularda Türkiye’nin görüşlerine destek sağlayabiliyorsa, gittiği ülkelerden biri Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetini tanımayı karalaştırmışsa veya ambargoları kaldırmayı kararlaştırmışsa diyeceğiz ki, Sayın Başbakan iyiki gitti. Bizim eleştirdiğimiz husus gittiği yerlerde yaptığı temaslarda yeterince sonuç alamaması.
Şimdi Berlin’e gitti Sayın Başbakan Fransa Başbakanı ile orada bir araya geldi ve Fransa’dan 2,8 milyar dolarlık Airbus uçağı alma konusunda anlaşmaya vardı. Ertesi gün Fransa Başbakanı Paris’e geriye döndü ve öyle bir açıklama yaptı ki, hiçbir AB ülkesi bugüne kadar Türkiye’nin üyeliğini zora sokacak böyle bir açıklama yapmadı. Ve Türkiye’nin üyeliğini Fransa’da referanduma bağladı. Bunu bağladığınız anda üyeliği ciddi anlamda tehlikeye düşürüyorsunuz. Türkiye Fransa’ya hangi kötülüğü yaptı ki, böyle bir muameleye maruz kalıyor? Hiçbir Avrupa ülkesinden henüz böyle bir şey gelmedi. Fransa 32 yıldır hiçbir ülkeye referandum uygulamadı. Demek ki bu temas, bu ziyaret bir fayda sağlamamış. Siz çok büyük bir ekonomik, ticari avantaj vermişiniz Fransa’ya, fakat karşılığında hiç beklemediğiniz kadar olumsuz bir cevap almışınız. Niçin? Peki siz orada ne görüştünüz?
AB zirvesine gittik. Orada çeşitli temaslar yaptı Sayın Başbakan. Ve sonunda baktık ki, çıkan karar Türkiye için son derce sakıncalı bir karardır. O bakımdan niçin Başbakan dış seyahat yapıyor diye eleştirmek bizim aklımızdan geçmez. Ama gittiği yerde sonuç alacak. Ticaretimiz şu kadar arttı. Türkiye’nin itibarı şu kadar yükseldi. Gittiği ülkelerde Türkiye hakkında şu yazılar çıktı. Şöyle bir antlaşma yaptık. Dediğim gibi temel dış politika konularımızda destek sağladık. Ermeni soykırımı konusunda Türkiye’nin görüşlerini benimsediklerini söylediler. Böyle haberler çıksa, böyle sonuçlar alınsa Başbakana az bile gidiyorsunuz diyeceğiz.
Aslında AB ile ilişkilerimiz tabii ki, uzun soluklu iştir ve çok yoğun bir çalışma gerektirir. Fakat biz AB ile ilgileniyoruz diye dünyanın geri kalan kısmıyla ilişkilerimizi kesiyoruz diyemeyiz. Çok büyük potansiyeli olan ülkeler var. Amerika var, Japonya var, Çin var, Hindistan var, Rusya var. Bunları göz ardı edemeyiz. O bakımdan Afrika ülkeleri son derce önemli. Orada petrol üreten ülkeler var Nijerya gibi. Niçin Etyopya’ya gittiler? Etyopya önemli bir ülke. Etiyopya Afrika Birliğinin merkezidir. Güney Afrika Afrika’nın en önemli ülkesidir. Ama sonucunu görmek isteriz. Yani siz Etiyopya’ya gittiniz. Bakalım Afrika Birliği örgütünün Türkiye bakışında bir değişiklik olacak mı? BM’de bize bir destek sağlanacak mı? Güvenlik Konseyi adaylığımız destekleyecekler mi? Güney Afrika’da ne sağlayacağız?
Güney Afrika’ya Sayın Baykal’la bizde gittik kısa bir süre önce Sosyalist Enternasyonal toplantısı vasıtasıyla. Orada gözümüzle gördük. Orada olağan üstü bir potansiyel var. Ama bunu değerlendirebilecek miyiz? Biz ne yapıyoruz? Güney Afrika’ya gitmek iyi ama yıllardan beri Güney Afrika’ya yaptığımız doğrudan uçak seferlerini kaldırdık. Yani bu ikisi arasında bir çelişki var. Güney Afrika ile ilişki geliştirmek istiyorsanız önce ulaşımı sağlayacaksınız. Oraya gitmek bir maceradır. Her kez Başbakan gibi özel uçakla gidemiyor. Güney Afrika’ya gidebilmek için önce Dubai’ye gidiyorsunuz. Bir gece kalıyorsunuz. Oradan sekiz saat uçuyorsunuz. Halbuki evvelce İstanbul’dan direkt uçuş vardı. Bunu kaldırdılar. O bakımdan biz biraz işin Türkiye’ye ne getirdiği, ne götürdüğü boyutuna bakıyoruz.
Esas ölçü şudur: dış politikada her ülke kendi ulusal çıkarlarını korumaya öncelik verir. Türkiye’de bazı çevreler bu ulusal çıkarlar kavramını biraz yadırgıyor. Bunu çağdışı bir yaklaşım gibi görüyor. Ama bütün ülkeler bunu yapıyor. Mesela Alman Başbakanı Çin’e gidiyor. Niçin bütün Avrupalı iş adamlarını götürmüyor da sadece Alman iş adamlarını götürüyor? Çünkü Almanya’nın çıkarlarını korumaktır hedefi. Bunun gibi. O bakımdan bizim de Hükümetten beklediğimiz dış politikada Türkiye’nin çıkarlarını korumasıdır. Diğer ülkeler ulusal çıkarların gerektirdiği politikalarda hükümetler değişse de değişiklikler yapmıyorlar. Mesela kırk yıldır İngiltere’nin Kıbrıs politikası değişmiyor. Sağcı iktidar geliyor, solcu iktidar geliyor değişmiyor. Niye? Çünkü İngiltere’nin menfaati o politikayı sürdürmeyi gerektiriyor. Yunanistan’ın politikası değişmiyor. O bakımdan biz de bu Hükümete şöyle bir eleştiri yönelttik. Bunlar zannettiler ki, kendilerinden önceki Hükümetler hep yanlış işler yapmışlardır. Kıbrıs’ta çözümsüzlük politikası izlemiştir. İşte bunlar geldi çözüm bulunacak. Fakat bir de bakıyoruz ki, Kıbrıs Rum Adalet Bakanı çıkıyor, çözümsüzlük bizim politikamızdır diyor. Demek ki, çözümü karşı taraf istemiyormuş. Onlar engelliyormuş çözümü. Bizim hükümetimiz ise kendimizi suçlayıp duruyordu.
Biz dış politika konularında baştan dediğim gibi Hükümete destek olmayı görev sayarız. Yeter ki, Hükümet bu temel dış politikalarımızda sapma yapmasın. Tabii ki, günün şartlarına uyacağız. Tabii ki, dünyadaki gelişmelerin farkına varacağız. Tabii ki, gerekli ayarlamaları yapacağız. Yani kas katı politika olmaz. Ama temel doğrultunuzu saptırmayacaksınız.
İşin iki boyutu var. Türkiye bir taraftan şiddete sıfır hoşgörü politikası izliyorum diyor, bir taraftan da, televizyonlarda görüldiği gibi yere düşen kadınların kafasına tekme atıyorsunuz. Şimdi böyle polis olmaz. Biz polis örgütünün tümünü suçlamıyoruz. Polis örgütünün çoğu da bu işten üzülmüştür. Yara almıştır. Ama polisin bu davranışı Türkiye’nin dünyadaki görünümünü bozmuştur. Bunun sorumlusu Hükümettir. Polisi eğitecek sizsiniz. Böyle olaylarda nasıl davranılacağını gösterecek sizsiniz. Başka ülkelerde polis ölçüyü aşınca hükümetler istifa ediyor. Bakanlar istifa ediyor. Almanya’da bir olayda, polisle çatışmada bir terörist öldürüldü diye İçişleri Bakanı istifa etti. O bakımdan polisin çok sorumlu davranması lazım. Ve en önemlisi Hükümetin polisi nerede nasıl davranacağı konusunda eğitmesi lazım. Diğer ülkelerde polisin sert davrandığı oluyor ama bu tarz değil. Böyle karşısındaki insanı düşman gibi gören tarzda değil. Orada da şiddet eylemleri önlemek için polis önlemini alıyor. Ne yapıyor? Mesela Almanya’da gözümüzle gördük. Bin kişilik bir gösteri varsa beş bin polis getiriyorlar, bütün göstericilerin etrafını sarıyorlar, göstericilerin etrafa zarar vermesini önlüyorlar, teker teker yakalıyorlar. Polis böyle davranıyor.
Polisin yerde yatan kadını tekmelemesi olayı Türkiye’nin görümüne son derce zarar vermiştir. Biz bunu kınadık. Ben İçişleri Bakanına bir yazılı soru önergesi verdim. Bizim Genel Başkanımız dünkü CHP Grup Konuşmasında bunu kınayıcı bir açıklama yaptı. Biz bunları Türkiye’ye yakıştıramıyoruz. Hükümete yakıştıramıyoruz. Ve böyle bir olaydan sonra Sayın Bakanların bunu yapanları koruyucu demeçler vermesi son derce yanlış olmuştur. Ve aynı zamanda da yurt dışından gelen tepkilere de gereksiz karşılık vermemek lazım. Haklı eleştirileri kabul edeceksiniz. Haksız eleştirilere karşı biz iktidar ile bir oluyoruz. İşte bu Türkiye’yi hasta adam gibi göstermek, Nazi Almanya’sı XIV. Lui gibi göstermek Sayın Başbakanı bu gibi haksız, küçültücü, seviyesiz eleştirileri biz de yakışıksız buluyoruz. Ama haklı eleştiriler de kabul etmek lazım.
<!– /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-parent:”"; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-fareast-font-family:”Times New Roman”; color:black; mso-ansi-language:DE;} h1 {mso-style-next:Normal; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; text-align:center; mso-pagination:widow-orphan; page-break-after:avoid; mso-outline-level:1; border:none; mso-border-bottom-alt:solid windowtext .5pt; padding:0cm; mso-padding-alt:0cm 0cm 1.0pt 0cm; font-size:16.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; color:black; mso-font-kerning:0pt;} p.MsoTitle, li.MsoTitle, div.MsoTitle {margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; text-align:center; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-fareast-font-family:”Times New Roman”; color:black; font-weight:bold;} p.MsoBodyText, li.MsoBodyText, div.MsoBodyText {margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; text-align:justify; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-fareast-font-family:”Times New Roman”; color:black;} p.eref1, li.eref1, div.eref1 {mso-style-name:eşref1; margin-top:0cm; margin-right:0cm; margin-bottom:0cm; margin-left:86.4pt; margin-bottom:.0001pt; text-indent:-32.4pt; mso-pagination:widow-orphan; mso-list:l0 level4 lfo1; tab-stops:list 86.4pt; border:none; mso-border-alt:thin-thick-thin-medium-gap #FF6600 18.0pt; padding:0cm; mso-padding-alt:1.0pt 4.0pt 1.0pt 4.0pt; mso-border-shadow:yes; font-size:10.0pt; font-family:”Times New Roman”; mso-fareast-font-family:”Times New Roman”; color:black; mso-ansi-language:DE;} @page Section1 {size:595.3pt 841.9pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} /* List Definitions */ @list l0 {mso-list-id:854415515; mso-list-template-ids:-745775550;} @list l0:level1 {mso-level-tab-stop:18.0pt; mso-level-number-position:left; margin-left:18.0pt; text-indent:-18.0pt;} @list l0:level2 {mso-level-text:”%1\.%2\.”; mso-level-tab-stop:39.6pt; mso-level-number-position:left; margin-left:39.6pt; text-indent:-21.6pt;} @list l0:level3 {mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.”; mso-level-tab-stop:61.2pt; mso-level-number-position:left; margin-left:61.2pt; text-indent:-25.2pt;} @list l0:level4 {mso-level-style-link:eşref1; mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.%4\.”; mso-level-tab-stop:86.4pt; mso-level-number-position:left; margin-left:86.4pt; text-indent:-32.4pt;} @list l0:level5 {mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.%4\.%5\.”; mso-level-tab-stop:111.6pt; mso-level-number-position:left; margin-left:111.6pt; text-indent:-39.6pt;} @list l0:level6 {mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.%4\.%5\.%6\.”; mso-level-tab-stop:136.8pt; mso-level-number-position:left; margin-left:136.8pt; text-indent:-46.8pt;} @list l0:level7 {mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.%4\.%5\.%6\.%7\.”; mso-level-tab-stop:162.0pt; mso-level-number-position:left; margin-left:162.0pt; text-indent:-54.0pt;} @list l0:level8 {mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.%4\.%5\.%6\.%7\.%8\.”; mso-level-tab-stop:187.2pt; mso-level-number-position:left; margin-left:187.2pt; text-indent:-61.2pt;} @list l0:level9 {mso-level-text:”%1\.%2\.%3\.%4\.%5\.%6\.%7\.%8\.%9\.”; mso-level-tab-stop:216.0pt; mso-level-number-position:left; margin-left:216.0pt; text-indent:-72.0pt;} ol {margin-bottom:0cm;} ul {margin-bottom:0cm;} –>
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.