TRT2 – Başkent Siyaset Programı, Arafat Sonrası Filistin Ne Bekliyor?

ONUR ÖYMEN
BAŞKENT SİYASET
8 KASIM 2004

Sunucu- TBMM’den sunduğumuz “Başkent Siyaset”le yeni bir haftada yine karşınızdayız. Bugün Filistin lideri Yaser Arafat’ın Paris’te hastaneye kaldırılmasının ardından yaşanan gelişmeleri konuşacağız. Konuğumuz CHP Genel Başkan Yardımcısı aynı zamanda eski Büyükelçilerimizden Sayın Onur Öymen. Efendim hoşgeldiniz.

Onur ÖYMEN- Hoşbulduk.

Sunucu- Aslında ölümü resmen açıklanmadan böyle bir konuda konuşmak hoş değil belki ama Arafat sonrası Filistin’i ne bekliyor?

Onur ÖYMEN- Evet böyle bir konuyu keşke konuşmasaydık. İnşallah Sayın Arafat iyileşir ve görevine döner. Başarıyla Filistin halkına hizmet etmeye devam eder. Yalnız Filistin’deki durumun bir bütün olarak görecek olursak orada yaşanan sıkıntıları geçmişiyle birlikte düşünmek lazım. Ta birinci dünya savaşı yıllarından itibaren …………………… raporundan buyana özellikle 1948’de İsrail’in kurulmasından sonra Filistin halkı kendi topraklarının büyükçe bir bölümünü kaybetmiştir ve orada egemenliğe sahip olmayan bir halk gibi yaşamaktadır. Herkes Filistin Cumhuriyetinden bahsediyorsa Filistin Cumhuriyetinin maalesef bugün tam bir egemenlik ve bağımsızlık içinde olduğunu, hele güvenlik içinde olduğunu hiç söyleyemeyiz. Ekonomi perişandır, çok yüksek oranda işsizlik var. Her gün saldırılara maruz kalıyorlar. Maalesef Filistin’in içinde de şiddet eylemleri geçer akçe olmuştur. Uzunca bir süreden beri intihar eylemleri yoluyla İsrail’e zarar vermeye çalışıyorlar.

Şimdi uluslararası topluma düşen en önemli görev Filistin’de ve o bölgede genel olarak dünyada şiddetin bir seçenek olmadığını kabul ettirmektir herkese. Şiddet yoluyla hiçbir sonuca varılamayacağını hem İsrail’in kabul etmesi lazım hem de Orada şiddete başvuran örgütlerin kabul etmesi lazım.

Şimdi orada Filistinlilerin temel haklarının sağlanması birinci derecede önem taşıyor. Filistin halkı temel haklarından yararlanamayan bir toplum durumundadır. İnsan haklarına, demokrasiye, özgürlüklere bu kadar çok fazla önem veren, öncülük yapan dünya kamuoyu maalesef Filistinlilerin insan hakları konusuna yeterince eğilmiyor. Onlarda umutsuzluk içinde olmadık yöntemlere başvurabiliyorlar.

Şimdi burada Türkiye’ye çok önemli bir görev düşüyor. Çünkü Türkiye aynı zamanda 1948 yılından beri İsrail’i tanıyan ve Arap ülkeleriyle yakın ilişkiler içinde tek bölge ülkesidir, tek halkı Müslüman olan ülkedir. O bakımdan Türkiye’nin çok aktif bir politika izlemesi gerekiyor.

Sunucu- Son zamanlarda hükümet zaten Filistin davasına da oldukça ciddi anlamda yüksek sesle tepkiler veriyordu. Neresinde duruyor Filistin İsrail arasında, hangi konumda Türkiye şuanda?

Onur ÖYMEN- Şimdi Türkiye biraz tribünde duruyor, seyirci konumundadır. Türkiye daha aktif politika üretebilmelidir, fikir üretebilmelidir, çözüm üretebilmelidir. Böyle seyirci olarak izlerseniz etkinliğiniz olmaz bölgede. Daha aktif çalışmanız lazım. Biz aylarca önce Sayın Dışişleri bakanının bizzat Filistin’e giderek Arafat’la görüşmesini önermiştik. Maalesef önerimizi gerçekleştiremediler.

Sunucu- Peki Arafat’ın bu durumda tedavi için Paris’i seçmesinin Türkiye’ye davet edilmesine rağmen gelmemesinin altında bir kırgınlık olabilir mi bu anlamda?

Onur ÖYMEN- Zannetmiyorum. Sayın Arafat Türkiye’ye karşı daima sıcak duygular beslemiştir. Bende kendisini birkaç defa ziyaret etme fırsatını buldum. Sayın Demirel’le birlikte Filistin’e gittiğimizde de görüşmüştük kendisiyle çok iyi hatırlıyorum. Türkiye’ye karşı yakın duygular besliyor.

Şimdi burada önümüzdeki dönemde bence yapılması gereken iş şudur; Filistin’de gerçek bir demokrasinin yerleşmesi lazım.

Sunucu- ……………….. yönetim mi burada kasıt?

Onur ÖYMEN- Şimdi halkın seçtiği yönetimler daima demokratik yönetimler olur, istikrarlı yönetimler olur.

Sunucu- Filistin’de çok güçlü örgütler var. Hamas gibi radikal örgütler var.

Onur ÖYMEN- Şimdi örgütlerin tercihiyle bir yönetim oluşturulursa şiddet örgütlerinin yönetimiyle, oylarıyla veya etkileriyle bir yönetim oluşturulursa o zaman sonuçta şiddeti benimseyen bir sonuç olur. İş başına gelecek yöneticilerde onlara bağımlı olurlar. Oysa önemli halkın seçeceği bir lider olmaktır. Yani Arafat’ın özelliği halkın benimsediği, halkın seçtiği bir lider olmasıydı. Şimdi halkın seçeceği bir lider lazım Filistin’e.

Sunucu- Bu örgütlere rağmen peki Filistin halkı böyle bir lideri çıkarabilir mi kendi içinden?

Onur ÖYMEN- Dünyanın her yerinde halk örgütlerden daha güçlüdür. Biz eğer terörün halktan daha güçlü olduğunu kabul edersek o zaman demokrasiye inancımızı kaybederiz. Halk daima güçlüdür. Bütün mesele halka bu fırsatı vermektir. İsrail’e de düşen görev Filistin halkının demokratik tercihlerine saygı göstermektir. Bu halkın uygar insanlar olarak güvenlik içinde yaşamalarını sağlamaktır. İsrail’e de çok görev düşüyor. Maalesef İsrail’de bu görevi her zaman başarıyla yerine getiremiyor. Hatta sivil insanlara yönelik saldırıları İsrail’in çok ciddi ızdıraplara yol açtığı pek çok masum insanın hayatına açtı.

Şimdi Sayın Arafat’tan sonra eğer hakikaten sağlığına kavuşamayacak olursa veya siyaseti sürdüremeyecek olursa yeni bir sayfa açılacak. İşte bu sayfanın birinci özelliği demokratik bir sayfa olmasıdır. İkincisi şiddeti reddeden bir sayfa olması lazımdır. Üçüncüsü İsrail’le eşit koşullarda görüşebilecek bir yönetime kavuşmasıdır. İsrail’e tabi olan, İsrail’in her talebine boyun eğen veya eğmeyecekse şiddete başvurmaktan başka seçeneği olmayan bir durumda bırakılmamalıdır Filistin halkı. Filistin demokratik, halkın iradesiyle iş başına gelmiş insanlarca yönetilen, İsrail’le eşit şartlara sahip ve tam gerçek bağımsızlığına kavuşmuş bir devlet olmalıdır. İşte bu sonucun alınmasında Türkiye rol oynayabilir, etkili rol oynayabilir. Mesela Filistinlilerin kendi topraklarından İsrail denetiminde olmadan dünyayla temas edebilmeleri lazım. Edemiyorlar. Yani bir toplumda kendi ekonomilerini yönetebilmeleri lazım, yönetemiyorlar.

Sunucu- Örülen duvar sayesinde zaten eğitim haklarını bile doğru düzgün kullanamıyorlar.

Onur ÖYMEN- Eğitim haklarını kullanamıyorlar, ekonomik haklarını kullanamıyorlar. Yani Filistin bugün her anlamda perişan vaziyettedir. Bunu diğer Arap ülkelerinin Mısır’ın, Suriye’nin, Suudi Arabistan’ın çabaları var ama bu çabalar yeterli olamadı bugüne kadar.

Şimdi o bakımdan bir Avrupa ülkesi olan, bir NATO ülkesi Türkiye’nin mutlaka ağırlığını hissettirmesi lazım. Bir kere bu davaya sahip çıkması lazım. Bu davayı çok iyi öğrenmesi lazım. Kökleri nedir, bugün bulunduğu durum nedir? Altında hangi ülkelerin hangi menfaatleri var. İsrail’in politikasının altında ne yatıyor? Bütün bunları bizim çok iyi bilmemiz lazım. Siyasetçilerimizin çok iyi öğrenmesi lazım ve aktif politika izlenmesi lazım. Yani sürekli mesela niçin İsraillilerle Filistinliler dünyanın çeşitli yerlerinde toplandılar da Türkiye’de toplanmadılar? Değil mi? Mademki bizim bu kadar yakın ilişkilerimiz var iki tarafla niçin bunları biraraya getiremedik? Şimdi bu sorulara cevap vermemiz lazım ve serinkanlılıkla hareket etmek lazım. Dış politikada biraz ataletten kurtulmamız gerekiyor. Dış politikada daha aktif, daha canlı, daha ses getirici bir ülke konumunda olmamız lazım. Bunu yaparsak Avrupa’da da etkinliğimiz artar. Avrupa ülkelerinin gözünde de Türkiye’nin gerçekten bölgesinde etkili bir ülke olduğu imajı güçlenir.

Sunucu- Efendim seçimlerden sonra Amerika’da bir politika değişikliği oluyor gibi bir hava var. Örneğin Makedonya’yı Makedonya Cumhuriyeti adıyla tanıması. Kıbrıs’ta Ercan havaalanında ambargoyu delecek söylentilerinin çıkması daha henüz bir işaret yok ama bunlar acaba gerçi Irak’ta kullandığı şiddet politikası eleştiriye sebep olmasa bile Filistin’de bu anlamda Amerika’nın ciddi bir politika değişikliği yapması beklenebilir mi?

Onur ÖYMEN- Şimdi Amerika’nın Bush döneminde dış politikada başarılı olduğu alanlar var. Bunları objektif görmek lazım. Mesela NATO’nun genişlemesi, Rusya’nın mukavemetine, itirazına rağmen NATO’nun genişlemesini başarıyla sağladılar. Hatta Rusya’yla ilişkileri daha iyiye götürdüler. Bu olumlu bir puan. Ama başarılı olamadıkları yerler var. Bunların en önemlilerinden biri Irak. Fakat bu arada Ortadoğu ve terörle mücadele Afganistan alanlarında başarılı olamadılar yeterince. Şimdi Ortadoğu’da niçin başarılı olamadılar? Çünkü Amerika’daki Musevi lobisi, Yahudi lobisi Amerikan hükümetinin kararları üzerine çok etkili oluyor. Yani İsrail’in en haksız olduğu konularda bile güvenlik konseyine Amerika İsrail lehine veto hakkını kullanıyor. Şimdi o zaman Amerika tarafsız bir arabulucu konumunu, rolünü kaybediyor. Şimdi Amerika’nın bu açıdan baktığımızda Ortadoğu’da eğer etkili olmak istiyorsa taraflar arasında tarafsız bir konumda olması lazım. Her iki tarafta eşit uzaklıkta olması lazım. Yani İsraillilerin haklı olduğu davada İsraillilere sempati gösterebilirsiniz, destek verebilirsiniz. Ama İsraillilerin haksız olduğu yerde de İsrail’i desteklerseniz o zaman Arapların gözünde, Filistinlilerin gözünde itibarınız kalmaz, inandırıcılığınız kalmaz. İşte Amerika umarım ki, şimdi yeni bir değerlendirme yapacaktır dış politikada.

Sunucu- Arafat’ın kişiliğine yönelik bir eleştiri vardı örneğin. Arafat’ın barışın önündeki en büyük engel olduğunu söylemişti Amerikan başkanı.

Onur ÖYMEN- Hatırlayalım ki, Arafat’ı daha önce Washington’da kabul etmişti. Bu müzakereler başladığı zaman İsraillilerle Filistinliler arasında Amerika çok olumlu bir rol oynamıştı ve Arafat’a paye vermişti ve onu çok yüceltmişti. Fakat son zamanlarda Arafat’ın izlediği politikalardan rahatsızlık duydular. Çünkü Arafat dış baskılara boyun eğmeyen bir politikacıydı. Dış baskılara göre halkının çıkarlarını feda etmeyen bir politikacıydı. O yönüyle herkese örnek olacak tarafı vardır.

Şimdi böyle olunca da Arafat gözden düştü. Çünkü halkının menfaatini koruyor. Yani yabancıların istediğine.

Sunucu- Hep eleştirildi …………………… görüşmelerden çekildi, kendi çıkarlarını düşündü denildi.

Onur ÖYMEN- Öyle denildi. Ama aslında Arafat’ında tabi haklı sebepleri vardı. Bunu da unutmamak lazım. Arafat’ta neyi ne zaman nasıl yapabileceğini biliyordu. Arafat’ı barış istemeyen bir lider gibi yorumlamak çok haksızlık olur. Ama Arafat’ın duracağı noktalar vardı, taviz veremeyeceği konular vardı ve bu konularda da Arafat’tan çok fazla taviz istendi. Bunlara itiraz edince de gözden düştü, terörist olarak vasıflandırıldı, abluka altında tutuldu. Yaşadığı karargahı sürekli İsrailliler tarafından saldırıya uğradı, civarındaki binalar yıkıldı falan.

Şimdi o bakımından Arafat’ı çok iyi anlamak lazım, iyi değerlendirmek lazım. Eğer Arafat’ın yerine geçecek bir lider dış baskılara boyun eğen, teslimiyetçi bir lider olursa önce kendi halkının desteğini kaybeder. Bu şiddeti durdurmaz büsbütün artırır. Şiddet yanlılarına aşırı derecede prim veren bir lider olursa çözümü yakalayamaz. O bakımdan şiddeti reddeden ama halkının çıkarlarını sonuna kadar savunma cesaretini, kararlılığını gösteren bir lider olursa hem barışa hizmet eder, hem halkına hizmet eder.

Sunucu- Aksi bir lider zaten bölgedeki zaten güçlü olan bu terör örgütlerinin de daha da güçlenmesini, daha çok şiddete başvurmasına sebep olabilir.

Onur ÖYMEN- Birde şuna bakmak lazım. Bu terör örgütleri, şiddet örgütleri desteğini nereden alıyor? Bunun köküne gitmek lazım. Çünkü bazı devletlerin desteği olmazsa terörün bu kadar sürmesi, şiddetin devam etmesi mümkün olmaz. Türkiye içinde aynı şey. Hangi ülkeler şiddeti destekliyor, hangi ülkeler terörü destekliyor. Biz vaktiyle Filistinlilere de, İsraillilere de şu öneride bulunmuştuk hatırlıyorum. Ben dışişleri bakanlığındayken demiştik ki, şiddeti destekleyen, terörü destekleyen ülkelerle işbirliği yapmayın. Onları tatmin ederek, teskin ederek çözüm aramayın boşuna uğraşırsınız, hiç sonuç alamazsınız. Bizim tecrübemiz bunu gösteriyor dedik. Onun için biz o zaman şiddeti destekleyen, terörü destekleyen ülkelerle ilişkilerimizi neredeyse sıfıra indirmiştik. Şimdi biz bunu önerdik İsrail’e de Filistinlilere de. Yeterince bunlara riayet ettiklerini söyleyemem. O yüzden şiddet hala egemendir bu bölgede. Şimdi neticede bizim önerimiz şudur; Türkiye olarak bölgeye bir demokrasinin tam olarak yerleştirilmesi için, ikincisi Filistin halkının özgür iradesiyle işbaşına gelecek liderlerin desteklenmesi için, kalıcı çözüm önerilerinin hayata geçirilmesi için Türkiye çok aktif politika izlemelidir. Bizim söyleyeceğimiz budur. Bizde ana muhalefet partisi olarak, CHP olarak aynı görevi yapıyoruz. Bizimde Filistinlilerle temasımız var. İsraillilerle de görüşüyoruz ve bizde bu görevi yapıyoruz. Ama esas görev hükümete düşüyor.

Sunucu- Süremizin sonuna geldik. Çok teşekkür ediyoruz Sayın Öymen.

Onur ÖYMEN- Cümlemi bitirebilirsem, umarım ki hükümet bu çabalarında başarılı olur.

Sunucu- Biz çok teşekkür ediyoruz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.