TBMM Genel Kurulu, Topluma Kazandırma Yasa Tasarısı Hakkında

CHP İSTANBUL MİLLETVEKİLİ ONUR ÖYMEN’in TOPLUMA KAZANDIRMA YASA TASARISI  ÜZERİNE YAPTIĞI KONUŞMA METNİ
29 TEMMUZ 2003

CHP GRUBU ADINA ONUR ÖYMEN (İstanbul) – Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; “eve dönüş yasası” olarak Yüce Meclise sunulan tasarının 5 inci maddesi hakkında, Cumhuriyet Halk Partisi Grubunun görüşlerini arz etmek üzere söz almış bulunuyorum; Yüce Meclisi saygılarımla selamlıyorum.
Sayın Başkan, biraz önce sizin de ifade buyurduğunuz gibi, bu yasa, bir af yasasıdır. Başlığının farklı bir şekilde takdim edilmiş olması, bunun, bir af yasası olma niteliğini değiştirmemektedir. Öyle anlaşılıyor ki, hükümetin beklentisi, böyle bir af yasası çıkararak, çok sayıda teröristin topluma kazandırılmasıdır ve devletin terörle mücadele faaliyetlerindeki başarısını artırmaktır; yani, bu yasayı çıkarırsak, hem bu insanları toplumumuza kazandırmış olacağız hem de terörle mücadelede başarı sağlayacağız. Arkadaşlar, acaba, diğer ülkelerde böyle mi olmuştur? Size bir, iki örnek vermek istiyorum.
İspanya’da Franko rejimi sona erdikten sonra işbaşına gelen demokratik yönetimin ilk işlerinden biri, o devirde de İspanya için çok büyük bir tehdit oluşturan ETA terör örgütü mensupları için bir af yasası çıkarmak oldu. O zamanki İspanya hükümeti, bu yasayı çıkarırsak, teröristleri topluma kazandıracağız ve terörist faaliyetleri önleyebileceğiz zannetti ve geniş kapsamlı bir af yasası çıkarıldı. Aynen, hükümetin şimdi önerdiği gibi, İspanyollar, yasayı geniş tutarsak, sonu çok başarılı olur zannetti.
Değerli arkadaşlarım, bu yasa 1976 yılında çıkarılmıştır ve bu yasayı izleyen dört yıl içerisinde, 1976 ile 1980 yılları arasında, ETA teröristleri, Franko’nun işbaşında olduğu son altı yılda işlediklerinden tam 10 kat fazla terör suçu işlemişlerdir, terör suçları 10 misli artmıştır.
Şimdi, bu tecrübeyi dikkatlerinize sunmak istiyorum. İyi niyetli arkadaşlarımızın büyük bir çoğunluğunun bu tasarı lehinde oy verme eğiliminde olduklarını görüyorum; ancak, dünyadaki tecrübe budur ve eğer, yarın, bugün, affedilecek teröristler, eylemlerini sürdürürlerse, eylemlerini artırırlarsa, bu yasaya oy vermiş arkadaşlarımız büyük bir vicdan sorumluluğu hissedeceklerdir.
Sizi uyarıyoruz; sizi uyarıyoruz, bunu yaparsanız, ülkemizde terörü azaltmak şöyle dursun, terörün artmasına yol açarsınız diyoruz.

Başka örnekler de var mı; var. İngiltere’de de buna benzer bir af yasası çıkarılmıştır. Onlar, İspanyollar gibi, terörle mücadele yolunu seçmenin yanı sıra, bir taraftan da teröristlerle müzakere yolunu seçmişlerdir, terörizmin siyasî kanadıyla müzakere etmişlerdir. Orada da, af çıkarmak için, yalnız, İngiliz hükümeti teröristlerin bütün silahlarını bırakmasını şart koşmuştur.
Biz, böyle bir, şart koşuyor muyuz; koşmuyoruz. O bakımdan, dikkatinizi çekiyorum; yaptığımız iş, şu anda, hükümetin çıkarmaya çalıştığı yasa tasarısı, uluslararası tecrübelerin de gösterdiği gibi, başarısız olmaya mahkûm bir tasarıdır. Bu işin bir tarafıdır.
Bu konuda, İspanya’nın Birleşmiş Milletler neznindeki daimî temsilcisinin yaptığı bir konuşma var. Ondan size söz etmek istiyorum. Diyor ki “Demokratik yoldan seçilen liderlerle, teröristler arasındaki siyasî müzakereler bütün toplumu teröristlerin insafına terk eder. Terörle mücadelede herhangi bir tartışmaya veya yoruma ihtiyaç yoktur. Terörizmden sorumlu olan teröristlerdir. Temel hedefimiz, 21 inci Yüzyılın belası olan terörizmi, dünya yüzünden tamamen bertaraf etmektir. Terörizme yorum getirmeye çalışmak veya farklı söylemler kullanmak, bizi bu hedefimizden saptırır. Hiç kimsenin terör suçu işlemeye hakkı yoktur ve terörü haklı göstermeye de hakkı yoktur.” Bu ETA için de doğrudur, PKK için de doğrudur. Bunu söyleyen İspanyol büyükelçisidir, biz söylemiyoruz. ETA için de doğrudur, PKK için de doğrudur, IRA için de doğrudur, HAMAS, Hizbullah ve diğer İslamî terör örgütleri için de doğrudur. Terörle mücadele etmek için uluslararası dayanışma şarttır. İşte, terörden bu kadar ıstırap çeken bir ülkenin temsilcilerinin tavsiyeleri bunlardır.
Ne yapmıştır İspanyollar; 30 yıldan beri tek bir af yasası çıkarmamışlardır. Terörle mücadelede 1976 yılında yaptıkları hatayı bir daha tekrarlamamışlardır, terörle mücadele etmişlerdir, tek bir af yasası çıkarmamışlardır. Ayrıca, teröre siyasî destek sağlayan Herri Batasuna siyasî partisini
resmen kapatmışlardır. Türkiye’de terörü destekleyen siyasî kuruluşlara karşı Türkiye’nin aldığı tedbirleri kınayanlara bunu örnek olarak göstermek isteriz. Başka ülkeler böyle mücadele ediyor.
Değerli arkadaşlar, şimdi bir hususu daha dikkatinize çekmek istiyorum. 11 Eylül saldırılarından sonra Amerika teröre karşı çok büyük bir savaş açtı ve bizzat Başkan Bush dedi ki: “Sebebi, kökeni, hedefi ne olursa olsun, dünyadaki bütün terör örgütlerine karşı savaş açıyoruz. Bizim gri sahamız yoktur. Ya teröristten yanasınız ya bizden yanasınız.” Ve Amerika’yı o zaman en çok biz destekledik; bütün NATO ülkeleri arasında Amerika’yı en çok Türkiye desteklemiştir. Şimdi ne görüyoruz; Amerika’nın denetimi altındaki Irak’ta 5 000′i aşkın PKK ve KADEK teröristi konuşlandırılmış

bulunuyor. Türkiye’ye karşı işleyecekleri eylemler için eğitim yapıyorlar. Amerika’dan beklenen, bütün bu terör örgütlerinin mensuplarının derhal yakalanması, Türkiye’ye iade edilmesi değil midir? Amerika ne diyor; işte bizzat Savunma Bakanı Rumsfeld, Sayın Dışişleri Bakanımızın Amerika ziyareti sırasında söyledi: “Irak’ta Türkiye’ye yönelik teröristlerle mücadele etmek için Türkiye’nin af yasasını çıkarmasını bekliyoruz” dedi. Değerli arkadaşlar, bu sözler dehşet vericidir. yani, bize şart koşuyorlar; Irak’taki teröristleri yakalamak için Türkiye’ye şart koşuyorlar. Koştukları şart, bugün Meclisin gündeminde olan yasanın çıkarılmasıdır. Ya çıkarmazsak, ya Meclis bu yasanın aleyhinde oy verirse?! O zaman, siz, bu teröristleri yakalamayacak mısınız?!
Türkiye Amerika’ya veya başka bir ülke Amerika’ya “bizim ülkemizde El Kaide teröristleri var; ama, bunları yakalamak için, size teslim etmek için El Kaide teröristlerini affetmenizi bekliyoruz” dese, Amerika ne tepki gösterir?!
Şimdi, biz, niçin aynı tepkiyi göstermiyoruz, bizim eksikliğimiz nedir? Bu yasayı, biz, yabancı bir ülke bize terörle mücadelede şart koştuğu için mi, önşart koştuğu için mi çıkaracağız, yoksa, milletin şefkati, milletin merhameti bunu gerektiriyor mu diye çıkaracağız?!
Arkadaşlar, eğer, milletin şefkati ve merhametini düşünüyorsak, gayet tabiî ki, bunun zamanı vardır, bunun zamanı gelecektir ve biz, Meclis olarak, halkımızın bu şefkat duygularını değerlendireceğiz. Hangi siyasî partiye mensup olursak olalım, hiçbirimiz, halkımızın bu şefkat duygularına karşı kayıtsız kalamayız; ama, arkadaşlar, bugün o gün değildir. Bugün, teröristler, terör örgütleri, devletin valisine saldırı düzenliyorlar, devletin güvenlik güçlerini öldürüyorlar, gidip mezrada masum insanları öldürüyorlar ve devleti tehdit ediyorlar “eğer, af çıkarmazsanız, biz daha büyük eylem yaparız” diye.
Bizim şimdi çıkaracağımız af, bunlar tarafından, bir âlicenaplık gibi mi anlaşılacaktır, yoksa, bir zaaf unsuru gibi mi anlaşılacaktır?!
Yurt içinde ve yurt dışında, Meclis, “artık, terör sona erdi, bütün teröristler silahlarını bıraktılar, artık, onları affediyoruz” diye düşündü mü diye değerlendirecektir, yoksa, iç ve dış baskılara boyun eğerek ve bu baskılara direnemediği için bu yasayı çıkardı diye mi değerlendirecektir?! (CHP sıralarından alkışlar) Yani, bunu çok iyi düşünelim; bu, PKK teröristleri için de doğrudur, bu yasadan yararlanacak Hizbullah için de doğrudur.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Öymen, affedersiniz, şahsınız adına konuşma talebiniz de var; onu şimdi kullanabilirsiniz; buyurun efendim.

ONUR ÖYMEN (Devamla) – Teşekkür ediyorum.
Şimdi, bu söylediklerim PKK teröristleri için de doğrudur. Belli ki, Amerika bunların affedilmesini bekliyor Meclisten. Hizbullah teröristleri için de doğrudur; bu yasa onları da affedecek. Kim bekliyor acaba onların affedilmesini?! Acaba, Hizbullah teröristlerinin affedilmesinden mutluluk duyacaklar kimlerdir? Sıvas katliamı sanıklarının affedilmesini öngörüyor bu yasa; bunların affedilmesinden, Türkiye için bir utanç kaynağı olan bu teröristlerin affedilmesinden, acaba, kim memnunluk duyacaktır?! Acaba, biz bunları affedersek, kimi sevindireceğiz?! Her halükârda halkımızın büyük çoğunluğunu sevindirmiş olmayacağız. Terörden büyük ıstırap çekmiş olan, perişan halde evlerinden, barklarından uzak, zor şartlar altında yaşayan vatandaşlarımızı sevindirmiş olmayacağız. Teröre şehit veren ailelerimizi sevindirmiş olmayacağız. Terörle mücadele için hayatını kaybetmeyi göze alan insanlarımızı, güvenlik kuvvetleri mensuplarımızı sevindirmiş olmayacağız. Kimi sevindirmiş olacağız?.. Bu sorunun cevabını size bırakıyorum çok değerli milletvekilleri.
Bir şey daha söylemek istiyorum: Biz, dünyada tek başımıza yaşamıyoruz. Uluslararası toplumun teröre karşı tavrı bellidir. Teröre karşı alınan kararlar bellidir. İşte, burada Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin terörle mücadele konusunda aldığı kararlar var. 11 Eylül saldırılarından tam bir gün sonra, 12 Eylül tarihinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi 1368 sayılı Kararı kabul etti ve bu kararda ne deniyor: Bütün ülkelere çağrıda bulunuyoruz; devletler bir araya gelerek, terör suçunu işleyenleri, onlara yardımcı olanları, onları destekleyenleri, onlara para yardımı yapanları, bunların hepsini derhal yakalayarak adalete teslim etsinler.
Değerli arkadaşlarım, Amerika bir Birleşmiş Milletler üyesi değil midir? Bu yasa, bu Birleşmiş Milletler kararı, terörden Amerika’nın çektiği en büyük ıstırabın ertesi günü çıkarılmış değil midir? Şimdi, bu karar, unutulmuş mudur? Amerika, bu kararı unutmuş olabilir mi, diğer devletler unutmuş olabilirler mi, biz unutmuş olabilir miyiz? Bu kararın herhangi bir cümlesinde “bu teröristleri affetmek
doğrudur, isabetlidir, âlicenaplık eseridir” deniliyor mu; denilmiyor. Bu, Birleşmiş Milletlerin çıkardığı tek karar değil. Bu yıl da çıkardı terörle mücadele kararlarını. 1455 sayılı Kararı var Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyinin. Aynı şeyi söylüyor: “Terör suçunun bütün şekillerini hiçbir ayırım gözetmeksizin kınıyoruz” diyor ve bütün devletleri teröre karşı mücadeleye davet ediyor ve hiçbir satırında “terör suçlularını affedin” demiyor devletlere.
Başka kararlar da var. Hepsini zikredecek vaktimiz yok. En son kararını da bu sene şubat ayında almıştır Birleşmiş Milletler. Aynı çizgidedir, aynı kuvvetle terörizmi kınıyor ve bütün devletleri, ayırım gözetmeksizin, terörle mücadeleye davet ediyor. İşte burada, arkadaşlar, NATO’nun bu konuda aldığı karar var; terörist saldırıların yapıldığı 11 Eylül’ün ertesi günü NATO’nun çıkardığı karar var. NATO yaklaşık elli yıllık tarihinde ilk defa olarak, 11 Eylül saldırılarından sonra, bir 5 inci madde kararı almıştır. Bu karar, saldırılara uğradığı için Amerika’yı destekliyor ve bütün NATO ülkelerini, bu saldırıları kendilerine yapılmış addederek terörle mücadeleye davet ediyor.
Şimdi biz ne yapacağız; şimdi biz, bu teröristlerin affedilmesi için bir karar çıkaracağız ve Amerika bize diyecek ki: Ancak bunları affederseniz ben Kuzey Irak’ta bunlara karşı tedbir alırım. Arkadaşlar, bunu içinize sindiriyorsanız, buyurun, Meclis buradadır, kürsü buradadır. Eğer buna oy vermek istiyorsanız, biliniz ki çok yanlış bir iş yapmış olacaksınız ve eğer bu yasa çıktıktan sonra terör suçları artarsa, masum insanlarımız, güvenlik kuvvetleri mensuplarımız öldürülmeye devam ederse biliniz ki, bu yasaya oy verenler büyük bir vicdanî sorumluluk taşıyacaklardır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN – Sayın Öymen, lütfen, konuşmanızı tamamlayınız!
ONUR ÖYMEN (Devamla) – Bitiriyorum.
Arkadaşlar, hepinizi vicdanî sorumluluklarınızla başbaşa bırakıyoruz.
Bu düşüncelerle Yüce Meclisi Saygılarımla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)
BAŞKAN – Sayın Öymen, teşekkür ederim.


Bu belge Konferanslar, Konuşmalar arşivinde bulunmaktadır.