SKYTÜRK – Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanı Adayı Olması Hakkında

Sunucu: CHP’nin henüz randevu verip vermeme konusundaki tavrı net değil. Bu konuda bir gelişme var mı, öncelikle bunu soralım.

Öymen: Biraz sonra MYK toplantısı yapacağız ve orada bu cumhurbaşkanlığı seçimi meselesini bütün yönleri ile değerlendireceğiz. Yalnız şimdiden söyleyeceğimiz şudur; bu seçimin bir uzlaşma sonucu gerçekleştirilmeyecek olması Türkiye’ye çok şey kaybettirecektir. Türkiye’de en çok huzura ve istikrara ihtiyaç duyduğumuz bir dönemde korkarız ki bu yeni gerginliklere yol açacaktır. Daha önce de hatırlayacaksınız milyonlarca insan sokaklara dökülmüştü sayın başbakanın Sayın Gül’ü cumhurbaşkanı adayı olarak dayatması üzerine. Şimdi Sayın Gül’ün geçmişte cumhuriyetin temel değerlerleri ile örtüşmeyen pek çok düşüncesi olmuştu, bunu kendi yazdığı makalelerde gördük, beyanlarında, meclis konuşmalarında gördük. O bakımdan Atatürk’ün koltuğuna oturacak bir insanın cumhuriyetin temel değerleri ile ters düşmeyen birisi olması gerekiyor, biz böyle düşünüyoruz. O nedenle geçen defa karşı çıkmıştık. Uzlaşıcı, Türkiye’nin temel değerlerine ters düşmeyen bir aday çıkınca nasıl meclis başkanlığı seçiminde olumlu oy kullandıysak, uzlaşıcı bir tavır takındıysak, cumhurbaşkanlığı seçiminde de aynı uzlaşıcı tavrı takınabileceğimizi söyledik. Eğer AKP içinden böyle bir aday çıkarırsanız, onu da değerlendiririz, desteklemeyi düşünürüz dedik. Ama bunu yapacaklarına, uzlaşma ile bir aday arayacaklarına, gene o kriz öncesi politikalarına döndüler ve dayatma ile aynı adayı kabul ettirmeye çalışıyorlar meclise. Biz bunu çok yanlış buluyoruz, çok yadırgatıcı buluyoruz. Türkiye bundan çok şey kaybeder.

Sunucu: Abdullah Gül’ün CHP’den randevu talebi olduğunu biliyoruz. Bu konuda genel eğilim ne yönde efendim?

Öymen: Geçen defa gelmişti, ziyaret etmişti genel başkanımızı yardımcıları ile birlikte ve biz de oradaydık. Orada açıkça CHP’nin bu konudaki tavrını kendisine bildirmiştik. Sayın başbakanının ziyaretini biz bekliyorduk. Sayın başbakan genel başkanımıza bu yönde bir ifadede bulunmuştu. Seçimlerden sonra sayın genel başkanımızı ziyaret ederek cumhurbaşkanlığı seçimi konusunda bir istişarede bulunacağını ümit ediyorduk ve kendisi de bunu böyle ifade etmiştir fakat öyle anlaşılıyor ki şimdi bundan vazgeçmişler. Kendisi gideceğine, dayattığı adayın gelmesini tercih etmiştir. Bu yönüyle de MYK’ da değerlendireceğiz kuşkusuz biraz sonra. Doğrusunu söylemek gerekirse, sayın başbakan sözünün arkasında duramamıştır. Ya bir şeyi söylemeyeceksiniz, ya da bir şeyi söylüyorsanız kamuoyunun önünde arkasında duracaksınız. Hem diyorsunuz ki uzlaşma arayacağım, ondan birkaç gün sonra bundan vazgeçiyorsunuz ve bir aday dayatıyorsunuz. Ondan sonra liderle görüşeceğim diyorsunuz, bundan vazgeçip benim dayattığım aday görüşecek diyorsunuz. Bunlar şık şeyler değil, bunlar siyasette güven yaratan unsurlar değildir ve bundan AKP de hükümet de Türkiye de maalesef bir şey kazanmayacaktır ama çok şey kaybedecektir diye endişe ediyoruz.

Sunucu: Şimdi tavır ne yönde olacak, CHP genel kurula girecek mi?

Öymen: Bunu da değerlendireceğiz CHP’nin katılmaması halinde başka bir parti katılıp da iktidara dolaylı bir destek verecekse bu onların takdiridir, onların kararıdır. İlerde Türkiye’nin yaşayabileceği sıkıntılar ortaya çıktığında bunu hatırlayacak insanlar olacaktır. Biz geçen defa izlediğimiz tutumla iktidarın dayattığı bir adayın seçilmesine engel olmuştuk; hukuka ve anayasaya aykırıydı ve bu da Anayasa Mahkemesinin kararı ile kanıtlandı. Şimdi bunun intikamını almak istiyorlar. Böyle bir dönemde bizim en azından CHP olarak iktidarın bu intikamcı tavrına destek olmamızı kimse bizden beklemesin. Ama başkaları başka türlü değerlendirip düşünüyormuş, bu soruyu da onlara sormak lazım.

Sunucu: İlerde Türkiye’nin yaşayacağı sıkıntılar ne boyutta ve ne türlü sıkıntılar olabilir?

Öymen: Dış politikada yaklaşık 5 yıldan beri Sayın Gül’ün sergilediği politika Türkiye’nin hak ve çıkarlarını koruyan bir politika olmamıştır maalesef. Gözümüzün önünde olup bitenler; Kıbrıs’la ilgili olarak gelişmeler belli. Ek protokolü imzalayan Sayın Gül ve onun bakanlığı. Irak konusunda oradaki terör varlığına müdahale etmekten çekinen ve bu nedenle terörün azmasında birinci derecede sorumlu olan hükümetin en önemli bakanı Sayın Gül. AB ile ilişkilerimizin tamamı Kıbrıs ipoteğine bağlandı ve o sırada dışişleri bakanı Sayın Gül. ABD ile ilişkilerimizde çok ciddi sıkıntılar yaşandı, çeşitli pazarlıklar yapıldı hatta başkan Bush bunu ‘at pazarlığı’ olarak nitelendirdi, ‘şu kadar para verirseniz askerlerinizi kabul ederiz, yoksa etmeyiz’ gibi Türkiye’ye yakışmayan işler yapıldı ve o sırada devlette en önemli yetki sahibi olan Sayın Gül. Bunları alt alta yazdığınız zaman, dış politikada en azından, önümüzdeki dönemde ne gibi sıkıntılarla karşılaşacağımızın işaretlerini görebilirsiniz. Geçmişte cumhuriyetin temel değerleri; laiklik, Atatürk ilkeleri konusundaki sözleri kayıtlarda zabıtlarda duruyor. Bunlar ortadayken bizim kalkıp da gönül huzuru ile ‘Türkiye’nin cumhurbaşkanlığına en uygun aday budur’ dememizi kimse beklemesin.

Sunucu: Sayın Öymen çok teşekkür ediyoruz değerlendirmeleriniz için.


Bu belge Belgeler arşivinde bulunmaktadır.