Son Eklenenler:
- Kıbrıs’ta beklenmedik gelişmeler – Onur Öymen – Cumhuriyet Gazetesi – 18 Nisan 2025
- (Türkçe) SPUTNİK AJANSININ ADANA MUTABAKATIYLA İLGİLİ SORULARINA KARŞILIK VERDİĞİM MÜLAKAT 27 OCAK 2019
- (Türkçe) ODA TV’DEN NURZAN AMURAN’A VERİLEN MÜLAKAT 27 EKİM 2019
- (Türkçe) 3 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 99. yıldönümü Hakkında 25 NİSAN 2019
- (Türkçe) CUMHURİYETTE “ ABD’NİN AMACI DEVLETÇİKLER OLUŞTURMAK” ADLI MÜLAKAT 24 AĞUSTOS 2019
- (Türkçe) GAZETE DURUM’DAN BAHADIR SELİM DİLEK İLE MÜLAKAT “VETO HAKKINI SONUNA KADAR KULLANMALIYIZ 23 MAYIS 2022
- (Türkçe) Cumhuriyet gazetesi Tuncay Mollaveisoğlu imzasıyla ve “Türkiye Geri Adım Atamaz” başlığıyla yayınlanan mülakat 22 TEMMUZ 2019
- (Türkçe) ABD BAŞKANI TRUMP’IN AMERİKA’NIN 1987 TARİHLİ ORTA MENZİLLİ NÜKLEER SİLAHLAR ANTLAŞMASINI (INF) ASKIYA ALMA KARARIYLA İLGİLİ OLARAK SPUTNİK HABER AJANSINA VE BAŞKA YAYIN ORGANLARINA VERİLEN DEMEÇ 22 ŞUBAT 2019
- (Türkçe) Türkiye’deki Demokrasi, İnsan Hakları, Basın Özgürlüğü ve Düşünce Özgürlüğü Alanlarındaki Eleştiriler Hakkında 21 KASIM 2019
- (Türkçe) Erdoğan ve ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence görüşmesi ardından 18 EKİM 2019

Bodrum FM – Ralston’la Görüşme Sırasında Gelişen Olaylar Hakkında
CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in Bodrum FM’e verdiği mülakat
31 Ocak 2007
Amerikan Büyükelçisi beni gerçekten Ralston’la buluşmak üzere bir kahve içmesine davet etti. Fakat başkalarını da davet ettiğini söylememişti bize. Ben orada gördüm diğer davetlileri. Ralston’u ben NATO Daimi Temsilciliğim sırasından tanırım. O da orada NATO başkanıydı ve oradan dostluğumuz vardı. Başka arkadaşların da olduğunu orada gördüm. Kendisine biz çok açık bir şekilde görüşlerimizi anlattık. Bu görüşmenin esas önemli tarafı budur. Biz ona dedik ki, “bakın 1926 tarihli bir anlaşma var. Bu anlaşma Türk-Irak sınırını çiziyor ve aynı zamanda tarafların bu sınırı eşkıyalar tarafından kullanılmasını önleme görevi veriyor. Sınırın iki tarafında ne gibi işbirliği yapılacaksa 75 km’lik bir alanda eşkıyaların faaliyet göstermemesi, bilgi değişimi, bunların önlenmesi, bunun için hudut komisyonu kurulması filan. Şimdi bunlar uygulamıyorlar. Irak bunu uygulamıyor. Siz de bunu uygulamıyorsunuz. O zaman bu sınır boş kalıyor ve teröristler diledikleri gibi geçiyorlar bu sınırdan. Biz yapalım diyoruz siz de yapayın diyorsunuz. O zaman bu teröristlere ne mesaj oluyor dedik? Terörle mücadelede geçerli olan kural hiçbir yerde teröristleri yarım saatten fazla güvenlik içinde bırakmayacaksınız. Bunlar yıllardan beri güvenlik içinde. Yani böyle bir şey olur mu dedik.
Ne desin: “Valla ben yetkili değilim bu konuda. Karar merceği ben değilim. Söylediklerinizi Washington’a intikal ettireceğim.” Ne diyebilir. Hiçbir diyecek lafları yok. Argümanları yok. Bunu savunacak hiçbir gerekçeleri yok. Ondan sonra işte Atruş Kampını konuştuk. “Gittim ben de gördüm” dedi. “Hakikaten orada silahlar bulundu dedi. Bombalar, mermiler, havan topu filen. PKK bu rama yapılmadan önce kaçmışlar kamptan. Belli ki haberleri olmuş. Birileri bunlara haber vermiş. “İşte bir daha dönmemeleri için çalışıyoruz. İşte orada sayım yapacağız. 11 bin 500 civarında kişi olduğunu tahmin ediyoruz” dedi. “Bunlardan 6 bini çocuk” dedi. “İşte bunlardan arzu edenlerin Türkiye’ye dönmesini sağlayacağız” dedi. “Bunların” dedik “fazla bir önemi yok çünkü PKK’nın baskısı altında oldukları için Türkiye’ye dönmek isteyenlerin de dönmek istiyoruz diyemezler kolay kolay” dedik. “Siz bu kampı dağıtacaksınız” dedik. Yapacağınız iş bu. Daha önce Artuş kampındaydı bunlar ve biz o zaman Türkiye olarak ağırlığımızı koymuştuk ve dağıttırmıştık. Şimdi yapamıyorsunuz” dedik. AB’de işte “PKK’ya engel olmaya çalışıyoruz, mali kaynaklarını kesmeye çalışıyoruz” filan. “Orada da” dedik “başarı şansınız hiç olamaz. Avrupalılar PKK’yı resmen yasaklamalarına rağmen 100 den fazla PPK derneği faaliyet gösteriyor. Bunlar Türkiye’den siyasi mülteci adı altında adam başına 2500 Euro alarak insanları kaçırıyorlar oraya. Bu Türkiye’den siyasi mülteci kabulü durdurmadan bunu önlemeye imkan yok” dedim.
Yani bu biraz mübalağlı. Avrupa’da resmen Alman halkının da büyük çoğunluğu bunu böyle görüyor. Benim bildiğim budur. Ama bunlar siyasi mülteci kaçırıyorlar oraya. Bir takım gruplarla ilişki kurmuşlar radikal gruplarla ve derneklerle ilişki kurmuşlar. Ve onların propagandasını yapan bazı çevreler var, üniversitelerde, basında, kilise örgütlerinde filan. Ama Alman halkının çoğunluğu benim bildiğim bunları terör örgütü olarak görüyor ve bir sempati duymuyor.
Bağdat’ın PKK’yla temas kurma yolunu seçtiğini biliyoruz. Talabani’nin sözcüsü PKK’yla dağda görüştüklerini, işte onları ateşkes ilan etmeye ikna ettiklerini filan söylüyorlar. PKK’yı muhatap alıyor bunlar. Bir cins arabulucu filan. PKK’yı resmen terör örgütü olarak kabul etse tabii başka türlü davranır. Operasyon yapmadılar. Irak Hükümetinin PKK’ya karşı hiçbir operasyonunu duydunuz mu? E duymadınız. Şimdi kalkıp da Pakistan Cumhurbaşkanı mesela dağda mesela gidip Üsame Bin Ladin’le görüşse Amerika ne der? Düşünebiliyor musunuz? Açık açık söyledi.
Doğrusu orada ben PKK şehidi lafını duymadım ama Güneydoğuda da şehitler verildi gibi bir laf etti. Ondan sonra gazeteciler sormuş galiba işte PKK’yı mı kastettiniz filan diye. O da zannediyorum teyit etmiş. Onu kendisine sormak lazım tam ne dedi? Esas orada verdiği mesaj yani Barzani’yle de ilişki kuralım, Barzani de PKK’ya karşıdır. İşte Türkiye operasyon yapmadan bu tip temaslar yoluyla çözebilir filan gibi bir görüş savundu. Fakat silahlı PKK’lılara karşı devletin silahla mücadele etmesi gerektiğini de kabul etti.
Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.