ATV – Wilson ve Ralston ile Yapılan Kuzey Irak Görüşmesi Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in ATV’ye verdiği mülakat
31 Ocak 2007

Sunucu: Dün akşam Amerikan Büyükelçiliğinde bir yemek vardı ve bu yemekte CHP Milletvekillerinden Esat Canan bazı konuları gündeme taşıdı ve bugün de basına yansıdı. Nasıl bir konuşma içeriğiydi? Öncelikle siz kendi partinize mensup bir milletvekilinin dile getirdiği o konularda neler düşündünüz ve neler konuşuldu?

Öymen: Bir kere yemek değildi, bu bir. İkincisi, Amerikan Büyükelçisi beni Ralston’la bir kahve içmek için buluşturacağını söylemişti ve başkalarının da davet edildiğinden de haberimiz yoktu doğrusu. Sayın Mehmet Dülger ve Turhan Çömez vardı. Biz konuşmalara başladıktan sonra Sayın Esat Canan’ın da geldiğini gördük. Şimdi orada işin esası şu; Kuzey Irak’taki gelişmeleri görüştük ve biz de kendi tutumumuzu anlattık. Parti olarak görüşümüzü anlattık; Türk-Irak sınırının mutlaka korunması lazım Irak tarafından.1926’da İngilizlerle yaptığımız antlaşma Irak’ın sınırının korunmasına yönelik hükümler de içeriyor. Her iki taraftan da 75 kilometre çapında bir alanda taraflar eşkıyanın sınırı geçmesine engel olmak için tedbirler almayı ve işbirliği yapmayı öngörüyorlar ancak bunların hiçbiri yapılmıyor. “Ne Irak koruyor sınırı ne ABD, ne de bizim korumamıza müsaade ediyorsunuz bu olmaz” dedik. Bu bölgede teröristleri başı boş bırakmak ve serbestçe sınırı geçmelerine imkan vermek demek çünkü. Bölgenin coğrafyası Türkiye’nin korumasına müsait değil. “Bir şey yapmamız lazım dedik” ama bunlara karşı bir şey söyleyemedi. Yani izledikleri politikayı savunamadı ve dedi ki; “ben karar verici değilim Amerika’da, kararı ben vermiyorum.” Biz de “siz bir şey yapamıyorsanız sınırı korumamıza engel olmayın” dedik.

Ondan sonra Mahmur kampından bahsettik. “Ben kendim gittim Mahmur kampına, gözümle gördüm” dedi. “Oradaki yerel yöneticilerin açıkladıklarının aksine bazı havan topu mermileri bulduk hatta çocukların elinde bile fişekler vardı ve arama yapılmadan önce PKKlılar bunu haber almış kaçmış kamptan” dedi. “Biz bu kampın korunmasını sağlayacağız ve PKKlıların bir daha geri dönmesine engel olmaya çalışacağız” dedi. “Sayım yapacağız ve Türkiye’ye dönmek isteyenler varsa onların dönmesini sağlayacağız” diye ekledi. Bir antlaşma müzakere ediliyor Türkiye, Irak ve BM arasında dedi. Biz de kendisine “bu yöntemlerle bir sonuç alamazsınız çünkü bunlar PKK’nın baskısı ve korkusuyla kolay kolay Türkiye’ye dönmek istediklerini söylemeye cesaret edemezler” dedik. “Aslında bizim izlenimimiz bunların hemen hemen tamamı Türkiye’ye dönmek istiyor” dedi. “Geçmişte biz bunun tecrübesini yaşadık; PKK zorla insanları götürmüş Türkiye’den, biz Atruş kampını dağıttık ve orada Türkiye olarak çok kararlı bir tavır sergiledik ve BM’nin bu kampı dağıtmasını sağladık” dedik. “Şimdi de yapacağınız budur, o kampı dağıtacaksınız ve oradaki insanların Türkiye’ye gelmesini sağlayacaksınız” dedik. “Avrupa’daki PKK faaliyetlerine engel olmaya çalışıyoruz” dedi ve biz de “hiç başarı şansınız yoktur, boşuna uğraşmayın bunun çözüleceği yer Kuzey Irak’tır” dedik. Niçin başarı şansınız yok? Çünkü PKKlılar Türkiye’den siyasi mülteci adı altında adam başına 2500-3000 Euro para alarak bunları Avrupa’ya taşıyor, Avrupa’da bunları kullanıyor, bunların aldıkları paranın yarısını ellerinden alıyor, bu sistemle sizin mücadele etmeniz mümkün değil ve bunun esas karargahını ortadan kaldırmak lazım. Bu sistemi yani bu terör örgütünün tamamını bertaraf etmeden, çeşitli yöntemlerle Avrupalıları ikna edeceksiniz filan olmaz. Avrupalılar da zaten PKK kendi turistlerine ve kendi hedeflerine saldırmasın diye çok çekingen davranıyor onun için bir sonuç alamazsınız dedik. Bunları konuştuk.

Bu arada diğer arkadaşlar Sayın Dülger, Sayın Çömez onlar da görüşlerini açıkladılar. Esat Canan da Barzani ile daha yakın bir temas sağlanması, Talabani’nin Türkiye’ye davet edilmesi gibi görüşler ileri sürdü, Irak’a bir operasyon fikrini benimsemediğini söyledi. Ben de dedim ki, “bir operasyon demedik Irak’a, sınırımızı koruyacağız” dedik. Yani sınırı korumak her devletin hakkıdır ve görevidir. “Irak korumazsa biz koruyacağız başka bir çaremiz yoktur” dedim. Bir arkadaş da, “siz devletin silahlı teröristlerle silahlı mücadele etmesine karşı mısınız” dedi o da “karşı değilim” dedi. “Her iki taraftan da kayıplar oluyor” dedi, ama PKK şehidi gibi bir laf söylediğini duymadım ben. Yani ben duymadım en azından. Güneydoğuda şehitlerimiz var gibi bir laf etti ama onu tam PKK lafını kullanarak söylemedi. Fakat neyi kastettiğini kendisine soracaksınız. O arkadaşımızın farklı bir takım görüşlerinin olduğunu biliyoruz. Ama partimizi bağlayan görüşler genel başkanımızın bu konuda defalarca ifade ettiği görüşlerdir. Ben de Ralston’a ve ABD büyükelçisine bu görüşlerimizi orada aktardım. Orada söylediklerim, genel başkanımızın daha önce söylediği partimizin resmi görüşleridir.

Sunucu: Yani, “Sayın Canan’ın farklı düşünceleri olabilir ya da var” diyorsunuz. Gündeme yansıyan bu paralellikte ya da kesişen noktalarda herhangi bir açıklaması oldu mu daha önce? Ya da parti içinde buna benzer görüşlerini açıkladı mı?

Öymen: Başka zamanlarda da bu görüşleri söylediğini biliyoruz. Kuzey Irak’a yönelik operasyon konusunda farklı düşündüğünü biliyoruz. Siyasi girişimlerle bu işin çözülebileceği izlenimi içinde. Biz de bu yöntemin bugüne kadar hiçbir sonuç vermediğini, Türkiye’nin sınırını mutlaka koruması gerektiğini çünkü bu sınırdan teröristlerin geçerek çok sayıda insanımızı öldürdüklerini, sabotajlar yaptıklarını ve patlayıcı maddeler geçirdiklerini söyledik. Bu sınırın coğrafi olarak sadece Türkiye’den korunmasının mümkün olmadığını söyledik. Sadece Hakkari ilimizde 32 tane 3000 metreden yüksek dağ var. Yani bu coğrafyada bu sınırı nasıl koruyacaksınız? Onun için mecbursunuz Irak tarafındaki yaylalardan korumaya. Bunu anlatıyoruz biz.

Sunucu: Parti olarak Sayın Canan’a yönelik bir adım atma ya da dile getireceğiniz herhangi bir şey olacak mı?

Öymen: Henüz konuşmadık, böyle bir konu henüz gündeme gelmedi. Zaten bu konuda bu toplantıdan sonra bir parti toplantısı da yapmadık. İlk defa bugün MYK toplanacak.

Sunucu: Gazetelere yansıyan ya da medyanın özellikle altını çizdiği nokta; Güneydoğuda şehitlerin olması. Ama açılım olarak baktığımızda bu şehit ifadesini hangi yönde kullanmış olabilir?

Öymen: Kendisine sormak lazım. Partimizin görüşü bu konularda çok açıktır, çok nettir. Türkiye gerçekten PKK ile mücadelede çok büyük kayıplar vermiştir, çok şehit vermiştir. Bu insanların gerçekten hayatlarını vermelerinin sebebi bu terör örgütünün saldırılarıdır, başka bir şey değildir. Terör örgütünün hedefinde Türkiye’yi bölüp parçalamak, Türkiye’den bir toprak parçasını kopartmak olduğu bellidir. Hiçkimse bu terör örgütünü maruz göremez ve gösteremez. Terör örgütünün işlediği suçların hesabı mutlaka mahkemede verilmelidir. Biz öyle düşünüyoruz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.