Avrasya TV – Ermeni Meselesi Hakkında

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur ÖYMEN’in
Avrasya Televizyonuna Verdiği Mülakat

6 Mayıs 2005

Aslında diplomatik açıdan tanımayla, diplomatik ilişkiler  kurma, karşılıklı büyük elçilikler açma iki ayrı konu. Evet biz Ermenistan’ı devlet olarak tanıdık. Zaman zaman Ermeni devlet adamlarıyla Türk devlet adamları çeşitli toplantılar vesilesiyle bir araya geldiler. Mesela bundan önceki Cumhurbaşkanı Ter Petrosyan İstanbul’da düzenlenen bir uluslararası toplantıya katıldı. Hatta orada o zaman ki Cumhurbaşkanımız Demirel tarafından  Azerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev’le bir araya getirildi. O bakımdan bu gibi temasların olması, diplomatik olarak karşılıklı büyükelçiliklerin açılmasından farklı şeyler.

Burada benim gördüğüm kadarıyla esas çelişki şurada var: Bir süre önce Sayın Başbakan Koçaryan’a bütün tarihçiler bir araya gelsin ve bu soykırım meselesini görüşsünler diye bir mektup yazdı.  Oradan da bir cevap geldi. Bu cevapta diyordu ki biz önce ilişkileri normalleştirelim, bir komisyon kurulması işine sonra bakarız.

Oysa dün Dışişleri Bakanı Abdullah Gül Mecliste bize bilgi verdi. Diyor ki, Koçaryan’ın mektubunda olumlu ifadeler var. Demek ki bu mektubu değerlendirme biçimi biraz değişti. Ben de bu çelişkiye dikkat çektim. Sayın Gül önümüzdeki günlerde bazı girişimler yapabiliriz dedi. Ben de sınırı açmayı mı düşünüyorsunuz dedim. Yok dedi onu düşünmüyoruz.

Belli ki Türkiye üzerinde hem Amerika’nın hem Avrupa Birliğinin bu sınırın açılması için baskıları var ve bu da sürecek. Hükümet buna ne kadar dayanır bilemiyorum. Şimdi şunu unutmamak lazım. Bu sınırı niye açmıyoruz? Tabii ki ticari olarak düşünürseniz  demiryolu bağlantısı var. Bu bağlantıyı kullanarak Orta Asya’ya kadar gidebilirsiniz ama buna rağmen  Türkiye bu sınırı açmamaktadır. Neden? Çünkü Azerbaycan’ın  topraklarının yüzde yirmisi bugün bile Ermenistan’ın  işgali altındadır. Ermenistan  Yukarı Karabağ meselesinde bir türlü çözüme yanaşmıyor.

Azerbaycan’da Ermeni işgalinde evlerini terk etmek zorunda kalan 1 milyon insan var.  Şimdi bu meseleler halledilmeden Türkiye ile Ermenistan ilişkilerini normalleştirmek mümkün değil. Şimdiye kadar hiçbir Türk hükümeti bu konuda karşı tarafın somut adımını beklemeden somut bir atmayı düşünmedi. Ama bu hükümet daha önceki politikalardan sapmayı bir adet haline getirdiği için belki bu politikadan da vazgeçecek.

Şimdi esas yapılması gereken şey şudur: Yukarı Karabağ meselesini görüşen Minsk grubu var. Bu grup çerçevesinde Ermenistan’a baskı yaparak Ermeni-Azeri ihtilafının çözümüne  yardımcı olmak varken baskılara boyun eğmek doğru bir politika değildir.

Yani belli ki bütün bu temaslarda Türkiye’ye bir mesaj veriliyor. Şimdi Avrupa veya Amerikalılara niçin şunları söyleyemiyorsunuz? Niçin Ermenistan’a Azerbaycan’dan çekilmesi için baskı yapın diyemiyorsunuz? Niçin Rusya’yı daha fazla devreye sokmuyorsunuz? Biz hep başkalarının baskıları karşısında boyun eğen, taviz vermeye hazır bir ülke görüntüsü altındayız. Siz talep edeceksiniz, siz ne istiyorsunuz bunu açıkça söyleyeceksiniz.
Azeriler bizden bunu bekliyor. Azerilerin Türkiye’den başka güvenebileceği başka kimsesi yok. Biz diyeceğiz ki bakın Azerbaycan perişan durumda  toprakların şu kadarı  işgal altında şu kadar köyü şu kadar kenti işgal altında ve siz buna karşı ne yapıyorsunuz? Hocalı’da binlerce Azeri katlettiler. Bunun hesabını sormak lazım  ama siz devamlı alttan alıcı, taviz verici yumuşak görünmeyi bir politika sayan bir yaklaşım içindesiniz. Bu ikili görüşmelerden ne çıkar göreceğiz ama dediğim gibi işin esasına girmek lazım..


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.