TRT 1 – ABD-Türkiye Savunma Anlaşması Hakkında

CHP GENEL BAŞKAN YARDIMCISI ONUR ÖYMEN’İN
28 NİSAN 2005 TARİHİNDE TRT1 KANALINA CANLI
TELEFON BAĞLANTISI İLE VERDİĞİ MÜLAKAT

İncirlik ile ilgili böyle bir anlaşma yapmaları anayasamıza uygun değildir. Anayasamızın 92. maddesine bakacak olursanız, bu tip anlaşmaların mutlaka Meclis onayından geçmesi gerekiyor. Ama burada mevcut olan, 1980 anlaşmasının kapsamını zorlayarak yapılan bir ilerlemeyse, yani bu anlaşma çerçevesinde yapılan bir mutabakatsa ve bunu bir kararnameyle düzenlemeyi öngörüyorlarsa, bunun anayasamıza göre Meclisin yetki sınırının içinde olup olmadığını araştırmamız gerekecek. Bunun yolu da Hükümetin bütün bu konularda Meclise bilgi vermesidir. Bir kere işin bir hukuki boyutu var. O bakımdan mutlaka Meclise ne yaptıklarını, niçin yaptıklarını, nasıl yaptıklarını anlatmaları gerekiyor.

İkincisi işin bir de siyasi boyutu var. Bizim Meclis olarak görevimiz sadece hukuki denetim değil aynı zamanda siyasi denetimdir. Yani bu karar doğru mudur, zamanlı mıdır, karşılığında ne alınmıştır? Amerikanın Irak bağlamında, İncirlikle ilgili olarak Türkiye’den bazı beklentileri var. Türkiye’nin de Amerika’dan beklentileri var. Irak’taki PKK terörizminin tasfiye edilmesi veya oradaki Türk soydaşlarımızın Kerkük’teki haklarının korunması gibi. Şu ana kadar bizim bildiğimiz Türkiye beklentilerinin hiçbirinde beklediği sonucu alamamıştır. Yani siz istediklerinizden hiçbirini alamayacaksınız. Fakat karşı tarafın her istediğini vereceksiniz. Bu da doğru bir politika olmuyor.

Amerika’nın bu gibi yöntemleri, yaklaşımları vardır. Daima belli bir manivela kullanmak isterler. Başka ülkeler bir şey yaptırmak istedikleri zaman onu yapmadığınız takdirde karşılığında size zarar verecek bir iş yapacaklarını hep söylerler. Bunu biz çok gördük, çok duyduk, çok yaşadık. Eğer Ermeni soykırımı meselesindeki tavırları gerçeklerle bağdaşmayan bir iddiayı size karşı tehdit unsuru olarak kullanmaksa bu hiç yakışmayan bir tavırdır. Amerikalıların bunu yapacaklarını tahmin etmiyorum. Ama basında bu gibi bilgiler yayınlanıyor. Biz böyle baskıyla, tehditle atalarımızın katil olduğunu kabul etmeyeceğiz. Söylenecek laf açık bir şekilde budur. Yani Türkiye’ye kabul ettirmek istenen atalarının Ermenileri soykırıma tabi tuttukları iddiasıdır. Biz bunu kabul etmiyoruz. Bunu kanıtlayacak hiçbir belge yok. Hiçbir somut delil yok ve bir takım militan grupların iddialarına bakarak ve onlara payanda olan bazı devletlerin baskılarına boyun eğerek biz bunu kabul edeceğiz. Bu söz konusu değildir.

İşte biz bunu söylüyoruz. Hükümet bize bu konuda bilgi vermezse biz sadece basın haberleriyle yetinirsek bunun içeriğini tam olarak bilemeyiz. Geçen defa biliyorsunuz 23 Haziran’da bir kararname çıkartmışlardı. Dediler ki, Irak’a askeri yardım için üslerimizi kullandıracağız. Ondan sonra Amerikan basınından öğrendik ki, bu insani yardımı aşan bir boyutu varmış. Nitekim birkaç ay sonra açıkladılar, işin siyasi boyutu çıktı, lojistik boyutu çıktı. Şimdi bu gibi konuları çok dikkatli yürütmek lazım. Bizim TBMM’miz 1 Mart tezkeresini reddederek Türkiye’nin bu savaşa katılmasına, destek olmasına karşı bir tavır aldı. Benzer bir tezkere getireceklerse, bunu denetleyecek olan da Meclistir. Yani Meclise denetim görevi yapma fırsatı verilmiyor. Kaldı ki, bu lojistik destek sağlamanın Türkiye’ye ayrıca bir siyasi yük getirip getirmediğini de araştırmak lazım. Yani bütün bu konuları görüşmemiz gereken yer Meclistir ancak maalesef Mecliste bunlar görüşülmüyor. Şimdi Amerika Türkiye’den ne istiyor? 1980 tarihli bir Savunma ve Ekonomik İşbirliği Anlaşmamız var. Bu anlaşmanın bir de İncirlik eki var. Bu İncirlik eki içerisinde NATO bağlantılı olarak bir takım kolaylıklar Amerika’ya zaten sağlanmıştır. Fakat belli ki, Amerika bununla yetinmiyor. Bundan daha fazlasını istiyor. Ne istiyor, niçin istiyor, niçin mevcut anlaşmanın sınırlarını zorlamak istiyorlar? Bunları bilmiyoruz. Ama belli ki, 1980 tarihli anlaşmanın İncirlik ekinde sağlanan kolaylıklar Amerika’ya yetmiyor. Şimdi Amerika’nın bölgeye yönelik genel stratejisini düşünürseniz, görürsünüz ki, Amerikanın önleyici müdahale stratejisi var. Yani sen saldırıya uğramadan bir tehdit unsuru olduğuna inandığın ülkeye saldırarak onun hedeflerini tahrip etme stratejisi. Şimdi diyorlar ki, sadece nakliye uçakları gelecek. Basın haberlerine göre öldürücü olmayan silahlar da taşınabilir deniyor. Ne demektir öldürücü olmayan silahlar, neyi kastediyorsunuz? Lojistik desteğin sınırı nedir? Bunları bilmiyoruz. Şimdi öldürücü olmayan silah radardır mesela. Ama radarı bir uçağa takarsanız öldürücü silah olur.
O bakımdan Türkiye’ye adım adım 1 Mart tezkeresinde alamadıkları imtiyazları alarak savaşa sürüklemek mi istiyorlar veya savaşa destek bir unsur olarak mı kullanmak istiyorlar? Bölgedeki petrol çıkarları açısından, petrol ulaşımlarını denetlemek için ilerde İncirliği mi düşünecekler? Şimdi sadece istediklerinin birinci taksitini mi gündeme getiriyorlar? Bunların hiçbirini bilmiyorum. Ama bildiğimiz bir şey var. Amerikan basınında büyük bir Türkiye aleyhtarı kampanya başlattılar. Basında, Kongrede, Savunma Bakanlığında, devlet yetkililerinin ağzından Türkiye’nin hiç hak etmediği eleştirilerde bulundular. Türkiye’yi Nazi Almanya’sına benzettiler. Avrupa’nın hasta adamı dediler. Bütün bunları niçin yaptılar? Belli ki, İncirlikte bekledikleri tavizi almak için yaptılar. Yani biz bu baskılara dayanamadığımız için mi veriyoruz? Yoksa bizim kendi çıkarımıza olduğuna inandığımız için mi veriyoruz? Karşılığında ne alıyoruz? İkinci kapıyı mı açtırdık Irak’a? Terörün tasfiye edilmesi için teminat mı aldık? Türkmenlerle ilgili bir vaat mi aldık? Belli ki, Hükümet karşılığında hiçbir şey almadan sırf baskıdan kurtulmak için gene tek taraflı taviz veriyor. Yani bunun başka türlü izahı mümkün mü? Mümkünse buyursunlar Meclise, tartışalım, neyi niçin veriyorlar bize izah etsinler. Bunun boyutu nedir, kapsamı nedir? Biz Amerikanın düşmanı değiliz. Amerika’ya kötülük yapmak istemiyoruz. Ama uluslararası ilişkilerin belli kuralları var. Yani ne alırsınız, ne verirsiniz, karşılığında ne sağlarsınız? Verdiğinizin riski nedir? Bunun değerlendirmesi yapılmış mıdır? Kim tarafından yapılmıştır, nerede yapılmıştır? Yarın öbür gün bunun doğuracağı bazı sonuçlar karşınıza çıkarsa Hükümet onun bedelini nasıl ödeyecektir? Bunu halka nasıl anlatacaktır? İşte bütün bunları biz Mecliste görüşmek istiyoruz.


Bu belge Görsel Basın arşivinde bulunmaktadır.